ICT
ELEKTRONİK SANAYİCİLERİNİN HEDEFİ: İNOVATİF GENÇLER

ELEKTRONİK SANAYİCİLERİNİN HEDEFİ: İNOVATİF GENÇLER

TESİD Başkanlığına yeniden seçilen C. Müjdat Altay ile yeni dönem projeleri, Türkiye’deki inovatif çalışmaları, Ar-Ge teşviklerini ve Türk sanayisindeki dijital dönüşümü sektörün iletişim merkezi ICT Media'ya anlattı. Altay, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak endüstrilerin başında elektronik ve bilişim sanayisinin geldiğini, bu hedefe ise risk alan ve inovasyona açık gençlerle ulaşılabileceğini söyledi.

 

ICT MEDIA: Türkiye Elektronik Sanayiciler Derneği Başkanlığı’na yeniden seçildiniz. Türk Sanayi sektörünün öncü sivil toplum kuruluşlarından birisiniz. Başkanlığınız dönemine dair yeni hedefleriniz, planlarınız ve önceliklerinizin yanı sıra elektronik sektörünün Türk sanayii içindeki yeri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bildiğiniz gibi 2010-2011, 2012-2013 ve 2014-2015 dönemlerinden sonra yönetim kurulumuz 2018-2019 dönemi TESİD Başkanlığı rolü için bir kez daha beni görevlendirdi. Benim Başkanlığımda oluşan yeni yönetim kurulu olarak sloganımız ‘Türkiye’nin geleceği gençlerdedir.’ Düşünen, araştıran, sorgulayan, risk alan, yeni şeyler denemeye ve inovasyona açık olan bireylerin ülkemizi her alanda daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Bu anlayışla, yeni yönetim olarak bizler de gerek ülkemizdeki girişimci gençlerimizi gerekse derneğimiz içindeki ‘Genç TESİD’ oluşumunu daha da fazla destekleyeceğiz.

TESİD çatısı altındaki Genç TESİD Topluluğu, elektrik-elektronik, bilgisayar, endüstri, yazılım mühendisliği ve ilgili alanlarda okuyan öğrencileri iş hayatına daha donanımlı hazırlama ve sektöre kaliteli mühendis sağlama amacıyla kuruldu. Buradaki gençlerimiz, elektronik ve yazılım sanayinin ülkemizde gelişmesi, tanınması ve öneminin anlaşılması için çeşitli öğrenci kulüpleri ve platformlar ile çalışmalar yapıyorlar.

TESİD olarak yeni dönemde, ülkemizin yüksek kapasiteli insan kaynağını, akımları takip eden değil, bizzat başlatan ve teknoloji üreten bir noktaya çekmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bunun bir ayağı start-up’ları destekleyerek bilişim ekosistemini güçlendirmek, diğer ayağı ise KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuklarını kolaylaştırarak ekonomiye katkılarına hız kazandırmaktır.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak endüstrilerin başında elektronik ve bilişim sanayinin geldiğine inanıyoruz. Teknolojiyi tasarlayan ve üreten ülke olmanın katma değeri yüksek bir ekonomi yaratma yolunda son derece yüksek bir etkisi var. Bu inançla Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023 hedefleri kapsamında ülkemizden dünya pazarında belirleyici rolü olacak teknoloji markaları çıkarmak, elektronik ve bilişim sektörlerini ülkemiz ekonomisinin yüksek katma değer üreten lokomotifi haline getirmek istiyoruz.

ICT MEDIA: Türk elektronik sektörünün rekabet gücünü artırmak için yapılması gerekenler nelerdir? TESİD olarak 16 yıldır yenilikçilik ve yaratıcılık ödülleri veriyorsunuz. Bu ödüllerin sektöre katkısı nelerdir?

