Haberleşme teknolojileri artık yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda stratejik bir güç unsuru. Yabancı mesajlaşma uygulamalarının veri güvenliği ve ulusal egemenlik üzerindeki riskleri, Türkiye’de yerli çözümlere olan ihtiyacı her zamankinden daha kritik hale getiriyor.
Dijital çağ, iletişimi hayatın her alanına entegre etti; anlık mesajlaşma uygulamaları, bireylerden kurumlara, günlük sohbetlerden stratejik kararlara kadar her alanda vazgeçilmez hale geldi. Ancak, WhatsApp, Telegram ve Signal gibi küresel platformların veri güvenliği, ulusal egemenlik ve ekonomik bağımsızlık üzerindeki riskleri, yerli alternatiflerin önemini artırıyor. Bu riskler, son yıllarda bazı devletlerin haberleşme teknolojilerini doğrudan silah olarak kullanmasıyla daha da belirginleşti. Özellikle İsrail'in geliştirdiği Pegasus gibi casus yazılımı araçlar, küresel ölçekte gizli gözetim ve baskı mekanizmalarını tetikleyerek, veri güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Türkiye'de bu bağlamda geliştirilen NEXT, TEKNOFEST ve T3 Vakfı'nın öncülüğünde ortaya çıkan yenilikçi bir mesajlaşma uygulaması olarak dikkat çekiyor. Bu çalışma, NEXT örneği üzerinden yerli platformların veri güvenliği, yerel uyum, ekonomik katkılar ve küresel rekabet açısından toplumsal refaha etkilerini detaylı bir şekilde ele alıyor. Son gelişmeler ve uzman görüşleriyle desteklenen bu yazı, yerli teknolojilerin stratejik değerini vurguluyor.
Yerli Mesajlaşma Uygulamalarının Veri Güvenliği ve Ulusal Egemenlik Açısından Önemi
Küresel mesajlaşma uygulamaları, milyarlarca kullanıcının verilerini topluyor; ancak bu verilerin yurt dışında saklanması ve üçüncü taraflarla paylaşılma riski ciddi tehditler oluşturuyor. Örneğin, ABD’nin CLOUD Act yasası, Meta gibi şirketlerin kullanıcı verilerini istihbarat kurumlarıyla paylaşmasını zorunlu kılıyor [1]. Benzer şekilde, WeChat’in Çin hükümetiyle veri paylaşımı iddiaları ve Telegram’ın Rus istihbaratına erişim sağlama baskıları, yabancı platformların güvenilirliğini sorgulatıyor [2]. Türkiye’de bu riskler, özellikle kamu kurumları için kritik. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin 2019 tarihli Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi, kamu çalışanlarının yerli mesajlaşma uygulamalarını kullanmasını zorunlu kılmış; yabancı uygulamaların veri paylaşımı riskleri nedeniyle yasaklanmasını önermiştir. Rehber, “Kurumsal haberleşme amacıyla sunucuları kurum kontrolünde olan mesajlaşma uygulamaları kullanılmalıdır. Kurumun kendine ait bir haberleşme uygulaması yoksa, sunucuları yurt içinde bulunan yerli ve milli uygulamalar tercih edilmelidir” hükmünü getiriyor [3]. Bu riskler, son yıllarda haberleşme teknolojilerinin silahlaştırılmasıyla daha da somutlaştı. İsrail merkezli NSO Group’un geliştirdiği Pegasus casus yazılımı, mobil cihazlara sıfır tıklamalı (zero-click) saldırılarla sızarak mesajlar, konum verileri, mikrofon ve kamera erişimini ele geçiriyor; bu, telefonları adeta bir casus aracına dönüştürüyor [4]. Pegasus, İsrail Savunma Bakanlığı tarafından bir "siber silah" olarak sınıflandırılıyor ve ihracatı devlet onayı gerektiriyor [5]. Son dönemde, Pegasus'un kullanımı uluslararası skandallara yol açtı: 2021'de Forbidden Stories ve Amnesty International'ın Pegasus Project raporu, 50.000'den fazla telefonun hedef alındığını ortaya koydu; bu hedefler arasında gazeteciler, aktivistler ve politikacılar yer alıyordu [6]. Örneğin, Suudi Arabistan Pegasus'u Cemal Kaşıkçı’nın cinayetinden önce muhalifleri izlemek için kullandı [7]; Meksika'da gazeteciler ve muhalifler hedef alındı [8]. 