Modern yaşamın temel taşı olan su ve atık su sistemleri; bulut telemetri ve SCADA entegrasyonları ile dijitalleşirken, siber tehditlerin de birincil hedefi haline geliyor. 2025 yılı itibarıyla bu riskler, operasyonel süreçleri durdurma kapasitesine sahip somut birer ulusal güvenlik meselesine dönüşmüş durumda.
Son dönemde Teksas ve Pennsylvania gibi bölgelerde yaşanan saldırılar, saldırganların su pompalarını uzaktan kapatabildiğini ve insan-makine arayüzlerini devre dışı bırakabildiğini kanıtladı. Çevre Koruma Ajansı (EPA), 100’den fazla tesiste; eski yazılımlar, yetersiz erişim kontrolleri ve eğitimli personel eksikliği gibi ciddi güvenlik hataları tespit etti. Ulus-devlet aktörleri ve fidye yazılımı çeteleri, özellikle ağ segmentasyonu ve Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) eksikliği bulunan savunmasız tesisleri hedef alıyor.
Stratejik Savunma ve Dayanıklılık
Kritik altyapıların korunması için "Sıfır Güven" (Zero Trust) yaklaşımı ve tam görünürlük esastır. Güvenlik stratejisi şu temel adımları içermelidir:
-
Varlık Envanteri: Tüm OT cihazları ve telemetri uç noktalarının öncelik sırasına göre kataloglanması.
-
Ağ Segmentasyonu: Yeni nesil güvenlik duvarları ile BT ve OT ağlarının birbirinden ayrılması.
-
Anomali Tespiti: Operasyonel akışı bozmadan anormal davranışları izleyen sistemlerin devreye alınması.
-
Kurtarma Planı: Kontrol mantığı yedeklerinin çevrimdışı tutulması ve düzenli simülasyon tatbikatlarının yapılması.
Su ve atık su tesislerinin güvenliği, yalnızca bir BT sorunu değil; halk sağlığı ve ekonomik süreklilik için bir zorunluluktur. Kamu hizmeti kuruluşlarının, devlet fonlarını geçmişi onarmak yerine, siber hijyen kültürünü tabana yayacak ve altyapıyı geleceğe hazırlayacak yatırımlara yönlendirmesi kritik önem taşıyor.