Dijital güvenin ve hukuki geçerliliğin iş dünyasının ana omurgası hâline geldiği, verinin kaynağını doğrulamanın hayati önem taşıdığı bir dönemdeyiz. Yapay zekâdan yeşil dönüşüme, e-imzadan KEP altyapılarına uzanan bu yeni denklemde, mekândan bağımsız ve yasal dijital süreçler artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin dijital güven ekosisteminin mimarlarından TÜRKKEP, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. ICT Media Genel Yayın Yönetmeni Murat PEHLİVAN’ın hazırladığı “Açık Açık” programına konuk olan TÜRKKEP Yönetim Kurulu Başkanı Pelin KARAMIŞ, “Fiziksel mekâna bağımlı olmayan dijital altyapılar bir tercih değil, zorunluluktur” dedi. Dijital güvenin inşasından yapay zekâ çağında veri doğruluğuna, yeşil dönüşümden küresel hedeflere kadar birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Dergimizde özetine yer verdiğimiz bu söyleşinin tamamını, ICT MEDIA TV YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
ICT MEDIA: Türkkep’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak, dijital güven ve hukuki geçerlilik gibi stratejik bir alanda liderlik etmek sizin için ne ifade ediyor?
Pelin KARAMIŞ: TÜRKKEP’te dijital güven ve hukuki geçerlilik alanında liderlik etmek, dijital dünyanın kurumsal ve yasal altyapısını inşa etme sorumluluğunu üstlenmek anlamına geliyor.
Biz TÜRKKEP olarak yalnızca süreçleri dijital ortama taşıyan bir teknoloji şirketi değil; bireyler, şirketler ve kamu kurumları arasında hukuken geçerli, güvenilir ve sürdürülebilir bir dijital ekosistem kuran öncü bir RegTech kuruluşuyuz.
Son yıllarda yaşadığımız depremler, pandemi ve bölgesel krizler bize açık bir gerçeği göstermiştir:
Fiziksel mekâna bağımlı olmayan, yasal ve güvenilir dijital altyapılar artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.
TÜRKKEP olarak, kamu ve özel sektörün her koşulda kesintisiz, güvenilir ve hukuki zeminde faaliyetlerini sürdürebilmesine imkân tanıyan çözümler geliştiriyoruz.
TÜRKKEP, BTK’dan aldığı KEP Hizmet sağlayıcı yetki ve lisansları sayesinde standart “Sanal işlemler” ve “Sanal verillerin” yasal geçerli “dijital evrak” hale gelmesini sağlar. E-imza ve KEP sayesinde dijital birey, şirket ve kurumlar tamamen güvenilir taraflar olarak “Güvenilir İnternet” iletişimi yapabilirler.
Yapay Zekanın sayısız sentetik dijital veri üretmesi sayesinde, en çok anlatmakta zorlandığımız “güvenilir veri” kavramı artık çok kolay anlaşılır oldu. “Veri Güvenliği” yani “Siber Security” zaten çok önemli ayrı bir konu.
Ancak, özellikle ticari ve yasal boyutta bundan sonra temel problem: Verinin kendisi gerçek mi? Veri değişti mi? Veriyi oluşturan kişi gerçek mi? ve bunu daha da genişletirsek “Veriyi oluşturma yetkisi var mı?” Bu problemleri KEP ve Eimza ile kolayca ve yasal olarak çözebiliyoruz.
Ülkemizin erken dönemde hayata geçirdiği dijital regülasyonlar ve güçlü mevzuat altyapısı sayesinde, sunduğumuz e-hizmetler, e-altyapılar ve güven teknolojileriyle kamu, özel sektör ve bireyler arasında sürdürülebilir bir dijital güven modeli oluşturuyoruz.
