"Türkiye’nin rekabete dayalı tekno girişimcilik ekosistemini geliştirmek için önemli bir potansiyeli var"

"Türkiye’nin rekabete dayalı tekno girişimcilik ekosistemini geliştirmek için önemli bir potansiyeli var"

Dr. Veysel Tiryaki, 2004 yılında Altındağ Belediye Başkanı seçildi. Ankara’nın tarihi ilçesinde 3 dönem belediye başkanlığı görevini yürüten Tiryaki, geçen yıl Eylül ayında Hacettepe Üniversitesi'ne bağlı Hacettepe Teknokent'in Genel Müdür'ü oldu. Geçen bir yıllık süre içerisinde Teknopark kara geçerken, yeni yatırımlar ve atılımlar gerçekleştirildi. Vizyonlarını “Dünyaya yeni endüstriyel ürün ve yeni teknoloji üretmek; evrensel bilime, teknolojiye ve insanlığa katkıda bulunacak artı değerler oluşturmak” olarak açıklayan Dr. Veysel Tiryaki ile Türkiye’de üniversite teknoloji işbirliği ile Hacettepe Teknopark’ı konuştuk.

ICT MEDIA: Sayın Tiryaki, Ankara’da uzun yıllar Belediye Başkanlığı yaptınız. Yerel yönetim tecrübesi olan bir genel müdür olarak Hacettepe Teknokent ile ilgili hedefleriniz nelerdir, ne tür yeni çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? Hacettepe Teknokent’in vizyonunu nereye taşıyacaksınız?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Eylül 2021 sonu itibariyle Türkiye’de 89 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edildiğini biliyoruz. Bu 89 teknokentin 73 adedi şu an için aktif olarak faaliyette bulunuyor.

2003 yılında kuruluş sürecini tamamlayarak çalışmalarına başlayan Hacettepe Teknokent de bunlardan biri. Hacettepe Teknokent, 18 yıllık bilgi birikimi ve Hacettepe Üniversitesi’nin ana kurucu ortaklığından aldığı güçle, Türkiye’nin ilk teknokentleri arasında öncü kimliği ile yer alıyor.

Yılların tecrübesi ile Türkiye’nin tekno girişimcilik ekosistemini geliştirmek için değerli girişimcilerimizin her zaman yanında olduk. Bilime ve teknolojiye katkıda bulunmak, yerli ve milli üretimi teşvik etmek, ülkemizin adını dünyada duyuracak Ar-Ge süreçlerine destek olmanın yanı sıra, çıkan ürünlerin ticarileşmesine katkı sağlamak için büyük bir gayret ve özveri ile çalışmayı sürdürüyoruz.

Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampüsü sınırları içerisinde bulunan Hacettepe Teknokent, yaklaşık 702.240 m2 açık alan, 75 bin m2’lik kapalı alan, 63.5 bin m2 kiralanabilir Ar-Ge yatırım alanı, farklı sektörlerde 277 firma, alanında uzman 5000’den fazla çalışan, devam eden 542 proje, yeni girişimlerin desteklendiği ön kuluçka ve kuluçka merkezi, prototipleme atölyesi, pek çok başarılı çalışmaya imza atan Teknoloji Transfer Merkezi (TTM) ile Türkiye’nin en köklü teknokentleri arasında olmanın gururunu yaşıyor.

Uzun yıllar belediye başkanlığı görevinde bulundum. Ondan önce de kaymakam ve vali yardımcısı olarak farklı illerde görev yaptım. Yaklaşık bir yıldır da Hacettepe Teknokent Genel Müdürü ve yönetim kurulu üyesi olarak çalışıyorum.

Mesleğiniz ne diye sorulduğunda, ben kendimi profesyonel bir yönetici olarak tanımlıyorum. Para ve insan kaynağını profesyonel olarak iyi yönettiğime inanıyorum. Bu tecrübemi şimdi Hacettepe Teknekont’e aktarmak için yoğun bir tempoda ekibimizle birlikte çalışıyoruz. Göreve başladığım günden itibaren, aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi’nin değerli Rektörü olan Yönetim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ve yine birbirinden kıymetli yönetim kurulu üyelerimiz ile büyük bir uyum içinde çalışarak, teknokent bünyesinde değişim yönetimi modelini geliştirdik. Bu modele göre planlamamızı yaptık ve ilerliyoruz.

