Z kuşağı, eğitimde yapay zekâ destekli öğrenmeye yöneliyor
Kaspersky’nin araştırması, Z kuşağının yapay zekâ destekli öğretmenler ve sanal gerçeklik sınıflarına diğer nesillere kıyasla daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koydu. Araştırmaya katılan Z kuşağı temsilcilerinin yüzde 18’i kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli öğretmenleri, yüzde 14’ü ise yapay zekâ asistanlarının yer aldığı VR ve AR sınıflarını geleceğin öne çıkan teknolojileri arasında görüyor.
Dijital araçların öğrenme süreçlerinde daha fazla yer edinmesi, Z kuşağının eğitimden beklentilerini de şekillendiriyor. Çevrim içi platformlar ve yapay zekâ destekli hizmetlerle büyüyen bu nesil, teknolojinin bilgiye erişim ve öğrenme biçimlerini nasıl değiştirdiğini yakından deneyimliyor.
Kaspersky’nin şirket içi pazar araştırma merkezi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, Z kuşağının yüzde 18’i kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli öğretmenleri gelecek vadeden teknolojiler arasında değerlendiriyor. Tüm nesillerde bu oran yüzde 16 olarak ölçülürken Z kuşağı, bu alanda araştırmaya katılan gruplar arasında en yüksek orana ulaşıyor. Yapay zekâ asistanlarının kullanıldığı sanal ve artırılmış gerçeklik sınıflarına ilgi de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Z kuşağı katılımcılarının yüzde 14’ü bu teknolojileri umut vadeden alanlar arasında gösterirken genel katılımcı ortalaması yüzde 12’de kalıyor.
Teknoloji, eğitim süreçlerinde daha fazla yer alıyor
Araştırma, dijital teknolojilerin eğitimdeki kullanımının son yıllarda arttığını da gösteriyor. Z kuşağı katılımcılarının yüzde 68’i, son beş yılda kendi eğitim hayatlarında teknolojinin çok daha yaygın hâle geldiğini belirtiyor. Tüm katılımcılar arasında bu oran yüzde 55 olarak kaydedildi.
Yapay zekâ destekli araçlar, öğrencilerin karmaşık konuları kendi öğrenme hızlarına göre ele almalarına, kişiselleştirilmiş açıklamalara ulaşmalarına ve ihtiyaçlarına uygun alıştırmalar yapmalarına imkân tanıyor. VR ve AR teknolojileri ise eğitim süreçlerinde etkileşimli öğrenme deneyimlerinin önünü açıyor.
Bununla birlikte, OECD’nin Dijital Eğitim Görünümü raporu ve UNESCO’nun eğitim ve araştırmada üretken yapay zekâ kullanımına ilişkin rehberi, bu teknolojilerin insan denetimi ve etik ilkeler çerçevesinde kullanılmasının önemine dikkat çekiyor. Veri güvenliğinin sağlanması ve eleştirel düşünme gibi insani becerilerin geliştirilmesi de eğitimde yapay zekâ entegrasyonunun temel unsurları arasında yer alıyor.
Yapay zekâ okuryazarlığı önem kazanıyor
Yapay zekânın eğitim süreçlerinde daha yaygın kullanılmasıyla birlikte öğrencilerin ve eğitimcilerin bu teknolojilerin yeteneklerini ve sınırlarını anlaması da önem taşıyor. Yapay zekâ tarafından oluşturulan yanıtların yanlış veya güncelliğini yitirmiş bilgiler içerebilmesi, elde edilen bilgilerin güvenilir kaynaklardan doğrulanmasını gerekli kılıyor.
Bu kapsamda yapay zekâ araçlarının kullanımında üç temel noktaya dikkat çekiliyor. İlk olarak, yapay zekâ tarafından sunulan bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi ve bu yanıtların kesin bilgi olarak kabul edilmemesi gerekiyor. İkinci olarak, yapay zekâ öğrenme sürecini desteklese de eleştirel düşünme, bağımsız analiz ve eğitimcilerin rehberliğinin korunması önem taşıyor. Üçüncü olarak ise öğrencilerin dijital platformlarla paylaştıkları kişisel veriler konusunda dikkatli davranmaları ve gizlilik ayarlarını gözden geçirmeleri öneriliyor.
Siber güvenlik becerileri de dijital eğitim sürecinin önemli başlıkları arasında bulunuyor. Kaspersky Academy’nin Siber Hijyen eğitimi, kullanıcıların dijital riskleri tanımasına ve hesaplarını, cihazlarını ve kişisel verilerini korumaya yönelik alışkanlıklar edinmesine odaklanıyor. Şirket ayrıca öğretmenlere ve ebeveynlere yönelik, eğitimde yapay zekânın sorumlu kullanımını ele alan çevrim içi bir eğitim serisi başlattı. Aileler ve çocuklar için hazırlanan “Dijital Okul Çantası” rehberinde ise yapay zekânın güvenli kullanımına ilişkin öneriler yer alıyor.
Kaspersky Akademik İlişkiler Direktörü Evgeniya Russkikh, Z kuşağının dijital teknolojilerin öğrenme süreçlerinin doğal bir parçası olduğu bir ortamda yetiştiğini belirterek, yapay zekânın eğitimde daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli deneyimler sunabileceğini ifade etti. Russkikh, algoritmalara aşırı bağımlılığın eleştirel düşünme ve bağımsız problem çözme becerileri açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Yapay zekânın eğitim sistemine başarılı biçimde entegre edilmesinin yalnızca teknolojinin kullanımına bağlı olmadığını vurgulayan Russkikh, öğrencilerin ve eğitimcilerin bilgiyi doğrulama, yapay zekâ sistemlerinin sınırlarını anlama ve bu araçları etik ve sorumlu biçimde kullanma becerileri geliştirmesi gerektiğini kaydetti.






