YERLİ HABERLEŞME TEKNOLOJİLERİNDE YOLUN BAŞINDAYIZ

letişimde ulusal bağımsızlık ve stratejik avantaj, başkalarına bağımlı teknolojiler dağıtarak sağlanamaz; Türkiye, kendi katma değerli sistemlerini orijinal çalışmalardan oluşturmalı ve bunları mekansal zekayla harmanlamalı ve iletişim teknolojilerini coğrafi gerçekliklerle birlikte yeniden düşünmelidir. Bu aşamada, iletişim teknolojisinin yalnızca bir altyapı değil, aynı zamanda bir siyasi ve istihbarat silahı olduğu vurgulanmalıdır.

 

CCI (iletişim ve iletişim bilgileri) teknolojilerinin uzun yollarında, doğru, gidecek uzun bir yolumuz var ve uzun demek, fırsat demek. Türkiye'nin iletişim altyapısının yenilenmesi, son otuz yılda yaşanan hızlı gelişmeler göz önünde bulundurularak büyük bir sıçrama vaat etti. Özellikle 2000'lerde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, Turkcell ve Vodafone, Türk Telekom gibi altyapıya önemli yatırımlar yapabilen büyük operatörler yarışmaya girdi ve geniş bant altyapısı oldukça hızlı büyüdü. Aslında, Süreyya Ciliv'in Turkcell CEO'su olarak liderliği altında, mobil operatör yalnızca ağ erişimini genişletmekle kalmadı, aynı zamanda hizmetlerini de bölgedeki en ileri mobil internet bağlantısını sunacak şekilde yükseltti; bu, on yıllar sonra onun dünyanın en hızlıları arasına girmesini sağladı. Fiber altyapının yaygın genişlemesi ve 4.5G'nin geniş kapsama alanı ile 5G testlerinin başlaması, bu sürecin devam ettiğinin kanıtıdır. Ancak, iletişimde ulusal bağımsızlık ve stratejik avantaj, başkalarına bağımlı teknolojiler dağıtarak sağlanamaz; Türkiye, kendi katma değerli sistemlerini orijinal çalışmalardan oluşturmalı ve bunları mekansal zekayla harmanlamalı ve iletişim teknolojilerini coğrafi gerçekliklerle birlikte yeniden düşünmelidir. Bu aşamada, iletişim teknolojisinin yalnızca bir altyapı değil, aynı zamanda bir siyasi ve istihbarat silahı olduğu vurgulanmalıdır. Günümüz dünyasında, dünyadaki iletişim ağları artık yalnızca vatandaşların eline internet erişimi sağlamak için bir kanal değildir: Devletin siber güvenlik politikalarından, askeri komuta kontrol sistemlerine, afet yönetimine ve enerji şebekelerine kadar herhangi bir kilit sektörü belirlerler.

ABD'nin Çinli Huawei altyapısına 5G için koyduğu kısıtlamalar aslında teknik değil stratejiktir. Aynı şekilde, Rusya'nın Ukrayna savaşında Ukrayna uydularını hedef alması veya Starlink sistemlerinden zemindeki askeri denge değişikliklerinin neden olduğu, iletişimin ulusal güvenlik için merkeziliğini göstermektedir. Türkiye için, yerelleşme süreci yalnızca teknoloji üretimini değil, aynı zamanda dijital bağımsızlığı da içerir. Dolayısıyla, Türkiye'nin aldığı önlemlerin merkezinde, sadece fiber ve baz istasyonlarından oluşmayan, ama tam entegre coğrafya, mekansal zeka ve kriz anında uyarlanabilir ve kırılabilir olmayan devasa bir iletişim altyapısı yer almalıdır.

