Gannuşi: Türkiye’nin Tunus’taki yatırımlarının katlanarak artmasını arzu ediyoruz

Gannuşi: Türkiye’nin Tunus’taki yatırımlarının katlanarak artmasını arzu ediyoruz

Tunus’ta başlayan Yasemin Devrimi, Arap Baharı diye adlandırılan süreci tetikledi. Libya, Mısır ve Suriye gibi ülkelerden farklı olarak Tunus, Yasemin Devrimi’ni toplumdaki dinamikleri önemli oranda uzlaştıran yeni bir anayasayla sonuçlandırdı. Bunda Nahda Hareketi’nin lideri Raşid el-Gannuşi’nin rolü yadsınamaz. Tunus’taki fikri ve siyasi mücadelenin içerisinde uzun yıllardır aktif olarak yer alan Gannuşi, şimdi Tunus Meclis Başkanlığı görevini yürütüyor. Gannuşi ile Yasemin Devrimi ve Türkiye-Tunus ilişkilerini konuştuk. Tunus’da devrimde yeni bir safhaya geçildiğini söyleyen Gannuşi, “Bağımsızlık, hürriyet meşalesi Tunus’ta sönmedi yanmaya devam ediyor” dedi. Gannuşi, Türkiye’nin Tunus’taki yatırımlarının katlanarak artmasını arzu ettiklerini söyledi.

ICTMEDIA: Yasemin Devrimi ardından Tunus neler kazandı? Devrim sonrasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Raşid el-GANNUŞİ: Tunus’ta 2011’de bir devrim süreci oluştu ve devrim süreci hala devam ediyor. Yeni bir safhaya geçildi. Tunus şu anda geçiş süreci yaşıyor. 10 yıl içerisinde yaklaşık 10 hükümet değişti. Bu hükümetlerin değişmesi silahların gölgesinde olmadı, insanların özgür iradeleri ve tercihleriyle oldu. Bağımsızlık, hürriyet meşalesi Tunus’ta sönmedi yanmaya devam ediyor. Geçen süreçte devrimin hedeflerinin bazıları başarıya ulaştı, bazıları ulaşamadı. Devrimin birinci hedefi insanları özgürlüğe kavuşturmak, ikinci hedefi ağırlıklı olarak ekonomik kalkınmayı sağlamaktı. Gelinen noktada Tunus iki büyük problem yaşıyor. İlki sosyal, ikincisi ekonomik. Ağırlıklı olarak işsizlik. Özellikle de gençler arasındaki işsizlik ve ülkedeki ekonomik daralma had safhada. Bundan dolayı devrimin hedeflerinden biri olan ekonomik kalkınma henüz gerçekleşemedi. Tunus gençlerin geleceği konusunda kaygılı. Bağımsızlık ve özgürlük konusunda hedeflerimize ulaştığımız gibi kalkınma ve ekonomi alanında hedefimize ulaşmayı umuyoruz. Şu da önemli.

Son 10 yılda Tunus ve çevresindeki ülkelerin yaşadıkları Tunus’u da etkiledi. Yaşananlar Tunus’un gerçek manada kendisini toparlamasını engelledi. Bildiğiniz gibi Libya’da olan iç savaştan dolayı gelen teröristler Tunus’ta da çok kötü işler yaptılar. Bunun doğal sonucu olarak turizm sektörü etkilendi. Tunus için turizm önemli bir değer, önemli ana gelir kaynaklardan biri. Turizmin bu şekilde baltalanması, Tunus’un ekonomisine menfi etkiledi. Yine aynı şekilde Tunus için önemli olan Libya pazarı da büyük ölçüde etkilendi. Ümit ediyoruz ki Tunus ve çevre ülkeler Libya ile olan ilişkilerini devam ettirir. Şunun da bilinmesinde fayda var. Tunus’a yönelik hala bölgedeki bazı ülkeler komplolar düzenliyor veya farklı sıkıntılar çıkarıyor. Devrimden bu yana geçen 10 yılda Tunus ekonomik ve siyasi alanda çok farklı şeyler yaşadı. Ümit ediyoruz ki yakın gelecekte hedeflerimizi çok hızlı bir şekilde hayata geçirelim.