Hacettepe Teknokent’in geçmişten gelen ve kamuoyunda bilinen bazı problemleri vardı. Bu problemler yıllar içinde büyüyerek Hacettepe Teknokent’in önünü tıkamış durumdaydı maalesef. Bu probemleri masaya yatırdık. Hacettepe Teknokent’in menfaatini gözetecek şekilde bazılarını hızlıca çözdük, bazılarını ise çözüm noktasına getirdik.

Diğer yandan Teknokent’in gelir gider kaynaklarını da masaya yatırdık. Tasarruf edilebilecek harcamaları tespit ettik, yeni gelir kaynakları oluşturmaya çalıştık ve 1 yıl gibi kısa bir sürede Hacettepe Teknokent Anonim Şirketi’ni ilk kez kar eder bir noktaya getirmeyi başardık. Ancak kuşkusuz teknokent olarak amacımız kar elde etmek değil. Kaynaklarımızı Hacettepe Teknokent’in ve bünyemizdeki firmaların gelişmesi ve büyümesi, yeni firmaları bünyemize katacak ve bölge çalışanlarının sosyal ihtiyaçlarını da karşılayacak yatırımlar yapmak için kullanmayı tercih ediyoruz.

Teknoloji odaklı yerli, milli ürün ve markaları çok önemsiyoruz. Bunların sayısının artması için ekosistemimiz bünyesinde verimli ve doğru stratejiler geliştirmeyi, ekosistemimizden çıkan yerli, milli ürün ve markalarla ülkemizin uluslararası rekabet gücüne katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bunun için yönetimsel açıdan da pratik, hızlı ve akılcı bir sistem oluşturarak, firmalarımız ile çok daha sıcak ilişkiler kurmaya, sorun ve taleplerini dinlemeye ve hızla çözmeye odaklandık. Hacettepe Teknokent şu anda yüzde yüz doluluk oranına sahip olmakla birlikte, sırada bekleyen onlarca girişim ve firma var. İmkanlar ölçüsünde tüm taleplerle ilgilenmeye ve çözüm geliştirmeye gayret ediyoruz. Bu arada önümüzdeki süreçte Hacettepe TGB alanı içerisinde yeni binalar yapmayı, sosyal imkanları artırmayı da arzu ediyoruz.

Diğer yandan Covid-19 Pandemisi nedeniyle 2020 yılında sayısı azalan eğitim seminerleri serisini 2021 yılında artırarak sürdürüyoruz. Firmalarımızın talep ve ihtiyaçlarına göre hem online hem yüz yüze eğitimler planlayarak onlarca farklı konuda bilgilendirme seminerleri veriyoruz. Uluslararası İlişkiler birimimiz aktif olarak çalışıyor. Bunun için Ar-Ge çalışması yürüten firmaların teknoloji ürünlerinin ticarileştirilmesi, mevcut satış kapasitelerinin artırılması, ulusal ve uluslararası pazar ağlarının geliştirilmesi, potansiyel iş birliklerinin oluşturulması için Uluslararası ilişkiler Koordinatörlüğü ve İş Geliştirme Birimimiz bünyesinde eğitim, danışmanlık, mentörlük hizmetleri gerçekleştiriyoruz. İş Geliştirme Eğitimleri, Eşleştirme Toplantıları, Ülke Tanıtım Seminerleri, Ticaret Heyetleri ve yatırımcılarla buluşturma programları düzenliyoruz. Aynı zamanda Hacettepe Teknokent ile diğer ulusal ve uluslararası kuruluşları ortak müştereklerde bir araya getirerek iş birliği artırıcı faaliyetlerde bulunuyoruz.