Karmaşık Anadolu jeolojisi, aktif fay hatları, iklim çeşitliliği ve kentleşme söz konusu olduğunda, başka bir barajın mühendisliği söz konusu olduğunda, işler her zamanki gibi yürümez. İletişim altyapısının nasıl tasarlandığındaki bu coğrafi çeşitlilik sadece verimliliği değil güvenliği de artırır. Kısacası, Türkiye için önümüzdeki yol, klasik iletişim altyapısından çok daha fazlasını sembolize eder; bu yol, ulusal güvenliğin, stratejik caydırıcılığın ve ülkenin ekonomisinin geleceğini şekillendirecek bir jeopolitik yolculuğu temsil eder. Türkiye iletişim teknolojilerini yerelleştirecekse, girişimin yalnızca donanım üretimini içermesi büyük bir hata olurdu. Yerel baz istasyonları, yazılım tanımlı radyo ve 5G-6G altyapılarının Anadolu'nun çeşitli jeolojik, meteorolojik ve sosyo-demografik dokusundan yararlanan yapay zeka motorları tarafından desteklenmediği sürece, bu ağların uluslararası rekabet gücü olmayacak. Ülkenin tüm fiziksel ve insan coğrafyası, coğrafi modeller aracılığıyla sanal dünyaya çevrilebilir, böylece baz istasyonlarının, fiber optik hatların ve elektrik şebekelerinin yeri yalnızca kapsama tarafından değil, aynı zamanda sismik, sel riskleri, tarımsal üretim ve ormanlar alanındaki risk faktörleri tarafından da belirlenir. Bu vizyon, iletişim altyapısını statik bir ağdan dinamik ve bağlam farkında bir sisteme dönüştürür. Özellikle Akdeniz'de bir orman yangını varsa, uydu verileri ve İHA sensörlerindeki bilgi hızla iletişim altyapısına entegre edilebilir ve bu da itfaiyecilere öncelik sağlayacak bir bağlantının hızla kurulmasına olanak tanır. İstanbul gibi kalabalık metropollerde trafik ışıkları ve toplu taşıma, gerçek zamanlı trafik akışı ve hava kalitesi verilerini kullanarak mekansal yapay zeka ile koordine edilebilir, yolculuk sürelerini %30'a kadar kısaltır. Tarım alanında ise, toprak ve iklim hakkında çiftçilere veri gönderen sensörler, su ve gübrelemeyi daha verimli bir şekilde yapmalarına yardımcı olur, kaynak kullanımını sınırlandırırken verimi artırır.

Şimdi Türkiye'nin güçlü varlıklarını da vurgulama zamanı: Yerel İHA üretimi, savunma sanayisinin (askeri araç, savaş gemisi, radar vb.) hızlı gelişimi, Türksat uyduları ve iletişim yazılımındaki ilerleme, mekansal zeka ile bir araya geldiğinde dünya sahnesinde çarpıcı bir etkiye sahip olabilir. Türkiye'nin iletişim teknolojilerinin yerelleştirilmesi sürecinde ise dikkatin yalnızca donanım üretimine odaklanmaması gerekir, çünkü sektör dünya sahnesinde yer alamaz; taşra ve mekansal zeka kazanmadıkça. Bu modelde, Türkiye'nin tüm fiziksel ve insan coğrafyası, sanal alanda "coğrafi dijital ikiz" biçiminde haritalanmakta ve sinyal kapsamı altındaki alanlara göre değil, aynı zamanda fayların, heyelan riski, sel riski, tarımsal üretim ve ormancılık alanlarının mevcudiyetine göre planlanmaktadır.

Bu bakış açısı, altyapıyı sert bir şeyden, çevrenin dinamik koşullarına göre hızlıca tepki veren "neredeyse canlı" bir sisteme dönüştürüyor. Bir operatör ağının bir parçası için coğrafi zekayı kullanan birleşik coğrafi zeka ve kaynak tahsisi, karasal benzeri ağ topolojilerine sahip ağlar için de faydalı bilgiler üretebilir. Bu tür bir sistem, NASA'nın Bitki Sağlık İndeksi'ne sahip olduğu durumlarda olduğu gibi, bilgilerin hayat kurtaracağı durumda, ağ tarafından taşınan trafiği otomatik olarak sıralayabilir. Örneğin, Akdeniz bölgesindeki bir orman yangınına coğrafi lokasyon zekası yüklenmiş bir ağa sahip yerli orman yangını hizmeti operatörü: uydu görüntüleri ve hava durumu verileri entegrasyonu ile gerçek zamanlı: İHA sensörleriyle, bir yangının yayılma yönünü tahmin eder ve yangın söndürme ekipleri ve insansız hava araçları için öncelikli iletişim hatlarını tetikler; ve tahliye gerektiren bir alan için hücresel kapasitesini artırır, aynı anda "risksiz" bir bölgede baz istasyonlarını kapatarak enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde coğrafi konum temelli bilgiyle, altyapı pasif bir unsur koleksiyonundan, herhangi bir felakete yanıt vermede aktif bir rol oynamaya, kaynakların çok daha sorumlu kullanımı sağlarken ve ülkenin dijital bağımsızlığını koruyan stratejik bir kalkan olarak çalışır.

