EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz: “Kullanılmayan kapasite geri alınacak”

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz: “Kullanılmayan kapasite geri alınacak”

Turkuvaz Medya Grubu ve Para Dergisi tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde düzenlenen 4. Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, ihaleyi kazandığı halde 3 yıldır yatırım yapmayan şirketler bulunduğunu dile getirerek “Kamu kaynağını heba ediyorsunuz. Bu yatırımları yapmayanların kapasitelerini geri alacağız” diye konuştu.

Zirve kapsamında düzenlenen özel oturumda söz alan ve enerji yatırımlarının bir ülkenin olmazsa olmazı olduğunu söyleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, “Rekabette söz sahibi olmak istiyorsak, enerji arz güvenliğimizin yeterli olması gerekiyor. Enerji, emeğin, sermayenin ve uzun süreli vizyonun olması gereken bir sektör. Uzun süreli yatırımcının varlığı oldukça kritik. Onlar için siyasi istikrar ve hukuk güvenliği çok önemli. Türkiye bunları başarabilen bir ülke” dedi.

Yatırım yapmayan şirketler var

Kurum olarak zamanında gerekli olan regülasyon adımlarının atılmasının yatırımcıların önünü açtığını belirten Yılmaz, “Regülasyon kurumu olarak her zaman yatırımcının yanında olduk. Bir ülkede yatırımcı kazanmıyorsa ülkenin kazanması mümkün değildir. Biz tüm adımları sektörle işbirliği yaparak atıyoruz. Bir kararın ortak paydaşları olmazsa, ortaya memnuniyet çıkmaz. Tek taraflı bir kazanç üzerine bir planlama yaparsak, ne oraya yatırımcı çekebiliriz ne de ülke kazanır. Biz enerji yatırımcılarını bu ülkenin yükünü çeken yatırımcılar olarak görüyoruz. Yatırımcının da kendisini güncellemesini istiyoruz. 3 senedir yatırım yapmayan şirketlerimiz var. İhaleler yapılmasına rağmen. Kamu kaynağını heba ediyorlar. Bu yatırımları yapmayanlardan kapasiteleri geri alacağız. Ülkemin her yenilenebilir kaynağı çok kutsaldır” diye konuştu.

Uzun vadeli yatırıma uzun vadeli kredi

Sektörde yatırımcılara lisansların 49 yıllığına verildiğini ifade eden Yılmaz, “Finansçıların da kendilerini bu uzun dönemli yatırım anlayışına uydurması lazım. 5-6 yıllık finansman modelleri artık geçerli değil. Finans ayağının da kendisini regüle edip, yeni bir bakış açısı kazanması gerekiyor. Uzun vadeli yatırıma uzun vadeli krediler verilmeli. Bunun çok daha önce olması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

‘Karadeniz keşifleri oyun değiştirici özelliktedir’

Zirve’de gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Alparslan Bayraktar, küresel enerji gündeminin iklim değişikliğiyle mücadeleye döndüğünü dile getirerek ise, Türkiye’nin de bu kapsamda çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı. Türkiye’de enerjide arzı sağlama ve geleceği planlama konusunda çalışmaların sürdüğünü belirten Bayraktar, 20 yılda büyüyen ekonomi ve artan nüfusla birlikte enerji talebinde hızlı bir artış yaşandığını söyledi. Bayraktar, ithalat bağımlılığının kayda değer oranda azalmadığını, ancak milli enerji ve maden politikası kapsamında hem enerji maliyetinin azalması hem de yeni kaynaklar bulunması kapsamında birçok önemli adım atıldığına dikkat çekti. Bayraktar “2018 yılında doğalgaz ithalatında LNG’nin payı yüzde 22 seviyesindeydi. 2020’de bu oran yüzde 31’lere çıktı. Bu sayede BOTAŞ tedarik portföyünde dengeli bir yapıya kavuştu. Bunun yanında iki mega projeyi hayata geçirdik” diyerek Karadeniz’deki keşiflerin 2020 yılında offshore denizlerdeki en büyük keşif olduğuna dikkat çekti. Bu keşiflerin önümüzdeki 25-30 yıl boyunca ekonomi ve enerji piyasası için oyun değiştirici özellikte olduğunu vurgulayan Bayraktar, çalışmaya ve yeni keşiflere devam edeceklerini kaydetti.

Bayraktar, Türkiye’nin karbon nötr enerji anlayışı ve iklim değişikliğiyle mücadele programını ortaya koyması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Enerjimizin yüzde 51,5’inin yenilenebilir olması ulaştığımız seviyeyi gösteriyor. Pandemiyle geçen 1.5 yıllık süreçte bile 7000 MW ilave kurulu güç yarattık ve çoğu yenilenebilir oldu. 2021 yılında elektrik üretiminde 71 milyon ton sera gazı emisyonundan kaçındık. Mücadelemize nükleeri de ekleyeceğiz. Akkuyu üreteceği elektrikle yıllık 35 milyon ton sera gazı emisyonunu azaltacak. İklim değişikliğiyle mücadele stratejimizin en önemli aracıdır.”

