Türkiye’nin bilişim ekosisteminin en köklü ve etkili platformlarından 42. Ulusal Bilişim Kurultayı, 5-6 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara Meyra Palace Hotel’de kapılarını açtı. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) öncülüğünde düzenlenen etkinlik, “Dijital Dönüşüm Sonrası: Dijital Egemenlik, Sürdürülebilirlik” ana temasıyla sektörün geleceğini şekillendirecek kritik tartışmalara ev sahipliği yapıyor.
Kurultay, sağlık, eğitim, girişimcilik, spor, telekomünikasyon, kamu bilişimi, kritik mineraller, yapay zeka güvenliği ve kadın odaklı dijital dönüşüm gibi stratejik başlıkları eş zamanlı oturumlarla masaya yatırıyor. Bakanlıklar, teknokentler, telekom operatörleri, üniversiteler, startup’lar ve sivil toplum kuruluşlarından üst düzey temsilciler aynı çatı altında buluştu.
Telekomünikasyon sektörü ise iki önemli panelde günün yıldızı oldu. “Çak Bir Beşlik – HI 5 GEE Paneli”nde Türk Telekom, Turkcell, Vodafone ve Ulak Haberleşme’nin üst düzey yöneticileri 5G’nin geleceğini ele aldı. Panelistler arasında Basri Tatar (Türk Telekom Kurumsal Müşteri Çözümleri Direktörü), Alper Özkan (Turkcell Dijital İş Servisleri GMY), Burcu Altıntaş (Vodafone Türkiye Kurumsal Teknoloji Çözümleri Direktörü) ve Ruşen Kömürcü (Ulak Genel Müdürü) yer aldı.

“CX İ – İnternet Müşteri Deneyimi Paneli”nde ise müşteri deneyimi dijital çağda nasıl evriliyor sorusu tartışıldı. Moderatör Yücel Bağriaçık (TBD İcra Kurulu) yönetimindeki panele Fatih Ünal (SDT YK Üyesi), Özgür Karayalçın (VLMedia – Vice President), Belkıs Uzun Yılmaz (Türk Telekom Ankara Bölge Müdürlüğü), Barış Can (Vodafone Kamu Satış Direktörü) ve Murat Pehlivan (ICT Media Genel Yayın Yönetmeni) katıldı. Panelde Telkoder Başkanı Halil Nadir Teberci’nin de görüşleri yer aldı.
Panelde en çarpıcı konuşmalardan birini ICT Media Genel Yayın Yönetmeni Murat Pehlivan yaptı. Pehlivan, operatörlerin medya ve kamuoyuyla ilişkisini sert bir dille eleştirerek, sektörün pastayı büyütmek yerine küçülttüğünü vurgulayan Pehlivan;
“Operatörler Medyaya ne kadar ihtiyaç duyuyorlar. Şimdi şöyle bir şey var operatörler zaten vatandaşa son müşteriye kolayca ulaştıkları için burda reklam son kullanıcı eskiyi gibi değil. Daha çok rekabet ettikleri konu fiyat konusu başkanımın da dediği gibi. Hangimiz daha az çıkarırız. Başkanımın dediği karlılığın nerden nereye geldiğini gösteriyor. Aslında pastayı büyütmeyip küçültüyorlar yani sektör medyasıyla eskiden ne yapılıyordu eskiden projeler oluyordu, bir takım farklı çalışmalar yapılırdı ama bu proje ve çalışmalar sektörün bir bütününe hitap eden çalışmalar olurdu, dolayısıyla pastayı büyütürdü. 2006 serbestleşme zamanı Binali Yıldırım Bey Ulaştırma Bakanıydı. O zaman Binali Bey dedi ki ‘’burada pastayı küçültmeyin, pastayı büyütün ki herkes fayda sağlasın’’ Ama bugün diyelim ki herhangi bir etkinlik için burdaki etkinlik için bile eminim Bilişim Derneği Operatörlere sponsorluk teklifi götürmüşlerdir ama bir sonuç elde edememişlerdir. Operatörlerin bu tarz etkinliklerde sponsor olmalarının esprisi nedir yani burda son kullanıcı var mı? Hayır burada son kullanıcı yok ama dertleri ve problemleriyle ilgili sıkıntılarının, sorunlarının çözüm mecralarıyla dolu bir kamuoyu oluşturmak platformları. Artık operatörler bu konuyu atladılar pas geçiyorlar dolayısıyla da operatörlerin belli ihtiyacı var mı? Gidip kapalı kapılar ardında dertlerini anlatıyorlar ama çözemiyorlar. Yani şeffaf bir şekilde konuşulsa vatandaş da neyin ne olduğunu daha iyi anlayacaktır. Halil başkanımın söylediği savunmadaki gibi hissediyoruz kendimizi doğru evet şu an hepimiz öyleyiz ama niye bu hale geliyoruz? Operatörler bunun sorusunun cevabını kendileri vatandaşa vermek durumunda. Devlet tabii ki vergi ister tabii ki vergi alacak ama burada nasıl olsa burası çok rahat vergi toplanan bir alan olarak görülüp de operatörler vatandaşın kendi müşterisinin haklarını savunma noktasında ‘’tamam ben burda şunu istiyorum’’ dediği zaman yekten durması lazım. ‘’hayır kardeşim bu çok fazla’’ demesi lazım. Firmanın bir tanesi yanlış bilmiyorsam artık faturasını gönderirken şu kalender vergi kalenderi diye belirtiyor. Bizim sektörde de değil.
