"Veri merkezleri ve bulut altyapıları pazarı Türkiye için çok büyük potansiyel taşıyor"

"Veri merkezleri ve bulut altyapıları pazarı Türkiye için çok büyük potansiyel taşıyor"

Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan verilerin depolanması, organize edilmesi, kullanılması ve düzenli aralıklarla yedeklenmesi büyük önem taşıyor. Datacenter veya veri merkezleri, şirketlerin bu ihtiyaçlarına cevap veriyor. Sektörün önemli oyuncularından Premier DC ve Sadece Hosting Yönetim Kurulu Danışmanı Sadi Abalı, şirket olarak hedeflerinin global servis sağlayıcılar tarafından sunulan hizmetleri Türkiye’de sunmak olduğunu söyledi. Veri merkezleri ve bulut altyapıları pazarı Türkiye için çok büyük potansiyel taşıyan bir alan olduğuna dikkat çeken Abalı, “Çözülmesi gereken sorunları çok ciddi bir şekilde ele alıp artık sürüncemede bırakma lüksümüz yok.” dedi. Abalı, ICT MEDIA’nın sorularını cevaplandırdı.

 

ICTMEDIA: Daha önce de veri merkezi şirketlerinde çalıştınız. Premier DC Veri Merkezi’ni sektörde diğerlerinden ayıran fark nedir? Premier DC Veri Merkezi’nin gelecek vizyonu, büyüme hedefleri ve yeni projelerinden bahseder misiniz?

Sadi ABALI: Daha önce de veri merkezi hizmeti sunan şirketlerde çalıştım. 1999-2000 yıllarında Türkiye’nin ilk ticari amaçlı, yani çok sayıda şirketin kullanımına açık veri merkezlerinden birini kurdum. Siemens Business Service çatısı altında, bir fabrika binasını veri merkezi ve çağrı merkezinde dönüştürdüğümüz çok keyifli bir projeydi. Bu veri merkezini kullanarak çok yaratıcı dış kaynak ve yönetilen hizmet projeleri ile iş modellerine imza atmıştık. Daha sonra Orange Business Services ülke müdürlüğüm döneminde de Türkiye’de veri merkezine sahiptik. eFinans’ta genel müdürlük görevindeyken ise veri merkezi kullanan bir elektronik vergisel uygulamaları hizmet sağlayıcısı konumundaydık. Son olarak da Premier DC Veri Merkezi öncesindeki dönemde Radore Veri Merkezi genel müdürlüğü görevinde bulundum. Veri merkezi sektöründe hem hizmet sağlayıcı hem de hizmet alıcı olarak çok sayıda sorumluluk ve projelerde yer aldım. Aslında bu deneyimleri veri merkezi sektörüne sınırlamak yerine bilgi teknolojileri hizmetleri olarak daha genel bir çerçevede görmek çok daha doğru olur. Şimdi Premier DC ile strateji, ürün yönetimi ve satış-pazarlama odaklı ve büyümeden sorumlu yönetim kurulu danışmanı olarak yeni bir yolculuğa çıktık. Premier DC de sektörde uzun geçmişi olan bir yapı ve benim bilgi teknolojileri ve veri merkezleri sektöründe yapmak istediklerimle çok örtüşen hedefleri olan bir şirket. Burada öncelikle, bir şehir içi veri merkezinde bulmayı beklemediğim seviyede bir altyapı olduğunu gördüm. Yönetilen hizmetler, otomasyon ve genel yani kurumsal yönetişim konusunda da birçok veri merkezinin yıllardır uğraşı çözemediği sorunlar çözülmüş durumdaydı ve bu da beni heyecanlandırdı. Bu sayede çok hızlı bir şekilde bir yeni ürün ya da yeni hizmet yol haritası üzerinde anlaşma imkânımız oldu. Hedefimiz global servis sağlayıcılar tarafından sunulan hizmetleri Türkiye’de sunmak ve işletmelerin aradıkları tüm bilgi teknoloji altyapı ve hizmetlere kolay erişimini sağlamak. İlk devreye aldığımız yeni hizmet Openstack tabanlı bulut altyapısı oldu. Openstack bulut altyapısı sayesinde işletmelere çok rekabetçi ve esnek sanal veri merkezi hizmetleri sunabiliyoruz. Bu altyapı üzerinde yılın ortasına doğru Container hizmetlerini sunmaya başlayacağız. Bu hizmetlerde Dcokerswarm ve Kubernetes orkestrasyon altyapıları aynı anda hizmete sunulacak. Ek olarak, veri tabanı güvenliği ve uyumluluk yönetiminden uç noktalarda performans ve güvenlik yönetimi için SD WAN altyapılarına kadar genişleyen bir yönetilen hizmet portföyü üzerinde çalışıyoruz. Dijitale doğan ve dijital teknolojilere dayalı iş yapan genç şirketlerle iş birliklerimize de çok önem veriyoruz. Bu konuda mobil teknolojilere dayalı, mobil kullanıcı verilerini kullanarak büyük veriyi toplayan ve işleyen yenilikçi çözümler sunan genç şirketlerle iş birlikleri üzerinde sürekli görüşmeler halindeyiz. Bu vesileyle veri merkezi ve bulut altyapılarına ihtiyaç duyan genç şirketlere de burada çağrıda bulunmuş olayım; bize ulaşsınlar. LinkedIn’de telefon numarası ve e-posta adresi olan az sayıda kişilerden birisiyim. Oradan bana ya da direkt olarak Premier DC’ye ulaşırlarsa, onlara işlerini büyütmeleri konusunda nasıl yardımcı olabileceğimizi anlatalım. Bu türden iş birlikleri üzerinde çalışmalarımıza devam ediyoruz ve bunları yıl içinde duyurmaya devam edeceğiz.