Bayraktar, enerji verimliliğinin de iklim değişikliğiyle mücadelede çok önemli yer aldığını söyledi

1000 MW güneş YEKA’sı geliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, önümüzdeki günlerde 1000 MW büyüklüğünde yeni bir güney YEKA’sı ilanı açma hazırlıklarının sürdüğünü söyledi. Zirvede düzenlenen özel oturumda konuşan Tancan, enerjinin kaliteli sürekli katlanabilir maliyetli ve sürdürülebilir üretilmesi ve tüketilmesine yönelik çalışmalarının devam ettiğini, planlama, proje ve stratejilerin bir bir hayata geçirildiğini vurguladı. Son 20 yılda toplam 77 bin 68 MW kurulu gücün devreye alındığını ve bunun 15 bin 477 MW’ının geçtiğimiz 3 yıl içinde devreye girdiğini belirten Tancan, “Nisan sonu itibariyle elektrikteki kurulu gücümüz 97 bin 377 MW ulaşmıştır. Enerji üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynaklara öncelik veren politikaların hayata geçirilmesiyle yenilenebilir enerjide yerli üretim oranı toplam kurulu güç içinde yüzde 64 seviyelerine ulaşmıştır. 2020 içinde 305 milyar KW üretimin yüzde 57’si yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildi. İhalelerimiz de devam ediyor. Son olarak 42 bağlantı bölgesinde 2000 MW’lık, yani öncekilere göre daha küçük ölçekli rüzgâr YEKA’sı ilanına çıkıldı. Önümüzdeki günlerde 1000 MW yeni güneş YEKA’sı ilanına çıkma hazırlığımız devam ediyor” dedi.

‘Hibrit santraller önem kazanacak’

Moderatörlüğünü PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu’nun gerçekleştirdiği ‘Gelecek nerede?’ panelinde konuşmacılar yenilenebilir enerji ve atılan adımlara dikkat çekti. Akfen Holding CEO’su Selim Akın, “Rüzgar, güneş ve HES’te 700 megavat portföyümüz var. Hedefimiz bin megavat. Bu konularda adım atmaya başladık. Yenilenebilir enerjide hibrit santral konusunu çok önemsiyoruz. Çünkü rüzgar santralı kurduğumuz alanda güneş enerjisi üretebilmek de çok değerli olacak. Bu sektör reformlara ve ilerlemelere açık olmalı. Yabancı ilgisini bu yöne doğru çekmemiz gerekiyor. Onların bu sektöre ilgisi zaten çok. Bu konuda yaptıkları yatırımlarla zaten bu güveni gösteriyorlar” şeklinde konuştu.

“İklim değişikliği konusunun bu kadar önemli olduğu bir süreçte atılan adımlar biraz yavaş kalıyor” diyen Akın, “Bu konuya sadece karbon salınımı sertifikası olarak bakmamak lazım. Yeşil bono gibi araçların çok iyi bir finansman aracı olduğunu düşünüyorum. Bu konuları daha çok konuşarak, ülkemize yatırım çekmeliyiz. Bu da yenilenebilir enerjiye olan yatırımları arttıracaktır” dedi.

‘Dönüşümün parçası olmak önemli’

Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, Türkiye bu dönüşümde sadece HES’lere bağlı bir yapıdan güneş, rüzgar ve jeotermale uzanan bir dönüşüme geçti. Yenilenebilir enerjide eskiye göre daha düşük maliyetli bir mekanizma var. Yenilenebilir enerji projeleri çok iyi bir ilgi gördü. Bunda YEKDEM mekanizmasındaki sürdürülebilirlik etkili oldu. Biz de yenilenebilir enerjide önemli bir portföye sahibiz. Van’da Türkiye’nin en yüksek rakımlı santralına sahibiz. Bu da bizim için değerli ve anlamlı bir yatırım. Artık fosil yakıtlardan bu kaynaklara geçmenin tartışması kalmadı. Bu yatırımların ve yeşil dönüşümün güçlenmesi gerekiyor. Artık projelere daha yüksek bir özkaynak koymak gerekiyor. Belki farklı yatırım ve emeklilik fonları kullanılabilir. Burada uzun vadeli bir bakış açısı gerekiyor. Bizim bu ortamı anlatıp yabancı yatırımcıyı heyecanlandırmamız gerekiyor” dedi.

