ICT
Küresel rekabetin yolu Ar-Ge ve inovasyondan geçiyor

Küresel rekabetin yolu Ar-Ge ve inovasyondan geçiyor

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, ICT sektöründe yerlilik ve milliliğin artırılması konusunda yaptıkları çalışmaları ICT MEDIA’ya anlattı. Özlü, “Günümüzde rekabet avantajını sürdürebilmenin yolu, etkinlik ve düşük maliyetin işletmelere sağladığı getirilerden ziyade, yeni pazarlar oluşturabilmek ve küresel ölçekte Ar-Ge ve inovasyon yapabilmekten geçmektedir” dedi.

ICT MEDIA: Sayın Bakanım, ICT sektörü yerlilik oranlarında son durum nedir? Yapılan düzenleme ve verilen teşvikler Türkiye'nin "teknoloji üreten bir ülke" olabilmesi için yeterli midir? Bilgi ve iletişim teknolojileri ürün ve hizmet alım süreçlerinin yerli katma değeri artıracak ve KOBİ’lerin gelişimini sağlayacak kısa ve orta vadede yeni ne tür düzenlemeler yapılabilir? Türkiye’nin kazanımlarının kalıcı olması ve 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için daha neler yapılmalıdır?

Özellikle 21. yüzyılda bilgi ve iletişimin dünya üzerindeki etkisi ve önemi yadsınamaz hale gelmiştir. Günlük hayatımızın bir parçası olan bilişim teknolojileri ve bu teknolojilerden doğan ürünler bize büyük kolaylıklar sağlamakta ve daha kaliteli, verimli, etkili çalışmamıza ve yaşamamıza imkân vermektedir.

Bu kapsamda bilgi ve iletişim teknolojilerinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında çok önemli rol oynayacağı açıktır. Ülkemizin bilişim teknolojilerinde, gerek dünyaya ayak uyduran verimli bir kullanıcı olması, gerekse teknoloji geliştirici ve aktif rol üstlenen bir yol izlemesi gerekmektedir. Ülkemizde KOBİ’lerde bilgi sistemlerinden yararlanma eğilimi gün geçtikçe artmaktadır. Elbette, bunun bir maliyeti olacağı kaçınılmazdır. Fakat bu maliyet, iyi bir ihtiyaç planlaması ile en aza indirilebilir. Çünkü büyüklüğü ne olursa olsun tüm işletmelerde ihtiyaçlarına cevap verecek uygun yazılımlar mevcuttur. Bu yazılımlar yerli ve yabancı yazılım firmaları tarafından yapılmakta ve hepsi işletmelere uyumlaştırma açısından esnek olarak tasarlanmaktadır.

Satın alma veya kiralama, ihtiyaç planlaması, yazılım hakkında araştırma, personele yazılım eğitimi kararları önemlidir. KOBİ’lerin sürdürülebilirlikleri ve büyümeleri için, teknoloji ile entegre olmaktan başka çareleri yoktur.

Günümüzde rekabet avantajını sürdürebilmenin yolu, etkinlik ve düşük maliyetin işletmelere sağladığı getirilerden ziyade, yeni pazarlar oluşturabilmek ve küresel ölçekte Ar-Ge ve inovasyon yapabilmekten geçmektedir.

Ülkemizin orta gelir tuzağından çıkabilmesi için son derece önemli olan Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin, KOBİ’lerde yaygınlaşmasını önemsemekteyiz.

KOSGEB; Türkiye’de inovasyon politikalarının desteklenmesi ve sahada uygulanması safhalarında üniversite-sanayi-kamu iş birliğini pekiştirmek, yönlendirmek ve bunlar arasındaki diyaloğu geliştirerek güçlendirmeyi ilke edinmiştir.