Bundan sonraki stratejik hedefimiz ise bu birikimi ve liderliği bölgemize ve yakın coğrafyalara taşımaktır. Türkiye’nin dijital dönüşüm alanında kazandığı regülasyon tecrübesini ve teknoloji yetkinliğini, uluslararası ölçekte değer üreten bir modele dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

ICT MEDIA: Türkkep’in bugün geldiği noktaya baktığınızda sizi en çok gururlandıran dönüm noktası hangisi oldu?
Pelin KARAMIŞ: TÜRKKEP’in bugün geldiği noktaya baktığımda beni en çok gururlandıran dönüm noktası, KEP’in Türkiye’de yalnızca bir teknoloji çözümü değil, dijital dünyada hukuki güvenin standart e-altyapısı haline gelmiş olmasıdır.
Özellikle KEP’in insan kaynakları süreçlerinde hızla yaygınlaşması, bu dönüşümün en somut ve güçlü göstergelerinden biridir. Bugün işe alımdan sözleşmelere, resmi bildirimlerden yasal yazışmalara kadar birçok kritik süreç, güvenilir ve hukuken geçerli dijital altyapı üzerinden yürütülmektedir.
İlk yıllarda KEP, çoğunlukla yalnızca “tebligat gönderme aracı” olarak algılanan, kamu kurumlarından şirketlere ve bireylere tek yönlü bir iletişim kanalı gibi görülen bir sistemdi. Bu algı, dijital güven vizyonunun yeterince anlaşılmaması nedeniyle önemli bir handikap oluşturuyordu.
Ancak zaman içinde, KEP’in yalnızca bir iletişim aracı değil; kurumlar, şirketler ve bireyler arasında güvene dayalı, çift yönlü ve hukuki bağlayıcılığı olan bir dijital ekosistemin temel bileşeni olduğu net biçimde ortaya çıktı.
Bugün kamu kurumlarından özel sektöre, bankalardan büyük ölçekli şirketlere ve KOBİ’lere kadar geniş bir kullanıcı ağı tarafından benimsenmiş olması, doğru vizyonla, sabırla ve regülasyonlarla tam uyum içinde ilerlediğimizin en güçlü kanıtıdır.
Biz sadece bir ürünü hayata geçirmedik; dijital işlemlerde güvenin nasıl kurulması gerektiğine dair bir kültür oluşturduk. Türkkep’in pazar liderliğine ulaşması ve bu liderliği sürdürülebilir kılması, dijital dönüşüm yolculuğun en kıymetli dönüm noktasıdır.
TÜRKKEP VE EKOSİSTEM
ICT MEDIA: Türkkep bugün Türkiye’nin dijital güven ekosisteminde nasıl bir konumda duruyor?
Pelin KARAMIŞ: TÜRKKEP bugün Türkiye’de regüle edilmiş ve hukuki geçerliliği olan dijital işlemlerin lider e-altyapı sağlayıcısı olarak, dijital güven ekosisteminin önemli bir parçasıdır.
KEP başta olmak üzere sunduğumuz çözümler (Eimza, efatura, edefter, esaklama), kamu ve özel sektörde dijital süreçlerin güvenli, yasal geçerli ve pratik şekilde yürütülmesini sağlıyor.
Bizi farklılaştıran en önemli unsur, teknolojiyi yalnızca bir ürün olarak değil; regülasyon bilgisi ve operasyonel uzmanlıkla birlikte bütüncül bir çözüm olarak sunmamızdır.
ICT MEDIA: Kayıtlı Elektronik Posta sisteminin kurumlar için neden bir “opsiyon” değil, artık “zorunluluk” hâline geldiğini nasıl açıklarsınız?
Pelin KARAMIŞ: “Kayıtlı Elektronik Posta artık kurumlar için bir seçenek değil, dijital iş yapış biçiminin doğal ve zorunlu bir parçasıdır. Nasıl ki fiziksel dünyada ıslak imza, kimlik doğrulama ve arşivleme yasal bir gereklilikse; islak imzalı ve çoklu kopyaların saklanması şart ise, dijital dünyada da e-imza, KEP adresi ve e-saklama aynı hukuki zemini temsil eder.