Yeni dönemde oluşturduğumuz firma gözlem raporları ile firmalarımızı ve projelerini daha yakından takip ediyor ve buna göre iş geliştirme planlarını devreye sokuyoruz.

Göreve geldiğimizde firmalardan gelen yoğun taleplerden biri de sosyal alanların artırılması yönündeydi. Öncelikle Teknokentimizin âtıl durumundaki yeşil alanlarında düzenlemeye gittik ve iki parkın açılışını gerçekleştirdik. Bir alanda da yeşil alan çalışması devam ediyor. Parklarımızın yoğun olarak kullanıldığını görmek bizleri mutlu ediyor. İnsanların ömrünün çok uzun bir kısmını geçirdikleri iş yerlerinde keyifle çalışmalarının, orada olmaktan mutluluk duymalarının, iş verimine büyük katkı sağladığına inanıyorum.

Hacettepe Teknokent olarak Vizyonumuz “Dünyaya yeni endüstriyel ürün ve yeni teknoloji üretmek; evrensel bilime, teknolojiye ve insanlığa katkıda bulunacak artı değerler oluşturmak”. Bu vizyonu gerçekleştirmeye katkı sağlayacak olan firmaların, yöneticilerin, mühendislerin, Ar-Ge ve destek çalışanlarının Teknokent ekosistemi içerisinde ihtiyaç duyduğu ya da duyacağı her şeye ulaşmasını sağlamak için çalışıyoruz. Bu ihtiyaçlar bazen sosyal olanakları gelişmiş ofis ortamı bazen eğitim desteği, bazen yatırımcı arayan bir girişimin doğru yatırımcıyla buluşması olabiliyor. Teknokent olarak firmaların ve çalışanların ihtiyaçlarını her yönüyle analiz edip ihtiyaçlara yönelik çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Mevcut bir firma veya yeni bir girişim Hacettepe Teknokent ekosistemine dahil olduğunda ihtiyaç duyacağı kaynaklara ve iş birliği ağına rahat bir şekilde ulaşarak girişimini ilerletmesini ve vizyonumuz doğrultusunda endüstriyel ürün ve teknoloji üretmeye odaklanmasını sağlamaya çalışıyoruz.

ICT MEDIA: Türkiye’de teknokentlerle ilgili ilk yasal düzenleme 2001 yılında çıktı. Geçen 20 yıllık sürede teknokentlerin gelişimini nitelik ve nicelik açısından değerlendirir misiniz? Teknokentler vasıtasıyla üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanması hedefleniyordu. Gelinen noktada üniversite-sanayi iş birliğini yeterli buluyor musunuz? Hacettepe Teknokent’te bu iş birliğini nasıl sağlıyorsunuz? Üniversite sanayi iş birliğinin hedeflenen seviyelere ulaşması için neler yapılmalıdır?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Nicelik olarak artışın yanında teknokentler zaman içerisinde niteliklerini de daha üst seviyelere çıkarmışlardır. Kurumsallaşan yapıların niteliğini daha hızlı ve kesintisiz artırdığı bir gerçektir. Bizler de bu sebeple Hacettepe Teknokent bünyesinde kurduğumuz sistemi ve elde edilen bilgi birikimini, tüm ekibe ve yeni başlayan arkadaşlarımıza aktararak sürdürülebilir bir yapı oluşmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Pandemi ile birlikte ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da bundan böyle farklı bir dünya düzeninin kurulduğu. Bu süreç bize gösterdi ki, temelde yıllarca sürecek olan değişimlere, haftalar içinde adapte olmayı başardık.

Ayrıca pandemi süreci ülkelerin gıda, lojistik, aşı geliştirme, uzaktan eğitim, uzaktan çalışma, e-ticaret vb için gerekli altyapı ve dijital dönüşümün önemini gözler önüne serdi ve bu konularda ülkelerin öz yeterliliklerini sorgulamalarını sağladı.