Bugün artık büyük yapılar birer platform özelliğini taşımalıdır. Sektörün genç oyuncularıyla bilgi ve deneyim paylaşımıyla onların teknoloji geliştirmelerine ve pazara açılmalarına imkân sağlamamız gerekiyor. Ayrıca sadece şirketlerin değil ülkelerin de rekabet gücünün oluşmasında en önemli faktörlerden biri yenilikçi (inovatif) ürünler geliştirmektir. Bu gerçeğin farkında olarak TESİD olarak 16 yıldır yenilikçilik ve yaratıcılık ödülleri vererek bu bilincin oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

Elektronik sanayimiz son yıllarda iç ve dış nihai tüketiciye yönelik cirolarında düşüşler yaşıyor ama savunma elektroniği pazarı önemli bir yükseliş eğiliminde. Türkiye’de üretilen elektronik mallarda rekabet gücümüzün azalmasının temel sebebi üretim için gerekli elektronik bileşenlerde dışa bağımlı olmamız ve bu sebeple maliyetlerimizin kontrolümüzde olmaması. Burada kontrolü sağlamanın tek yolu uçtan uca tüm teknoloji zincirine hâkim olmaktan geçiyor.

Türk mühendisleri teknolojik yetkinlik, çalışkanlık, üretkenlik ve yenilikçilik anlamında tüm dünya ile yarışır düzeyde, hatta pek çok gelişmiş ülkedeki meslektaşlarını geride bırakmış durumdadır. Bu akıl gücünü yüksek katma değerli ürünlere çevirebilmek ve bu ürünleri tüm dünyaya satabilmek için savunma sanayindeki başarıyı oluşturan modelin savunma harici sektörlere de uygulanmasında fayda görüyoruz.

Yenilikçilik (inovasyon) ve girişimcilik bizim genlerimizde mevcut, fakat eğitim sistemimiz tam olarak bunu desteklemiyor. İlkokuldan başlayarak yenilikçi, fikirlerini hayata geçirme olanaklarına sahip, hata yapmaktan korkmayan ama hatalarından öğrenmeyi bilen, araştırmayı ve öğrenmeyi seven bir nesil yetiştirebilmemiz gerekiyor.

Elektronik sanayinin hamle yapabilmesine yönelik gerekli insan kaynağının yetiştirilebilmesi için gençlerimize okullarımızda teorik eğitimin yanı sıra sanayide uzun dönem staj gibi pratik eğitim imkanları da sağlamalıyız.

ICT MEDIA: Türkiye’de elektronik sanayii, bilgi teknolojileri ilgili Ar-Ge çalışmalarını nasıl buluyorsunuz. Özel sektör ve devletin Ar-Ge yatırımlarını, uygulanan teşvikleri ve modeli yeterli seviyede mi?

Bir sektörün oluşma, kalkınması ve güçlenmesi ancak üretilen ürünlerin satılması ile mümkündür. Elektronik sanayi gibi yüksek teknoloji gerektiren sanayilerde ilk yatırımın geri dönüş süresi ve şirketlerin kârlı hale geçmesi en büyük alıcı olan kamunun alımlarını yerli üreticilerden yapması ve Ar-Ge yatırımlarının desteklenmesi ile mümkündür. Bu amaçla ülkemizde pek çok destek mekanizması bulunuyor. Bu destek mekanizmalarının birbirini bütünleyecek şekilde düzenlenerek bir üst kurum tarafından tüm kamu kurumları için yürütülmesi, sistemi daha da verimli hale getirecektir.

Buna ek olarak, Ar-Ge desteklerimizi, yüksek teknolojili yeni ürün desteğine çevirerek, projeleri prototip fazından satışa kadar olan tüm fazları destekleyecek şekilde yeniden yapılandırmamız da gelişime katkıda bulunacaktır.

ICT MEDIA: Hükümet, yerli üretimi bütün sektörlerde teşvik ediyor, cazibe merkezleri programı uyguluyor, içerisinde elektronik sektörünü de ilgilendiren konular var, çağrı merkezleri gibi pek çok yerliliği özendirme konusu var. Elektronik ve bilişim sektöründeki üretime dönük teşvik yatırımlarını yeterli buluyor musunuz, TESİD olarak çözüm önerileriniz nelerdir?

Türk elektronik sanayinin atılım yapabilmesi için odaklanma şart. Yüksek katma değer sağlayacak, ülkemizin ihtiyaç duyduğu ve duyacağı alanları belirleyerek teşvik ve destek mekanizmalarının bu alanlara yönlendirilmesini sağlamak, teşvik ve destek mekanizmalarından alınacak verimi yükselterek global markalar ve global ürünler çıkartmamıza yardımcı olacaktır.