Premier DC olarak sahip olduğumuz PCI DSS, ISO 27001, ISO 22301 gibi çok değerli sertifikalar sayesinde bankalara, ödeme sistemleri hizmet sağlayıcılarına, e-Fatura özel entegratörlerine hizmet vermek için gerekli olan tüm koşulları karşılayabiliyoruz ve bu çabalarımızda işimizi çok kolaylaştırıyor. Bu sertifikalar aynı zamanda kritik uygulamaları olan işletmeler için de güvence oluşturuyor. BDDK, GİB gibi kurumların onayını almış, uygulamalarını ve verilerini Premier DC’de barındıran çok sayıda müşterimiz var.

ICTMEDIA: Dijitalleşme devletler gibi şirketlerinde en önemli gündem maddesi. Bütün şirketler yeni teknolojilerden yararlanmaya dijital dönüşüme ayak uydurmaya çalışıyor. Şirketlerin başarılı bir dijitalleşme sürecini hayata geçirmeleri için neler yapmaları gerekir? Dijital dönüşümde en fazla karşılaşılan sorunlar nelerdi?

Sadi ABALI: Dijitalleşme ve dijital dönüşüm gönül verdiğim alanlardan birisi ve gerek şirketler gerekse devlet kurumları dijitalleşme konusunda son yıllarda büyük gelişme gösterdi. Ancak daha gidilecek çok yol ve yapılacak çok iş var. Bulut altyapılarının yaygınlaşması, iş süreçleri yönetim yazılımlarının daha uygun maliyetlerle ulaşılabilir hale gelmesi, IOT gibi teknolojilerin hizmet olarak sunulması, robotik süreç otomasyonu yazılımları sayesinde işletmelerin dijitalleşmesinin ve inovasyonun önü açıldı. Bu konuda zorlanan işletmelerde gördüğüm önemli ortak eksiklikler tüm şirketin mutabık olduğu bir yol haritasına sahip olunmaması. Patronların, üst yönetimlerin kafasındakilerle dijital süreçleri kullanacak ya da yönetecek ekipler arasında çok ciddi anlayış ve beklenti farkları söz konusu. Bu farkların giderilmesi için de iletişim ve paydaşların sürece katılımı konusunda şirketlerin gerçekten emek vermeleri gerekiyor. Dijitalleşmeyi bir hedef değil de aşamalara bölünmüş bir yolculuk olarak görmek lazım. Ancak bu aşamaların ve her aşamanın şirkete ve ilgili bölümlere ne getireceğinin çok net anlatılması ve bunların anlaşıldığından emin olunması gerekiyor. İkincisi, üst yönetimin dijitalleşme veya dijital dönüşümün arkasında olduğunu ve buna inandığını mutlaka her fırsatta personele hissettirmesi ve üst yönetimin de workshoplara, düzenli değerlendirme ve geri bildirim toplantılarına bizzat katılması ve katkıda bulunması çok önemli. Şirketin kaderini etkileyecek olan bir değişim veya dönüşüm sürecinde klasik yönetici davranışlarının dışında bir katılım göstermek zorundalar. Dijitalleşme çabalarında zaman kaybının ve ekiplerin bir altyapıda daha fazla kaynağa ya da ek bir hizmete ihtiyaç duyduklarında aylarca bunun sağlanmasını beklemelerinin önüne geçebilmek için bilgi teknolojileri kaynaklarına çok hızlı erişebilecekleri iş ortaklarıyla çalışmaları da çok önemli. Bunlarla sınırlı değil tabii ama önemli gördüğüm ilk üç bileşen olarak bu hususlara değinmek istedim.

