"Mersin Teknopark Olarak Uluslararası İşbirliklerine Büyük Önem Veriyoruz"

"Mersin Teknopark Olarak Uluslararası İşbirliklerine Büyük Önem Veriyoruz"

Mersin Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdürü Özgür Onur Durmaz, ICT MEDIA’nın sorularını cevaplandırdı.
 

ICT MEDIA: Technoscope ne zaman ve hangi amaçlarla kuruldu? Yerel ve uluslararası olarak yani Teknoloji Geliştirme Bölgeleri endeksine göre Teknoparkınızı nerede konumlandırırsınız?

Özgür Onur DURMAZ: Üniversite, sanayi ve kentin iş birliği ile katma değerli ARGE faaliyetlerinin yürütülmesini sağlamak amacıyla, bilgi, sermaye ve işgücü temelinde kurulan Mersin Teknopark’ın 2006 yılında başlayan faaliyet süreci Mersin Üniversitesi Çiftlikköy Kampüsü içerisinde 50 dönümlük bölgede şu an 7000 m² kapalı alan ile devam etmektedir.

Mersin Teknopark bölgede etkin bir aktör olma gücünü, yönetim kurulu ve ortaklarını oluşturan başta Mersin Valiliği, Mersin Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Mersin Tarsus OSB, MTSO, Akdeniz İhracatçı Birlikleri ve TTSO’dan almaktadır.

Ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet gücüne katkı yapacak yeni teknolojileri üretmek ve bunları endüstriyel üretime aktarmak amacıyla kurulan Mersin Teknopark, ileri teknoloji alanında çalışan ulusal firmaların yanı sıra uluslararası teknoloji firmaları için de bir cazibe merkezi olma hedefini sürdürmektedir.

Mersin Teknopark, mevzuatın teknoparklara verdiği misyona uygun şekilde çalışmalarını yürütmekte ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri endeksine göre ilk 5 içindeki yerini korumaya devam etmektedir. Aslında Anadolu’da yer alan Teknoparkları baz aldığımızda, Teknoparklar arasında ilk sırada yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Türkiye’deki büyük teknoloji şirketlerinin ve girişimciliğin İstanbul ve Ankara’da konuşlandığını göz önüne aldığımızda Anadolu’dan bir Teknopark’ın Yüksek teknolojiye dayalı sanayinin başkentleri olan bu iki şehirdeki Teknoparkların hemen ardından geliyor olması girişimcilik ekosisteminde takdir görmektedir. Bu noktada bizler; markalaşma, ticarileşme, uluslararasılaşma ve benzeri konularda öncü olma hedefimiz için tüm gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz.

Uluslararası bağlamda bakıldığında, Mersin Teknopark olarak uluslararası iş birliklerine ve global ağların bir parçası olmaya büyük önem veriyoruz. IASP (International Association of Science Parks) ve WTA (World Technopolis Association) aktif üyeliğimizin yanı sıra Avrupa Birliği projeleri başta olmak üzere pek çok uluslararası projede farklı kıtalardan Teknoparklarla çoklu işbirlikleri geliştiriyor, bu Teknoparklarda yer alan firmalar ile Mersin Teknopark firmaları arasında bir köprü görevi görerek, aralarında uluslararası işbirliklerinin tesis edilmesini sağlıyoruz.

Bu çalışmalarımızın meyvesini Teknoloji Geliştirme Bölgeleri endeksi sonuçlarında da gördük ve 2017 Endeks sonuçlarına göre Mersin Teknopark olarak Uluslararasılaşma alanında birinci sırada yer aldık.

ICT MEDIA: Technoscope’ta hangi sektör firmaları yer alıyor? Teknoparkta faaliyet gösteren firmalara yönelik sunulan avantajlar ve hizmetler nelerdir?

Özgür Onur DURMAZ: Mersin Teknopark başta bilişim firmaları olmak üzere enerji, otomotiv, sağlık, makine, gıda, biyoteknoloji, medikal, elektronik, kimya, savunma sanayi sektörlerinden firmalara %100 doluluk oranı ile ev sahipliği yapmaktadır.

Mersin Teknopark, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında sağlanan teşvikler dışında bünyesinde faaliyet gösteren firmalara, başta projeleri hazırlamak ile başlamak suretiyle, kuruluş danışmanlığı, mali ve hukuki danışmanlık, markalaşma, reklam, pazarlama ve uluslararasılaşma desteği, teknoloji altyapısı, Ar-Ge laboratuvar hizmetleri, sektörel eğitimler, workshoplar, yatırımcı buluşmaları, uluslararası bilgi ağlarına erişim ve teknoloji danışmanlığı desteğini bilabedel sunmaktadır.

