Mplus Türkiye, müşteri deneyimini gelir, kârlılık ve güven odağında yeniden şekillendirmeyi hedefleyen “Experience Intelligence” yaklaşımını iş modelinin merkezine alıyor. Şirket, yapay zekânın hız ve ölçek avantajını insan uzmanlığının muhakeme gücüyle birleştirerek müşteri deneyimini operasyonel bir süreçten çıkarıp stratejik bir değer alanına dönüştürmeyi amaçlıyor.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, kurumların müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, bağlantılı ve etkili hale getirmeyi hedefleyen Experience Intelligence yaklaşımı, müşteri deneyimini doğrudan iş sonuçlarıyla ilişkilendiriyor. 2007 yılında Adriyatik bölgesinde kurulan Mplus, bugün 19 ülkede 15 binden fazla çalışanı ve 300’ü aşkın kurumsal müşterisiyle faaliyet gösteriyor. Şirket, yaklaşık 25 yıllık müşteri etkileşimlerinden elde edilen operasyonel deneyimi temel alarak kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ platformu Graia’yı canlı operasyonlarına entegre etti.
Mplus, yapay zekâyı mevcut sistemlere sonradan eklemek yerine, operasyonel süreçlerin doğal bir parçası olarak tasarlıyor. Bu kapsamda hız ve yüksek işlem hacmi gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken, güven, empati ve karar alma becerisi gerektiren noktalarda insan uzmanlığı ön plana çıkıyor. Şirket, bu yapının klasik hibrit modellerden farklı olarak insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı bir sistem sunuyor.
rKonuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, müşteri deneyiminin uzun yıllar maliyet odaklı yönetildiğini, ancak günümüzde kurumların müşteri deneyimini gelir artışı, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendiren bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu belirtti. Experience Intelligence yaklaşımının bu ihtiyaca yanıt verdiğini vurgulayan Hızlı, yapay zekâyı insanın alternatifi değil tamamlayıcısı olarak gördüklerini ifade ederek, “Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken, güven, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, insan uzmanlığının yerine geçmesinde değil, onu daha güçlü hale getirmesinde yatıyor.” değerlendirmesinde bulundu.