KEP yalnızca bir iletişim aracı değil, bir iletinin kim tarafından, kime, ne zaman gönderildiğini ve içeriğinin değişmediğini hukuki delil niteliğinde güvence altına alan kapsamlı bir dijital güven mekanizmasıdır. Bugün kurumlar sadece hızlı olmakla yetinemez; aynı zamanda maliyet etkin, çevresel olarak sürdürülebilir ve regülasyonlara tam uyumlu süreçler yürütmek zorundadır. Artan dijital işlem hacmi ve mevzuat gereklilikleri doğrultusunda, KEP kurumsal güvenin, hukuki sürdürülebilirliğin ve operasyonel verimliliğin temel altyapılarından biri haline gelmiştir.”
Devletimiz, edevlet teknoloji altyapılarını kurarken diğer taraftan mevzuatları ve regülasyonları da dijital ortama uyumlu olarak geliştirmektedir. Kimlik-Ekimlik, Islak imza-Eimza, Tebligat Adresi- KEP Adresi, Kâğıt Arşiv-Esaklama, Kâğıt Fatura-Efatura, Defter-Edefter gibi.
Pelin KARAMIŞ: Kurumlar ve özel şirketler dijital “teknoloji” altyapıları kullanarak daha fazla müşteriye daha kolay ulaşırlar.
Ve bu ticari ticari işlemlerin “regülasyonlara” uygun olması zaten zorunluluk ve sorumluluktur.
Kayıtlı Elektronik Posta artık kurumlar için bir tercih değil, iş yapış biçiminin doğal bir gereği.
Çünkü bugün kurumlar sadece hızlı değil; aynı zamanda optimum maliyette ve çevresel olarak da sürdürülebilir süreçler yürütmek zorunda.
KEP, bir iletiyi göndermekten çok daha fazlasını sağlar; gerçek kim tarafından ve gerçek karşı kime gönderildiğini ne zaman gönderildiğini ne zaman alındığını ve içeriğinin değişmediğini hukuki delil niteliğinde güvence altına alır. Bu da özellikle ticari, hukuki ve idari süreçlerde pek çok riski ortadan kaldırır.
Artan dijital işlem hacmi ve regülasyonlar dikkate alındığında, KEP kurumlar için operasyonel bir kolaylıktan ziyade, kurumsal güvenin, hukuki sürdürülebilirliğin ve operasyonel optimizasyonun temel zorunlu araçlarından biri haline gelmiştir.
KAMU & ÖZEL SEKTÖR DENGESİ
ICT MEDIA: Kamu kurumları KEP ve güvenli dijital iletişim çözümlerinden en çok hangi alanlarda fayda sağlıyor?
Pelin KARAMIŞ: Kamu kurumları KEP ve güvenli dijital iletişim çözümlerinden en çok resmî tebligat, idari yazışmalar ve kurumlar arası belge paylaşımı alanlarında fayda sağlıyor. Özellikle UETS ve EYP üzerinden yapılan resmî tebligatlarda, gönderim ve alım zamanının hukuki olarak ispatlanabilir olması hem idari yükü azaltıyor hem de ihtilaf riskini ortadan kaldırıyor.
Özetle: kamu kurumları kamudan-bireye değil, kamudan büyük şirketlere, bankalara ve kamu kurumu arasındaki iletişimde KEPi ileti altyapısı olarak kullanıyor.
Ayrıca denetim, ihale, ruhsatlandırma ve vatandaşla yapılan resmî yazışmalarda süreçlerin kayıt altına alınması; şeffaflık, yasal geçerlilik ve işlem güvenliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Her geçen gün farklı kamu kuruluşları da yayınladıkları bildirgelerle, güvenli dijital iletişimi iş yapış süreçlerine dahil ediyor. Bu çözümler, kamuda dijitalleşmenin hızlanmasını sağlarken aynı zamanda mevzuata uyumu da güçlü bir şekilde destekliyor.