 

ICTMEDIA: Tunus’un ardından diğer Arap ülkelerinde de devrimler oldu, etkileşimler yaşandı. Tunus’ta olanın, devrim yaşayan diğer Arap ülkelerinden farkı neydi? Bölge halkları devrim ve demokratik geçiş sürecinde Avrupa ve Amerika gibi demokrasi havarisi olan ülkelerden arzu edilen destekleri görülebildiler mi?

Raşid el-GANNUŞİ: Avrupa’dan ufak bir destek aldık, çok sınırlı bir destekti. Tabii ki Tunus’un arzu ettiği oranda bir destek değildi. Fakat Türkiye, Katar gibi dost ülkelerden önemli destekler bulduk. Şu da bir gerçek tüm dünyada çok farklı olaylar gelişiyor, dünya ekonomisinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Dünyada yaşanan bütün bu sıkıntılardan Tunus da etkiliyor.

ICTMEDIA: Türkiye ile Tunus ilişkilerinin gayet iyi olduğunu görüyoruz. İki ülke arasında ortak değerler var. Türkiye’nin Körfez ülkelerinde olsun Arap ülkelerinde olsun birçok bölge ülkesinde ciddi yatırımları var. Ama Tunus’ta aynı derecede yatırım ve ekonomik ilişki içerisinde olunmadığını görüyoruz. Bu durumun bertaraf edilmesi için neler yapılması gerekir, ekonomik ilişkilerde eksik olan nedir?

Raşid el-GANNUŞİ: Tunus ile Türkiye arasında şu anki iş birliği ortamı çok kötü değil aslında. Mevcut ilişkinin daha da arttırılmasını isteriz. Tabi özellikle biraz da etüt etmek gerekiyor. Bazı sıkıntılar var, sıkıntıların çözülmesi lazım. Türkiye ve Tunus arasındaki ikili ticarette rakamlar Türkiye lehine. Yani Çin’den sonraki ikinci en büyük ülke Türkiye. Ticari ilişkilerdeki tüm denge Türkiye lehine işliyor. Bu bağlamda bir dengenin, karşılıklı iş birliği sürecinin olması gerekiyor. Tunus’ta, Türkiye’nin gönderilebileceği ürünlerin üzerinde ısrarla durmak gerekiyor. Çünkü Türk ürünleri Tunus’ta çok rağbet görüyor ve Tunuslular Türk kardeşlerini çok seviyor. Bizim için önemli konulardan biri de ülkemiz ürünlerinin Türkiye’ye ihracatı… Bu konuda neler yapabiliriz? Türkiye’den gelebilecek yatırımların arttırılması için çaba sarf etmek gerekiyor. Bildiğiniz gibi devrimden önce de Tunus’ta Türk yatırımları vardı. Şu an da Tunus’un en büyük havalimanlarından birisini bir Türk şirketi işletiyor. Tunus’ta Türkiye’nin yatırımlarının katlanarak artmasını arzu ediyoruz.

ICTMEDIA: Devrimin üzerinde yaklaşık 10 yıl geçti. Siz de devrimin ardından yaşanan ekonomik sıkıntılara, işsizlik problemlerine değindiniz. Halkın sağlık ve benzeri konularda da bazı şikayetleri olduğu gözleniyor. Bu sorunlarla ilgili olarak çözüm önerileriniz veya bir çalışmanız var mı?