Savunma sanayinde olduğu gibi, yüksek teknoloji ürünlerin geliştirilmesinin alım garantili yapılması sivil elektronik sanayinin oluşturulması ve güçlendirilmesi için gerekmektedir. Diğer yandan sanayide rekabet öncesi iş birliğinin artırılmasına; bir yüksek irade desteği ile bir toplu kalkınma planın uygulanması, denetlenmesi ve izlenmesine ihtiyaç var. Elektronik bileşenlerin tasarım ve üretimlerini yapacak merkezlerin desteklenerek kurulması gerekmekte. Yabancı teknoloji şirketlerinin ülkemizde yatırım yaparak Ar-Ge çalışmalarını burada yapmaları da gerek yeni teknolojilerin ülkemize kazandırılması gerekse ürün Ar-Ge kültürünün gençlerimize kazandırılması ve yerli ürünlerimizin tüm dünyaya satılmasında kanal olma şansı açısından önemlidir. Türkiye’nin elektronik ve seçili dikey sektörlerinde kendi tasarım ve üretim teknolojilerine hâkim olması gelecek için kritik önem taşımaktadır.

TESİD olarak sektörümüzde yerlileşme oranını süratle artırmamız gereğine inanıyoruz. Bildiğiniz gibi, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sektörlerin rekabet gücünde ve katma değer üretme kapasitesinde önemli ilerlemeler sağlayacak, ulusal ve uluslararası nitelikte projeler geliştirmeye yönelik sektörel strateji ve yol haritaları oluşturmak üzere kapsamlı bir çalışma sürdürüyor. Diğer taraftan Kalkınma Bakanlığı’nın 11. Kalkınma Planı hazırlık çalışmaları sürüyor. Elektronik sektörünün her iki çalışmada da öncelikli olarak yer almasından memnuniyet duyuyoruz.

Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu ve tüm üyeleri sektörümüzde yerlileşme oranını artıracak stratejilerin ve gerekli yatırımların süratle uygulanması için yapılacak çalışmaları aktif olarak desteklemektedir. Ancak bu hedefe ulaşarak yıllardır aleyhimizde olan dış ticaret dengesini lehimize çevirebileceğimize, yüksek seyreden ithalatımızı düşürüp, ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.

Tasarım ve inovasyonun yanı sıra üretim faaliyetine önem verilmesi, ileri teknoloji kullanan ürün geliştirme yetisinin kazanılması, elektronik bileşenlerin tasarım ve üretimlerini yapacak merkezlerin kurulması sektörümüzün performansını şüphesiz olumlu yönde etkileyecektir. Yabancı teknoloji şirketlerinin ülkemizde yatırım yapmasının sağlanması ve burada Ar-Ge çalışmaları yapmalarıyla yeni teknolojilerin ülkemize kazandırılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır.

Kamu, özel sektör, üniversiteler ve finans dünyasının, tüm sektörlere kaldıraç vazifesi gören elektronik sektörü ve dikeylerinde uzmanlaşma, yerli Ar-Ge ve üretim konularında ortak stratejilerle güç birliği yapması sektörümüzde yatırım, istihdam ve ciro artışını sağlayacaktır. Bu yaklaşımın doğru ve etkin bir şekilde uygulamaya geçirilmesi durumunda ilk meyvelerini 2018 yılında almamız mümkündür.

ICT MEDIA: Dijital dönüşüm, Türk sanayisi ve ekonomisi için ne tür bir potansiyel ve fırsatlar taşıyor? Sanayi 4.0, IoT, yapay zekâ son yıllarda en fazla gündeme gelen konular. Türk hükümeti ve sanayisi dijital dönüşüme hazır mı?