ICT MEDIA: Özel sektör, özellikle KOBİ’ler ve büyük ölçekli şirketler açısından Türkkep çözümleri hangi kritik riskleri ortadan kaldırıyor?
Pelin KARAMIŞ: TÜRKKEP çözümleri; özel sektöre yasal ve güvenilir dijital yollarla ulaşılır olma ve karşı tarafada ulaşma avantajı sağlıyor. Dava riski, hukuki ispat zayıflığı (delilsizlik) ve uyumsuzluktan (tebligattan habersiz olmak) kaynaklanan yaptırım risklerini ortadan kaldırıyor.
KEP üzerinden yapılan bildirim ve yazışmalar, her iki tarafın resmi kimlik kontrolunü, imza doğrulamasını, içeriğin değişmezliğini ve gönderim–alım sürecinin ispatını sağladığı için; şirketler olası uyuşmazlıklarda “tebliğ edildi mi, ne zaman edildi, kim tarafından gönderildi” tartışmalarını yaşamıyor.
Bu sayede KOBİ’ler için öngörülemeyen hukuki riskler azalırken, büyük ölçekli şirketler için dava, ceza ve itibar kaybına yol açabilecek süreç hataları sistematik olarak engellenmiş oluyor.

SİBER GÜVENLİK, HUKUK VE REGÜLASYON
ICT MEDIA: Artan siber tehditler ve veri ihlalleri, güvenli ve inkâr edilemez dijital iletişimi neden bu kadar kritik hâle getirdi?
Pelin KARAMIŞ: Veri Güvenliği (Information Security) ve artan siber tehditler, verinin değiştirilmesi, inkâr edilmesi ya da kaynağının teyit edilememesi riskini büyüttü. Bugün asıl sorun sadece verinin çalınması veya silinmesi değil; Veriyi kimin ürettiği, kimin gönderdiği, kime gönderildigi, ne zaman gönderdiği ve içeriğin sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin ispatıdır. Veri Güvenirliği (Trusted Information) daha kritik bir duruma geldi.
Dijital dünyada güven, korunmuş veriden çok, hukuki olarak kanıtlanabilir ve inkâr edilemez süreçler üzerine inşa edilir. KEP gibi regüle edilmiş altyapılar, bu güveni, sistematik, sürdürülebilir ve hukuken geçerli şekilde sağlar.
Verinizi çok güvenli ortamda saklamak artık ana hedef değil, verinizin değiştirilmemesi veya orjinal halinin bozulmamasını sağlamak en önemli hedef olmuştur.
Örnek verirsek: yakın gelecekte, 2-3 sene sonra, 2029 yılından geriye baktığınızda, şirketinizin eski dijital sözleşmelerini, müşteri bilgilerini, iş ortakları ile yazışmalarını veya hissedarlar arası yazışmalarınızın “Kâğıt” kopyaları artık olmayacak. Ve taraflar arası oluşacak bir dava veya itirazda hangi kişideki hangi dijital veya kâğıt kopya (şirket emailleri yahut yazışmalar, etc...) gerçek veya yasal geçerli sayılacak sorusu ana problemin başlangıcıdır.
İnkâr edilemez dijital iletişim bu noktada kritik hâle geliyor. Çünkü hukuki ve kurumsal dünyada güven, “korunmuş veri”den çok kanıtlanabilir ve değişmez süreçler üzerine kurulu. KEP gibi regüle altyapılar da tam olarak bu güveni sistematik ve sürdürülebilir şekilde sağlıyor.
ICT MEDIA: KVKK ve benzeri regülasyonlar çerçevesinde Türkkep çözümleri kurumlara nasıl bir hukuki ve operasyonel güvence sunuyor?