ICTMEDIA: Dijitalleşmeyle birlikte veri merkezi işletmeciliğinin önemi tüm dünyada artıyor. Türkiye ve dünyadaki veri merkezlerinin gelişimi hakkında bilgi verir misiniz? Veri merkezi hizmetlerine en fazla hangi sektörler ihtiyaç duyuyor?

Sadi ABALI: Hem ülkemizde hem de dünyada sunucu, lisans, network ekipmanı, yazılım almak yerine hizmet almak çok yaygınlaşıyor. Bilgi teknolojileri pazarından gelirler, donanım ve yazılımdan hizmete doğru hızla kayıyor. Pandemi sürecinde donanım ve yazılım satışları çok yavaşlarken, veri merkezi ve bulut hizmetlerinde tam tersi yaşandı. Yeni kurulan şirketler artık doğrudan dijital ortamlarda işlerini kurguluyor. Finans sektöründe dijital bankacılık ve dijital iş yapış şekli ağırlığını koydu, e-ticaret ticarette çok büyük ağırlık kazanıyor ve büyük küçük şirketler e-ticaret faaliyetlerini, kullandıkları farklı platformları yönetecek dijital araçlar bulma veya geliştirme çabasındalar. Üretim yönetimi, ulaşım, pazarlama gibi neredeyse her alanda dijital teknolojiler, verinin kullanımına dayalı yapay zekâ gibi teknolojiler artık kitaplardaki birkaç örneğin çok ötesinde, çok sayıda gerçek kullanım örnekleriyle karşımıza çıkıyor. Bütün bunların kesişim noktası veri merkezi ve bulut platformları. Verilerin toplandığı, saklandığı, değerlendirildiği ve kullanıcıların erişimine sunulduğu altyapılar, veri merkezlerinden sunulmak zorunda. Çünkü bu verilere ve ulaşılan çıkarımlara erişmesi gereken kişiler ve uygulamalar da çok dağıtık bir yapıda. Evden, kafelerden, araçlardan, fabrikalardan, başka veri merkezlerinde çalışan uygulamalardan, her yerden ve her zaman verilere erişim gerekiyor. Bunu sağlayabilmek için veri merkezlerinin kullanılmasından başka bir yol şu anda yok. Ayrıca işletmeler çok hızlı hareket etmek, beklenmedik durum ve ihtiyaçlarda ek kaynak ve çözümlere günler mertebesinde ulaşabilmek durumundalar.

ICTMEDIA: Sizin müşterileriniz daha çok hangi sektörlerdeki şirketlerden oluşmaktadır?