 

‘Portföy çeşitliliğine ihtiyaç var’

Turcas Petrol Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO Batu Aksoy, “Enerji dünyası son 20 yılda çok ciddi bir dönüşümden geçti. Rekabetçi bir piyasa hedefiyle yeni kurumsal yapılar kuruldu. Piyasa mekanizmaları geliştirildi. Piyasa çok gelişti. Ciddi gelirler elde edildi. Özel sektör de burada ciddi bir konuma geldi. Bu başarı hikayesinin sürdürülmesi için reform sürecinin sürmesi lazım. Bunun temel unsuru şeffaf bir yönetim anlayışından geçiyor. Yatırımların sürdürülebilirliği en önemli konu.

Fiyatların sadece arz ve talep dengesinde oluşmasına imkan sağlamalıyız. Ülkemizin bu çerçevede verim odağına dönerek ileri teknoloji imkanını sağlamaya devam etmesi gerekiyor. Önümüzdeki süreçte piyasalar derinleşecek. İkili anlaşmalar artacak, belki de piyasada tarifeler ortadan kalkacak. Türkiye bu konuda çok önemli hamleler yapıyor. Bunun gerçekten çalışabilmesi için sübvansiyonlardan kaçınmamız gerek” diye konuştu. Aksoy, “Türkiye yenilenebilir enerji öncelikli bir portföy çeşitliliğine de ihtiyaç duyuyor. Bu konudaki adımların da daha özenli ele alınması gerekiyor. Yeni nesil süreçlerin oluşturulması sektöre katkı sağlayacaktır. Burada insan ve çevre merkezli, sürdürülebilir bir büyümeyi amaçlıyoruz” dedi.

‘Çöpten enerji üretiyoruz’

Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan ise “Biz mobilyacıyız, ama Çanakkale’nin rüzgarından etkilenip enerji sektörüne girdik. Son 5 yıldır biyokütle ve biyogaz ile ilgileniyoruz. Türkiye’de 97 bin megavat kurulu gücün 50 bin megavatı yenilenebilir enerji, bunun da yüzde üçü biyokütle. Günde 80 bin ton çöp üretiyoruz. Bu çöpün yarısı işlenebiliyor. Biz bu çöpün yüzde 20’sini işliyoruz. Gidecek çok yolumuz var. Bizim buradaki beklentimiz YEKDEM süresinin uzatılması. Bu projelere sıfır etik projesi diyebiliriz. Çöpü yüksek teknoloji ile ayırıyoruz. Çöpün içindeki kartonu, plastiği ve demiri ayrıştırıp hammadde firmalarına satıyoruz. Belediyelere ciddi katkısı oldu. Yüksek bir buhar ve ısı elde ettiğimiz için bu ısıyı da satmayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

‘Panellerimiz yüzde 78 oranında yerli katkıyla üretiliyor’

Zirvede ‘Karbon Nötr Gelecek’ başlıklı panel Kearney Ülke Direktörü Onur Okutur’un moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Kalyon Enerji İcra Kurulu Üyesi Dr. Murtaza Ata, “Fosil kaynaklar bir kader. Her ülkede bulunmuyor. Ülkemizde bu kaynaklardan çok yok. Enerjide dışa olan bağımlılığımız devam ediyor. Türkiye özellikle güven ve rüzgâr enerjisi kaynakları açısından oldukça zengin... Güneş ve rüzgârda yaklaşık 18 bin megavatlık bir gücümüz var, ama daha gidecek yolumuz da var. Biz bu konuda elimizi taşın altına koyduk. YEKA’ların en önemli özelliği yerli teknolojiler ve Ar-Ge’ye verilen önem. Ürettiğimiz paneller yüzde 78 oranında yerli katkı ile üretiliyor. 1350 yüksek nitelikli mühendis ve teknisyene iş alanı açtık. Ek kapasite ile bu istihdam daha da artacak. Petrol ve gaz kaynaklarınız tükenir, ama bir güneş santralı ve fabrikası güneş oldukça çalışmaya devam eder. Rüzgâr santrali yatırımımız için de planlarımız devam ediyor. Yenilenebilir üretimde çok önemli adımlar atıyoruz, ama bu konuda 2050 hedeflerini ben çok uzak buluyorum. Biz 2030’da bu hedefi gerçekleştirebilmeliyiz. Bu destek politikasının daha da artarak devam etmesi, yerlilik oranlarının arttırılması gerekiyor” dedi.