Pelin KARAMIŞ: KVKK ve benzeri regülasyonlar açısından bakıldığında, TÜRKKEP çözümleri kurumlara hem hukuki hem de operasyonel düzeyde güçlü bir güvence sağlar. KEP altyapısı, kimliği doğrulanmış taraflar arasında yapılan yazışmaların içeriğine müdahale edilmeden, gönderim, teslim ve okuma adımlarının değişmez şekilde kayıt altına alınmasını sağlar. Bu sayede kişisel verilerin kim tarafından, ne zaman ve hangi kapsamda paylaşıldığı net biçimde ispatlanabilir.
KEP üzerinden yapılan İK iletişimleri, KVKK açısından maksimum gizlilik sunar. Bordro, ihtar, ihbar bildirimi gibi hassas evrakların yalnızca yetkili kişi tarafından görüntülenmesi garanti altına alınır; evrakların üçüncü kişilerce görülmesi, yanlış kişiye iletilmesi veya sonradan inkâr edilmesi riski ortadan kalkar. Bu da kurumlar açısından olası iş davalarının ve veri ihlali iddialarının önüne geçen kritik bir güvenlik katmanı oluşturur.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM & E-DEVLET
ICT MEDIA: Türkiye’nin e-Devlet ve kamuda dijital dönüşüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pelin KARAMIŞ: Türkiye, e-devlet kamu süreçlerinde dijital dönüşüm konusunda altyapıyı erken kurmuş ve bunu regülasyonla güvence altına almış ülkelerden biri. e-Devlet kapısı, EYP, UETS, KEP ve e-imza gibi bileşenler birlikte çalışarak dünyada az görülen uçtan uca regüle bir dijital devlet omurgası oluşturuyor.
Bir benzetme yaparsak, fiziksel dünyada devlet ana yollar, yan yollar, otobanlar, köprüler inşa eder. Su, elektrik, atık kanalı ve telefon hattı kurar. Dijital dünyada da bunun karşılığına edevletin e-altyapısı diyebiliriz.
Bugün gelinen noktada dijital süreçlerin inkâr edilemez, izlenebilir ve hukuken geçerli şekilde işletilmesi asıl meselemizdir. Kamu tarafında KEP, EYP ve UETS gibi sistemlerin yaygınlaşması, tebligat, bildirim ve resmi yazışmalarda hem hız hem de ispat gücü sağlıyor. Bu da kamunun operasyonel yükünü azaltırken, vatandaş ve kurum tarafında hukuki riskleri ortadan kaldırıyor.
Önümüzdeki dönemde bu e-altyapının; kimlik doğrulama, e-saklama ve yapay zekâ destekli süreçlerle daha entegre çalışmasıyla birlikte, Türkiye’nin regüle dijital devlet modelinin hem içeride derinleşeceğini hem de dış pazarlara daha fazla örnek teşkil edeceğini düşünüyoruz.
ICT MEDIA: Sizin açınızdan baktığınızda Türkkep’in e-Devlet ekosistemi ve kamu dijitalleşme projelerindeki stratejik rolü nedir?
Pelin KARAMIŞ: TÜRKKEP’in stratejik rolü, e-Devlet ekosistemindeki yasal geçerliliği olan dijital iletişimi güvence altına alan e-postacı olmaktır. KEP hizmet sağlayıcı yetkisi bunu sağlamaktadır.
Edevlet dönüşüm süreci çok farklı yenilikçi uygulamalar ile devam etmektedir. KEC (kimlik erişim cihazı), KDHS (Kimlik doğrulama hizmet sağlayıcı) ve biyometrik kimlik doğrulama yöntemleri gibi yeni uygulamalar sayesinde “bireysel” kullanıcılara da uzanmaktadır.
TÜRKKEP hem kamunun regülasyon uygulamalarını hem de özel sektörün “doğal ve olağan taleplerini” uyarlayabilen bir teknoloji firmasıdır.
TEKNOLOJİ & GELECEK VİZYONU
ICT MEDIA: Yapay zekâ, otomasyon ve blokzincir gibi teknolojiler KEP ve dijital güven altyapılarını nasıl dönüştürecek?