Şehirleri de değiştirmek mümkün. Örneğin, İstanbul'da trafik ışıkları ve toplu taşıma sistemleri, mekansal bir yapay zeka tarafından işlenmiş gerçek zamanlı trafik, nüfus yoğunluğu ve hatta hava kalitesi verileriyle senkronize edilebilir. Trafik sıkışıklığı, insanları gerçek zamanlı en iyi planları sentezleyerek %30 oranında azaltarak, bu senkronizasyonlar acil durum araçları için yeşil dalga koridorları oluşturabilir. Bu sadece şehrin tükettiği enerji miktarını düşürmez, aynı zamanda karbon ayak izini de azaltır. Tarımdaki gibi, yerdeki sensör ağları ile dronlarla ölçülen toprak nemi, sıcaklık ve mineraller, coğrafi bilgi sistemi ile bulutta işlenir, çiftçilere hangi alanların sulanıp gübrelenmesi gerektiği ve ne kadar olduğu hakkında gerçek zamanlı tavsiyeler verir. Bu hassasiyete ulaşarak, daha az su ve kimyasal kullanıma ihtiyaç duyulur ve bu, dünyanın %25'ini kaplar ve hassas tarımla verimi iki katına çıkarmayı başarırsanız, %20 için yağmur ormanlarını yakmaya gerek kalmaz. Tüm bu durumlar, mekansal zekanın yalnızca iletişim altyapısının temeli olmadığını, aynı zamanda akıllı şehirler, sürdürülebilir tarım, afet yönetimi gibi dikeyleri bozan bir etkinleştirici olduğunu ve bu anlamda ulusun ekonomik ve sosyal refahını yönlendirdiğini gösterir. Yerli iletişim teknolojilerinin gerçek potansiyeli onları otonom sistemlere dahil etme yeteneğine bağlıdır, bu sadece mekansal zeka yoluyla gerçekleştirilebilir. Türkiye'nin kendi İHA'ları, akıllı şehir projeleri ve otonom tarım ve lojistik uygulamaları da yerel haberleşme ağı ile düşük gecikmeli ve yüksek bant genişliği ihtiyacı duyar. Ancak gerçek devrim, bu iletişimin "akıllı" hale gelmesiyle birlikte gelir. Benzer şekilde, UAV sürümleri için klasik iletişim protokollerinde, statik frekans veya kanal tahsisi kaçınılmazken, coğrafi spektrumları tahmin ederek, yerel olarak geliştirilmiş bir SDR sistemi yardımıyla, UAV'lerin, GNSS veya GNSS olmayan, herhangi bir anda, çalıştığı alanların frekanslarını gerçek zamanlı haritalayıp dinamik olarak değiştirebilir, düşmanın elektronik savaş tehditlerinin veya sivil frekans yoğunluğunun olduğu durumlarda frekanslar milisaniyeler içinde değiştirebilir. Ayrıca, bir UAV sürüsü, Karadeniz bölgesinde yağışlı ve karmaşık koşullarda uçarken, yerel mekansal zeka platformu tarafından sağlanan rüzgar profili bilgileriyle donatıldığında, uçuş ve sürüye ait UAV'ler arasındaki mesafeyi düzenleyebilir ve UAV sürüsü için iletişim bağlantısı ve görev verimliliğini artırabilir. Benzer şekilde, Konya Planim'deki akıllı tarım projesinde, toprak nemi, hava sıcaklığı, mineral ölçümleri gibi binlerce sensör, birbirleriyle doğrudan iletişim kurarak, merkezi sunucuya gitmeden kendi aralarında bir ağ oluşturabilir (cihazlar arası iletişim). Bu iletişim, her bir sensör için aktifken koordinatlara göre mikro iklim haritasının ölçümü temel alarak, anomali durumlarını (örneğin, belirli bir alanda toprak nemi bir eşik değerin altına düşer) bildirerek enerji tasarrufu sağlar. Ancak bu bağımsızlık, büyük veri trafiğini azaltır, cihazların batarya ömrünü uzatır ve daha sağlam operasyon hizmetleri sağlar. Ek olarak, V2X iletişim standartları, otonom araçların sadece diğer araçlarla değil, aynı zamanda akıllı yollar, trafik ışıkları ve hatta yayalarla iletişim kurmasına olanak tanır. Örneğin, İstanbul Boğaz Köprüsü'nden toplanacak hız, yağış ve trafik yoğunluğu verileri, olası çarpışmaların otomatik olarak önlenmesi için araç hızlarını ve takip mesafesini kontrol etmeye yönelik gerçek zamanlı kullanılabilir.

