TELEKOM ANILARI (MİTEL)

Bir işe girerken sanki sürekli orada kalacakmış gibi hissediyorsunuz ancak bir süre sonra yollarınızı ayırmak zorunda kalıyorsunuz veya bırakılıyorsunuz. İş yerlerinde asıl sorun, iş yapmaktan öte çalışma ortamı ve iş arkadaşlarıdır. Ne kadar ücret tatminkâr da olsa, sunulan imkanlar çok iyi de olsa maalesef huzur yoksa bunların bir önemi kalmaz. İşin detayına girmemekle beraber, ikinci yılımın sonunda karşılıklı rahatsızlıklar ve bazı olumsuz tavırlar gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Ağustos 2016 yılında başladığım işi 2019 yılının şubat ayı sonunda bıraktım. Ve böylece Mitel maceram da burada tamamlanmış oldu.

Meslek hayatımın otuz altıncı yılına girmiştim. Yeni satışlar yapmak, mevcut anlaşmaları sürdürmek ve ürünlerimizi Devlet Malzeme Ofisi üzerinden kamu kurum ve kuruluşlarına ulaştırmak için gayret gösteriyorduk. Ancak, diğer kurumlardaki gibi serbestçe ziyaretler yapamayacağımı, birkaç denemeden sonra anladım.

Çalıştığım kurum Mitel firmasının ana bayisi olmasına rağmen, pazar diğer bayilerle bölüşülmüştü. Birkaç kurumla görüşüp iyi bir haber getirdiğimizde, "Bunlar diğer bayilerimizin iş sahası" deniliyor ve müşteriyle görüşmemiz boşa çıkıyordu. Hem sorun yaratmamak hem de emeğimizin boşa gitmemesi için o bayilerle iletişime geçip müşteriyi onlara yönlendiriyordum. Hatta, satış elemanına destek olmak amacıyla müşteriyi birlikte ziyaret ettiğim bile oldu.

Bayındır Hastanesi ve Eski Dost

Bir keresinde, firma yetkilimiz gelip Bayındır Hastanesi’ne daha önce satmış olduğumuz santrallerin sökülüp yerine başka bir ürün alınması gibi bir durum olduğunu söyledi ve benimle görüşmemi rica etti. Armada AVM’nin karşısında yer alan hastaneye randevu alıp gittim. Hastane sorumlusuyla görüştükten sonra beni bu işlere bakan teknik sorumlu Gökay Bey’e yönlendirdi.

Girişin alt katındaki ofisine girdiğimde büyük bir sürprizle karşılaştım: Gökay Bey, benim İstanbul Haydarpaşa Erkek Lisesi’nden yatılı arkadaşım Gökay’mış. Oturup güzel bir sohbet ettik, lise yıllarımızı yad ettik.

Konuya gelince... Evet, böyle bir teşebbüs olmuştu. Bahsettiği sıkıntılar, santralin eski model olması ve üzerindeki kartlarla yazılımın artık demode kalmasından kaynaklanıyordu.

Gökay’a neler yapabileceğimizi anlattım. Sistemi yeni almayı planladıkları santral sisteminden çok daha iyi bir duruma getirebileceğimizi izah ettim. Tabii ki benden bir fiyat teklifi istedi. Ofise döndükten sonra, revize edilecek santralin maliyet kalemlerini en düşük seviyede tutarak bir teklif hazırladık. İkinci ziyaretimde rakamlar makul bulununca, Gökay teklifi Hastane yönetimine sundu. Kısa bir süre sonra, olumlu haber geldi.

Herta ve Yüz Tanıma Teknolojisi

Kurumumuzun ayrıca kamera ürünleri de vardı. Bir gün, İspanyol kökenli Herta firmasının Türk yetkilisi, kısa süreli mailleşmeden sonra ofisimize geldi. Bize firmayı ve ürünlerini tanıttı. Her ne kadar kamera satışı yapsalar da asıl güçlü oldukları konu "Yüz Okuma" programlarıydı.

Barselona Kulübü ile anlaşarak tribünlerde olay çıkaran kişileri yüz görüntülerinden kolayca belirlediklerini, ayrıca Madrid’deki metroda inen/binen yolcular arasında sorunlu olanları yine aynı programla kolayca tespit ettiklerini anlattı. Ben de Herta yetkilisinine 2010 yılındaki İspanya seyahatinde metroda arka cebimdeki cüzdanımı az kalsın çaldıracağımı anlattım.

Milli Eğitim Projesi ve Güven Sarsıntısı

Millî Eğitim Bakanlığı, bazı özel okullarında (engelli çocukların devam ettiği okullar) avuç içi okuma ile gelenleri kontrol ettiklerini ancak bu yöntemin sağlıklı olmadığını, özellikle elleri sakat olanları kontrol edemediklerini belirterek bir ihale açmaya karar vermişti. Daha önce Fatih projesinde çalıştığım için Milli Eğitim camiasında, özellikle bilgi işlemde, çok sayıda tanıdığım vardı.

Onlarla görüştük. Bize biri Aydınlıkevler'de diğeri Varlık mahallesinde iki okul gösterdiler. Her ikisinde de çeşitli denemeler yaptık ve başarılı olduk. Milli Eğitim yetkilileri de sonuçları beğendiler.

Biz tam "bu iş tamam" derken, Herta yetkilisi bize uğramaz oldu. Sonra bizi aradı ve bu işi Aselsan ile yapacaklarını belirtti. Sanırım, Milli Eğitim Bakanı daha önce Millî Savunma Bakanlığı yaparken Aselsan ile ilişkileri gelişmişti. 65. Hükümet döneminde de Milli Eğitim Bakanı olunca, bizim test sonuçlarımız da önüne gidince, "Biz bu işi Aselsan ile yapalım" demişti.

Herta yetkilisi daha sonra bize gelip durumu izah etti. Başka projelerde birlikte olacağımızı vs. söyledi ama artık güvenimiz kalmamıştı.

Mitel Macerasının Sonu

Bir işe girerken sanki sürekli orada kalacakmış gibi hissediyorsunuz ancak bir süre sonra yollarınızı ayırmak zorunda kalıyorsunuz veya bırakılıyorsunuz. İş yerlerinde asıl sorun, iş yapmaktan öte çalışma ortamı ve iş arkadaşlarıdır. Ne kadar ücret tatminkâr da olsa, sunulan imkanlar çok iyi de olsa maalesef huzur yoksa bunların bir önemi kalmaz. İşin detayına girmemekle beraber, ikinci yılımın sonunda karşılıklı rahatsızlıklar ve bazı olumsuz tavırlar gün yüzüne çıkmaya başlamıştı.

Ağustos 2016 yılında başladığım işi 2019 yılının şubat ayı sonunda bıraktım. Ve böylece Mitel maceram da burada tamamlanmış oldu.