Mersin Teknopark Inovasyon Merkezi’nde yürütülen INNOSCOPE ULUSLARARASI HIZLANDIRMA PROGRAMI ile eğitim, workshop, mentorluk, networking ve demoday bileşenlerinde firmalara uluslararası bağlantı ve yatırımcı ağlarına erişim, global pazarlara açılma, strateji geliştirme desteklerini içeren çok yönlü bir program sunulmaktadır.

Mersin Teknopark bünyesinde yer alan TİM-TEB Girişim Evi ile genç girişimciler ön kuluçka süreçlerinde kalifiye desteklere ulaşabilirken, İş Fikri bulunmayan, fakat Girişimci olmak isteyen öğrenciler, wakeup programı sayesinde henüz iş fikri safhasına geçmeden bu uyumu yakalamanın en doğru yöntemlerini öğrenme fırsatına erişebilmektedir.

Mersin Teknopark ABC Portalı, girişimciler, işletmeler, Akademisyen ve öğrencileri bir araya getirerek eşleştirme hizmeti sunan altyapısı ile iş birliklerinin yaratılmasını sağlarken, başarılı girişimleri melek yatırımcılarla buluşturmaya devam etmektedir.

Girişimcilere çalışma ortamı ve dijital bir platform dışında sosyal alan yaratmayı da hedefleyen Mersin Teknopark İnovasyon Merkezi, Eğitim Salonu, Cep Sineması, Dinlenme ve Oyun Salonları, Spor Salonu ile hizmet verirken çalışanlara sinerji alanları sunmaktadır.

Mersin Teknopark koordinatörlüğünde Avrupa’nın dört bir yanından ortak ülkelerle yürütülen Avrupa Birliği projeleri ile girişimcilik ekosistemine inovatif çözümler getirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin maksimum düzeye çıkarılmasını amaçlamaktayız.

Geçtiğimiz yıllarda, girişimci adaylarına yönelik Leonardo da Vinci Hareketlilik Projeleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz “İspanya'da Üniversite-Sanayi İşbirliği Sistemlerinde Uygulanan Yenilikçi Yaklaşımlar” ve “Geleceğin Girişimcileri” projelerinin ardından, Erasmus + çerçevesinde Mersin Teknopark koordinatörlüğünde Avrupa’nın farklı ülkelerinden ortaklarla yürütülen OTMET projesi ile uluslararası çapta iş başında eğitim modeli geliştirilirken, koordinatörlüğünü üstlendiğimiz bir başka Erasmus + projesi olan MENTECH ile Avrupa çapında bir mentor havuzu oluşturulması ve online mentorluk platformuyla girişimcilerin farklı ülkelerden mentorlar ile bir araya getirilmesi sağlanmaktadır.

ICT MEDIA: Teknoparkların yaşadığı sorunlar nelerdir? Bu sorunların çözümleri için Tecnoscope olarak çözüm önerileriniz nelerdir?

Özgür Onur DURMAZ: Hepimizin bildiği gibi ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile ürettikleri teknoloji/bilim arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu nedenle ülkelerin araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine önemli bütçe ayırması ve araştırma geliştirme faaliyetlerini desteklemesi beklenmektedir. Bu noktada bilgi ve teknolojinin birlikte değerlendirildiği, üniversite ve sanayi iş birliği çerçevesinde oluşturulan teknoparklar önem kazanmaktadır.

Genel bir ifade ile durum bu iken, Teknoparkların önemli sorunlarının başında; halen ülkemizde teknoparkların kuruluş ve işleyiş yapısının anlaşılmaması ve buna bağlı kaynak sıkıntısının geldiğini söyleyebiliriz. Teknoparklar için güçlü bir kontrol mekanizması olmasına rağmen yeterli destek mekanizmalarından faydalandıklarını söylemek de oldukça güç.

Teknoparkların algısının, olgusu ile henüz örtüşemediği, kamu yararına çalışan ve ülke ekonomisi için hayati önem taşıyan teknoparkları görmeden, tanımadan, bilmeden yorumlar yapılmasının çok uygun olmadığını ve bu enstrümanın herkes tarafından doğru değerlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Teknoparkların girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkının daha efektif sürdürülmesi için yönetici şirketler için destek mekanizmalarının sağlanması ve kaynakların artırılması gerekmekte.

Bunun dışında büyük ölçekli teknoparklarda binaların sektörler bazda ayrılmaları ve ihtisaslaşma oldukça önemli. Örneğin yazılım işletmeleri ile genetik araştırması yapan ve laboratuvar kullanan işletmelerin teknopark yönetiminden bekledikleri altyapı hizmetleri farklı olacaktır. Bu uyumun sağlanması kiracı işletmeleri daha verimli çalışmaya yönelteceği bir gerçek. Teknoparkların yapılaşması için Genel Bütçeden Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’ne ayrılan ödeneklerin artırılması önerilebilir.