Sadi ABALI: Premier DC Veri Merkezi’nden; uluslararası ve yerel bankalar, üretim ve pazarlama şirketleri, e-ticaret şirketleri, perakendecilik zincirlerinden kendileri de bizim gibi veri merkezi hizmetleri sunan bulut hizmetleri sağlayıcılarına kadar birçok farklı kurum hizmet alıyor. Bizim herhangi bir sektör tercihimiz yok, pazara tamamen yatay bakıyoruz. Gelirlerimizin yüzde 50’sini bizim altyapımızı kullanarak kendisi de benzer hizmetleri sunan iş ortaklarımız, diğer yarısını ise şirketlerden olan gelirler oluşturuyor.

ICTMEDIA: Türkiye’de veri merkezlerinin artırılması konusunda hem kamu hem özel sektörün büyük yatırımları olduğunu takip ediyoruz. Cazibe Merkezleri Programı’nda bu alana dair önemli destekler yer alıyor. Türkiye, bölgesinde önemli bir veri merkezi üssü olabilir mi? Olması için nasıl bir iklim ve ortam gerekiyor? Ülkemizde veri merkezlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sadi ABALI: Türkiye bu alanda gecikmiş olmakla birlikte insan gücü, ekonomik potansiyeli ve coğrafi konumu açısından bakıldığında büyük bir potansiyele sahip. Sektördeki temaslarımızdan uluslararası bağlantı imkanları ve yurt içi altyapılarla ilgili bazı önemli olumlu haberler de alıyoruz. Veri merkezleri ve bulut altyapıları pazarı Türkiye için çok büyük potansiyel taşıyan bir alan ve ülke olarak ekonomik stabiliteyi yakaladığımızda birkaç yıl gibi bir sürede çok büyük gelişme gösterebilir. Çözülmesi gereken sorunları çok ciddi bir şekilde ele alıp artık sürüncemede bırakma lüksümüz yok. Nedir bu sorunlar? Öncelikle büyük operatörlerin internet trafiği değişim politikalarının mutlaka hızla düzenlenmesi gerekiyor. Bu operatörlerle olan trafik alışverişinin tamamen ücretsiz olması ya da çok uygun, maliyet düzeyinde bir noktaya çekilmesi şart. Bu en önemli adım olacaktır ve bu operatörlerde kendi son kullanıcılarına verdikleri hizmetlerde önemli bir iyileşme elde edeceklerdir. Bunun için en az yedi, sekiz noktada internet değişim noktaları kurulmalı ve trafiğin bu noktalarda alınıp verilebilmesine imkân tanınmalıdır. Diğer bir konu enerji maliyetleri. Bu konuda devletin mutlaka veri merkezlerine bir avantaj sağlaması gerekiyor. Veri merkezlerinin dokunmadığı sektör neredeyse yoktur. Verimlilik ve büyüme açısından şirketler ve kurumlar için bu kadar önemli olan verileri ve uygulamaları barındıran veri merkezlerinin büyümeleri ve uygun maliyetlerle rekabetçi hizmetler sunabilmeleri tüm sektörlerin geleceği ve ticari başarıları için önemlidir.

Cazibe merkezleri konusunda birçok defalar dile getirdiğim gibi, il sayısını İstanbul hariç 80 il olarak değiştirmek gerekmektedir. Belki birkaç büyük il daha hariç tutulabilir. İstanbul’da yeterli veri merkezi şu an için var. İkinci bir husus da 5 bin metrekarelik sınır. Bu, yatırımcıları çok zorluyor. 24 il ile de sınırladığınızda, bu 24 ile 5 bin metrekarelik veri merkezi yatırım yapacak bir iş planı ortaya koymak çok zorlaşıyor. Bu konuda beyaz alan olarak 2 bin metrekarenin son derece yeterli olacağını düşünüyorum. Ayrıca bu minimum beyaz alan için de tamamlanmış olma tanımının ve bunların yüzdelerinin belirlenmesi gerekli. Hiçbir veri merkezi bütün beyaz alana kabin koymaz, data ve elektrik kablolamasını, klimalarının tamamını ilk günden itibaren yapmaz. Bunlar büyümeye paralel olarak tamamlanması, kademelendirilmesi gereken bileşenlerdir. Yüzde 30 gibi bir oran son derece mantıklı bir başlangıç oranı olarak düşünülebilir.