Buna binaen, 20 yılı aşkın bir süredir Teknoloji Geliştirme Merkezleri’nde girişimciler ve KOBİ’lerin projelerini desteklemekte olan KOSGEB, yalnızca Ar-Ge ve inovasyon aşamasına yönelik değil, araştırma ve geliştirmeden hemen sonraki seri üretim safhasına da yönelik Endüstriyel Uygulama Destek Programı’nı yürütmektedir. Gelinen noktada KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda destek programlarını sürekli yenileyen KOSGEB, 2016 yılından itibaren teknolojik ürünün tanıtım ve pazarlaması için TEKNOPAZAR Destek Programı’nı ve 2017 yılından itibaren orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin yatırıma dönüştürülmesi için KOBİ Teknoyatırım Destek Programı’nı yürürlüğe almıştır. Destek programının amacı öncelikli teknoloji alanlarında yer alan Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan yeni ürün/ürünleri ticarileştirmek, ülke ekonomisine katma değer oluşturmak, uluslararası pazarlarda yer alarak teknolojik ürün ihracatını artırmak için işletmelerin yapacakları teknolojik ürün yatırımlarının desteklenmesidir. Yatırım projesinin süresi en çok 36 ay olup, kurul kararı ile 6 aya kadar ek süre verilebilir. Yatırım sonrası destek süresi ise 1 yıldır. Program kapsamında verilecek desteklerin toplam üst limiti 5 milyon TL’dir. İdare Başkanlığımız; kalkınma planları, hükümet programları ve yıllık programlarda belirlenen hedefler ile stratejik dokümanlardaki öncelikler doğrultusunda; bölgesel, sektörel ve ölçeksel kriterler ile teknoloji düzeyi ve özel hedef gruplarını dikkate alarak iki katını geçmemek üzere destek üst limitini arttırabilir. Destek oranları mikro işletmeler için %70 geri ödemesiz, %30 geri ödemeli; küçük orta ölçekli işletmeler için %60 geri ödemesiz, %40 geri ödemeli oranı uygulanarak destek verilir. Üretime konu ürün yüksek teknolojik alanda yer alan bir ürün ise %5 destek oranına ilave edilir. Yatırımın gerçekleşmesi için alınacak makine-teçhizat ve yazılım giderleri yerli malı belgesi kapsamında alınması durumunda geri ödemesiz destek oranına %15 ilave edilir.

Buna ek olarak cari açığı azaltmak ve ara malı ithalatı sorununa çözüm bulmak üzere Stratejik Ürün Yatırım Destek Programı önümüzdeki günlerde yürürlüğe alınacaktır. Cari açığı azaltmaya katkıda bulunacak ürünler KOSGEB Başkanlığı tarafından belirlenecek olup, bu ürünlerin üretilmesi ve ticarileşmesini sağlayabilecek işletmeler bu destekten faydalanabilecektir. %70 geri ödemesiz, %30 geri ödemeli oranı uygulanacak olup destek kapsamında alınacak makine teçhizatın yerli üretim olması önemli olup, yatırımın gerçekleşmesi için alınacak makine-teçhizat ve yazılım giderleri yerli malı belgesi kapsamında alınması durumunda geri ödemesiz destek oranına %15 ilave edilecektir. İşletmeler desteklenmesi ön görülen tutarın %25’i kadar erken ödeme alabileceklerdir. Destek kapsamında istenen teminat mektubu giderleri de %100 oranında desteklenmektedir. Program çağrı esaslı olarak uygulanacaktır. Proje süresi en çok 36 ay olup program kapsamında verilecek desteklerin toplam üst limiti 5 Milyon TL’dir.

İdare Başkanlığımız; kalkınma planları, hükümet programları ve yıllık programlarda belirlenen hedefler ile stratejik dokümanlardaki öncelikler doğrultusunda; bölgesel, sektörel ve ölçeksel kriterler ile teknoloji düzeyi ve özel hedef gruplarını dikkate alarak iki katını geçmemek üzere destek üst limitini arttırabilir.



ICT MEDIA: Teknoloji pazarı dünyanın önde gelen firmalarının elinde bulunurken Türkiye ICT alanında kendi markalarını üretebilir mi? Üniversitelere, Bakanlıklara, düzenleyici kuruluşlara, organize sanayi bölgeleri ve teknoparklara bu konuda ne tür görevler düşüyor?

Ülkemiz Ar-Ge ve yenilik ekosisteminin önemli bir bileşeni olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) içerisinde yer alan firmalarımızın çoğu, ICT alanında kendi markalarını üretebilecek teknolojik yetkinliğe ve altyapıya sahip durumdadır.

