Küresel güç mücadelesinin giderek teknoloji eksenine kaydığı, haberleşme altyapılarının ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bir dönemdeyiz. 5G’den siber güvenliğe, akıllı ulaşım sistemlerinden kritik altyapılara uzanan bu yeni denklemde, yerli ve millî haberleşme teknolojileri artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin haberleşme alanındaki en kritik projelerinden biri olan ULAK Haberleşme, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. ICT Media Genel Yayın Yönetmeni Murat PEHLİVAN’ın hazırladığı “Açık Açık” programına konuk olan ULAK Haberleşme Genel Müdürü Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ, “Kontrol etmediğiniz, üretmediğiniz teknoloji sizin değildir” dedi. Yerli haberleşme teknolojilerinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduna vurgu yapan KÖMÜRCÜ, şirketin kuruluş misyonundan 5G ve ötesi yol haritasına, akıllı ulaşım projelerinden siber güvenlik perspektifine kadar birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Dergimizde özetine yer verdiğimiz bu söyleşinin tamamını, ICT MEDIA TV YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
Murat PEHLİVAN: Ruşen Bey, yayınımıza hoş geldiniz. Sizinle uzun yıllara dayanan bir tanışıklığımız var; Türksat ve SASAD süreçlerinin ardından bugün sizi ULAK Haberleşme Genel Müdürü olarak ağırlıyoruz. ULAK, sektörde zaman zaman farklı açılardan eleştirilen ancak stratejik değeri üzerine çokça konuşulan bir yapı. Söyleşimize, Türkiye’nin haberleşme ve telekomünikasyon ekosistemi bağlamında ULAK’ın misyonu ve vizyonuyla başlayalım isterseniz. ULAK tam olarak neden kuruldu?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK Haberleşme’nin temelleri aslında 2013 yılında, Savunma Sanayii Başkanlığımız nezdinde başlatılan "Askeri Baz İstasyonu Geliştirme Projesi" ile atıldı. ASELSAN, Netaş ve Argela gibi kıymetli paydaşların bir araya gelmesiyle doğan bu proje, 4.5G teknolojisinde askeri standartlarda baz istasyonu üretme hedefini başarıyla tamamladı. 2017 yılına gelindiğinde ise bu birikimin sivil alana da aktarılması amacıyla şirketleşme kararı alındı.
Yani bizim ürettiğimiz baz istasyonları, Türkiye'de halihazırda kurulu sivil operatörler tarafından da alınabilir; onlara bu hizmet sağlanabilir diye oluşturulmuş bir şirkettir. Oldukça kritik bir misyonu ve önemli bir vizyonu vardır. Temel hedefi, haberleşmede dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli-milli haberleşme ürünlerini geliştirmektir. Temel misyonumuz; haberleşmede dışa bağımlılığı azaltmak, yerli ve milli ürünler geliştirmektir.
Zamanla stratejik konular ve milli güvenlik meseleleri ön plana çıktıkça –ki bu alanlar birbirine oldukça yakındır– şirket, savunma sanayinde "ikili kullanım" dediğimiz hem askeri hem sivil ürünlere sahip haberleşme çözümleri sunan stratejik bir yapıya dönüşmüştür. Bugün dünyanın konjonktüründe bu misyon daha da iyi anlaşılmaktadır. Haberleşme altyapısında milli güvenliğin, bağımsızlığın ve yerliliğin önemi her zamankinden belirginleştiğinden, ULAK Haberleşme'nin çok doğru bir proje ve şirket olduğu, görevine devam etmesi gereken bir yapı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Murat PEHLİVAN: Aslında dünyanın geldiği noktaya baktığımızda, haberleşme sektöründe kendi ürünlerimize sahip olmak artık elzem hâle geliyor. Özellikle siber güvenliğin daha fazla konuşulduğu bugünün ve geleceğin dünyasında… Bu çerçevede devam edelim isterim: ULAK Haberleşme, Türkiye’nin haberleşme ekosisteminde nasıl bir stratejik rol üstleniyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK, yerli ve millî kablosuz haberleşme sistemleri geliştiren bir şirket. Temel faaliyet alanımız mobil haberleşme. Bugün 4,5G tarafında Türkiye genelinde 3 binin üzerinde kurulu baz istasyonumuz bulunuyor. Bunların 1.500’den fazlası ticari operatörlerimizin şebekelerinde aktif olarak çalışıyor ve doğrudan vatandaşlara hizmet veriyor.
Bunun yanında, evrensel hizmet kapsamında kırsal bölgelerde kurulu yine 1.500’ü aşkın baz istasyonumuz var. Toplamda ülke genelinde yaklaşık yüzde 3’lük bir pazar payına sahibiz. Karşımızda ise küresel ölçekte uzun yıllardır bu işi yapan, kamuoyunun yakından tanıdığı büyük üreticiler bulunuyor. Operatörlerin ULAK dışında tercih edebileceği alternatifler, dünya çapında bilinen bu şirketler. Dolayısıyla mobil haberleşme tarafında ULAK; önce 4,5G, bugün ise 5G hazırlıklarıyla bu alandaki gelişimini sürdürüyor.