Zorlu Enerji Group CEO İbrahim Sinan Ak ise, “Karbon nötr hedefleri için Türkiye’de üretilen panel sayısının artması gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki ihracat gücünün de artması gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde giderek enerji şirketi sayısı artıyor. Geldiğimiz noktada bu alanda üretim yapan 10 binin üzerinde üretici var. Avrupa’da neredeyse bizden 10 kat fazla. Bizim bu alanlara yoğunlaşmamız gerekiyor. Dünyayı şimdiye kadar çok hızlı tükettik. Şimdi 30 yılda dünyayı nötrlemeye çalışacağız. Burada enerji şirketlerinin yükü büyük. Artık yeni ve küçük oyuncuları enerji sektöründe daha da aktif ve hırslı şekilde göreceğiz. Çünkü daha az sermaye ile yatırım yapma imkânı oluştu. Enerji şirketlerimize yeni bakış açıları getirip Ar-Ge ve yazılım konularını güçlendirmemiz gerekiyor. Yazılım şirketi yoksa başarı da çok zor. Vestel ile şarj ünitesi üretiyoruz. Avrupa’ya 50 bin adet bu ünitelerden sattık” şeklinde konuştu.

‘Elektrikli şarjda satın almalarla büyüyebiliriz

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, “2050’den itibaren gezegenimizin karbon üretiminde ciddi azaltım yapması, daha temiz enerji üretimi yapması gerekiyor. Petrol ve doğalgaz şirketi olarak 2050’de yüzde 100 karbon yoğunluğumuzu azaltacağız. Petrol üretiminde biz 2019’da zirve yaptık. Ondan sonra yılda yüzde 2 azalma gerçekleşecek. Burada daha az emisyona sahip gaza ağırlık verilecek. Üretim sahalarında çevreci adımlar atılacak. Rafinerilerin sayısı azaltılacak ve hidrojen tesislerine dönecek. 2025 yılına kadar bir milyon plastik atığını işleyip hammaddeye çevireceğiz. İstasyonların çoğu elektrikli şarj noktalarına dönüşüyor. Burada belki satın almalarla da büyüyeceğiz” dedi.

109 yıldır akaryakıt madeni yağ ve boru hatları projeleri ile Türkiye’ye değer katmaya devam ettiklerini ifade eden BP Türkiye Ülke Başkanı Tümkan Işıltan, “Yeni global stratejimize göre, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında emisyonların azaltılması için yeni hedefler belirledik. Bu hedefleri belirlerken gezegenimizdeki değişimi ele aldık. Geleceği tahmin etmek artık çok zor, ancak hazırladığımız raporlarda gelecekte bizi bekleyen enerji dönüşümü hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Emisyon oranlarında çeşitli azaltım oranlarına göre senaryolar var. Ancak mevcut durumda bazı şeyleri değiştirmezsek durum pek iyi gibi görünmüyor. Ancak yenilenebilir enerjinin rolünün giderek artacağını biliyoruz. Gelecekte bizi çok katmanlı bir yapı bekliyor. Enerji lokalleşecek ve müşteri seçimleri ön plana çıkacak. Rekabet artacak. Biz de bu farklılık konusunda çalışıyoruz. Artık kaynak üretimine odaklanmış bir petrol şirketi olmaktan çıkıp, müşterilere çeşitli çözümler sunan entegre bir şirket olma hedefimiz var. 2050’de sıfır karbon bir şirket olmayı planlıyoruz. Karbon üretimi düşük alanlara yöneleceğiz” diye konuştu.

‘Bölgeye teknoloji ihraç edebiliriz’

Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkan Vekili Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli iklim değişikliği sürecini gerçekleştirmenin iddialı ama zor bir süreç olduğunu dile getirerek,

ülkelerin de taahhütlerini gerçekleşme durumunda şu an çok başarılı olmadıklarını kaydetti. Türkiye’nin şu an 506 milyon ton sera gazı emisyonu olduğunu belirten Karaveli, “Net sıfır pozisyonumuz ise 84 milyon tondur. 84 milyon ton emisyona ulaşmamız lazım. Tarım tek başına 68 milyon tondur ve hızla yukarıya gidiyor. Madenciliği, kara taşımacılığını dönüştürmemiz gerekiyor. Ders belli, gidilen yol, reçete ve teknolojiler belli. Zamanımız var, topyekun odaklanırsak tehdidi sıfıra çeviren ve bölgeye teknoloji ihraç eden bir yapıya evrilebiliriz” dedi.

Enerjisa CEO’su Murat Pınar da tüm bu dönüşümü gelecek ve çocuklarımız için yaptığımızı dile getirerek, “Türkiye’nin 506 milyon ton sera gazı emisyonunu yok etmek için 2,5 milyar ağaç dikmemiz gerekiyor. Dünyada ise 12,6 trilyon ağaç dikmemiz lazım. Neden yapıyoruz bu dönüşümü. Şirketler için mi? Büyük ihtimalle 2050’de buradaki hiç kimse iş hayatında olmayacak, biz artık yokuz ve çocuklarımız için yapıyoruz. İnsan için yapıyoruz, hangi şirket olursa olsun gelecekle ilgili düşünmüyorsa, çocukları başarılı olamayacak” diye konuştu.