Dijital dünya gelişmesini ve büyümesini hızla sürdürecek, teknoloji her daim bizimle olacak ve her sektörün, hatta ülkelerin dijitalleşmesi hızlanacak. Yeni teknolojilere ve koşullara hızlı ayak uydurabilme ve belirsizliklerle başa çıkabilme yeteneklerini geliştiren ve kendi dijital ve teknoloji altyapılarına sahip ülkeler, yeni dünya düzeninde kendine yer edinecek ve öne çıkacak.

Bu süreç, bilim ve teknoloji alanında Ar-Ge çalışmalarının yürütüldüğü “Teknokent”lerin önemini de bir kez daha gözler önüne sermiştir. Hacettepe Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren tüm girişimcilerimizin, yarınlarımızın inşaasında önemli rolleri olduğuna inanıyor, büyük Türkiye vizyonuna katkı sağlamak için her birinin büyük bir gayret ve özveriyle çalıştığını biliyoruz.

Hacettepe Teknokent olarak biz ülkemizin ilk teknokentleri arasında yer alarak bu sürecin en başından beri içerisinde yer aldık. Kurulduğumuzdan bu yana bünyemizde 826 firmayı misafir ettik, şu anda da bünyemizde 277 firma aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor. En fazla firmamızın bulunduğu sektör yazılım ve bilgisayar iletişim teknolojileri. Ardından savunma sanayi geliyor. Sağlık, medikal ve ilaç sektörü de yine önemli sektörlerimiz arasında. Son dönemde oyun sektöründe de büyük artış yaşıyoruz.

Teknokentlerin kuruluş amaçlarından biri de kuşkusuz Üniversite-Sanayi İşbirliğinin geliştirilmesi. Bunun temel amacı, üniversitelerdeki bilimsel kaynakların, sanayiye aktarılarak ekonomik değere dönüşmesine katkıda bulunmak, farklı ölçeklerdeki firmaların teknik ihtiyaçlarını gereken Ar-Ge, inovasyon çalışmalarına yönlendirmek, üniversitelerdeki akademik araştırmacılar ile sanayiyi bir araya getirerek sürdürülebilir iş birliğini sağlamaktır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de teknokentler üniversite sanayi iş birliğinde çok önemli roller üstlenmektedir. Hacettepe Teknokent özelinde değerlendirecek olursak, Teknoloji Transfer Merkezimiz, diğer teknoloji transfer ofislerinden farklı olarak şirketleşmiş ve başarılı işlere imza atmaktadır. Hacettepe Teknokent Teknoloji Transfer Merkezi, 2009 yılında Hacettepe Üniversitesi tarafından, üniversitelerdeki akademik ve teknik bilgi birikimini endüstriye aktarma, üniversite, sanayi ve uluslararası teknoloji ağları arasında arayüz olma amacıyla kurulmuş bir yapı. Merkez, dört ayrı ofisten oluşuyor. Üniversite Sanayi İş birliği Ofisi, Proje Ofisi, Girişimcilik Ofisi ve Patent Ofisi.

1700’den fazla projenin yürütüldüğü Teknoloji Transfer Merkezimiz, bünyesindeki Üniversite Sanayi İşbirliği Ofisi ile, proje fikrine yönelik olarak firma, kamu kurumu ve akademisyenlerin Ar-Ge ihtiyaç ve beklentilerini belirlemeye katkıda bulunuyor.

Ulusal ve uluslararası fon programlarından yararlanılmasına destekte bulunuyor. Sanayiye, fikirden ürüne giden her süreçte Ar-Ge çalışmalarında destekte bulunuyor. Akademisyenlerin bilgi birikiminin kamu ve sanayiye aktarılmasına, Kamu-Üniversite ve Sanayi iş birliklerin sağlanmasında ve bu sürecin yönetilmesinde de yönlendirici oluyor.

