Ar-G ve inovasyonu sürdürülebilir bir büyümenin itici gücü olarak görüyoruz

Ar-G ve inovasyonu sürdürülebilir bir büyümenin itici gücü olarak görüyoruz

2008 yılında Petkim’i satın alarak Türkiye pazarına giren SOCAR, iki yıl önce Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri için ayrı bir yapılanmaya gitti. SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon A.Ş. Genel Müdürü Bilal Guliyev hedeflerini Petkim Ar-Ge Merkezi’nin 52 yıllık tecrübe ve bilgi birikimini tüm grup şirketlerine yaymak olarak açıklıyor. Guliyev ile SOCAR Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi olarak yaptıkları çalışmalar ile UFUK 2020 hibe programı kapsamında desteklenen NEFERTITI Projesi hakkında konuştuk.

ICT MEDIA: SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon A.Ş. hakkında bilgi verir misiniz? Ar-Ge ve inovasyon genellikle şirketlerin bünyesinde bir birim olarak faaliyet gösterirken, SOCAR olarak ayrı bir Ar-Ge ve inovasyon şirketi kurmaya neden ihtiyaç duydunuz, anlatır mısınız?

Bilal GULİYEV: Türkiye’de stratejik alanlarda yer alan, hayata geçirdiği projelerinde en ileri teknolojileri kullanan SOCAR Türkiye, Ar-G ve inovasyonu sürdürülebilir bir büyümenin itici gücü olarak görüyor. Nitekim bu anlayışla yıllardır grup bünyesinde faaliyet gösteren Petkim Ar-Ge birimi çok sayıda projeyi hayata geçirdi. Bu alanda çok daha aktif olarak yer almak amacıyla, tüm grup şirketlerine hizmet verecek bir çatı yapı oluşturmak istedik ve Aralık 2019’da da SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon A.Ş. kuruldu. Her ne kadar yeni bir yapılanma gibi görünsek de arkamızda yılların birikimi var. Amacımız, 1969 yılında Petkim’in Yarımca tesislerinde hizmet vermeye başlayan Ar-Ge Merkezi’nin 52 yıllık tecrübesi ve bilgi birikimini tüm grup şirketlerine yaymak…

Aliağa Rafineri ve Petrokimya İş Birimi kampüsünde yer alan SOCAR Ar-Ge Merkezi hem fiziki hem de kadro olarak oldukça güçlü bir yapıya sahip. 1.200 metrekarelik alanda kurulan merkezimizde; reoloji, katalizör, polimer karakterizasyon, çevre ve biyoteknoloji, kimyasal analiz ve kromatografi alanlarında hizmet veren 6 laboratuvarımız bulunuyor. Ayrıca polimer işleme, polimerizasyon geliştirilen teknolojilerin uygulanmasına ve katalizör test sistemlerine olanak sağlayacak 400 metrekarelik bir pilot üretim tesisi ile ofislerimiz mevcut.

ICT MEDIA: Günümüzde Ar-Ge ve inovasyon şirketler için sürdürülebilir büyümenin itici gücü olarak görülüyor. Türkiye’nin en büyük petrokimya şirketi olarak SOCAR’ın Ar-Ge ve inovasyona yaklaşımı nedir? Ar-Ge ve inovasyon kapsamında yürüttüğünüz önemli faaliyetler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Bilal GULİYEV: SOCAR Türkiye’nin tüm grup şirketlerine hizmet veren SOCAR Ar-Ge Merkezi’nin hedefini; ‘değer zincirindeki tüm paydaşlar için yenilikçi, sürdürülebilir, çevre dostu ve pazar odaklı ürün, katalizör ve dijital teknolojiler geliştirmek, mevcut üretimlerin ya da üretim proseslerini iyileştirmek ve geliştirmek’ olarak özetleyebilirim.