ICTMEDIA: Günümüzde firmalar, her geçen gün daha fazla kişisel veriyi saklanmakta buna karşı kullanılan cihazların barındırma kapasitesi büyük sorunlara sebep olmaktadır. Bu da özel veri merkezlerinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Fiziksel sunucuların sanallaşması veri merkezi hizmetlerini nasıl etkilemektedir? Verilerin üretildiği ülkede saklanması önemli midir? Yerli ve milli veri merkezi sayısının artması için ne tür teşvikler sağlanmalıdır?

Sadi ABALI: Kişisel verilerin ülkede saklanması konusunda şu veya bu şekilde zorunluluk getiren ülke sayısı 90 civarında ve bu ülkeler arasında çok büyük ülkeler de var. Şu veya bu şekilde diyorum; çünkü bazı ülkeler verinin dışarıya hiçbir şekilde çıkmasına izin vermezken, bazı ülkeler şifrelenmiş olarak dışarıya çıkarılmasına, yedekleme amaçlı olarak kopyasının yurt dışında tutulmasına izin verebiliyorlar. Ancak hemen hemen bütün ülkelerin kişisel verilerin korunmasına yönelik kanun ve yönetmelikleri mevcut ve olmak da zorunda. Ülkemizde bu konuda kanun ve yönetmelikler hazır ve yürürlüğe konulmuş durumda. Eksik olan ise güvenilir ülke tanımlarının netleşmemiş olması ve yurt dışındaki hizmet sağlayıcıların verdikleri genel taahhütlerin veya politika beyannamelerinin kabul edilmemesi. Bunların da zaman içinde çözüleceğine inanıyorum. Fiziksel sunucuların sanallaştırılması veri merkezleri için fırsattır ve bunun da faydalarını son yıllarda görüyoruz. Daha az enerji tüketerek, daha az veri merkezi alanında ve daha az insan kaynağıyla daha fazla işletmeye destek vermek mümkün hale geldi. Sanallaşma veriler açısından farklı bir risk getirmiyor. Yurt dışında uygulama ve veri barındırmayı bir miktar kolaylaştırdığı düşünülebilir ama aynı hizmetleri ülkemizde sunduğumuz zaman yurt dışındaki veri ve uygulamaların ülkemize gelmesi de kolaylaşır.

ICTMEDIA: Veri merkezleriyle bilgi güvenliği konusu da gündeme geliyor. Bilgi güvenliği ve kullanıcı gizliliği bulut teknolojilerinde nasıl sağlanmaktadır? Bulut bilişimle ilgili yasal sorunlar nelerdir? Bu sorunların aşılması, bilgi güvenliğinin sağlanması için veri merkezleri ne tür çalışmalar yapmaktadır?

Sadi ABALI: 35 yıllık sektör deneyimim var. Bu süre boyunca bir veri merkezinden veya bulut platformundan veri merkezinin personeli tarafından verilerin çalındığına bir kere dahi şahit olmadım. Veri merkezi personeli, müşterinin verisi nerededir, hangi sistemde ne vardır genellikle bilmez ve ilgilenmez. Sistemlere dışarıdan yetkisiz erişim, sızılması ve bu şekilde verilerin çalınması ya da veriler üzerinde birtakım işlemler yapılması riski ise sistemler şirketlerin sistem odasındayken olduğundan asla daha fazla değildir. Uygulamayla ve ağ altyapılarıyla ilgili güvenlik ihmalleri varsa risk her zaman vardır. Veri merkezlerinde firewall, WAF, düzenli güvenlik taramaları, yönetim hizmetleri alındığı durumlarda sunucuların güvenliği, monitoring hizmetleri ve düzenli veri yedekleme, veri güvenliği için şifreleme, maskeleme, hassas verileri ayıklama gibi işlevler, birçok tamamlayıcı hizmete ulaşım daha kolaydır. Bunlar genellikle çok daha iyi yönetildiği için veri merkezlerinde yüksek bir güvenlik sağlamak oldukça basittir. Ek olarak PCI DSS, ISO 27001 gibi güvenliğe yönelik standartlara uyumluluk, test ve tatbikatların düzenli olarak yapılması da çok önemlidir.