ICT
“Avrupa’nın yapay zekâsına Türkiye katkı verecek”

“Avrupa’nın yapay zekâsına Türkiye katkı verecek”

Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulan Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Uzmanlar Grubu’na Türkiye adına seçilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Taha Yücel, yapay zekâ ve bu konuda AB Konseyi’nde yürütülen çalışmaları ICT MEDIA Genel Yayın Yönetmeni Murat Pehlivan ve Yazı İşleri Müdürü Suat Karabıyık'a anlattı. Yücel, “İlk toplantı Mart ayında yapılacak ve ilk toplantı ile birlikte bir yol haritası çıkacak ortaya. Türkiye’nin orada katkısını en üst düzeye çıkartmayı planlıyoruz” dedi. 

ICT MEDIA: Taha Bey, yeni görevinizden dolayı tebrik ediyoruz. Avrupa Konseyi’nde böyle bir grubun kurulmasına neden ihtiyaç duyuldu ve Türkiye bu gruba nasıl dahil oldu, öncelikle bundan söz eder misiniz?

TAHA YÜCEL: Avrupa Konseyi, 47 ülkeden oluşan ve Türkiye’nin de üye olduğu, merkezi Strazburg’da olan bir topluluk. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Konsey bünyesinde. RTÜK oradaki görsel-işitsel medya ve bilgi toplumu komitesinde aktif katılım ve katkı sağlıyor. Yapay zekânın gelişimi ile birlikte, yapay zekâ insan hakları yönünden nasıl bir etki oluşturacak ve yapay zekânın olumsuz etkilerine karşı bir düzenleme gerekir mi sorularının cevabı tüm dünyada tartışılmakta.

Yapay zekâ, yaklaşık 40 yıldır gündemde olan ve üzerinde çalışılan bir konu ama özellikle işlemci gücünün, saklama kapasitelerinin ve bağlantı hızının çok artması ile birlikte yapay zekâ artık çok küçük cihazlarda çok işlevsel olarak kullanılır hale geldi. Aslında yapay zekâya bir devrim niteliğinde aşama kaydettiren şey de bu. Yani çok büyük alt yapılar gerektiren yapay zekâ işlemlerinin, çok küçük cihazlar üzerinde yapılabilir hale gelmesi. Bu da çok hızlı bir şekilde yapay zekânın kullanımının yaygınlaşmasını sağlıyor. Yapay zekânın çok faydalı kullanımları var. Ama aynı zamanda çok riskli kullanım alanları da var.

Yapay zekânın faydalı kullanım alanları neler; mesela sağlık sektörü. Sağlık sektörü ile ilgili en önemli konu ne? Yapay zekâ vasıtasıyla çekilmiş bir röntgenin veya MR’ın, sayısal ortamda yapay zekâ sistemine yüklenip, yapay zekânın teşhis koyma noktasında bu görüntüleri analiz etmesi ve ardından da yüksek doğruluk oranıyla doktorlarımıza, “Evet, kanser vakası burada, şu şekilde var” veya “Şöyle bir hastalık var” demesi, bu belki hayat kurtaracak. Belki doktorun gözünden kaçan bir olumsuzluğu, doktorun inisiyatifine bırakmaksızın yüksek doğruluk oranıyla tespit edecek bir sistem. Ondan dolayı sağlık sektöründe özellikle yapay zekânın kullanımı gerçekten insanların daha uzun yaşamasında, hastalıkların erken teşhis edilmesinde, doktorluk eğitiminin yaygınlaşmasında çok etkili olacak. Yapay zekâ kullanılarak insanlar ameliyat edilebilecek yüksek doğruluk oranıyla. Biliyorsunuz, bir cerrahın yetişmesi çok zor. Özel bir el beceresi gerektiriyor, özel bir beyin gücü gerektiriyor, özel bir göz hassasiyeti gerektiriyor. Yapay zekâ ile belki binlerce ameliyat yapmış bir uzmandan daha başarılı bir şekilde operasyon yapılabilecek.

Yine görüntü işlemede de öyle. Bir doktorun, bir röntgen filmini incelerken gördüğü vaka sayısıyla ve değerlendirmesiyle uzmanlaşması var. Ne kadar çok vakayı görürse, o kadar uzmanlaşıyor ama doktorun da kısıtlı bir vakti var. Doktor, normalde 20 yılda, 30 yılda geleceği seviyeye yapay zekâ ile kısa bir sürede gelmiş oluyor. Böylece yeni mezun bir doktor, yapay zekâ sayesinde bazı vakalarda uzman bir doktor kadar doğru teşhis koyabiliyor, bu müthiş bir şey.

Ayrıca yapay zeka hakimlere yardımcı olarak mahkemelerde de kullanılabiliyor. Dava konusu sisteme yüklendiğinde benzer mahkeme kararları da incelenerek büyük doğruluk oranı ile karar tavsiyesi alınabiliyor.