Lojistikte, akıllı depolarda çalışan robotlar her zaman birbirleriyle ve merkezi bir sistemle iletişim halindedir, böylece daha iyi envanterler mevcut olur. Depodaki botların bilinen konumları sayesinde, mekansal zeka mümkün olduğu kadar çok kestirme yol alır ve çatışmalardan kaçar, sipariş toplama zamanında %50 tasarruf sağlar. Böylece, iletişim yerel olarak mekansal zeka ile güçlendirilir ve sistemler merkezi kontrolden bağımsız, otonom ve verimli hale gelir. Bu, Türkiye'yi Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm yolculuğunda bir adım öne taşır. İletişim altyapısına coğrafi (nerede) ve mekansal (ne zaman) zekanın entegrasyonu, yalnızca ekonomik ve kentsel yönetim aracı olarak değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve istihbarat artırma aracı olarak vazgeçilmez bir gereklilik haline geldiğini ısrarlar vurgulamaya devam edeceğim. Günümüzün hibrit savaş alanlarında, iletişim, orduların sinir sistemi gibi hizmet vermektedir. Bu ağ yabancı bir kaynaktan kaynaklanıyorsa, devletin stratejik egemenliği tehlikededir. Türkiye'nin iletişimde yerelleşme çabaları, elektronik savaş, siber güvenlik ve istihbarat operasyonlarındaki caydırıcı dengeyi güçlendiren bir stratejik kalkan rolüne de sahip olabilir. Örneğin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki Mavi Vatan doktrini altındaki sondaj ve devriye faaliyetleri, iletişim ağlarına büyük ölçüde bağımlıdır. Bir Türk sondaj gemisinin GPS karıştırma saldırısına maruz kaldığını hayal edin. Bu gemi coğrafi zekayla desteklenen yerel bir sinyal analiz platformuna bağlıysa, saldırının kaynağını saniyeler içinde tespit edebilir. Sinyaller deniz durumu, meteoroloji ve yatak topografyası ile karşılaştırılarak saldırının yapıldığı alan belirlenir ve yerel elektronik savaş önlemleri uygulanır. Bu sadece savunma değildir; aynı zamanda önleyici istihbarattır. Ayrıca, mekansal zeka, sınır ötesi siber saldırıların kaynağını izlemek için kullanılabilir. Bir iletişim kulesi veya yerel elektrik şebekesinde bir anomali tespit edildiğinde, fiziksel konumu belirlemek için coğrafi bilgilerle işlenir. Bu, yalnızca saldırıya yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda saldırıyı gerçekleştiren varlığı jeopolitik olarak doğrulamaya da olanak tanır. Bu tür bir kapasite, Türkiye'nin siber güvenlikte savunmadan öteye geçmesine ve caydırıcılığı artırmasına olanak tanır. Bu vizyon ayrıca terörle mücadele açısından da önemlidir. Operasyon yapılacak bölgelerdeki askeri iletişim ağı içinde topografik harita, uydu fotoğrafları ve meteorolojik veriler tanıtıldığında, askeri kuvvetler en güvenli rotadan ilerleyebilir. Bu, pusu tehditlerini en aza indirir ve görev başarısını artırır. Aynı şekilde, şehir güvenliğinde, polis devriyelerinin zamana ve mekana dayalı suç istatistiklerine dayalı olarak dağıtılması da yanıt süresini kısaltır ve caydırıcılığı artırır.