2022'de New York Times araştırması, İsrail'in Pegasus'u diplomatik bir araç olarak kullandığını gösterdi: Azerbaycan, Fas, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkelere satışlar, İran'a karşı cephe oluşturmak için yapıldı ve Abraham Anlaşmaları'nı kolaylaştırdı [9]. 2024'te ABD mahkemesi, NSO Group'a Pegasus kodunu WhatsApp'a teslim etmesini emretti; bu, 1.400 WhatsApp kullanıcısının hacklendiğini doğruladı [10]. 2025 Haziran'ında ise Citizen Lab, Paragon adlı başka bir İsrail firmasının (eski Başbakan Ehud Barak destekli) casus yazılımının Avrupa gazetecilerini hedef aldığını rapor etti; bu, WhatsApp üzerinden sıfır tıklamalı saldırılarla gerçekleşti ve Meta, Paragon'dan 168 milyon dolar tazminat kazandı [11]. Bu örnekler, haberleşme teknolojilerinin baskı ve istihbarat için nasıl silahlaştırıldığını gösteriyor; Pegasus gibi araçlar, bireysel gizliliği yok ederken, ulusal egemenlikleri tehdit ediyor. Yerli platformlar, uçtan uca şifreleme ve yerel sunucularla veri egemenliğini sağlıyor. HAVELSAN’ın İLETİ uygulaması, beyaz kutu kriptografisiyle (dünyada ilk kez anlık mesajlaşmada kullanılan bir yöntem) kişisel anahtarları yazılımsal olarak koruyor ve kurumlara kendi sunucularında kurulum imkânı sunuyor [4]. Turkcell’in BiP ve Türk Telekom’un Yaay uygulamaları da verileri Türkiye’deki veri merkezlerinde tutarak üçüncü taraf erişimini engelliyor [5]. Bu, bireysel gizliliği korurken, Pegasus gibi casus yazılımlarla yapılan siber saldırılarda yabancı platformların hedef alınma riskini azaltıyor [1]. Uluslararası örnekler de bu trendi destekliyor. Fransa, kamu çalışanlarına WhatsApp ve Telegram’ı yasaklayarak yerli Tchap uygulamasını zorunlu kıldı; Rusya ise Max’ı teşvik ederek veri paylaşımını yerel tutuyor [2]. Türkiye’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, anlık mesajlaşma uygulamalarını yetkilendirerek güvenliği artırma çalışmaları yürütüyor [6]. Yerli platformlar, sadece güvenlik değil, siber egemenlik açısından da stratejik bir kalkan oluşturuyor.
NEXT Mesajlaşma Uygulaması: Özellikler ve Gelişim Süreci
NEXT, TEKNOFEST ve T3 Vakfı’nın desteğiyle 2N Medya Anonim Şirketi tarafından geliştirilen, Türkiye’nin en iddialı yerli mesajlaşma uygulamalarından biri. Selçuk Bayraktar’ın “yerli ve milli WhatsApp” olarak tanımladığı NEXT, Temmuz 2025’te beta sürümüyle piyasaya sürüldü ve kısa sürede App Store ile Google Play’de en çok indirilenler listesinde Telegram ile Facebook’u geride bıraktı [7, 8]. Uygulama hem bireysel hem kurumsal kullanıcılara hitap ediyor ve aşağıdaki özellikleriyle öne çıkıyor:
NEXT’in lansmanı, yoğun kullanıcı talebiyle hızlandı. Selçuk Bayraktar, Temmuz 2025’te X platformunda “O hazır, kullanıyoruz hatta... yakındır” paylaşımıyla duyurdu [12]. Ancak, bazı kullanıcılar giriş hataları gibi teknik sorunlar rapor etti; geliştiriciler, güncellemelerle bu sorunları çözmeye odaklanıyor [11]. Uygulamanın Signal altyapısına dayalı olduğu iddiaları ortaya atılsa da geliştiriciler tamamen yerli kod tabanı kullanıldığını vurguluyor [9]. Platformların Ekonomik ve Toplumsal Katkıları
Yerli mesajlaşma uygulamaları, ekonomik ve toplumsal refahı güçlendiren çok yönlü katkılar sunuyor:
Zorluklar ve Gelecek Perspektifi