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında; teknolojik üretime yönelik yeni ürün ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesine olanak sağlanan toplam 69 adet TGB’nin faaliyette olan 55’inin firma sektör dağılımı da TGB’lerin bu alandaki yetkinliğini kanıtlar niceliktedir. Şöyle ki; Ekim 2017 itibari ile 4.475’e ulaşan TGB firmalarının faaliyet gösterdiği ilk üç sektör sırasıyla yazılım (%37), bilgisayar ve iletişim teknolojileri, (%17) ve elektronik (%8) olup, TGB firmaları ağırlıklı olarak bu alanlarda Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini yürütmektedir.

Bakanlığımız tarafından 4691 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde uygulanan destek mekanizması, yine Bakanlığımız tarafından 6676 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan “Ar-Ge Reform Paketi” ve 7033 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan “Üretim Reform Paketi ile daha güçlü ve dinamik bir yapı kazanmıştır.

“Üretim Reform Paketi” kapsamında uygulamaya konulan düzenleme ile TGB firmalarında ve TGB Yönetici Şirketinde istihdam edilecek Temel Bilimler (Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji) mezunlarının maaşlarının brüt asgari ücret kadarlık kısmı, 2 yıl süre ile Bakanlığımız tarafından karşılanmaktadır. Temel Bilimler mezunlarının TGB ekosistemi içerisinde yer almasının teşvik edildiği ve desteklendiği bu uygulama ile Temel Bilimler mezunlarının istihdamına yönelik ciddi bir adım atılmıştır.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan ve Avrupa’nın 6. büyük ekonomisine sahip olan ülkemizin 2023 Vizyonu doğrultusunda hedefi; dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisine girmek ve ihracatımızı 500 milyar Dolar’a çıkarmaktır. 2023 Vizyonu hedef noktasından hareketle; ulusal yenilik ekosisteminin gelişmesi ve güçlenmesi ve beraberinde küresel rekabet edebilirliğin geliştirilmesi ve artırılması stratejik yaklaşımı ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “kümelenme politikaları” başlıca politika araçlarından birisi olarak benimsenmiştir. “Ar-Ge Reform Paketi” ile Ar-Ge ve yenilik ekosistemimizin yüksek katma değer sağlayan paydaşlarından olan TGB’ler için kümelenme yolunda kolaylaştırıcı bir adım olarak; İhtisas (Tematik) TGB kavramı hayata geçirilmiştir. Bu perspektiften bakıldığında; bilişim ve yazılım sektöründe hedeflemiş bir kümelenme projesi niteliğinde olan; Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi ya da yüklendiği misyondan aldığı adıyla Bilişim Vadisi’nin, ICT ve ICT’ye dayalı üretim yapmak isteyen firmalar için küresel anlamda yenilik ve girişimciliğe ivme kazandırması, rekabet edilebilirlik boyutunda güçlü bir ekosistem oluşturması hedeflenmektedir.

Ar-Ge faaliyetlerinin ürüne ve değere dönüşmesine imkân tanıyan Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi (TÜR Belgesi) uygulamasının kapsamı, projesini tamamlayan TGB firmalarının üretmiş oldukları ürünler yoluyla da yerlileşmeye katkı vermek için genişletilmiştir.

ICT MEDIA: Yerli ve milli üretim ve güvenli iletişim ekosisteminin geliştirilmesi ve haberleşme sektörünün ihtiyacı olan her türlü yazılım ve donanım ihtiyacının ülke içerisinde üretilmesi için ne tür çalışmalar yapılmalıdır? Yerli üretimi geliştirici, teşvik edici sektöre yeni bir heyecan getirecek düzenlemeler neler olabilir? Devlet ve özel sektörün yaptığı iş birliği yeterli midir? İşbirliğini daha ileri seviyelere taşımak için devlet ve özel sektöre hangi görevler düşmektedir?

Bakanlığımızın öncelikli hedeflerinden birisi, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yurt içindeki imkân ve kabiliyetlerin azami ölçüde kullanılmasını sağlamak ve ihtiyaçların yurt içinden karşılanma oranını artırmaktır. Bu doğrultuda, kamunun büyük maliyet gerektiren ve yüksek teknoloji içeren ICT alımlarında sanayi işbirliği programlarının uygulanması suretiyle, her türlü yazılım ve donanım ihtiyacının yurt içinde üretilmesini amaçlayan çalışmalar yürütülmektedir.