Bilişim dünyasında son yıllarda baş döndürücü bir hızla yaşanmakta olan gelişmeler, her sektörde faaliyet gösteren her ölçekte şirkete, ürün ve süreçlerini dijital teknolojilerin sunduğu olanaklarla tekrar tanımlama fırsatı sunuyor. Bu gelişmelerden en etkili şekilde faydalanabilmek için ise firmaların kurumsal rekabet unsurlarını değerlendirmeleri ve rekabet avantajlarını ön plana çıkaracak bir strateji kurgulayarak kendi dijital dönüşüm yolculuklarını yönetmeleri gerekiyor.

Müşterilerin gittikçe artan kişiselleştirilmiş ürün, hızlı hizmet ve uygun maliyet taleplerine rekabetçi bir biçimde yanıt verebilmek için firmaların ArGe’den satın almaya, üretimden sevkiyata kadar değer zincirlerindeki tüm süreçlerde dijital teknolojilerin sağladığı nimetleri bilinçli bir şekilde kullanmaları gerekiyor.

Nesnelerin İnterneti, yapay zekâ gibi teknolojiler Sanayi 4.0’ın altyapısını, ortamını sağlıyor. Yapay zekanın çarpan etkisi çok yüksek bir teknoloji olduğunu görüyoruz. Bu sebeple bu alandaki bilgi birikimi ve yatırım ile yüksek vizyon sahibi bir ekosistem yaratmanın ülkemiz için büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Sanayi 4.0 hayatımıza üretim ve imalat sektörünün modernizasyonu kapsamında girdi. Şirketler kaynaklarını tasarruflu kullanıp satışlarını artırarak kâr etmek istiyor. İş gücü giderlerini azaltmanın yolu da dijitalleşmeden geçiyor.

Otomasyona geçmek şunları sağlıyor: İş gücü maliyetini azaltmak, yüksek kalite, daha fazla esneklik ve ürün çeşitliliği. Zira artık ürünler de tesisler de modüler yapıda. Artık entegre sistemler değil modüler sistemler hayatta kalıyor. Tüm aşamaları tek bir firma gerçekleştirmiyor, her adım farklı noktalardan tedarik ediliyor. Kaynak da bir değil, müşteri de bir değil. Bunun sonucunda küçülme ve küçük tesisler, yerinde üretim (dağıtık yapı) ve her tedarikçi için alanında uzmanlaşma fırsatı ortaya çıkıyor. Bu nedenle şu açık ki, dijital evrimde önceliklendirmeyi optimizasyondan yana yapmak gerekiyor. Şirketler ancak bu şekilde gerçek bir iş çevikliği kazanıp zamana ve rakiplerine karşı donanımlı hale geliyor.

Araştırmalar dijital endüstriyel çözümlerin her türden endüstriyel sistemde milyarlarca dolar tasarruf sağlayabileceğini gösteriyor. Dönüşümü yakalayamayan firmaların orta ve uzun vadede rekabet şansları kalmayacak. Dijitalleşme, bulut ve mobilite gibi kavramlar siber tehditleri de beraberinde getiriyor kuşkusuz, buna karşılık uygun siber güvenlik önlemlerini de almak gerekiyor.

Tüm sektörler için devrim niteliğinde bir dijital dönüşüm aracı olan nesnelerin interneti (IoT – Internet of Things), Türkiye’de IDC’ye göre geçtiğimiz iki yılda toplam %50’ye yakın büyüdü. Bugün, sanayi, nesnelerin internetinin, operasyonel maliyetlerini düşürmenin ötesinde yüksek bir iş değeri sunabileceğinin farkında. Nesnelerin interneti uygulamaları sayesinde Sanayi 4.0’ın daha tasarım aşamasından son ürünün servis edilişine kadar olan bütün süreçteki tüm bileşenlerine çözüm sunabilmek mümkün ve ülkemiz bu alanda tahmin edildiğinden çok daha ileride.

Üretim odaklı sektörlerimiz gerek batıyla gerekse de doğuyla rekabet etmek zorunda olduklarından bu eğilimi çok erken fark etti ve pek çok endüstri kolumuz ve kamu otoritemiz bu alanda doğru zamanda doğru adımları attı. TESİD olarak biz rollerimizden birini de bu alandaki bilinç ve rekabetçiliği KOBİ’lere doğru yaymak olarak görüyoruz