Raşid el-GANNUŞİ: Halkın bazı sıkıntıları var, bazı konulara tepkileri söz konusu. Ancak bu ters bir devrim olacak anlamına gelmiyor. Bazı gruplar, özellikle halkın yaşamış olduğu bu zor süreçte farklı arayışlar içine girmiş durumdalar. Onlar “devrim sadece bozgun ve yolsuzluk amacıyla geldi, insanların arasında ümitsizliğin artırılması için geldi” diyorlar. Bu gibi ifadelerle halk arasında korku oluşturmaya çalışıyorlar. Devrimin kazançlarını örterek, getirilerini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Tunus halkı hala devrimin getirileri bağlı, devrime olan inançlarını muhafaza ediyor. Bunun mesajını da halk 27 Şubat’ta çok büyük bir yürüyüşle, çok net ve açık bir şekilde verdi. Bu devrim Tunus’un hem erkekleri hem kadınları tarafından yapılan bir devrimdir. Şunu çok net bir şekilde o yürüyüşte ifade ettik; halk erkeğiyle kadınıyla, yaşlısıyla genciyle devrimin arkasında. Biz devrimin savunucularıyız. Özellikle bazı küçük toplantılarla halk içinde karışıklıklar çıkarmak isteyenler oldu. Ama bu çok karşılık bulmadı. Geceleri yapıyorlardı bunları ve tabi bu sırada kötü işlerde oluyordu. Hırsızlıklar yapılıyordu, bazı bölgeler ateşe veriliyordu.

Biz, çok açık ve net bir mesaj verdik. Şu anda devrim devam ediyor, halkın çoğunluğu devrimin arkasındadır. Tabi bazı insanların hayal ettiği gibi bir inkılap yapmak da tamamı ile hayalden başka bir şey değildir. Bunun çok açık bir şekilde bilinmesi lazım. Eğer ters devrim yaparak, askeri darbe yaparak bazı hedeflere ulaşmak isteyenler varsa şunu bilsin ki, nasıl Türkiye’de bu başarısız olduysa Tunus’ta da başarısız olacaktır. Bazı tarafların kabul ettirmek, dayatmak istedikleri bir şeydi bu, fakat karşılık bulmadı. Bu kişiler, özellikle Körfez’de bazı ülkeler tarafından destekleniyor. Küçük bazı eylemler Körfez’deki ülkelerin bazı basın yayın organları tarafından abartılabiliyor. Fakat büyük yürüyüşte bu basın yayın organlarını göremedik. Şu anda öyle bir hava estiriliyor ki ekonomik problemlerin daha da büyütülmesi için kamuoyunda yanlış propagandalar yapılıyor. Özellikle bölgede ve uluslararası alanda olan gelişmeleri de kendi menfaatleri adına kullanmaya çalışıyor. Amerika’da demokratların başa gelmesi ve Körfez ülkeleri arasındaki iş birliği ve Libya’da yaşanan yeni ve olumlu gelişmelerin Tunus’taki demokratik geçiş sürecine yansımaları da olumlu olacaktır.

Tunus, esas olarak ekonomisini düzeltmek için çaba gösteriyor. Şu anda hantal bir yapı var, ülke genelindeki müesseselerin yaklaşık %40’ı kamu sektöründe. Kamu sektöründeki bu kurumların büyük bölümü iflas etmiş durumda, ciddi zorluklar yaşanıyor. Hükümetle sendikalar arasında iyileştirmeler yapılması için çaba sarf ediliyor. Ve yine aynı şekilde sosyal kurumlar ve yardım kurumlarının halk nezdinde daha itibar görmesi için çalışmalar yapılıyor.

ICTMEDIA: Tunus’ta daha müreffeh ve halkın beklentilerini karşılayacak uygun bir zemin var mı? Tunus ekonomisinin geliştirmesi için ne tür planlarınız var? Türkiye, bu konuda ne tür katkılar verebilir?

