YENİ DÜNYAYI VE YENİ EKONOMİYİ ANLAMAK

Döviz kurlarında yaşanan artış ile birlikte bir kez daha ‘yerli ve milli ürün’ geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. 2003 yılından itibaren Telekom Dünyası ve ICT Media dergilerinde düzenli teknoloji yazıları yazıyorum, yazılarımın birçoğunda Ar-Ge’nin önemi, Türkiye’de yapılan Ar-Ge faaliyetleri ve Yüksek Teknoloji geliştirmenin önemine değindim. Bu ayki yazımda, ekonominin en önemli konu olduğu bir dönemde, ‘yeni dünya düzeni ve yeni ekonomi’ konusunu, temel sorunlarımız ve çözüm önerileri ile birlikte ele aldım.

Dünya vatandaşı yerine, içe dönük ve dünyadan kopuk olarak yetişmiş insan kaynağı

Öncelikli kimlik olarak insan ve yuva olarak dünya anlayışı benimsenmeli, biz ve bize düşman olanlar yaklaşımından uzaklaşmalıyız. Mesela bir Hollandalıyı ele alalım. Kendi lisanı dışında mutlak İngilizce öğretiyor. Zira dünyanın şu anda Dutch lisanı ile işlemediğini biliyor. Vatandaşları evden bakkala gider gibi kıta değiştirebiliyor. Bizim insanlarımızın büyük bölümü ise yan mahalleye taşınsa kendi köylüsünün yanına gidebilmeyi umuyor. Dışa açılamadığı için de psikolojik olarak hamasi söylemleri kendi fikri gibi edinmeye başlıyor. Büyük bir insan kaynağını iyi yetiştiremeden heba etmiş oluyoruz.

Yeni dünya nedir, yeni ekonomi nedir yeni dünya ve ekonominin oyuncuları kimler olacaktır ve bu yeni dünya vatandaşı nasıl olunur fikrine odaklanmamız gerekiyor. Anadolu, tarih boyunca dünyaya fikir önderi olmuş, öncü insanlar yetiştirmiştir. İnsanı doğru yoğrulmuş bir Anadolu, yeniden dünyada fark yaratabilir. Dünyalı insanlar yetiştiremediğimiz sürece dünyada başarılı olamayız.

Gelecek ile ilgili yorum ve vizyon eksikliği

Dünya gerek siyasal gerekse ekonomik açısından ciddi bir kırılmanın eşiğindedir. 1980’lerde Üniversite ve güzel meslek algısı ağırlıkla; doktor, mühendis, mimar, işletmeci, iktisatçı, iletişimci, hukukçu ve edebiyatçılardan oluşuyordu. Hepsi de güzel meslekler. Aynı günlerde Bilgisayar programlaya giren bir gence ailesi hüzünlü gözler ile bakıp “ah şöyle adam gibi bir yer kazansaydın” diyordu. Peki gelecek, kimler için daha iyi geldi? Hangileri gereksizce yetiştirilmiş insan kaynağı yüzünden kendi mesleklerini yapamaz hale geldi, hangileri el üstünde yükseldi? Bugünün algısı ve bilgisi ile geleceği kurgulamak hüsrandan başka bir şey getirmez. The Economist dergisi yaptığı bir araştırmada insanların 2040’lı yıllarda bugün yaptıkları işlerin %70’ini yapamayacağı sonucuna ulaştı. Buradan yola çıkarsak, bugün okula yeni başlamış bir çocuğun, iş hayatına atıldığı yaşlarda belki de aldığı tüm eğitimin çöpe gitmesi kuvvetle muhtemel. Yapay zekanın hızla yükseldiği, hukukçuların, mimarların, mühendislerin, doktorların işlerini elinden alabileceği bir çağda, insan kaynağımız doğru şekilde yönlendirilmeli ve yetiştirilmelidir. Belki de otonomlaşmış yeni dünya düzeninde ehliyet bile almayacak olan çocuğa, şoförlük öğretmek, araba çağında nalbant yetiştirmekten öte bir şey değildir. Çocuklarımızı geleceğe doğru hazırlayan sürdürülebilir bir eğitim sistemini inşa etmeliyiz.