Stratejik açıdan yalnızca mobil şebeke ile sınırlı değiliz. Aynı zamanda millî omurgayı güçlendiren, siber güvenlik boyutu da olan yazılım tabanlı geniş alan ağları, yani SD-WAN çözümlerimiz var. Bu ürünler kamuda ve kritik altyapılarda; enerji, ulaşım gibi alanlarda aktif olarak kullanılıyor. Bunun yanı sıra, mobil haberleşmenin dikey uygulamaları diyebileceğimiz alanlarda da çözümler geliştiriyoruz. Akıllı ulaşım teknolojileri bu başlıkların başında geliyor. Karayolları Genel Müdürlüğü ve Türksat gibi kurumlarda kurulu sistemlerimiz mevcut. Özetle ULAK; mobil haberleşme, haberleşmenin dikeyleri ve katma değerli çözümleri olan stratejik bir teknoloji şirketi konumunda.
Murat PEHLİVAN: Akıllı ulaşım sistemlerini biraz açalım isterim. Doğrudan ULAK’ın ana faaliyet alanı gibi görünmeyebilir ama işin merkezinde haberleşme olunca, ister istemez bu alanın içine giriyor.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Aslında haberleşmenin geldiği noktada araçlar da bu ekosistemin doğal bir parçası hâline geldi. Bugün elektrikli otomobillerin tamamında SIM kartlar var; veri alıyorlar, veri gönderiyor, haberleşiyorlar. Bu da ister istemez güvenlik ve stratejik riskleri beraberinde getiriyor. Bu nedenle, akıllı ulaşım alanında yerli ve millî ürünlerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. ULAK Haberleşme olarak hem yol kenarı üniteleri hem de araç üstü üniteler konusunda kendi ürünlerimizi geliştirdik. Bu ürünler üzerinde çalışan senaryolarla birlikte sahada aktif olarak kullanılıyor. Somut bir örnek vermek gerekirse; Karayolları Genel Müdürlüğü uhdesinde, İstanbul–Hasdal arasında 41 kilometrelik bir koridorda, 19 adet 5G sahasıyla oluşturulmuş bir akıllı ulaşım altyapısı bulunuyor. Bu proje kapsamında yol kenarı üniteleri kuruldu, 5G kapsaması sağlandı ve sistem fiilen kullanıma alındı.
Bu çerçevede şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye’de 5G, ilk kez karayolu üzerinde, gerçek bir kullanım senaryosu içinde hayata geçti. Bu proje, 5G’nin günlük hayata getirdiği yeniliklerin somut bir uygulaması. ULAK’ın akıllı ulaşım sistemleri, dünyada takip edilen iki ana standardı da kapsayacak şekilde, en güncel sürümlerle geliştirildi. Türkiye’nin 5G konusunda geç kaldığı yönünde eleştiriler olabilir; ancak akıllı ulaşım özelinde, dünyayla eş zamanlı teknolojiye sahip ürünler elimizde bulunuyor. Bu çözümler, UDAM projeleri kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından aktif olarak değerlendiriliyor.

Murat PEHLİVAN: O hâlde şunu söyleyebilir miyiz: Akıllı ulaşım sistemleri üzerinden katma değerli çözümler üreten bir yapıdan söz ediyoruz?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Burada 5G’yi de içeren, araçla yolu, araçla yayayı, araçla aracı haberleştiren teknolojilerden bahsediyoruz. V2X olarak adlandırılan bu yapı, “Vehicle to Everything” yani “araçtan her şeye” haberleşme anlamına geliyor. Bugün ağırlıklı olarak araç–yol haberleşmesini gerçekleştiriyoruz. Yakın gelecekte araçların birbirleriyle ve trafikteki diğer unsurlarla anlık veri paylaşabildiği bir yapıya geçilecek. Bu da trafik güvenliğini artıracak, yakıt tüketimini azaltacak ve sürüş güvenliğini üst seviyeye taşıyacak. Farklı senaryolarla desteklenen bu sistemler, bizi teknolojik olarak oldukça kritik ve niş bir alana konumluyor.
Murat PEHLİVAN: Yani bu kez treni kaçırmadık diyebilir miyiz?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: İnşallah. En azından doğru zamanda, doğru pazarda, hazır bir ürünle konumlandığımızı söyleyebiliriz. Akıllı ulaşım, aynı zamanda akıllı şehirlerin temel katmanını oluşturuyor. Bu sürecin devamında ise otonom sürüşe kadar uzanan bir teknoloji zincirinden söz ediyoruz. 5G ve ötesi teknolojilerin günlük hayatta aktif biçimde kullanıldığı bu dünyada, ULAK olarak ürün ve servislerimizi bugünden hazır hâle getirmeye çalışıyoruz.
Murat PEHLİVAN:
Bu 41 kilometrelik yoldaki çipleri başka bir zaman konuşalım. Akıllı ulaşım tarafında biraz daha somut örneklerle devam edelim isterim.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Somut projeler üzerinden devam edebiliriz, memnuniyetle.