ICT MEDIA: Yapay zekanın nimetleri pek çok açıdan konuşuluyor ancak burada insan hakları konusu da tartışılıyor öyle değil mi?

TAHA YÜCEL: Teknolojiler doğru kullanılırsa hayat kurtarır, faydalı olur; yanlış kullanılırsa felakete sebep olur. Pek çok teknolojide bu özellik var. Cep telefonu, iyi bir teknoloji ama yanlış kullanılırsa dolandırıcılığa sebep oluyor; doğru kullanılırsa, hayat kurtarıyor. Bütün teknolojilerde olduğu gibi, yapay zekâda da bu var. Yapay zekâ doğru kullanılırsa, az önce de bahsettiğim sağlık sektöründe olduğu gibi, pek çok benzer faydaları var ama silah teknolojisinde kontrolsüz bir şekilde kullanıldığını düşünün. Şimdi yapay zekâ ile işleyen silahları düşünün. Bir insansız hava aracı (İHA) düşünün, yapay zekâ ile işliyor. Bu teknolojiyi kötü niyetli insanlar kullanırsa, bir İHA ile Allah korusun katliam yapılır. Yapay zekâ bir de kontrolden çıkarsa, yani sizin kontrolünüzde zannettiğiniz teknoloji, yapay zekâ öğrenen ve gelişen bir sistem. Bir vicdani ve insani hassasiyeti yok. Bir robot, kontrolden çıktığı zaman ne yapabilir? Örneğin sürücüsüz araçlar yapay zekâ ile işliyor. Peki, sürücüsüz araç yapay zekâyı kullanarak yolda giderken bir yayaya çarpıp öldürse, bunun sorumlusu kim olacak? Yani bir şoför kazaya sebep olursa, onun bir sorumluluğu var. Aracı kullanan insanın bir sorumluluğu var. Peki, sürücüsüz araç bir trafik suçu işlerse onun sorumlusu kim olacak?

ICT MEDIA: Sürücüsüz otomobil yayaya çarpmak yerine, duvara çarparak yayanın hayatını kurtarabilir, yani işin vicdani tarafı var. Yapay zekânın vicdanı olacak mı?

TAHA YÜCEL: Yapay zekâ eğer doğru öğretilip, doğru yönlendirilmezse, doğruyu yanlıştan nasıl ayıracak? İnsan bir kaza durumunda kendine zarar verecek ama karşıdakini koruyacak şekilde yönlenebiliyor. İnsan böyle bir karar verebiliyor ve bu kararı anlık veriyor, tetiği çekerken o an vicdanı devreye giriyor vazgeçiyor. Yapay zekâda ise duygu yok, ona verilen görev neyse onu yapıyor.

Avrupa Konseyi bu konuyu önemsedi ve 47 üye ülke arasından yapay zekâ konusunda dünyada yetkinliği kanıtlanmış, bu konuda çalışmaları ve bilimsel yeteneği olan, bu konuda katkı sağlayacak 7 kişiden oluşan bir uzmanlar grubu oluşturulmasına karar verildi. Bu grup Teknolojik Yakınsama, Yapay Zekâ ve İnsan Hakları konulu bir rapor hazırlayıp Avrupa Konseyi’nin karar mercilerine sunacak. Bu çalışma sayesinde insan hakları yönünden yapay zekânın bir bakıma çerçevesi çizilecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önüne yapay zekâ ile ilgili bir dava geldiğinde bu çalışma karara yardımcı olacak.

ICT MEDIA: Avrupa Konseyi’nin gündeminde bilişim-iletişim alanında başka hangi konular ön planda?

TAHA YÜCEL: Yakın zamanda Ekim 2017’de Avrupa Konseyi tarafından İnternet Okur-Yazarlığı El Kitabı yayınlandı. Son derece güzel hazırlanmış bir kitap. İnternette çocuklar zararlı etkenlerden nasıl kurtulacak, internetten doğru bir şekilde nasıl istifade edecek, ailesine ve kendisine zarar verecek paylaşımlardan nasıl uzak duracak bu ve benzeri soruların cevaplarını ihtiva ediyor.

ICT MEDIA: Türkiye’yi burada siz temsil ediyorsunuz. İlk toplantınızı yaptınız mı?

TAHA YÜCEL: Ön hazırlıkları yapılıyor şu anda. İlk toplantı Mart ayı başında yapılacak ve ilk toplantı ile birlikte bir yol haritası çıkacak ortaya.