ICT MEDIA: Bulut bilişim, yapay zekâ, sınır bilişim, blokzinciri, 5G ve IoT gibi yeni nesil teknolojilere yönelik teknokentlerin potansiyeli nedir? Türkiye’de Silikon Vadisi ikliminin oluşmasına teknokentler katkı sağlayabilir mi? Türkiye’nin teknoloji üretip ihraç eden bir ülke olabilmesi için üniversiteler, bakanlıklar, düzenleyici kuruluşlar, organize sanayi bölgeleri ve teknoketlere düşen görevler nelerdir?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Yeni nesil teknolojiler ve dijital dönüşüm, dünyayla birlikte Türkiye’yi de etkisi altına aldı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pek çok sektörde dijital dönüşümle birlikte oyunun kuralları yeniden yazılmaya başlandı. Türkiye yolun başında da olsa hem kamu hem özel sektör dijital dönüşümün ne kadar önemli olduğunun farkında ve ülkemiz tüm sancılara rağmen dijital dönüşüm yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Teknokentler, yeni nesil teknolojileri üreten firmaların bulunduğu Türkiye için çok önemli merkezlerdir. Özellikle de start-up olarak nitelendirdiğimiz yeni girişimcilerin, desteklendiğinde büyük bir hızla olağanüstü başarılara imza attıklarına tanıklık ediyoruz. Bu nedenle de yeni nesil teknolojilerin üretilmesinde teknokentlerin payı ve potansiyeli çok yüksek. Teknokent ekosistemlerinde oluşturulan iş birlikleri ile Türkiye’nin, dünya teknoloji ve bilişim liginde daha üst sıralara çıkacağına inanıyorum. 5G konusunda örneğin BTK’nin öncülüğünde bir çalışma yapılıyor. OSTİM tarafından BTK’nin desteği ile 2017 yılında kurulan Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) bu alanda çalışmalarını hızla sürdürüyor. Hacettepe Teknokent bünyesindeki firmalarımızdan bazıları da bu kümelenmenin içinde yer alıyor. Hatta Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Projesi birinci fazı tamamlandı. Proje kapsamında geliştirilen yerli ve milli 5G ürünlerinin prototipleri kamuoyuna tanıtıldı. Belki yolun başındayız ancak gelişmeler umut verici.

Dijitalleşme ve dijital dönüşümün gerekliliğini gören bütün sektörler bu konularda tecrübeli firma ve çözüm arayışına girmektedir. Geçmişte uluslararası firmaların ağırlıklı olduğu çözümlerin, artık yerli alternatifleri oluşmuş ve kayda değer bir tecrübe edinilmiştir. Ülkemizin hem kamu hem özel sektör olarak birçok alanda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği dijital dönüşümlerde teknolojik bilgi birikimi ve insan kaynağı açısından önemli bir deneyime sahip olduğuna inanmaktayım. Ancak tabi ki dünyada söz sahibi olabilmek için kat etmemiz gereken uzun bir yol var.

5G, IOT, yapay zekâ gibi yeni teknolojilerde çalışacak mühendislik kapasitesine sahip yeni mezunlar olmasına rağmen bilgi seviyesi yüksek bu teknik kapasitenin hangi sorunlara nasıl teknolojik çözüm oluşturması gerektiği ile ilgili eksiklikleri gözlemliyoruz. Bu sebeple yeni teknolojiler kullanılarak oluşturulacak olası çözüm fikirlerinin gelişmesi için ilgili sektör uzmanlarıyla farkındalık etkinlikleri düzenliyoruz.

Türkiye’de Silikon Vadisi ikliminin oluşmasına teknokentler kuşkusuz ki katkı sağlayacaktır. Ülkemizde teknokentlerin önemi özellikle de pandemiden sonra çok daha iyi anlaşıldı ve önümüzdeki yıllarda bu sürecin çok daha hızla ilerleyeceğine inanıyorum. Ancak bu süreçte kamunun, üniversitelerin, teknokent yönetimlerinin ve teknokentlerdeki firmaların iş birliği içinde aynı hedefe kitlenerek çalışması ve bu yönde Türkiye’nin önünü açacak bir vizyon belirlenmesinin önemli olduğu inancındayım. Bu vizyona ulaşma konusunda da yaşanan sıkıntıların çözümünde devletimizin çok hızlı hareket etmesi gerektiğinin de altını çizmek isterim.