Raşid el-GANNUŞİ: Kalkınma ve sendikaların iyileştirilmesi konusunda Türkiye’nin çok ciddi tecrübeleri var. Türkiye’nin geçmişte yaşadıklarını şu anda Tunus tecrübe ediyor. Bilindiği gibi 1980’li 90’lı yıllarda Türkiye de benzer tecrübelerden geçti. Biz de bugün aynı tecrübeleri yaşıyoruz. Bütün deneyimlerden istifade etmekten mutluluk duyarız. Türkiye kendi kabuğuna çekilmiş bir ülke iken bölgede önemli roller üstlenen ve dünyada sözü geçen bir ülke konumuna geldi. Biz de özellikle ekonomik bağımsızlığımızı elde etmek için çaba sarf ediyoruz. Devrimden sonra devraldığımız ekonomi merkezi sisteme dayalı ekonomidir. İş yapabilme kapasitesi çok sınırlıydı. Burada emekçilerin hiçbir şekilde haklarını bertaraf edecek, onların haklarını sıkıntıya sokacak uygulama içerisine girmiyoruz. Eski sistemler çok daha sosyal ve merkeziydi. Tunus için bunu değiştirmeyi planlıyoruz. Tabi özellikle sosyal konularda daha kucaklayıcı daha açık bir profil göstererek geniş iş birlikleri yapmak istiyoruz. Yani demokratik ve sosyal paylaşımların çok fazla olduğu hedefe yönelik değişimler. Ekonomide başarıyı sağlarken, işçilerin haklarını hiçbir şekilde göz ardı etmeyeceğiz.

ICTMEDIA: Türkiye ile olan ilişkileri somutlaştırabilir misiniz? Türkiye’deki yatırımcı Tunus’a neden gelsin? İlişkilerin daha ileriye götürülmesi için neler yapılmalı, önerileriniz nelerdir? Libya’da yeni bir hükumet güven oyu alarak göreve başladı. Komşunuz Libya’daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Raşid el-GANNUŞİ: Libya’ya en yakın ülke Tunus. Libya komşumuz. Tunus ile arasında çok ciddi bir iç içelik var, ortak kabileler, ortak aileler var. Doğal olarak Libya’daki gelişmeler Tunus’u, Tunus’taki gelişmeler Libya’yı doğrudan etkiliyor. Tunus’un deneyimlerine Libya’dan övgüyle bakılıyor. Tunus ile Libya arasında ilişkilerin önemli bir gelişme gösterdiğini söyleyebiliriz. Şu an uluslararası büyük şirketler Libya’da iş yapabilmek için Tunus’ta ofis açmaları gerekiyor. Özellikle Libya’da büyük elçiliği olmayan ülkeler Libya ile çalışıyorlar fakat Tunus’ta ikamet ediyorlar. Aynı şekilde Tunus’ta birçok şirket Libya pazarı için çalışıyor. Bu nedenle Libya için Tunus’taki şirketler büyük önem arz ediyor. Bölge önemli. Yaşanan sürece mümkün olduğu kadar doğal katkılar sağlanması gerekiyor. Biz Türkiye’nin özellikle Libya’daki önemini vurguluyor, takdirle karşılıyoruz. 10 yıl sonra Libya’da arzu edilen barış ortamı oluştu, bunda özellikle Türkiye’nin çok ciddi katkıları var. Bugün Libya’da meşru ve yeni bir hükumet varsa bu Türkiye’nin çok ciddi desteği sayesinde oldu.

ICTMEDIA: Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı ülkelerin gelişmişlik seviyesini gösteriyor. Bu oran son zamanlarda Tunus’ta azalıyor. Ar-Ge konusunda ne tür faaliyetler yapıyorsunuz? Tunus iyi yetişmiş, iyi eğitim almış mühendislere sahip. Bu mühendislerin son yıllarda Avrupa’ya göç ettiğini görüyoruz. Genç mühendisleri elinizde tutmak için ne yapıyorsunuz, neler planlıyorsunuz?

Raşid el-GANNUŞİ: Şu anda ülkemiz ekonomik problemler yaşıyor. Ekonomik problemlerden dolayı doğal olarak mevcut sorunları düşünüyor ve çözmeye çalışıyoruz. Yarını düşünemiyoruz.