Murat PEHLİVAN: Yerli ve millî haberleşme kavramı bugün bir tercih mi, yoksa artık bir zorunluluk mu? Bu soruyu ULAK’ta olduğumuz için değil; siz bu alanı ve dünyadaki siyasi–teknolojik gelişmeleri yakından takip eden biri olduğunuz için soruyorum.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Teşekkür ederim. Yerlilik ve millilik bir söylem ya da içi boş bir kavram değil. Aksine, son derece kritik bir mesele. Belki bu kavramları çok sık kullandığımız için zaman zaman anlamını aşındırıyoruz; ancak dünyanın geldiği noktada her ülkenin yalnızca coğrafi sınırlarına değil, aynı zamanda siber vatana, uzay vatana, hava ve kara vatana da sahip çıkması gereken bir dönemden geçiyoruz. Haberleşme, ULAK’ın faaliyet alanı itibarıyla son derece stratejik bir konu. Kontrol edemediğiniz bir haberleşme sistemi, sizin için doğrudan bir risk demektir. Meşhur Karayolları Paşa'mız Hacı Rıfat Paşa’nın meşhur sözü vardır: “Gidemediğin yer senin değildir.” Biz bunu teknolojiye uyarlarsak, “Kontrol edemediğin, üretmediğin teknoloji de senin değildir” diyebiliriz.
Gerçek anlamda millilik; bu teknolojileri üretebilmek, kaynak kodlarına hâkim olmak ve Türk mühendisleriyle bu yetkinliği sürdürülebilir kılmaktır. ULAK Haberleşme’nin temel misyonu da budur. Bugün ülkede kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı ve benzeri yapılar da aynı anlayışla hareket ediyor. Biz de kendi alanımızda, hem bu alana ayrılan kaynağın ülke içinde kalmasını sağlamak hem de kritik haberleşme altyapılarının güvenliğini temin etmek için çalışıyoruz. Dolayısıyla yerlilik ve millilik bir slogan değil; bir devlet politikasıdır. ULAK da bu politikanın kendi alanındaki uygulayıcılarından, bayrak taşıyıcılarından biridir.
Murat PEHLİVAN: Yani görev ve sorumluluğunuz çok fazla…
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Evet, bu anlamda üzerimizde ciddi bir yük olduğunu söyleyebiliriz.
Murat PEHLİVAN: Çünkü bu politikanın sahada, eylemsel sonuçlar üretmesi gerekiyor. Peki karar vericiler açısından baktığımızda, haberleşme altyapılarının yerli olması neden bu kadar kritik?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Evet kesinlikle. Yerli çözüm neyi sağlar? Yerel çözümler, kriz anlarında hayati önem taşır. Kapıların kapandığı, tedarik zincirlerinin koptuğu bir senaryoda, eğer teknolojiye hâkimseniz ihtiyaçlarınızı kendi imkânlarınızla karşılayabilirsiniz. Kaynak kodlarına erişiminiz olur, sistem mimarisini kontrol edersiniz, güvenlik açıklarına hızlıca müdahale edersiniz. Dış ülke mevzuatlarına ve kısıtlamalarına bağımlı kalmazsınız. Pandemi ya da küresel çip krizi gibi süreçlerde, kendi teknolojiniz varsa altyapılarınızı ayakta tutmaya devam edersiniz.
Bugün ülkeler arasındaki güç mücadelesinin büyük bölümü, askeri operasyonlardan çok teknolojik altyapılar üzerinden yürütülüyor. Bu nedenle enerji, sağlık, ulaşım gibi kritik alanlarda kendi haberleşme teknolojilerinize sahip olmanız bir tercih değil, zorunluluktur. O nedenle ULAK ve benzeri şirketler, tüm bu altyapıları uçtan uca yerli ve millî olarak geliştirmeye çalışıyor. Ayrıca Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’nden de bahsetmek gerekir. ULAK olarak bu kümenin başkanlığını yürütüyoruz. Yaklaşık 200 yerli teknoloji şirketi bu yapı içinde yer alıyor. Bunlar hepsi sektörümüzün kuvvetli, bilinen yerli ve milli Türk şirketleridir. Bu şirketlerle birlikte, Türkiye'de 5G başta olmak üzere operatörler dışında da altyapı, donanım, fiber kablo gibi birçok alanda tüm ihtiyaçların yerli üreticilerle karşılanması ve bu kaynakların içeride kalması için büyük bir çaba yürütüyoruz.
OSTİM'de kurulu Haberleşme Teknoloji Kümesi, epey bir süredir yapılanma sürecindedir. Önümüzdeki günlerde bu kümeyi, sektörün belirleyici aktörlerinden biri olarak bir araya getirmek istiyoruz. Bu sayede hem devletimiz ve otoriteler nezdinde ciddi bir muhataplık ilişkisi oluşturacağız hem de yerli-milli üreticilerin ürün ve haklarının korunmasını sağlayacağız. Zira bu, Haberleşme Teknoloji Kümesi'nin temel hedeflerinden biridir.
Murat PEHLİVAN: Biraz da işin ticari tarafına ve öz eleştiriye gelelim. Kamu–özel sektör iş birliklerini sıkça konuşuyoruz ama yerli haberleşme teknolojilerinin yaygınlaşmasında bu iş birlikleri yeterince etkili mi?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın, Ulaştırma Bakanlığımızın da temel yaklaşımlarından biri; sanayi–üniversite ve kamu–özel sektör iş birliklerini güçlendirmek. Kamu, aynı zamanda çok büyük bir alıcı ve pazar. Ankara merkezli bir şirket olarak, kamunun bilişim ve haberleşme ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Bu süreçlerde yerli üreticiye şans verilmesi son derece kritik. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin ardından kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın bu alanda belirleyici bir rol üstleneceğine inanıyoruz.