Türkiye’nin rekabete dayalı tekno girişimcilik ekosistemini geliştirmek için önemli bir potansiyeli olduğunu biliyoruz. Her geçen gün bu çerçeveye dahil olan firma sayısının arttığını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

2021 verilerine göre Türkiye’de teknokentler bünyesinde faaliyet gösteren firma sayısı 7 bine yaklaşmış durumda. Toplam istihdam edilen personel sayısı da 70 bini geçmiş durumda. Bugüne kadar biten proje sayısı 40 binden fazla, aktif proje sayısı ise 11 bin civarında. Farklı illerimizde farklı teknokentler bünyesinde kendini geliştirmiş, büyümüş, dünyaya teknoloji ihraç eden çok başarılı firmalar var. Ancak bireysel başarılardan ziyade ülkemizde teknoloji odaklı bir kültürün oluşturulması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu da üniversitelerden değil, ilkokuldan başlanması gereken bir süreç. Teknoloji odaklı girişimcilik kültürünün küçük yaşlardan itibaren insanlarımıza aşılamamız gerekiyor.

ICT MEDIA: Son yıllarda teknokentlerde yer alan start-up ve genç girişim firmalarının birçok yatırım aldığını görüyoruz. Teknokentlerde yatırım alan girişimcilerin sayısının arttırılması adına ne gibi çalışmalar gerçekleştirilmeli? Hacettepe Teknokent olarak bu konuda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Girişimcilerin yatırım alması aşamasında en önemli konu doğru yatırımcı ile doğru girişimcinin buluşmasıdır. Bir girişime yapılan yatırımı sadece maddi yatırım ve kar beklentisi olarak görmemek lazım. Ülkemizde de artık gelişmeye başlayan yatırımcı ekosistemindeki çoğu yatırımcı yapacağı yatırım için dikey sektörleri belirlemekte ve yaptığı yatırımdan beklediği geri dönüşü elde edebilmek için yatırımını kendi bilgi birikimi ve iş ağı ile desteklemektedir.

Aynı şekilde çoğu girişimin yatırımcıdan beklentisi satış, pazarlama, globale açılma gibi konularda destek verecek, geçmiş start up tecrübeleri olan yatırımcı ile buluşmak. Bizler de bu noktada iletişimde olduğumuz yatırımcılarla, girişimcileri bir araya getiriyoruz.

Ülkemizde hem daha global düşünen, küresel ölçekli, uluslararası vizyonu olan girişimcilere ihtiyaç var hem de yine global düşünen bu girişimcilere yatırım yapacak, ileriyi gören, dünyadaki teknolojik gelişmeleri ve eğilimleri yakından takip eden daha çok yatırımcıya ve yatırım fonuna ihtiyaç var. Ancak teknokent yönetimleri olarak burada bizim dikkat ettiğimiz bir husus daha var ki, o da girişimcilerimizin haklarının korunması. Özellikle gençlerin kurduğu start-uplar’da yatırım alma hevesi ile girişimlerinin tüm detaylarını yatırımcılara aktarma noktasında çok dikkatli olmaları gerektiğini iletiyoruz ve yatırımcı-girişimci buluşmalarında iş ciddileşmeden önce mutlaka gizlilik sözleşmesi yapılması gerektiğini belirtiyoruz.

Bununla birlikte 2021 yılının bu anlamda Türkiye için geçmiş yıllara oranla çok daha başarılı geçtiğinin de altını çizmek isterim. Startups.watch tarafından düzenlenen Türkiye Girişim Ekosistemi 2021 3. Çeyrek etkinliği Ekim ayı istatistiklere göre 2021’deki toplam yatırım turu adedi 206 ile tüm zamanların rekor seviyesine ulaştı mesela. Bu çok güzel bir haber. 2021 yılında ülkemizdeki girişimler 2021'in ilk 9 ayında 1,4 milyar dolar yatırım aldı. Oyun sektörüne ayrı bir parantez açmak da lazım. 2021 yılının ilk 9 ayında her 5 yatırımdan biri oyun girişimlerine yapıldı. Toplamda ilk 9 ayda 40 oyun yatırımı yapıldı. Yatırım sayısı ve yatırım tutarı açısından tüm zamanların rekoru kırıldı. Oyun sektörü, Türkiye’de 2021 yılının lokomotif sektörü oldu diyebiliriz. Hacettepe Teknokent bünyesindeki oyun firmalarımız ile siber güvenlik alanında çalışan firmalarımızdan da bu yıl içinde yatırım alanlar oldu.