Tüccar ailelerden gelmeyen, genç girişimcilerin ticari nosyon eksikliği

Bir insanın eline para vererek onu tüccar yapamazsınız. Tüccarlık kısmen genetik kısmen de zamanla evrimleşerek öğrenilen bir şeydir. Bir tüccarın yönetmesi gereken birçok koşul vardır. Bunları yönetmek için de mental güç, bilgi ve birikim gereklidir. Bunlara sahip olunmadığı koşulda en iyi iş modelleri bile heba olup gider. Kamu risk sermayesi (VC) koşullarından biri olarak fahri yöneticiler eliyle, girişimcilerine işlerini yönetme konusunda uzun süreli destekler verilmeli, patronlukları geliştirilmelidir. Bu kişiler kesinlikle kurumsallaşmış, kurumsal şirket yöneticileri olmamalı, onların patronları olmalıdır. Zira yönetici durumu idare eder ama patron karar verir, yönetir. Mesela bodrumda evinde oturan emekli iş adamlarımız bu desteğin temelini oluşturabilir. Kriz yönetimleri, karar verme mekanizmaları ile girişimciyi patrona çevirebilir. Bu profilleri arada bir panellere çağırıp, konuşturmak, Kamu eliyle deneyimlerini yeni işletmelere kazandırmak mümkün olabilir.

İletişim becerileri ve pazarlama konusunda, günün gereklerinin dışında kalınması

Gelecek teknoloji üzerinden yükseliyor. Zımba gibi yazılımlar yapan bir mühendis genç, yarattığı projenin heyecanı ile piyasaya projesini geliştirmek için para bulmaya çıkıyor. Eğer melek, VC vb birilerini ulaşabilirse hadi gel bakalım, bize 5 dakikada bir anlat görelim diyorlar. Hayatında birşeyleri anlatmamış olan mühendis, 5 dk da hayallerini anlatacak! Dolayısı ile anlatamıyor da... Hayalleri yıkılmış şekilde oradan ayrılıyor. Mental olarak güçlü ve kararlıysa devam edebiliyor, henüz değilse vaz geçiyor. Giriyor bir işe maaşını alıp, sürüye dahil oluyor. Sürüler yaratarak dünyada önder ülke olmazsınız. Bugün dünyada en iyi ürün değil en iyi hikaye kazanıyor. Jobs, elinde ilk iPhone ile sahneye çıkıp anlattığında dünya değişti. Bir mühendisten, standart eğitimi ile büyük bir hikaye anlatıcısı beklenmeyeceğine göre, bu eksiklikleri kamu eli ile giderilmeliyiz. Pazarlama psikolojisi, sosyoloji, nöro bilimcilerden oluşan güçlü ekipler kurulmalı. Türkiye’de bu insan kaynağı yoksa, yurt dışından getirilmeli. Bu ekipler ile kamu VC ile fonlanmış girişimcilere iletişim, sosyoloji, psikoloji ve pazarlama eğitimleri vermeliyiz. Bugün beyin işleyişi ve karar verme mekanizmaları çözülmüş durumda. Amerika gibi ülkelerde üniversite pazarlama bölümlerinde bu konuya ciddi ağırlık verilmektedir. Zira Jobs’ın dediği üzere ‘insanlar neye ihtiyaçları olacağını bilmez, sen onlara neye ihtiyaçları olduğunu anlatmadığın sürece’. Tabii ki bu eğitimler kısmi olarak fark yaratsa da yeterli olmaz. Gene Kamu VC eliyle başarılı reklam ajansları sisteme dahil edilmeli. Oluşturulacak fon ile başarılı girişimlerin en iyi pazarlama stratejisine sahip olması sağlanmalıdır. Normal yollardan yeni bir girişimin, bütçeleri yüksek bu ajanslardan hizmet alması mümkün değildir. Bu da Kamu VC’den fon almanın koşullarından biri olmalı. Hiçbir yere gitmeyecek, demode, vergi dahi üretmeyen kuruluşlara KOSGEB desteği, SGK desteği vb adlar altında verilen paraların çok daha azına iletişim becerileri yüksek, stratejik pazarlama planlarına sahip, önü açık girişimler yaratılmış olacaktır.

Dijital dünya, sosyal medya, kurumsal ve kişisel yayıncılık konusunun doğru anlaşılamıyor olması

Dijital ve sosyal medya, öyle like edilen, twit atılan, eğlencelik, haytalıklar değildir. Yeni dünya biçimidir. İnsanların dijitalleştiği yeni bir dünyanın ilk adımıdır. Bugünlerde açılan Amazon markette alışveriş yaparsınız, çıkışta bir kasiyer sizi beklemez, öylece aldıklarınızla çıkar gidersiniz. Sizden para almadıkları için değil, sizi dijital olarak tanıyıp, ürünleri de yapay zekâ yolu ile sepetinize ekleyip, sizden tahsilatını siz yürürken aldıkları içindir. Bunu bir hoşluk olarak görüp, gülümsemek yerine her bireyin ve kurumun artık dijital bir varlık olduğu anlaşılmalıdır. Hayatın içinde dijitalin varlığı değil, dijitalin artık bizzat hayatın kendisi olduğu, kamu eli ile öğretilmelidir. Teknoloji milyarderlerinin, Amerikan eğitim sistemini demode buldukları için kurdukları altschool adlı bir okul var. Bu okulda 7-8 yaşındaki çocuklara blog post yazdırılıyor. Video içerikler oluşturup, paylaşım yapmaları isteniyor. Zira hayatta başarı için artık temel bilimlerin yeterli olmayacağını en iyi onlar bilmektedir. Bugün en iyi keşfi yapan değil, en iyi hikâyeyi anlatanlar kazanmaktadır. İvedilikle sosyal medyayı dışlama, sınırlama ve kötü gösterme davranışlarından vaz geçilmeli, işin uzmanı eğitmenler ile önce bireyden başlayarak kişisel yayıncılık öğretilmelidir. Sözel ve görsel dünyanın parçası olmayan insanların bundan sonra başarılı olma şansları yoktur.