Bilindiği üzere, sanayi işbirliği programları; kamu alımları yoluyla sanayide yerlileşme, yenileşme ve teknoloji transferinin sağlanması, üretim ve teknoloji yeteneğinin geliştirilmesi, ürün ve hizmet kalitesinin artırılması, uluslararası karşılıklı işbirliği ve yatırım imkânlarının oluşturulmasını amaçlayan bir kamu alım politikası aracıdır. Bu çerçevede, dünyada da yerli sanayinin ve teknolojinin gelişmesine büyük katkı sağlayan bir sanayi politikası aracı olarak uygulanmakta olup, birçok ülkenin, kamu alımları gerçekleştirirken sanayi işbirliği, sanayi katılımı, offset, sanayi dengesi, yerli katkı gibi farklı isimler altında çeşitli uygulamalara başvurduğu görülmektedir.

Sanayi işbirliği programları ile ilgili olarak Bakanlığımız tarafından icra edilen faaliyetler kapsamında;

• 2014 yılında 6518 sayılı Kanun ile “kamu alımlarında yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik sanayi katılımı uygulamaları içeren mal ve hizmet alımları”nın Kamu İhale Kanunu’ndan istisna olmasına yönelik düzenleme yapılmıştır.

• 2017 yılında 7033 sayılı Kanun ile söz konusu istisnanın kapsamı “yapım işlerini” de içerecek şekilde genişletilmiştir.

• Gelinen aşama itibariyle, 4734 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (u) bendi gereğince, “yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik sanayi işbirliği uygulamaları içeren mal ve hizmet alımları ile yapım işleri” ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç Kamu İhale Kanununa tâbi değildir.

Söz konusu istisnanın uygulanmasına yönelik usul ve esasları düzenleyen “4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü Maddesinin (u) Bendine Göre Yapılacak Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Sanayi İşbirliği Programı Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” Bakanlığımız tarafından hazırlanmış ve 15 Şubat 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, bahse konu yönetmeliğin yayımını müteakip gerçekleştirilen kamu alımlarında bugüne kadar herhangi bir sanayi işbirliği programı uygulaması yapılamamıştır.

Bu nedenle, Bakanlığımız bünyesinde yeni ihdas edilen Sanayi İşbirliği Programları Daire Başkanlığı tarafından, yönetmeliğin uygulanmasına yönelik tereddütlerin ve isteksizliklerin giderilmesi, ülkemizin yüksek ve orta-yüksek teknoloji üretme altyapısının geliştirilmesi ve yurtiçi üretim oranının arttırılması amacıyla Söz konusu çalışmalar çerçevesinde, “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3’üncü Maddesinin (u) Bendine Göre Yapılacak Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Sanayi İşbirliği Programı Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik”in;

• İhtiyaç sahibi kamu kurum ve kuruluşlarının organizasyon yapıları, satın alma süreçleri, ihtiyaçları ve tedarik konusu mal ve hizmetlerin farklılıkları göz önünde bulundurularak, tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından uygulanabilecek bir yapıya kavuşturulmasına,

• Süreç ve işlemlerdeki karmaşıklığı ve uygulamaya ilişkin tereddütler ve isteksizlikleri giderecek şekilde sadeleştirilmesine,

• Yeni bir uygulama modeli geliştirilmesine yönelik olarak revize edilmesi planlanmakta olup, yeni uygulama modelinin geliştirilmesi ve mevzuat düzenlemesinin yapılması çalışmalarında son aşamaya gelinmiştir.

Yeni uygulama modeli ve mevzuatın hayata geçirilmesi ile kamu alımlarının ICT sektöründe teknoloji geliştirme ve yerli üretim üzerindeki etkisinin artırılması, ülkemizin üretim ve teknoloji yeteneklerinin geliştirilmesi, firmalarımızın projelere katılımının artırılması ve uluslararası firmalarla karşılıklı ticari ilişkiler ve karşılıklı yarar ilkeleri çerçevesinde işbirliklerinin artırılması hedeflenmektedir. İşbirliği programı uygulamalarını yaygınlaştıracak şekilde çalışmalar yapılmaktadır.