Somut örnekler de var. SD-WAN ürünümüz, Orman Genel Müdürlüğü’nün 700’ü aşkın işletmesinde üç yılı aşkın süredir başarıyla kullanılıyor. Aynı şekilde TEİAŞ’ın 760’tan fazla trafo merkezinde ULAK SD-WAN aktif durumda. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli unsurları da bu sistemleri kullanıyor ve NATO tatbikatlarına bizimle birlikte katılıyorlar. ULAK mühendisleri bu tatbikatlarda sahada görev alıyor ve ürünlerimiz uluslararası ortamda kendini ispatlıyor. Bütün bunlar, kamu kurumlarının ve savunma yapılarının yerli teknolojiye verdiği destekle mümkün oluyor. Bu destek, ürün geliştirme süreçleri açısından son derece kıymetli. Burada Türksat’ı da özellikle anmak gerekir; ULAK’a her zaman ciddi bir geliştirme ortamı sağlıyor.
Murat PEHLİVAN: Operatörler tarafını da sormak isterim. Sonuçta potansiyel müşterilerinizden biri. Operatörler açısından yerlilik; maliyet, çözüm ve güvenlik bağlamında nasıl bir katkı sunuyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Operatörler bizim için çok kıymetli, gözbebeğimiz. ULAK’ın kuruluş misyonu zaten operatörlere yerli baz istasyonları ve uçtan uca haberleşme çözümleri sunmak.
Murat PEHLİVAN: Somut olarak nasıl katkılar sağlıyorlar?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Operatörler, bizim için gerçek anlamda bir geliştirme ortamı sunuyor. 5G gibi yeni bir teknolojiyi yalnızca laboratuvarda test etmek yeterli değil. Gerçek sahada, gerçek kullanıcı verileriyle test etmeniz gerekiyor. Bu kapsamda Turkcell ve Türk Telekom ile uzun süredir sahadayız. Rize, Pendik ve Şile’de 5G’ye hazır ürünlerimizle denemeler yapıyoruz. Operatör mühendisleri bize sürekli geri bildirim sağlıyor. Vodafone ile sürecimiz şu an laboratuvar aşamasında; ancak zaman içinde onların da bu sürece dâhil olacağını öngörüyoruz.
Murat PEHLİVAN: Artvin taraflarında da bir saha kurulumunuz vardı diye hatırlıyorum.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Doğru. Fiilen Vodafone’un tedarikçisiyiz. Doğu Karadeniz’de 3 ilde Vodafone’un 4.5G sahalarının tamamı ULAK sistemleriyle çalışıyor. Zor bir coğrafya. ULAK zaten biraz da zor işlerin şirketi. Biz zor görevlerin altına girmeyi tercih ediyoruz. Şu anda operatörlerimiz için 5G’ye hazır ürünlerimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Mevcut sahaların 1 Nisan’a kadar bu yeni ürünlerle değiştirilmesini hedefliyoruz. Bu fırsat sağlandığında, ULAK açısından ciddi bir ölçeklenme imkânı ortaya çıkıyor. Çünkü operatörlerin her birinin 30–40 bin civarında baz istasyonu sahası var.
Bizim temel hedefimiz, operatörlerin geçtiğimiz yıl Mobile World Congress’te taahhüt ettikleri ve toplamda 6.501 sahayı kapsayan yatırım planlarında ULAK ürünlerinin yer alması. Bu süreçte operatörler bize ciddi destek sağlıyor. Sadece ULAK’a değil; Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’ne üye diğer yerli yazılım ve donanım şirketlerine de alan açıyorlar. Burada uluslararası bir vizyon da var. Özellikle Vodafone’un, kümeye üye bazı KOBİ’lerin ürünlerini yurt dışında örnek göstererek farklı ülkelere satış yapmalarına destek olduğunu belirtmek gerekir. HTK Başkanı olarak bunu söylemek benim görevim. Bu ilişkinin adil, dengeli ve sürdürülebilir bir biçimde kurulması çok önemli. Yerli ekosistemin de sabırla, kimseyle köprüleri yakmadan ürününü ve hizmetini doğru şekilde anlatması gerekiyor. Ekosistem dediğimiz şey böyle büyüyor.
Murat PEHLİVAN: Kolay değil, özellikle Türkiye’de bu işler çok daha zor. O zaman şunu sorayım: ULAK baz istasyonlarının 4.5G ve 5G’deki güncel yaygınlığı ne durumda?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Diğer haberleşme şirketlerinden farklı olarak ULAK Haberleşme olarak biz sahadayız. ULAK zaten bir saha şirketi. ASELSAN, HAVELSAN gibi savunma sanayi şirketlerinin ortak olduğu, güçlü bir sermaye ve yönetim yapısına sahip bir şirketiz. Telekomünikasyonun ve savunma sanayinin üst düzey isimlerinin yer aldığı bir yönetim kurulumuz var.
