Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Marriott Boulevard Otel’de yoğun katılım ve dikkat çekici açıklamalarla başlayan “4. Ulusal Siber Güvenlik Forumu”, “Ulusal Siber Güvenlik Ekosistemi” temasıyla Türk dünyası ve Doğu Avrupa’nın siber güvenlik vizyonunu şekillendirmeye başladı. Forumda Devlet yetkilileri, akademisyenler, uluslararası kuruluşlar ve teknoloji şirketi yöneticileri bir araya gelirken, Türkiye Cumhuriyeti adına konuşan Savunma Sanayii Başkanlığı Danışmanı ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alpaslan Kesici, küresel bağımlılığın tehlikelerini sert bir dille ele aldı.
Siber Savaşın Yeni Gerçeği
Konuşmasına günümüz jeopolitik ortamını değerlendirerek başlayan Kesici, siber alanın klasik savaş paradigmasının tam merkezine yerleştiğini vurgulayarak
“Bulunduğumuz dünya ortamı savaş ortamı. Şu an ülkeler maalesef birbiriyle savaşıyor, hiç istenmeyen bir ortam. Tabii siber savaş daha etkili… Bu savaşta da aslında kendi sistemlerimizi; enerji sistemlerimizi, savunma sanayii sistemlerimizi, kamu sistemlerimizi korumamız gerekiyor.”dedi.
Kesici, İran-İsrail ve Ukrayna-Rusya savaşlarından örnekler vererek, kritik altyapıların siber saldırılarla nasıl felç edilebileceğini hatırlattı. Kamera network’lerinin ele geçirilmesi gibi vakaların artık sıradanlaştığını belirtti.
“Yabancı Ürünlere Ne Kadar Güvenebiliriz?”
Alpaslan Kesici’nin konuşmasının en vurucu bölümünü, küresel siber güvenlik ürünlerine yönelik güvensizlik oluşturdu. Antivirüs, firewall, SIEM, NAC gibi çözümlere ağır eleştiriler getiren Kesici, şu soruları yöneltti:
“Acaba biz bu ürünlere ne kadar güvenebiliriz? Bu ürünler vakti zamanı geldiği zaman neye hizmet ediyor, neye karar veriyor ve aslında karşı karşıya geldiğiniz bir ülkenin ürününü kullanıyorsanız acaba sizi koruyor mu? Arka tarafta sizin milli egemenliğinizi, verilerinizi ne kadar bir yerlere taşıyor, bir back-door’u var mı daha açık konuşmam gerekirse? Ya da manipüle mi ediyor? Sizin parasını verdiğiniz, lisansını verdiğiniz ürünler anı geldiği zaman acaba durduruyor mu, hizmeti durduruyor mu?”
Kesici, savaş dönemlerinde birçok kurumun bu tür ürünlerden dolayı mağduriyet yaşadığını ve hizmetlerin kritik anlarda kesildiğini, sahadan gelen istihbaratla doğruladıklarını ifade etti. Bu durumun, ülkelerin dijital egemenliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.
Türkiye’nin 8 Yıllık Mücadelesi: 216 Firma, 400 Yerli Ürün
Sorunlara karşı Türkiye’nin somut çözümünü paylaşıp, 8 yıl önce kurulan Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin geldiği noktayı rakamlarla ortaya koyan Kesici:
“Bizler 8 yıl önce ekosistemi geliştirmek üzere, siber güvenlik ekosistemini geliştirmek üzere bir kümelenme kurduk… Şu anda bizim 216 tane firmamız var ve 400’e yakın ürünümüzün var.” olduğunu ifade etti.
Kesici, kümelenmenin test merkezlerinde SIEM, firewall testleri, saldırı simülasyonları, threat hunting çalışmaları ve olay müdahale tatbikatları gerçekleştirdiğini anlattı. TR-Test sertifikasyon sürecinin yerli ürünlerin kalitesini ve olgunluğunu kanıtladığını belirten Kesici, SOC merkezlerinde yapay zekâ entegrasyonunun hız kazandığını ve AI tabanlı yerli ürün çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.
Eğitim ve İnsan Kaynağı: Siber Güvenliğin Temeli
Teknolojinin yanı sıra insan faktörüne de büyük önem veren Kesici, gençlere ve eğitime yönelik projeleri detaylandırarak:
“Neticede yapay zekâ dediğimiz araçlar var ama neticede iş dönüp dolaşıp arkadaşlar insana geliyor, insan kaynağına geliyor… Bizim lise düzeyinden itibaren üniversite ve üniversite mezunu olan aslında birçok kişilere çeşitli eğitimler veriyoruz. 100 tane üniversitemizde topluluk var… Siber Vatan isminde bir eğitim programımız var, 81 il var Türkiye’de.” olduğunun altını çizdi.
Dikey uzmanlık eğitimleri, staj eşleştirmeleri ve firmalarda uygulamalı geliştirme fırsatlarıyla gençlerin sektöre kazandırıldığını anlatan Kesici, TİKA aracılığıyla Azerbaycan, Özbekistan gibi dost ülkelere de ücretsiz eğitimler verdiklerini belirtti. Forum katılımcılarına da açık çağrı yaparak, eğitim taleplerine destek olmaya hazır olduklarını ifade etti.
Gençlere Güçlü Çağrı: “Kendi Ürününüzü Üretin”
Alpaslan Kesici, salondaki gençlere hitaben yaptığı motive edici konuşmada şu vurguyu yaptı:
“Burada genç kardeşlerimizin en az birer tane ürünü olması gerekiyor. Bir şeyler geliştirmeniz lazım, teknolojiye dokunun, size ait bir ürününüzün olması lazım… Açık kaynak dünyasına lütfen sahip çıkın, özgür yazılıma. Bu yazılımı öğrenin ve çekirdeğinden itibaren bir şeyler geliştirmeye çalışın, size ait bir ürününüz olsun.
Azerbaycan adına çıkacak olan bir firewall ürünü, bir MAC ürünü tüm dünyaya yapay zekâ destekli bir firewall ürün neden olmasın? Peki buradaki siz değerli genç kardeşlerimiz bunu yapabilir, hiç de zor değil. Şimdi bu konuda kendinize güvenin.”
“Birlikten Kuvvet Doğar” Mesajı
Konuşmasını Türk atasözüyle tamamlayan Kesici, Türk dünyası ve dost ülkeler arasında işbirliğinin zorunluluğunu şu sözlerle dile getirdi:
“Siber güvenlik tek başına bir ülkenin, bir topluluğun çözeceği şey değil. Ortak istihbarat paylaşımı, ortak ürün, proje, çözüm geliştirme, ortak eğitimleri yapmadan biz bu işi başaramayız… Birlikten kuvvet doğar.”
Bakü’deki Ulusal Siber Güvenlik Forumu, siber güvenliğin artık ulusal egemenlik, dijital bağımsızlık ve bölgesel işbirliği meselesi haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu. Alpaslan Kesici’nin net mesajı, hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının siber alanda izlemesi gereken yolu aydınlatıyor: Ya kendi teknolojimizi üreteceğiz ya da başkalarının merhametine ve risklerine mahkûm kalacağız.
Forumun ilerleyen oturumlarında da yapay zekâ destekli tehditler, kritik altyapı koruması ve bölgesel savunma işbirlikleri gibi kritik konuların ele alınması bekleniyor.