ICT MEDIA: Teknokentlerde yer alan firmalar ilgili yasalar çerçevesinde SGK, KDV, Kurumlar Vergisi vb. teşviklerden faydalanıyor. Teknoketlerin ülke ekonomisine katkısını arttırmak için sağlanan teşvikler yeterli mi? Yeterli değilse ne tür teşvik modelleri geliştirilmelidir? Bu yılın başında 4691 sayılı kanunda yapılan değişikliğin getirdiği avantajlar, sağladığı faydalar nelerdir?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 3.02.2021 Tarihli Resmi Gazete’de de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Öncelikli olarak yeni kanunla TGB ve Ar-Ge/Tasarım merkezlerinde teşvikler 31.12.2028’e uzatıldı. Bu çok önemli.

Diğer önemli bir konu, yeni düzenleme ile 1 Ocak 2022 tarihi itibariyle Teknokent firmaları için yıllık beyanname üzerinden istisna edilen kazançları tutarı 1 milyon TL üzerinde olan kurumlar vergisi mükelleflerine, bu tutarın yüzde ikisinin, girişimcilere sermaye olarak aktarılmak üzere pasif bir hesaba konulması şartı getirildi. Bu da çok önemsediğimiz bir konu. Ancak henüz uygulama yönetmeliği çıkmadığı için bu kararın tam olarak nasıl uygulanacağını bilmiyoruz. Bu yeni düzenleme, kuluçka firmaları ve start up’lar için çok önemli bir kaynak oluşturacak.

Buna ilave olarak son düzenlemeye dayandırılarak, Ekim ayı içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın kararı ile 2022 sonuna kadar uzaktan çalışma oranı yüzde 50 olarak belirlendi ve bu karar resmî gazetede yayımlandı. Pandemi nedeniyle uzaktan çalışma disiplini oluşturan ve verimli bir sistem geliştiren firmalar açısından bu durum rahatlatıcı oldu kuşkusuz.

Yeni düzenleme ile TGB bölgesi dışında kuluçka merkezi açılabilmesi imkânı da getirildi. Bu kararın da teknokentler açısından çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Teknokentler bünyesinde kuluçka merkezlerinin kapasitelerinin artırılarak daha çok start-up firmasının teknokent imkanlarından yararlanmasının artılarını önümüzdeki yıllarda ülke olarak göreceğimize inanıyorum. Bizim açımızdan önemli bir karar da bölgedeki girişimcilerin proje tamamlanma tarihinden itibaren proje sunmamaları veya mevzuat gereği yönetici şirkete vermeleri gereken bilgi ve belgeleri vermemeleri durumunda sözleşmelerinin fesih olacağı ve bu durumun da tahliye kararı demek olduğu. Bu yeni karar da teknokent yönetimlerinin elini güçlendiren bir karar. Tabi tüm bunların dışında teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firmalara hem vergisel açıdan hem personel açısından yeni avantajlar getirilmiştir. Bunların hepsi sevindirici gelişmeler. Ancak kanunun uygulama yönetmeliği henüz çıkmadığından beklemedeyiz. Bu yıl içinde yönetmeliğin çıkmasını umuyoruz.