Murat PEHLİVAN: Evet, sektörün Süper Ligi, Şampiyonlar ligi...
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK’ı diğer yazılım ve donanım şirketlerinden ayıran en önemli farklardan biri, aktif saha operasyonu yürütmesidir. Türkiye’nin 81 ilinde ürünlerimizin kurulumunu, işletmesini ve bakımını yapıyoruz. Bu binada ve İstanbul’daki merkezimizde 7/24 çalışan bir ağ izleme merkezimiz var. Sahadaki tüm baz istasyonlarını anlık olarak takip ediyoruz.
Bugün itibarıyla 4.5G’de, üç operatörde toplam 1.500’ün üzerinde aktif sahamız bulunuyor. Bunun yanında Ulaştırma Bakanlığı’nın Türksat üzerinden verdiği evrensel hizmet görevimiz kapsamında kırsalda da yaklaşık 1.500 sahamız var. Evrensel hizmet şunu sağlıyor: Nüfusu 500’ün altındaki yerleşimlerde, operatörlerin yatırım yapmadığı alanlarda devlet bu yatırımı üstleniyor. Bu kapsamdaki tek bir ULAK baz istasyonu, üç operatörün abonelerine aynı anda hizmet verebiliyor. Toplamda 3.100’ün üzerinde baz istasyonumuz var ve Türkiye genelinde yaklaşık yüzde 3’lük bir pazar payına sahibiz.
16 Ekim’de yapılan ihale ile Türkiye 5G sürecine resmen girdi. Operatörler 1 Nisan itibarıyla 5G’ye başlayacak. Biz de bu tarihe kadar 5G’ye hazır ürünlerimizi sahalarda konumlandırmayı hedefliyoruz. Orta vadede hedefimiz, pazar payımızı yüzde 10’lar seviyesine çıkarmak. Bunun yanında ihracat da önemli bir potansiyel. Yakın coğrafyada hâlâ 2G ve 3G kullanan ülkeleri 5G’ye taşıyabilecek altyapıya sahibiz. Suriye’de Halep ve Şam’da, Sudan, Yemen, Tacikistan ve Nijer’de ULAK sahaları aktif durumda. Sabit baz istasyonlarının yanı sıra afet ve acil durumlar için mobil baz istasyonları da ürün gamımızda yer alıyor.
Murat PEHLİVAN: Aslında buna pek değinmediniz, kenardan dolandınız. Dünyadaki konjonktürü de dikkate alırsak... Marka isimleri zikretmeyeceğim ama Amerika, belli ülkelerin telekomünikasyon üreticilerinin faaliyetlerini neredeyse sıfırladı. Avrupa Birliği de aynı şekilde. Türkiye'nin bu konuda hassasiyet göstermesi zorunlu. Bu coğrafya sıradan bir yer değil; paranoya değil, gerçeğin ta kendisi. Yerlilik meselesine içi boşaltılmadan sahip çıkmak herkesin görevi. Bu çerçevede RAN yazılımı, açık RAN ve yazılım tabanlı ağlar… ULAK’ın ürün mimarisi nasıl konumlanıyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Radyo erişim şebekesi, yani baz istasyonlarını konuşturan yazılımlar bizim temel ürün ailemiz. Dünyada iki ana mimari yaklaşım var: Kapalı mimariler ve açık mimariler, yani Open RAN. Uzak Doğu merkezli şirketler daha çok kapalı sistemleri tercih ederken, Batı merkezli şirketler açık mimariyi benimsiyor.
ULAK olarak biz Open RAN mimarisini tercih ediyoruz. Bunun nedeni, yazılımlarımızın farklı donanım seviyeleriyle çalışabilmesi ve esnek entegrasyon sağlaması. Çekirdek şebekeden RAN yazılımlarına kadar uçtan uca haberleşmeyi kendi mühendislerimizle geliştiriyoruz. 300 kişilik ekibimizle çevik, pratik ve pragmatik kalıyoruz. Niş ürünlerle devletin ihtiyaçlarını karşılıyor, ihraç ediyoruz. Savunma sanayimiz gibi: Bu sene 10 milyar doları aşan ihracat yaptık. Sivil-askeri ikili kullanım teknolojilerimizle bu rakamlar yükselecek.
SD-WAN siber güvenlik ürünümüzde ve baz istasyonlarında Open RAN'ı tercih etmemizin nedeni bu. Olumlu sonuçlar alıyoruz: SD-WAN'la NATO tatbikatlarına katıldık. 5G mobil baz istasyonlarımızla da iştirak ediyoruz; son aylarda bir faaliyete dahil olduk. Geçtiğimiz aylarda böyle bir faaliyete katıldık. 5G ürünümüz, Batı nezdinde, NATO nezdinde ve Türkiye'nin tabi olduğu Batılı askeri kurumlar nezdinde bir karşılığa sahip. ULAK bu anlamda aranan, bilinen, ismi kaydedilmiş, akredite bir şirkettir.
Murat PEHLİVAN: NATO tatbikatlarında başarılı olmak çok kıymetli. NATO’nun standartları oldukça zorlayıcı.

Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Uluslararası bir rekabetin içindesiniz ve orada ürününüzle var oluyorsunuz.