Yerli platformlar, küresel devlerle rekabet, yüksek Ar-Ge maliyetleri ve kullanıcı alışkanlıkları gibi zorluklarla karşı karşıya. Geçmişte Yaani gibi girişimler, pazarlama eksikliği nedeniyle başarısız oldu [9]. NEXT için de teknik sorunlar (örneğin giriş hataları) eleştiriliyor; ancak geliştiriciler, kullanıcı geri bildirimleriyle hızlı iyileştirmeler yapıyor [11]. Küresel rakiplerin milyarlarca dolarlık bütçelerine karşı, devlet destekli teşvikler (TEKNOFEST fonları gibi) ve üniversite-sanayi iş birliği kritik önemde [13]. Pegasus gibi yabancı casus yazılımların artan kullanımı, yerli platformların güvenilirliğini daha da ön plana çıkarıyor; zira bu tehditler, yabancı uygulamaların arka kapılarını (backdoor) hedef alabiliyor [12].X platformunda NEXT’e destek büyük: Binali Yıldırım’ın uygulamada hesap açması, resmi güveni yansıtıyor [15]. Kullanıcılar, NEXT’i “milli teknoloji hamlesi” olarak övüyor; ancak bazıları Signal benzerliği iddialarını tartışıyor [9]. Gelecekte, NEXT’in 1 milyon kullanıcıya ulaşması ve kurumsal entegrasyonlarla büyümesi bekleniyor. Uzmanlar, Türkiye’nin savunma sanayindeki yerli teknoloji başarısını (örneğin ASELSAN ve Baykar) haberleşme alanına taşıyabileceğini vurguluyor [2].
Yerli Platformların Güvenilirliği
Yerli platformların en büyük avantajı dış tehditlere karşı veri güvenliği olsa da, içeride devletin aşırı kontrolüne dönüşme ihtimali kullanıcılar açısından ciddi bir soru işareti. Eğer bu kaygı giderilmezse, insanlar “neden tüm bilgilerimi vererek teslim olayım?” diye haklı olarak sorgular.
Bir yerli mesajlaşma uygulamasının gerçek anlamda kabul görmesi, sadece teknik kapasitesine değil, toplumun güven duygusuna bağlıdır. Eğer veriler devletin kontrol ve denetim mekanizmasına dönüşürse, bu güven kolayca zedelenir ve insanlar “neden yabancıya değil de devlete teslim olayım?” diye haklı olarak sorgular. Bu nedenle, güvenilirliğin temeli her şeyden önce şeffaflıktır. Yerli platformların kaynak kodları ve güvenlik protokolleri bağımsız uzmanların incelemesine açık olmalı, arka kapı şüphelerini ortadan kaldıracak denetlenebilir bir yapı kurulmalıdır.
Yerli platformların güvenilirliği teknik bir mesele olmanın ötesinde, bir demokratik güven inşası meselesidir. Şeffaflık, bağımsız denetim, anayasal güvence ve toplumsal kapsayıcılık sağlanmadıkça, hiçbir teknoloji kullanıcıların gönüllü tercihi haline gelemez. Ancak bu ilkeler hayata geçirildiğinde, NEXT gibi uygulamalar yalnızca güvenlik endişelerine cevap vermekle kalmaz, aynı zamanda Türkiye’nin dijital bağımsızlığını da gerçek anlamda taçlandırır.
Sonuç
Dijital çağda en büyük tehdit, gizliliğini kaybetmiş bir toplumdur. Yabancı mesajlaşma uygulamaları, kişisel verilerden devlet sırlarına kadar geniş bir alanı tehdit ederken; NEXT gibi yerli mesajlaşma uygulamaları, veri güvenliğinden ekonomik büyümeye kadar Türkiye’nin dijital bağımsızlığını güçlendiren bir köşe taşıdır. Özellikle Pegasus gibi haberleşme teknolojilerinin silahlaştırılması, yabancı platformların risklerini ortaya koyarken, yerli çözümlerin ulusal refahı koruma rolünün önemini pekiştiriyor.
Ancak, başarı için sürekli inovasyon ve kullanıcı odaklı gelişim şart. Yerli platformlara geçiş, sadece bir tercih değil, milli bir zorunluluk; geleceğimizi şekillendirmek için atılacak en stratejik adım. Artık mesele sadece bir uygulama seçmek değil, geleceğimizi kimin ellerine teslim edeceğimize karar vermektir.
Kaynakça