Pelin KARAMIŞ: Yapay zekâ, otomasyon ve blokzincir teknolojileri, KEP’i yalnızca güvenli ve hukuki geçerliliği olan bir iletişim aracı olmaktan çıkararak, akıllı ve proaktif bir dijital güven altyapısına dönüştürüyor.
Yapay zekâ destekli sistemler, iletilerin doğru muhataba yönlendirilmesini, riskli içeriklerin önceden tespit edilmesini ve süreçlerin uçtan uca izlenmesini mümkün kılarken; otomasyon, insan kaynaklı hata payını en aza indirerek operasyonel verimliliği radikal biçimde artırıyor.
Blokzincir mimarisi ise özellikle sınır ötesi işlemlerde kayıtların değiştirilemezliğini ve delil niteliğini güçlendirerek dijital güveni uluslararası ölçekte standart hâline getiriyor.
1-2 insandan oluşan ama yüzlerce/binlerce regüle e-yazışma, e-itiraz, e-sözleşme ve e-fatura işini saniyeler içinde halleden ve bunu uluslararası hukuk ve düzenlemelere uygun yapan şirket uygulamaları yakın zamanda çok sayıda talep görecektir.
ICT MEDIA: Türkkep’in önümüzdeki 3–5 yıl için teknoloji, ürün ve büyüme yol haritasında hangi başlıklar öne çıkıyor?
Pelin KARAMIŞ: Önceliğimiz dijital güven altyapısı ağını genişletmek, yoğun e-dönüşüm projeleri geliştirmek,
Müşteri ve kullanıcılarımız için KEP, e-imza ve e-saklama gibi ana ürünlerimizi, daha entegre ve operasyonlarını sadeleştiren bir yapıya taşımak.
Kısa dönemde (1-2 yıl) yeni ürünlerin portföyümüzde olması için iş planlarımıza KEC (Kimlik Erişim Cihazları), KDHS (Kimlik Doğrulama Hizmet sağlayıcı) ve yapay zekâ entegre çözümleri aldık.
Dijital dönüşüm ile yeşil dönüşümü birlikte ilerletmek. Yeni ürün ve hizmetlerimizi daha az kâğıt ve kaynak kullanan, çevresel etkisi düşük çözümler olarak tasarlıyoruz. Sürdürülebilirliği büyümenin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz.
Ve diğer önemli başlığımız Türkiye’de kazandığımız regülasyon, operasyon ve dijitalleşme deneyimimizi; yakın coğrafyaya taşımak.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK & YEŞİL DÖNÜŞÜM
ICT MEDIA: Dijitalleşmenin çevresel sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pelin KARAMIŞ: Biz dijital dönüşümü, yeşil dönüşümden ayrı düşünmüyoruz; bu iki süreci birlikte ilerleten bir ‘ikiz dönüşüm’ yaklaşımıyla ele alıyoruz. Dijitalleşmeyi yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğin güçlü bir taşıyıcısı olarak konumlandırıyoruz. KEP, e-imza ve e-belge yönetimi çözümlerimiz sayesinde kurumlar kâğıt kullanımını, fiziksel arşiv ihtiyacını ve lojistik süreçleri önemli ölçüde azaltarak karbon ayak izlerini düşürebiliyor. Vizyonumuz, daha az kaynak tüketen, çevresel etkisi düşük ve sürdürülebilir dijital çözümleri büyümenin ayrılmaz bir parçası haline getirerek hem kurumsal güveni hem de çevresel sorumluluğu aynı anda güçlendiren bir ekosistem inşa etmektir.
ICT MEDIA: Türkkep’in kâğıtsız süreçler ve yeşil dönüşüm hedeflerine katkısı nasıl ölçümleniyor?