Bu süreçler, sizi müttefik ülkeler nezdinde güvenilir ve akredite bir tedarikçi konumuna taşıyor.
Murat PEHLİVAN: Son derece kıymetli. 5G’nin, bireysel kullanımdan çok dikey sektörleri etkileyecek bir teknoloji olduğu biliniyor. Endüstriyel alanlarda kullanılacak bir servis olarak öne çıkıyor. ULAK, 5G’de dikey sektörlerde neleri hedefliyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK, sonuçta ticari bir şirket. Önceliği, iktisadi varlığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak. Bu çok net. Ancak dünyada 5G’nin kullanım alanlarına baktığınızda, ağırlıklı olarak endüstriyel bir dönüşümle karşılaşıyorsunuz. Sanayide 5G’nin ciddi bir dönüştürücü etkisi var. Bugün 5G tartışmaları Release 18 seviyelerine kadar gelmiş durumda. Bu alanda çalışan akademisyenlerin değerlendirmeleri de şunu gösteriyor: 5G, bireysel kullanıcıdan ziyade sanayide, özellikle IoT — yani nesnelerin interneti — tarafında çok daha yüksek bir katma değer üretiyor.
Biz de kendi 5G yolculuğumuz boyunca bunun somut örneklerini sergiledik. İDEF Fuarı’nda, 5G’nin endüstriyel kullanımına yönelik çeşitli demoları standımızda paylaştık. Ayrıca ULAK Haberleşme’nin, “5G özel ağlar” dediğimiz kapalı devre 5G ağlar konusunda; Türkiye’deki büyük havalimanlarına, limanlara ve üniversite kampüslerine sunulmuş teklifleri ve yapılmış fizibilite çalışmaları bulunuyor.
Biz bu alandaki faaliyetlerimize, 5G ihalesinden çok önce başladık. Hem dünyadaki kullanım örneklerini izleyerek, hem de kullanıcıların bilinç seviyesini artırmak ve ortaya çıkacak somut, iktisadi faydayı göstermek için. Aynı zamanda şirketimize bu alanda bir kabiliyet kazandırmayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada, ULAK Haberleşme’nin farklı sahalarda kurulu ve çalışan 5G demoları var. Bunlar; savunma sanayi şirketlerinin kampüslerinde ve Türkiye’deki ticari havaalanlarında aktif olarak gösteriliyor.
Bu demolarla şunu anlatmaya çalışıyoruz: Endüstriyel kullanım, sanayide ciddi bir dijitalleşme sağlıyor. Bu dijitalleşme de doğrudan ekonomik fayda üretiyor ve yapılan yatırımın geri dönüşü oldukça hızlı oluyor. Somut bir örnek vermek gerekirse; bir fabrikanın kapalı devre bir 5G ağı kurduğunu düşünelim. AVC robotları, güvenlik kameraları, el telsizleri, internete ihtiyaç duyan makineler, hatta fabrikanın dijital ikizi bu ağın üzerine bağlanabiliyor. Böylece Wi-Fi’ya kıyasla çok daha güvenli, kesintisiz ve kendinize ayrılmış özel bir bant üzerinden haberleşme sağlanıyor. Bu da doğal olarak verimliliği artırıyor. Bu dönüşümün sanayideki çıktıları dünya genelinde gözlemleniyor. Umuyorum ki Türk sanayisi de dijitalleşme noktasında bu fırsatı değerlendirecektir. Elbette dijitalleşme yalnızca robotlar ve makinelerle sınırlı değil. Bunun bir de yazılım boyutu var: ERP’ler, CRM’ler, müşteri deneyimi yazılımları… Bütün bu sistemlerin de güvenli bir şekilde bu ortamlara taşınması gerekecek.
Murat PEHLİVAN: En kritik alan da galiba tam olarak burası olacak.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Türk KOBİ’sinin ve Türk sanayicisinin dönüşmesi gerekiyor. ULAK’ın bu konuda ilgili bakanlıklara ve politika yapıcılara sunulmuş önerileri var hem Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na hem de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na. Bu dönüşümde belirleyici olan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın vereceği destekler ve sanayiciyi teşvik edici politikalar olacaktır diye düşünüyoruz. ULAK Haberleşme olarak biz de teknolojik boyutuyla başlayarak, üzerimize düşen sorumluluğu anlatmaya ve ortaya koymaya çalışıyoruz.
Murat PEHLİVAN: Umarım Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; fabrikalarda kullanılacak robotik yazılımlar, ERP sistemleri ve benzeri alanlarda yerlilik şartını zorlar. Zorlaması da gerekiyor. Bunun bir milli güvenlik meselesi olduğu açık. Bu noktada siber güvenliğe gelmek istiyorum. Türkiye’de bir siber güvenlik kümelenmesi var. Yerli firmaları güçlendirmek için bilinçli şekilde oluşturulmuş bir yapı. Yerli teknoloji kullanımı, siber güvenlik açısından nasıl bir fark yaratıyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Siber güvenlik bizim için de kritik bir alan. Bu konuda mevcut bir ürünümüz var ve yeni ürünler geliştirmeye devam ediyoruz. Temel meselemiz, Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması ve korunması. Bugün savaş alanları sadece kara, deniz ve hava ile sınırlı değil. Siber alan artık başlı başına bir muharebe sahası. NATO dokümanlarında buna ek olarak uzay ve bilişsel muharebe alanları da tanımlanıyor. Dolayısıyla bilginin korunması, uçtan uca altyapının güvenli şekilde işletilmesi hayati önemde.