Ulusal güvenlikte iletişimin oynadığı rolü öne çıkaran bir diğer alan, İHA (İnsansız Hava Aracı)’nın işletilmesidir. Geleneksel prosedürler, komut veya rapor verilerini iletmek için sabit frekanslar kullanır ve düşmanın elektronik savaş önlemlerine karşı savunmasızdır. Bunun yerine, evde üretilebilecek Yazılım Tanımlı Radyo (SDR) sistemleri, İHA'ların elektromanyetik spektrumu dinamik olarak haritalamalarına ve bu coğrafi kullanılabilirliği "gerçek zamanlı" olarak eşleştirmelerine izin verir. Bu şekilde, İHA frekansı, düşman karşı önlemlerle mücadele etmek için milisaniyeler içinde değiştirilebilir. Türkiye'ye burada sadece teknik üstünlük değil, aynı zamanda zeka avantajı da verir; düşmanın niyetlerini tahmin etmek çok daha kolaydır ve bununla birlikte, e-savaş alanı kontrolü de vardır. Tüm bu örnekler, iletişim teknolojilerinin millileştirilmesinin yalnızca ekonomik ya da teknik bir hedef olmadığını, aynı zamanda istihbari kapasiteyi ve milli güvenliği doğrudan güçlendiren bir strateji olduğunu göstermektedir. Türkiye, coğrafi zekâyı haberleşme altyapısıyla bütünleştirdiği ölçüde, yalnızca krizlere karşı daha dayanıklı bir ülke olmakla kalmayacak; aynı zamanda caydırıcı bir küresel aktör konumuna yükselecektir. Bugün Türkiye’nin önünde iki yönlü bir görev bulunmaktadır: bir yandan iletişim teknolojilerini millileştirerek ulusal bağımsızlığı pekiştirmek, diğer yandan mekânsal zekâ entegrasyonuyla bu teknolojileri stratejik seviyede bir üst basamağa taşımak. Donanım üretiminden yazılım tabanlı ağ mimarilerine, otonom sistemlerden akıllı şehir altyapılarına kadar geniş bir yelpazede Türkiye’nin öncü rol üstlenmesi mümkündür. Ancak bu, yalnızca kamu ve özel sektörün değil, aynı zamanda üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve girişim ekosisteminin ortak katkısıyla gerçekleşebilir.

Sonuç olarak, coğrafi ve mekansal zekanın bu kilit rolü, ulusal güvenlik ve stratejik derinlik boyutuyla ilişkilendirilebilir. Yerli iletişim, siber ve elektronik istihbarat saldırılarından sert güvenlik önlemleri sağlar ve mekansal zeka ile birleştirildiğinde savunmayı proaktif/önleyici bir stratejiye dönüştürebilir. Türkiye'nin sınır güvenliği, özellikle Mavi Vatan doktrini ile denizlerde, bu istihbarat olmadan yapısal olarak eksik kalır. Açılış sistemi olarak düşünün: Doğu Akdeniz'deki bir Türk sondaj gemisinin veya devriye botunun GPS aldatma (konum bozulması) saldırı sinyali kaynağını hedef alan bir saldırı için, coğrafi istihbaratla desteklenen yerli sinyal analiz platformu, saldırı tespit edildiğinde saldırı sinyal imzasını anında kaydedebilir. Hem teknik hem de coğrafi verileri analiz eder, deniz durumu, hava durumu, hatta deniz dibi topografyasını saldırının geldiği tahmini yerle ilgili modelle kıyaslayarak sinyalin yayılma modelini değerlendirmek ve kökenin kesin koordinatlarını belirlemek için. Bu noktadan itibaren, deniz-hava ortamında bilinen koordinatlara odaklanarak oldukça yerel ve etkili bir EW karşı tedbir uygulayabilir. Bu, önceden bilgiye dayalı yerelleştirilmiş bir saldırı olarak ileri düzeyde bir yetenektir. Türkiye'nin iletişimde yerelleştirme hedefine ulaşması ve coğrafi mekansal zekayı bir araya getirerek seviye yükselttiği ve o seviyeden faydalandığı sürece, Türkiye artık "teknoloji üreticisi" olarak değil, küresel bir standart belirleyici olarak kabul edilebilir. Bu yoldan çıkma kararı, Anadolu'nun eski coğrafyasından kaynaklanan tüm zorlukları ve fırsatları en gelişmiş dijital çağ teknolojileriyle ele almak ve Türkiye'nin 21. yüzyılın jeostratejik gözetiminde tartışılmaz bir güç merkezi haline gelmesini sağlamak demektir. Bu yol, sadece askeri ve siyasi bağımsızlık vaadi sunmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bağımsızlık da kazandırır, Türkiye'yi uluslararası sahnede hayranlık duyulan ve korkulan bir ülke yapar. Son tahlilde, haberleşme teknolojilerinde yolumuz uzun görünse de, bu yolun sonunda Türkiye’nin dijital bağımsızlığını kazanmış, iletişim altyapısını mekânsal zekâ ile güçlendirmiş ve uluslararası düzeyde caydırıcı bir aktör olarak öne çıkmış bir ülke profili belirmektedir. Bu vizyon, yalnızca teknik bir gelecek tahayyülü değil; aynı zamanda Türkiye’nin jeopolitik konumunu, istihbari gücünü ve ulusal güvenlik mimarisini şekillendirecek stratejik bir hedef olarak karşımızda durmaktadır.