Özel iletişim vergisi diyorsunuz, dipte kalanı da yazıyor faturada. Bizim kazancımız bu kadar diyor. Bu operatörlerin servis verebilmeleri için devam edebilmeleri için para kazanması lazım.
Son 10 yılda ne kadar yatırım yapabildiniz, operatörümüz burda. Zam talebiniz olduğu halde zam izni verilmedi. Burda hata BTK falan diye uzağa gitmeye gerek yok. Siz bunu kamuoyunda paylaşmadığınız sürece bunu kimle yapacaksınız medyayla yapacaksınız. Bunu çıkıp anlatmadığınız sürece BTK’ya gidip biz zarar ediyoruz demenizin hiçbir anlamı yok. Vatandaş bilmiyor sonuçta ne oluyor siz servis vermiyorsunuz oluyor bu nettir.

Oransal olarak çok zam geldiğinde yine operatör suçlu oluyor. Buradaki mevzu şu sektör yayınlarına, sektörün oyuncuları bizim Türkiye’deki sektörün oyuncuları sektörün medyasını sektöre katma değer katacak yan çalışmalara gerekli itinamı göstermiyor. İhtiyaçları olunca arıyorlar sağ olsunlar, ihtiyaçları olunca geliyorlar şöyle bir şey yapalım diyorlar ama başından oyunu kurgulamaları gerekiyor. Oyun sektörü çok göze gelmiyor Özgür az önce rakamlardan bahsetti doğru hatta daha fazlası vardır iyi anlamda pozitif anlamda ama bilmiyorum oyun sektöründe ne kadar sektörel yayın var veya bu konuda ne kadar lobi faaliyeti yapıyorsunuz, kamuyu aydınlatıyorsunuz.
Medyanın büyük rolü olmak zorunda ama sektör oyuncuları bunu ihtiyacı olunca anlıyorlar, ihtiyaçları olmadan sektörün yayıncılarına sahip çıkıp büyütürlerse aslında pastayı da büyütmüş olurlar bunu anlamıyorlar. Reklam isteyince bizim o şeye ihtiyacımız var mı? Ne faydası var, reklam istediğinde son kullanıcıyı gitmezsiniz ama sektörün kamuoyunu oluşturursunuz. Sponsorluk talep ettiklerinde ‘ya bizim ne olacak’’ değil bunu anlamıyorlar.
Şimdi Teknoparklarda %3 cirolardan para toplanıyor, bu da girişim sermaye fonlarına aktarılıyor, her sene inanılmaz rakam toplanıyor ve bu para o fonlara gidiyor. Bizim dergide bu ayın konusu bu. Bu paraların yüzde kaçı bu sektöre teknoparklara geri dönüyor? Nereye gidiyor bu para? Yüzde kaç tanesi kuluçkadaki oyun firmalarına aktarılıyor? Yani dipsiz kuyu deyip gidiyor. Burda dönüp bunu medya üzerinden kamuoyu olarak sorgulanırsa, bu sorular çoğaltılırsa o zaman mevzuat çıkaranlar, kanun çıkaranlar hepsi şunu diyecektir. ‘’Biz ne yaparsak hepsi göz önünde o zaman şeffaf bir şekilde topluma anlatmak zorundayız.’’ Bu bu kadar net ve basit. Medya kuruluşu dediğimiz yapılar, ayna tutan yapılardır. Özeleştiri yapmanız için size ayna tutarız. Kimisi farklı bakıyor, farklı değerlendiriyor bu onların problemi ama doğru bakımdan doğrusunu çalıyorlar onu biliyorum.”
Pehlivan’ın sözleri, telekom sektörünün şeffaflık, kamuoyu oluşturma ve medya iş birliği konusundaki eksikliklerini sert bir şekilde gözler önüne serdi. Kurultay, dijital egemenlik ve sürdürülebilirlik tartışmalarının yanı sıra, sektörün iç dinamiklerine dair bu tür samimi ve çarpıcı eleştirilerle de dikkat çekmeye devam ediyor.
Haberleşme dünyasının nabzını tutan gelişmeler için takipte kalın!