Bizim SD-WAN ürünümüz, yazılım tabanlı bir mimariyle internet trafiğini tünelleyerek noktadan noktaya güvenli haberleşme sağlıyor. Tek başına yeterli mi? Hayır. Siber güvenlik, bir ekosistem işi. Güvenlik duvarlarından DPI çözümlerine kadar farklı katmanlara ihtiyaç var. Biz, bu ekosistemin veri taşıma katmanında kritik bir altyapı sunuyoruz. Bu hizmetin tamamı ULAK mühendisleri tarafından geliştiriliyor ve kontrolü doğrudan müşteri kurumda oluyor. Ülkemizde, siber güvenlik kümelenmesine üye şirketler ve ilgili kamu kurumlarında bu altyapıyı üretecek yetkinlik mevcut. Bu konunun, ülke gündeminde en üst seviyede ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Son derece hassas ve stratejik bir başlık.
Murat PEHLİVAN: “Kritik altyapı” dediğimizde neyi kastediyoruz? Sadece sektörü bilenler değil, genel okur da bu röportajı okuyor. ULAK bu alanda nasıl bir rol üstleniyor?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kritik altyapılar denildiğinde; enerji, haberleşme, savunma, ulaşım ve finans gibi sistemler akla geliyor. Bizim SD-WAN ürünümüz bu noktada önemli bir rol oynuyor ve sürekli gelişiyor. Ürüne yapay zekâ katmanları ekliyoruz; kestirimci bakım ve ağ güvenliği gibi alanlarda. Şu anda SD-WAN’ın üçüncü versiyonundayız. Bir sonraki jenerasyonda, Edge Computing ve SASE mimarisini içeren yeni bir yapıyı hedefliyoruz. Enerji Bakanlığı’nda, Türk Hava Yolları’nda, orman işletmelerinde ve İHA sahalarında bu altyapılar aktif olarak kullanılıyor. Silahlı kuvvetlerimizin bazı unsurlarının noktadan noktaya güvenli haberleşmesi de yine bu çerçevenin içinde. Bunun yanında bankalar ve finans kuruluşları da kritik altyapının bir parçası. Bu alanda da güçlü, uluslararası rakiplerle rekabet ediyoruz. ULAK’ın temel hedefi, tüm bu kritik altyapıların yerli ve milli ürünlerle korunması.
Murat PEHLİVAN: Türkiye’de 5G, 1 Nisan’da başlıyor ama yol burada bitmiyor. 5G sonrası, 6G, 7G var. 5G sonrası için 3–5 yıllık bir yol haritanız var mı?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Mobil haberleşme, kuşaklar halinde ilerleyen bir alan. Bugün 5. kuşaktayız ama 5.5 seviyeleri konuşuluyor. Bir sonraki adım 6G. ULAK Haberleşme, 6G’nin takvimlendiğini çok önceden görerek bu alandaki çalışmalarını başlattı. Hâlihazırda 200’ü aşkın 6G patent başvurumuz bulunuyor. Bunların önemli bir kısmı ABD ve Avrupa patent ofisleri tarafından onaylanmış durumda. Savunma Sanayi Başkanlığı ve TÜBİTAK destekli projelerimiz de var. 6G’de patent sahibi olmak kritik, çünkü bu teknoloji hayata geçtiğinde oyunun kurucu aktörlerinden biri olabilmek buna bağlı. Mevcut takvimlere göre 6G’nin 2030 civarında kullanıma girmesi bekleniyor. ULAK, 3GPP’nin de üyesi. AR-GE mühendislerimizle bu platformlarda aktif olarak yer alıyor, patent ve teknoloji sunumları yapıyoruz. Bir sonraki aşama ise Beyond Next Generation, yani terahertz seviyesindeki 7G teknolojileri. Kısacası; durmak yok, yola devam. Yeni nesil haberleşme teknolojilerini Türk mühendisleriyle geliştirmeye devam ediyoruz.
Murat PEHLİVAN: Mühendislerinize güveniyor musunuz?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Mühendisler bizim en kıymetli varlığımız. Bugün ULAK’ta çalışanlar, geçmişte ULAK’a emek vermiş olanlar ve gelecekte birlikte çalışacağımız Türk bilgisayar, elektronik ve haberleşme mühendisleri bu ülkenin geleceğini temsil ediyor. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Türk mühendisinin ise oldukça esnek ve parlak bir zekâsı var. Bunun en somut örneğini yapay zekâ alanında görüyoruz. Dünyada isim yapmış pek çok şirkette, bu alanları yöneten isimler Türk mühendisleri. Bu yalnızca bir gözlem değil; somut bir gerçek.