İnovasyon ekosisteminin ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara’da yapılandığı ve döndüğü düşünülürse, Anadolu kentleri fırsatları yakalamak konusunda zorlanmakta ya da kaçırmaktadır. Girişimlerin teknoloji yoğun katma değerli çalışmaların yapılandığı Teknoparklar için ve teknoparklar özelinde bölgesel bazlı destek, teşvik ve yatırım planlaması yapılabilir.

Bir diğer sorun, İnovasyon ekosistemi içinde aynı görev ile yetkilendirilmiş çok sayıda kurumun bulunmasıdır. Kamu kaynaklarının israfına da neden olan bu durum, bahse konu görev ve yetkilerin tek bir odak noktasında toplanarak Teknopark şemsiyesi altında yürütülmesi uygun olacaktır.

Teknoparklarda yer alan firmalar açısından düşünüldüğünde ise, girişimcilerin projelerini hayata geçirebilmeleri için yeterli yatırım bulunamaması bir diğer önemli sorun olarak karşımıza çıkmakta. Yurtdışındaki teknoparklar incelendiğinde Ar-Ge ağırlıklı işletmelerin yenilikçi projelerinde yatırım alma yöntemini sıkça kullandıkları görülmektedir. Türkiye’de yatırım enstrümanlarının özendirilmesi için hükümetimizin öncü olması beklenebilir. Bunun için yönetici şirket tarafından yatırımcılar ve girişimciler bir araya getirilerek girişimlerin ve yatırımlarının büyütülmesi hedeflenmelidir.

ICT MEDIA: Technoscope olarak, Teknoloji Transfer OFİSİ çalışmalarınız bulunuyor mu? Teknoloji Transfer OFİSİ bünyesinde Üniversite-SANAYİ iş birliği faaliyetleri yürütüyor musunuz?

Özgür Onur DURMAZ: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği çerçevesinde, Teknoparklar çatısı altında ‘Teknoloji Transfer Ofisi’ (TTO) kurulması zorunluluğu getirilmeden önce, Mersin Üniversitesi içinde kurulu bir Teknoloji Transfer Ofisi bulunmakta idi. Hem çift başlılığın engellenmesi hem de verimli bir iş birliği tesis edilmesi adına 2016 yılında Mersin Teknopark ile MEÜ Teknoloji Transfer Ofisi arasında iş birliği protokolü imzalandı ve görevler paylaşıldı.

Üniversite-Sanayi iş birliği bağlamında Mersin Teknoloji Geliştirme Bölgesinde; 2020 yılı Eylül ayı itibari ile; 22 firma; akademisyen ortaklığı ile kurulmuş, 15 akademisyen ise firmalara danışmanlık yapmaktadır.

Yalnızca 2019 yılında FSMH bağlamında Mersin Teknopark firmaları 88 başvuru ve 25 Tescil işlemi gerçekleştirirken, Mersin TTO da 5 Patent başvuru işlemi gerçekleştirdi.

Mersin Teknopark, TTO, KUSİ, Genç Girişim Merkezi ve pek çok yapı iş birliği içinde ve münferit olarak Üniversite-Sanayi İşbirliği bilgilendirmelerini yapmaya devam etmekte.

ICT MEDIA: Teknoloji Transfer Ofislerinin görevlerinin başında Ticarileşme konusu gelmekte. TTO olarak, teknoloji transferi noktasında ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Özgür Onur DURMAZ: Daha önce de belirttiğim gibi ekosistem paydaşları aynı görevler ile donatılmış durumda. Teknoparkların görevlerinden birisi olan ticarileşme aynı zamanda TTO, girişim ve inovasyon merkezlerinin de görevleri arasında yer almakta. Kimi zaman iş birliği, kimi zaman münferit yürüyen bu süreçte Mersin Teknopark, bünyesinde barındırdığı firmaların markalaşması ve geliştirdikleri ürünlerin ticarileşmesi konusunda büyük destek vermekte. 2019 faydalı model, marka patent uluslararası patent, endüstriyel tasarım, yazılım telif rakamlarına baktığımızda toplamda 205 başvuru ve 196 tescil işlemi görmekteyiz.

Bugüne kadar 300 civarı firmaya ev sahipliği yapan Mersin Teknopark’ın bünyesinde yer alan firmalar yalnızca Ar-Ge süreçlerinden ve lisans satışlarından 679.452.121,09₺ ciro ve $93.315.080,07 ihracat gerçekleştirdi.

Özetle; Mersin Teknopark’ın destekleri ile ilerlettikleri vizyonları sonucu açılan uluslararası ofisleri ile Mersin Teknopark firmaları, teknoloji transferinde gerçek bir başarı hikayesidir, diyebilirim.