ICT MEDIA: Teknokentlerin ihracatta birçok sektörü geride bıraktığını görüyoruz. Hacettepe Teknokent’te faaliyet gösteren firmaların ihracat başarıları nasıldır? Firmaların başarılarının devamı için teknokent yönetimlerine düşen görevler nelerdir? Teknokent firmalarına dönük yeni finans modellerine ihtiyaç var mı?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Sizlerle 2020 yılı kesin rakamlarını paylaşabilirim. Çünkü 2021 yılı tamamlanmadığından henüz 2021’ye ilişkin kesin rakamları bilmiyoruz. Hacettepe Teknokent bünyesinde bulunan şirketlerin 2020 cirosu bir önceki yıla göre yüzde 78 artış göstererek, 1 milyar 810 milyon 742 bin TL’ye ulaştı. 2019 yılında 28 firmamız 10 milyon TL üzerinde ciro yaparken, 2020 yılında 10 milyon TL üzerinde ciro yapan firma sayısı 40 oldu. 2020 yılı verilerine göre 7 firmamız 50 milyon TL, 3 firmamız ise 100 milyon TL üzerinde ciro yaptı. 2020 yılı ihracatı ise 3 kattan daha fazla artarak 9 milyon 263 bin dolardan (2019 yılı verileri), 29 milyon 523 bin dolara (2020 yılı verileri) yükseldi. 2019 yılında sadece bir firmamız 1 milyon dolar üzerinde ihracat gerçekleştirirken, 2020 yılında 1 firmamız 10 milyon dolar, 5 firmamız 1 milyon dolar üzerinde ihracat geliri elde etti. Covid-19 salgınının tüm dünyada yaşattığı olumsuz koşullara rağmen Türkiye 2020’yi yüzde 1.8 oranında büyüme ile kapattı. Türkiye’deki Teknokent firmalarının bu büyüme oranına büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Hacettepe Teknokent özelinde 2021 yılına bakacak olursak, rakamlar 2021’in 2020’den çok daha iyi olacağına işaret ediyor.

ICT MEDIA: Türkiye’nin ICT alanındaki nitelikli insan gücü teknoparklardaki firmaları için yeterli midir? Nitelikli ve yetişmiş insan kaynağını arttırmak için neler yapılmalıdır? Hacettepe Teknokent olarak konuyla ilgili yaptığınız çalışmalar var mı?

Dr. Veysel TİRYAKİ: Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektöründe var olabilmek ve güçlü kalabilmek için iki önemli konuya eğilmek gerekiyor. Birincisi nitelikli insan kaynağına erişmek ve elde tutabilmek, ikincisi de gelişen teknoloji karşısında mevcut çalışanların sürekli bu gelişime ayak uydurmasını, kendini güncellemesini sağlamak. 1 yıllık görev sürem boyunca bünyemizde faaliyet gösteren onlarca firma ile yakın birebir görüşmeler yaptım. Ekibimiz de keza aynen. Bu görüşmeler esnasında tespit ettiğimiz öncelikli sorunlardan biri firmaların nitelikli insan kaynağına ulaşmalarındaki zorluk. BT sektörünün hacminin büyümesi, sürekli olarak yeni ve nitelikli işgücüne ihtiyacı artırmaktadır. Firmalar en çok, aradıkları niteliklere uygun bilgisayar, yazılım, elektrik-elektronik mühendisi bulmakta zorlanıyorlar. Üniversitelerden mezun arzıyla, nitelikli personel arayan firmaların talepleri örtüşmüyor. Her yıl bu bölümlerden yüzlerce genç mezun oluyor, BT alanında çalışan firmalar da sürekli yeni personel arıyor. Ancak arz ve talep ne yazık ki örtüşmüyor. Şirketlerin yoğunluklu olarak yazılım geliştirme uzmanı, kalite ve süreç yönetimi uzmanı arayışında olduğunu görüyoruz.

Burada yapılması gereken mezun gençleri, firmaların aradıkları niteliklere kavuşturacak eğitim modelleri geliştirmek. Bunu ya üniversiteler yapacak ya da belki kamu eliyle yapılacak. Ya da teknokentler olarak bizim yapmamız lazım, diğer bir seçenek de firmaların bir eğitim planlaması yapması. Staj programları da kuşkusuz gençlerin önünü açmada etkili rol oynuyor. Bu konuya teknokent yönetimleri olarak kafa yormak, proje geliştirmek gerekiyor. Hacettepe Teknokent olarak biz bu konuya eğilmiş durumdayız.