İklim Krizinde Bağlantı Altyapısının Rolü Öne Çıkıyor
Vodafone Grubu, iklim değişikliğine bağlı afetlerin sıklığı ve etkisinin arttığı dönemde, bağlantı hizmetleri ile dijital teknolojilerin iklim dayanıklılığındaki rolünü ele alan yeni bir rapor yayımladı. “Bağlantı, İklim Dayanıklılığı İçin Bir Yaşam Hattı: Kesintiye Uğramış Bir Dünyada İklim Direncini Sağlamak” başlıklı raporda, erken uyarı sistemlerinden afet müdahalesine ve uzun vadeli toparlanmaya kadar mobil şebekelerin ve dijital hizmetlerin sağladığı katkılar inceleniyor. Raporda Vodafone Türkiye’nin bağlantı altyapısının iklim risklerine karşı güçlendirilmesine yönelik çalışmasına da yer veriliyor.
Raporda, aşırı hava olaylarının sıklığı, şiddeti ve yol açtığı tahribatın artmasıyla birlikte bağlantının iklim dayanıklılığı açısından kritik bir altyapı haline geldiği belirtiliyor. “Öngör, hazırlan, müdahale et ve toparlan” yaklaşımı kapsamında mobil şebekelerin; risklerin önceden belirlenmesi, temel hizmetlerin sürdürülmesi, acil durum müdahalesi ve afet sonrasında toparlanma süreçlerinde nasıl kullanılabileceği ele alınıyor.
COP31 öncesinde dirençli altyapı vurgusu
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde yayımlanan rapor, iklim değişikliğine karşı dirençli şehirler ve altyapılar oluşturulmasına yönelik gündeme de odaklanıyor. Dirençli altyapı yaklaşımı kapsamında enerji, ulaşım ve iletişim gibi kritik sistemlerin aşırı hava olayları ve uzun vadeli iklim riskleri karşısında çalışmaya devam edebilmesi hedefleniyor.
Vodafone Grubu Dış İlişkiler ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Joakim Reiter, iklim kaynaklı afetlerin daha sık ve şiddetli hale gelmesiyle bağlantının dayanıklılık açısından kritik bir altyapı haline geldiğini belirtti. Reiter, bağlantının kesilmesi durumunda uyarıların insanlara ulaşmasının, acil durum hizmetlerinin koordinasyonunun ve toplulukların destek almasının zorlaşabileceğine dikkat çekti.
Aşırı hava olayları 1,6 milyar kişiyi etkiledi
Rapora göre son yıllarda artan aşırı hava olayları dünya genelinde 1,6 milyar insanı etkiledi ve yalnızca son 10 yılda 2 trilyon dolardan fazla ekonomik kayba yol açtı. İletişim kurma, uyarıları alma, hizmetlere erişme ve para transferi yapabilme imkanlarının kriz dönemlerinde kamu güvenliği, acil durum koordinasyonu ve toplumsal dayanıklılık açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Mobil şebekelerin ise risklerin öngörülmesi, temel hizmetlerin devamlılığının sağlanması, acil durum müdahalesi ve toparlanma süreçlerine destek olabileceği aktarılıyor.
Erken uyarı sistemleri zararı yüzde 30 azaltabiliyor
Raporda yer alan verilere göre erken uyarı sistemlerinin, tehlikelerin ortaya çıkmasının ardından ilk 24 saat içinde devreye girmesi halinde oluşabilecek zararları yüzde 30’a kadar azaltma potansiyeli bulunuyor. Bunun için uyarıların toplumun geniş kesimlerine hızlı ve kesintisiz biçimde ulaştırılması gerekiyor.
Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin erken uyarı sistemlerinin koruması altında olmadığı belirtilen raporda, dünya genelinde nüfusun yüzde 95’inin mobil genişbant şebekelerine erişimi olduğu ve yaklaşık yüzde 80’inin cep telefonu sahibi olduğu ifade ediliyor.
Elektrik kesintileri de şebeke dayanıklılığı açısından önemli risklerden biri olarak öne çıkıyor. Birleşik Krallık’ta bildirilen telekomünikasyon şebekesi olaylarının yaklaşık yüzde 25’inin elektrik kesintileriyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Ayrıca her beş ülkeden ikisinin Ulusal Acil Durum Telekomünikasyon Planı bulunmadığı aktarılıyor.
Raporda, küresel iklim finansmanının yüzde 10’undan azının yerel düzeydeki iklim faaliyetlerine ulaştığı da belirtiliyor. Mobil para, dijital kuponlar ve dijital ödemelerin ise desteğin doğrudan topluluklara ulaştırılmasında kullanılabileceği ifade ediliyor.
Raporda Türkiye’den altyapı örneği
Raporda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iklim riskleri arasında kuraklık, su stresi, ani su baskınları ve sel gösteriliyor. Artan sıcaklıkların, değişen yağış düzenlerinin, kentleşmenin ve altyapı üzerindeki baskının bu riskleri daha da artırmasının beklendiği belirtiliyor.
Türkiye’den verilen örnekte, Temmuz 2025’te İç Anadolu’da gerçekleştirilen belediye peyzaj ve yol yükseltme çalışmaları sonrasında kritik öneme sahip bir Vodafone tesisinin yeni yol seviyesinin önemli ölçüde altında kaldığı aktarılıyor.
Tesis, 8 saat süren kesintisiz canlı operasyon sırasında herhangi bir hizmet kesintisi yaşanmadan çelik platform ve geçici destekler kullanılarak iki metre yükseltildi. Çalışmayla birlikte tesisin sel nedeniyle daha geniş çaplı kesintilere yol açabilecek risklere karşı korunması ve şebeke kapasitesinin devamlılığının sağlanması amaçlandı.