İlk toplantıya hazırlık için, görsel-işitsel alandan araçlara, sağlık sektörüne, silah sanayiine kadar yapay zekânın bütün kullanım alanlarına ilişkin mümkün olduğunca kapsayıcı bir ön çalışma yapıyoruz. Türkiye’den bu konuyla ilgili uzmanların katkılarını da alıyorum. Böylece Türkiye’nin orada katkısını en üst düzeye çıkartmayı planlıyoruz. Ülkemizde bu konudaki çalışan değerli bilim adamlarımızın, uzmanlarımızın da sağlayacağı katkılar bizim için çok kritik.

ICT MEDIA: Peki, bu raporlar Konsey’in ve Birleşmiş Milletler’in mekanizmalarına hukuki bir temel oluşturacak mı?

TAHA YÜCEL: Evet, tabi... Avrupa Konseyi’nin tavsiye kararları oluyor. Avrupa Konseyi’nin yol haritaları oluyor, düzenlemeleri oluyor veya Konsey bünyesindeki İnsan Hakları Mahkemesinin mahkeme kararları oluyor. Bizim raporumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de işe yarayacak. İleride yapay zekâ ile ilgili bir konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önüne geldiğinde, mahkeme bu rapora bakarak, bu rapordan istifade ederek karar verebilecek. Avrupa Konseyi’nin karar merciinde Parlamenterler Meclisi var biliyorsunuz, oraya sunulacak. Üye ülkeler Konseyin onayladığı doküman çerçevesinde yapay zekâ ile ilgili kendi düzenlemelerini yapacaklar.

Birleşmiş Milletler, İnternet Yönetişim Forumu’nda (IGF) etkili hale geldi. IGF, Aralık 2017’de Cenevre’de, Birleşmiş Milletler’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 2.000’den fazla uzmanın katılımıyla ve son derece demokratik ve paylaşımcı bir ortamda bitcoin, blockchain, yapay zekâ, siber güvenlik, internet okur-yazarlığı, pek çok konu eş zamanlı oturumlarla ve Avrupa Konseyi’nin yaptığı çalışmalarla orada tartışıldı, çözüm arandı.

Biliyorsunuz, internet hayatın vazgeçilmez parçası. Medya sektöründe de öyle. Şu anda internet trafiğinin yüzde 70’den fazlasını video ve hareketli görüntüler (görsel işitsel medya) oluşturuyor. Bu oranın 2021’de yüzde 80’i aşması bekleniyor. İnternet demek büyük oranda görsel-işitsel medya demek olacak.

ICT MEDIA: Avrupa Konseyi’nin yapay zekâ ve insan hakları grubuna Türkiye’den de bir üyenin yer almasını nasıl yorumlamalıyız?

TAHA YÜCEL: Türkiye dünyada söz sahibi bir ülke, Birleşmiş Milletler’deki yakın zamanda yapılan oylamada da bu görüldü. Avrupa Konseyi’nde de Türkiye’nin saygın bir yeri var.

Yapay zekâ dediğimiz alan; Türkiye’nin çok fazla sanayi yatırımı, bir alt yapı yaptırımı yapmadan, beyin gücünü kullanarak, yazılım geliştirme gücünü kullanarak çok etkin olacağı bir alan. Yazılım konusunda çok şükür iyi bir yetişmiş beyin gücümüz var, genç bir nüfusumuz var. Bunları doğru yönetir, doğru yönlendirir, doğru eğitirsek yazılım sektöründe Türkiye’nin dünyada çok ciddi ağırlığı olur, olmalıdır.

Eğitim sektöründe, silah-savunma sanayiinde, endüstride, her türlü haberleşmede ve sağlıkta yazılım geliştirme avantajımızı çok iyi kullanmalıyız.

ICT MEDIA: Son olarak neler eklemek istersiniz?

TAHA YÜCEL: Sektörümüzün güzide yayın organı ICT MEDIA, yıllardır çok istikrarlı bir şekilde ülkemize hizmet ediyor, çok önemli bir boşluğu dolduruyor. Hem sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getiriyor hem gelişmeleri önceden duyuruyor hem de fırsatları yetkililere hissettirmiş oluyor.

Yapay zekâ konusunda bir çalışma toplantısının, konferansın düzenlenmesi elzemdir. Ayrıca internet okur-yazarlığı konusunda da BTK, RTÜK, Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlarımız ile birlikte bir çalıştay çok faydalı olur. Gençlerimizi internetin zararlı yönlerinden korumazsak, çocuklarımıza internetin faydalı yönlerini öğretmezsek, internet, oyun için, zararlı içerikleri izlemek için ve en kötüsü de zaman israfı için kullanılıyor.

İnternet bir derya, internet ucu bucağı belli olmayan bir deniz ama bu denizden siz doğru istifade etmezseniz bu denizden zarar görürsünüz. Denizin içindeki zehri değil, besini almamız lazım. İnternet denizindeki besini almak için internet okur-yazarlığını Milli Eğitim Bakanlığımız ile birlikte ilkokul birinci sınıftan başlayarak, müfredatın içine yerleştirilerek öğretmemiz lazım.