ICTMEDIA: Türkiye ile teknoloji alanında iş birliğiniz var mı? Teknoloji transferleri konusunda bir iş birliğini düşünüyor musunuz? Türkiye ile savunma konusunda nasıl bir işbirliğiniz var?

Raşid el-GANNUŞİ: Uluslararası bazı etüt büroları, bazı projelerle ilgili çalışmalar yapılıyor. Günlük sorunları çözme düşünceyle hareket ettiğimiz için maalesef bahsettiğiniz konulardaki iş birliğimiz arzu edilen seviyede değil.

ICTMEDIA: Arap dünyası ve bölgede yakından takip edilen, görüşleri önemsenen bir lidersiniz. Bölgedeki ve İslam dünyasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Raşid el-GANNUŞİ: İnsanların İslami literatürü doğru anlayabilmesi için çaba sarf edilmesi gerekiyor. Şu bir gerçek ki bugün Müslümanlar İslam’ı bundan 100 sene öncesinden daha iyi yorumluyor. İslami gelişmeler ve İslam’ın yayılması eskiye oranla çok daha hızlı ilerliyor. Şu anda tüm insanlık İslam’la ilgili araştırmalar yapıyor. İslami giyim tarzını konuşuluyor. İslam sanatları ön planda tutulmaya çalışılıyor. Özellikle Türkiye’deki film sektörü ve derin köklere dayanan diziler inanılmaz bir kabul görüyor. Önceden insanların böyle eğilimleri ve yaklaşımları yoktu. İslami ekonomi, İslami sanatlar gibi konulara insanlar artık daha fazla kafa yoruyor. Ve insanlar bir şeyler yapmak için çaba sarf ediyor. Ekonomik gelişmeler, özellikle son yıllarda savunma sanayinde yapılanlar takdire şayan şeyler. Askeri alanlarda bunun en bariz örneği Türkiye. Türkiye’nin askeri alandaki başarıları stratejik olarak birçok şeyin değişmesine de vesile oldu. Genel olarak baktığımızda ise Müslümanlar teknoloji ve bilimselliğe daha fazla önem vermeye başladı. Bu da İslam’ın yayılması için önemlidir. Müslümanlar, Avrupa’da üretilen şeylerin son kullanıcıları olmaktan artık çıkmaya, tüm beşerinin kullanıcısı olduğu ürünler üretmeye başladı. Tarım ve teknolojideki bazı gelişmeler de önemli. Müslümanlar, günün sonunda hala belirli ürünlerde son kullanıcılar. Ama son yıllarda ürün bazında “Artık biz de varız demeye” başladılar.

İslam dünyasında demokratik süreç, özellikle diktatörlükle yönetilen ülkeler karşısında dimdik ayakta. Hukuk mücadeleleri ve kadınların toplumda yer almaları, azınlık haklarıyla alakalı önemli gelişmeler var. Müslümanların bilinçlenmesi, alt yapılarını geliştirmesi ve çağdaş sorunların çözülmesine katkı sağlamaları gerekiyor. Özellikle solcular, gençlik merkezleri ve üniversitelere hâkim oldular. Günümüzde ise özellikle üniversitelerin araştırma merkezleri Müslümanların yoğun ilgisi altında. Mescitler, camiler artıyor. Okullarda, askeri birliklerde üniversitelerde her yerde camiler var. Yani baktığınızda artık İslam sadece beş tane ihtiyarın ufak bir camide kıldığı namaz olarak değil farklı bir anlayış olarak anlaşılıyor. Türkiye tarihine, Türk’ün yakın tarihine baktığınızda bunu da net bir şekilde görüyorsunuz. Müslümanların İslam’la olan doğal ilişkilerine baktığınız şu anda geldikleri noktayı daha iyi değerlendirebiliyorsunuz. Yani bakın 1961’de Tunus Devlet Başkanı Ramazan’ın ilk gününde bardakla su içerek insanlarla alay etti. Şimdi birisi böyle bir şey yapmaya cesaret edemez. Çünkü Ramazan mukaddestir.