Yurt dışında da ciddi bir Türk mühendis varlığı bulunuyor. Başta ASELSAN olmak üzere birçok şirketimiz, bu kıymetli insanları yeniden ülkemize kazandırmak için çalışmalar yürütüyor. Bizim şirketimize de geçmişte ULAK’ta çalışmış, sonrasında Avrupa’da önemli firmalarda görev almış arkadaşlarımız tekrar döndü. Bundan büyük gurur duyuyoruz. Sonuçta ister burada olsunlar ister yurt dışında, Türk mühendisleri haberleşme sektörünün gelişimine katkı sunuyor. Küresel ölçekte, patent üreten, yazılım geliştiren ve karar verici seviyede görev alan çok güçlü bir Türk diasporası var. ULAK’ın misyonlarından biri de bu teknolojilerde daha fazla ürün ve servis geliştirerek bu mühendisleri yeniden aramıza katmak ve içeride genç mühendislerin yetişmesini sağlamak.
Murat PEHLİVAN: Peki Ruşen Bey, ULAK Haberleşme’yi küresel rekabette nereye konumlandırıyorsunuz? Gönlünüzdeki hedef nedir?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Gönlümüzden geçen elbette büyük ve güçlü bir ULAK. Çünkü ULAK’ın çok ciddi bir potansiyeli var. Çalıştığımız alan oldukça niş. Savunma sanayinde “ikili kullanım” denilen hem sivil hem askerî teknolojilere hizmet eden bir alanın içindeyiz. Savunma sanayii insansız sistemlere doğru evriliyor. Kara, deniz ve hava araçlarının birlikte, şifreli ve kablosuz şekilde haberleşmesi gerekiyor. Bu, ASELSAN’ın da üzerinde çalıştığı bir alan. Ama bu teknolojiler yalnızca askerî değil; sivil dünyada da karşılığı var.
Otonom sürüşler, akıllı şehirler, sensörler, ev içi otonom cihazlar, IoT sensörleri, SCADA sistemleri… ULAK, bu alanların tamamında haberleşme ürünü ve servisi sunuyor. Dolayısıyla ULAK’ın hem kendi ülkesinde hem de henüz bu teknolojilere erişimi olmayan ülkelerde ciddi bir ihracat potansiyeli bulunuyor. Biz bu rekabeti; çevik, dayanıklı ve fırsatları iyi kollayan bir yapıyla yürütmeye çalışıyoruz.
Temel felsefemiz şu: Kendi coğrafyamızda, yerli ve millî ürünlerimizle güçlü bir varlık göstermek; bu ürünleri ülkemizin ihtiyaçları için kullanırken, aynı zamanda hâkim olduğumuz coğrafyalardaki dost ve kardeş ülkelere ihraç etmek.
Murat PEHLİVAN: Yani gönül coğrafyamıza ihracat…
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Kesinlikle. Asıl ihracat da budur zaten: Gönül coğrafyasına ihracat.
Murat PEHLİVAN: Çünkü gönül coğrafyası Türkiye için oldukça geniş.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Evet. Etki alanımız uzun ve gittiğimiz her yerde kabul görüyoruz.

Murat PEHLİVAN: Gençlere ve eğitime önem verdiğinizi biliyorum. Genç mühendisler ve teknoloji profesyonelleri için ULAK ne ifade ediyor? Onlara ne tavsiye edersiniz?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK’a gösterilen teveccüh bizi çok mutlu ediyor. Yürüttüğümüz yarışmalar, aday mühendislik programları ve staj imkânlarıyla gençleri teknolojiyle buluşturmaya çalışıyoruz. Çalışma alanımızın niş olması, özellikle gömülü sistemler ve kablosuz haberleşme alanında çalışmak isteyen genç mühendisler için ideal bir ortam sunuyor. Bu süreçte Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’nin imkânlarından, kalkınma ajanslarının ve TÜBİTAK’ın desteklerinden de faydalanıyoruz.
Gençlere tavsiyemiz şu olur: Kablosuz haberleşme, uydu haberleşmesi, fiber ve mobil sistemler artık birbirinden ayrı değil; bir bütün hâlinde ilerliyor. Bu alanlarda kendini geliştiren gençler için hem ULAK’ta hem de ekosistemin diğer büyük oyuncularında ciddi çalışma imkânları var. Önemli olan teknolojiyi ve dünyayı yakından takip etmek. Bu iş sebat, kararlılık ve emek gerektiriyor. Bugün stajyer olarak başlayıp aday mühendislik programlarımızdan geçen birçok arkadaşımız, ULAK’ta görevlerine devam ediyor. Bir neslin yetişmesine katkı vermekten büyük onur duyuyoruz.
Murat PEHLİVAN: Çok teşekkür ederim. Son derece keyifli bir sohbet oldu.
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: Bizim için de öyle. Sağ olun.
Murat PEHLİVAN: Türkiye’de haberleşme altyapısında kullanılan ürünlerin büyük kısmının hâlâ yabancı menşeli olduğu biliniyor. Bu alanda daha gidecek çok yolumuz var. ULAK Haberleşme’nin de yolun başında olduğunu düşünüyorum. Ben başarılı olacağınıza inanıyorum. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Dr. Ruşen KÖMÜRCÜ: ULAK genç bir şirket. Henüz dokuz yaşındayız. Yolumuz uzun ve şartlar zor ama kararlıyız. Buraya gelip bize bu imkânı sağladığınız ve ULAK Haberleşme’yi anlatma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.