SOCAR Ar-Ge ve İnovasyon A.Ş’nin kurulmasındaki esas amacımız Ar-Ge çalışmalarına yatırımları artırarak SOCAR Türkiye’yi rekabetçi konumda tutmak ve inovatif çözümlerle şirketimizin kalıcı büyümesine katkı sağlamak. Bugün baktığımızda dünya genelinde kimya sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin cirolarının yaklaşık yüzde 2-2,5’ini Ar-Ge’ye ayırdıklarını görüyoruz. Bizim de hedefimiz ilk etapta ciromuzun yüzde 1’ini, ardından projelerin kapsam ve ölçeklerini geliştirdikçe yüzde 2’lere çıkarmak.

Ar-Ge ve inovasyon kapsamında yürüttüğümüz projeler, kendi iş kolumuza paralel olarak enerji sektöründe yoğunlaşıyor. Üretim yapan tüm şirketlerimiz için verimliliği artırıcı, maliyetleri düşürücü teknolojileri araştırıyoruz. Bunun yanı sıra çevresel etkileri göz önünde bulundurarak karbon ayak izimizi düşürecek teknolojileri bulmaya çalışıyoruz. Öte yandan uluslararası arenada yenilenebilir enerjileri kullanarak bunları petrokimyasal hammaddelere çevirmeyi planlıyoruz ve bu konuda iş birlikleri yapıyoruz.

ICT MEDIA: SOCAR Türkiye Ar-Ge Merkezi, NEFERTITI Projesi için Avrupa’dan fon almaya hak kazandı. NEFERTITI Projesi nedir? Proje ortakları kimlerdir? Avrupa Birliği tarafından UFUK 2020 Hibe Programı kapsamında desteklenen projenin sektör için önemini anlatır mısınız?

Bilal GULİYEV: NEFERTITI, güneş enerjisiyle karbondioksitten etanol/izo-propanol gibi kimyasal maddeler üretmeyi hedefleyen bir proje. Karbondioksit ve suyun kimyasal maddelere dönüştürüleceği bu projemizle yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının çeşitlendirilmesi konusunda tecrübelerimizi artırmayı hedefliyoruz. NEFERTITI Projesi konsorsiyumunda; İspanya, Çin, ABD, İrlanda, Hollanda ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden 10 uluslararası ortak yer alıyor ve biz projedeki tek Türk şirketiyiz. Proje kapsamında hibe sözleşmesini ise 1 Mart 2021 tarihinde imzalayacağız.

Avrupa’nın en önemli araştırma ve inovasyon programı olarak ifade edilen UFUK 2020’nin hibe programında yer almaya hak kazanan bir projeyi yürütmek ve kısa sürede böyle bir proje ile gündeme gelmek sektör için de bizim için de çok değerli. Avrupa Komisyonu UFUK 2020 Hibe Programı tarafından fonlanacak projeler arasında yer alacak olan projemizin SOCAR Türkiye’nin orta ve uzun vadeli sürdürülebilirlik ve enerji geçişi stratejilerine de büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.

ICT MEDIA: Ar-Ge ve inovasyon için üniversite ve sanayi iş birliği önem taşıyor. Şirket olarak akademik dünyayla ilişkileriniz nasıldır? Üniversite- sanayi iş birliğini hayata geçirebiliyor musunuz? Bu alanda yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Bilal GULİYEV: Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını üniversitelerden ayrı düşünmek mümkün değil. Halen devam eden bazı projelerimizi Türkiye’nin köklü üniversiteleri ile işbirliği halinde yürütüyoruz.

Hali hazırda merkezimizde akademik düzeyi doktora olan 8 araştırmacımız bulunuyor. Ekibimize doktora dereceli yeni araştırmacıların eklenmesi konusunda da çalışmalarımızın sürdüğünü ifade etmek isterim. Bu kapsamda TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından açılacak olan, sanayinin ihtiyaçlarına yönelik hedeflenen teknolojik dönüşümün sağlanması ve değer zincirinde istenilen seviyelere ulaşılması için kritik önem arz eden insan kaynağının, nicelik ve nitelik olarak iyileştirilmesini amaçlayan ‘2244-Sanayi Doktora Programı’ çağrısına başvuru yapmak üzere hazırlıklarımız devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde de Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile dijital çözümler, yenilenebilir enerji ve plastik geri dönüşümü konularında yeni işbirliklerimiz olacak.