Gölge yapay zekâ kurumların siber güvenlik risklerini artırıyor
Siber Güvenlik Farkındalık Ayı kapsamında gündeme gelen riskler arasında, çalışanların kurum onayı olmadan kullandığı yapay zekâ araçları da yer alıyor. WatchGuard, bu araçların hangi verilere eriştiğinin ve ne tür yetkilere sahip olduğunun takip edilememesinin kurumların güvenlik görünürlüğünü azalttığına dikkat çekiyor.
Kurumların onayladığı yapay zekâ araçlarının çalışanların ihtiyaçlarını karşılamaması veya yapay zekâ kullanımının tamamen engellenmesi, çalışanları güvenlik değerlendirmesinden geçmemiş servislere yöneltebiliyor. Sohbet araçları, eklentiler, tarayıcı uzantıları ve farklı entegrasyonlar, mevcut güvenlik politikalarına rağmen kullanılmaya devam edebiliyor. Bu durum, güvenlik ekiplerinin hangi araçların kullanıldığını ve bu araçların hangi verilere erişebildiğini belirlemesini zorlaştırıyor.
Güçlü parolalar, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), dolandırıcılık girişimlerinin bildirilmesi ve yazılımların güncel tutulması gibi temel güvenlik alışkanlıkları önemini korurken, farkındalık çalışmalarının çalışanların kendi başına kullanmaya başladığı yapay zekâ araçlarını da kapsaması gerekiyor.
Yapay zekâ ajanları yeni riskler oluşturuyor
Yapay zekâ asistanlarına e-posta, dosya ve takvim erişimi verilmesi, hesap bilgilerinin ele geçirilmesi durumunda saldırganların bu yetkileri kötüye kullanmasına yol açabiliyor. Gereğinden fazla yetkiye sahip asistanlar, kurum içindeki bilgilerin açığa çıkması riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle yapay zekâ hesaplarının diğer hassas hesaplar gibi MFA ile korunması ve bağlı yetkilendirmelerin düzenli olarak denetlenmesi gerekiyor. Çalışanların da beklenmedik erişim taleplerini sorgulaması ve istenen yetkilerin yapılacak işle gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirmesi önem taşıyor.
Kullanılan araçların izlenmesi önem taşıyor
Kurumların bulut uygulamalarını, hesap yetkilendirmelerini ve yönetilmeyen entegrasyonları takip etmesi, gereksiz erişimleri kaldırması ve şüpheli kullanımları incelemesi gerekiyor. Denetimlerin yalnızca ilk onay aşamasında yapılması yeterli görülmüyor; erişim yetkileri zaman içinde değişebildiği için kontrollerin düzenli olarak sürdürülmesi önem kazanıyor.
Çalışanların kullandığı servislerin belirlenmesi, eğitimlerin ihtiyaçlara göre düzenlenmesine ve onaylı araçlardaki eksiklerin tespit edilmesine de yardımcı oluyor. Ayrıca yapay zekâ sistemlerine hangi verilerin girilebileceğinin açık biçimde belirlenmesi, kurumların güvenlik politikalarının uygulanmasını kolaylaştırıyor.
WatchGuard'ın Küresel Tehdit Raporu'nun 2026 yılının ilk yarısına ilişkin verileri de şifreli trafiğin güvenlik açısından oluşturduğu soruna işaret ediyor. Rapora göre ağlarda gözlemlenen zararlı yazılımların yüzde 95'i şifreli TLS bağlantıları üzerinden gelirken Firebox cihazlarının yalnızca yüzde 20'si bu trafiği inceliyor. Bu nedenle kurumların HTTPS incelemesinin hangi alanlarda uygulandığını ve hangi trafiğin kapsam dışında kaldığını gözden geçirmesi öneriliyor.
WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, çalışanların işlerini hızlandırmak amacıyla yeni araçları hızla benimsediğini ve bu araçlara e-posta, dosya veya takvim erişimi verebildiğini belirtti. Kurumların kullanılan araçları, bu araçların işlediği verileri ve sahip oldukları yetkileri takip etmesi gerektiğini vurgulayan Evmez, yapay zekâ hesaplarının diğer kritik hesaplar gibi korunmasının, yetkilerin düzenli olarak denetlenmesinin ve şifreli trafiğin incelenmesinin saldırganların yararlanabileceği fırsatları azaltacağını ifade etti.