Mental gelişim ve felsefi birikim noksanlığı

Hayatta meslekler değişebilir ama fiziksel, düşünsel zihinsel yeterlilikler baki kalır. Başarının yolu da zaten bu becerilerden geçer. Düşünmeyi ve yorumlamayı bilmeyen insanların doğru öngörüler ve tezler üretmesi mümkün değildir ki başarılı olabilsinler. Düşünsel, zihinsel ve fiziksel olarak iyi seviyede bir insan her koşulda bir çözüm bulabilir, hayatta kalabilir, başarılı olabilir. Bu konu okullarda yapılmaya çalışılan kısmi satranç dersleri ile çözümlenemez. Düşünmeye ve analitik bakmaya, baktığını görebilmeye odaklı bir eğitim biçimi uygulanmalıdır.

Globalde başarılı olabilecek teknoloji ürünlerinin, ülke ekonomisi ve hacminin yeterli finansman yüklemesi, nüfus ve finansal alt yapıya sahip olmaması

Ülke nüfusu ve ekonomik büyüklüğü bellidir. Mesela bir facebook Türkiye’den çıksa facebook olmaz, zira ne yeterince kullanıcı ve ne de finansman biriktiremez. Amerika ve şimdilerde Çin, Hindistan gibi ülkeler nüfus gücü ve büyüttükleri ekonomileri ile bu bariyeri aşabilmektedir. Avrupa birliğinin ekonomik vizyonlarından biri de zaten bunu aşmaktır. Dolayısı ile münferit örnekler olsa da hiçbir girişim kendi gücüyle globalde hatırı sayılır başarılar kazanamaz. Bunu aşmak için Blokchain vb yeni global finansal varlıklardan faydalanabilecek hakimiyete sahip, Avrupa, Amerika, Çin gibi büyük nüfus ve ekonomi üreten yerlere konuşlanmış, içinde gelişime açık şirketlerin olacağı dünya Türkiye ofisleri kurulmalıdır. Bu şirketlerin toplu halde olacakları ofis alanları ve şirket kuruluş, hukuk vb maliyetleri kamu tarafından karşılanmalıdır. Bütçe olarak, katma değer yaratmayan sektörlere, fuar ve ofis desteği gibi adlar altında sağlanan bütçelerin, heyet gezilerinin çok altında bir bütçe ile global şirket adaylarını dünyaya entegre etmiş, global markalar oluruz.

Venture Capitalist veya melek yatırımcı olarak kendini adlandıran kitlenin, başarılı olabilecek girişimci ve ürünleri yatırım turlarında hakkından fazla hisse alımı vb aksiyonlar ile girişimciyi motivasyon kaybına uğratarak öldürmeleri

Kamunun Venture Capital kurarak melek yatırımcılardan birinin de kamu olmasına ihtiyacımız olacak. KOSGEB, TUBİTAK gibi yeni mezun bir mühendisin, dokümanlarını dahi hazırlamakta zorlandığı yapılar yeterli olmaz. Piyasadaki VC, melek ve banka fonları da doğaları gereği girişimi ve girişimciyi değil daha en başından kendi menfaatini gütmektedir. Oysa amaçları dünyanın bu konuda gelişmiş ülkelerinde olduğu üzere, kurumsal ve kişisel menfaatlerini ileri öteleyerek, girişimi önce kendi eko sistemi içinde büyütmek olmalı ama olamıyor. Teknolojiyi, bilimi, ticareti dünya ölçeğinde bilen ekipler ile kamunun kuracağı bu fon, normal ölçülerde hisse talepleri ve geliştirici koşullar ile girişimleri fonlayabilir. İyi bir çıkış stratejisi ile de çok daha ileriye taşıyabilir ve boşa para dağıtılan kurumlar yerine başarılı girişimler sayesinde, çıkış yapıp para da kazanan kurumlar ortaya çıkar.