Pelin KARAMIŞ: Kâğıtsız süreçler ve yeşil dönüşüme katkıyı soyut bir söylem olarak değil, somut ve ölçülebilir operasyonel çıktılar üzerinden değerlendiriyoruz. KEP, e-imza ve e-belge çözümlerimiz sayesinde kâğıt kullanımı, fiziksel arşivleme için gereken enerji ihtiyacı ve posta kaynaklı lojistik süreçler büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bu da kurumların süreç bazında ne kadar kaynak, zaman ve operasyonel maliyet tasarrufu sağladığını net biçimde ölçülebilir hâle getiriyor. Bizim için temel gösterge, dijitalleşme ile hangi iş sürecinin tamamen kâğıtsız hâle geldiği ve bu dönüşümün kurumsal performansa nasıl yansıdığıdır. Yeşil dönüşümü, iş sonuçlarıyla doğrudan bağlantılı ve sürdürülebilir bir hedef olarak bu noktada konumlandırıyoruz.
KAPANIŞ & İLHAM
ICT MEDIA: Dijital dönüşüm yolculuğuna yeni başlayan kamu kurumları ve şirketlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Pelin KARAMIŞ: Dijital dönüşüme yeni başlayan kamu kurumları ve şirketlere en önemli tavsiyemiz, yalnızca iç süreçlerini değil; müşteri, iş ortakları, çalışanlar ve kamu ile olan tüm etkileşimlerini uçtan uca dijital ve regüle bir döngü içinde tasarlamalarıdır. Türkiye’nin güçlü dijital mevzuat altyapısı sayesinde, kurumlar bugün ‘dijital olarak doğan’ ve hukuki geçerliliği olan süreçler kurabilir.
Başlangıç noktası, ‘dijital olmak’ değil, ‘dijital ve hukuken geçerli olmak’ olmalıdır. Afet, pandemi veya benzeri olağanüstü koşullarda dahi kesintisiz çalışabilecek şekilde, her departmanın ve tüm paydaşların tamamen uzaktan ve güvenli biçimde operasyonlarını sürdürebileceği bir yapı kurgulanmalıdır.
Uzun vadede sürdürülebilir başarı, güvenli, mobil, inkâr edilemez ve regülasyonlarla uyumlu altyapılar üzerine inşa edilen dijitalleşme ile mümkündür. Aksi hâlde hız kazandıran çözümler, zaman içinde kurumsal ve hukuki risklere dönüşebilir.
ICT MEDIA: ICT MEDIA okurları, sektör profesyonelleri ve genç teknoloji liderleri için vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Pelin KARAMIŞ: Genç teknoloji liderlerine en önemli mesajımız şudur: Türkiye ve yakın coğrafyamız, regülasyon açısından dünyanın en zorlu ve öğretici dijital dönüşüm laboratuvarlarından biridir. Bu coğrafyada başarıyla geliştirilen RegTech, FinTech, InsurTech ve HealthTech çözümleri, doğası gereği küresel ölçekte rekabet edebilecek bir olgunluğa ulaşır.
Yapay zekânın kamu ve e-Devlet dönüşümünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi kaçınılmazdır. Büyük veri havuzları üzerinde çalışan akıllı sistemler hem süreçlerin hem de içeriklerin daha hızlı, daha sade ve daha erişilebilir şekilde tasarlanmasını mümkün kılacaktır. Ancak sentetik verilerin yarattığı yeni risk ortamında, güven ve doğrulanabilirlik her zamankinden daha kritik hâle gelecektir.
Mobil, her yerden erişilebilir, regülasyonlarla uyumlu ve inkâr edilemez dijital altyapılar geliştiren girişimlerin; yalnızca normal koşullarda değil, afet, pandemi ve kriz dönemlerinde dahi kamu ve özel sektörün sürekliliğini sağlayan küresel standartları belirlemesi kritiktir. Genç liderler için asıl fırsat, teknolojiyi hız kadar güven ve hukukla birlikte tasarlayabilmektir. Çünkü dijitalleşmede kalıcı olanlar en hızlı olanlar değil; en güvenilir olanlardır.
