TÜRKİYE’NİN ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜMDEKİ YENİ ROTA

5G çözümleri sadece kurumsal şirketler için değil, Türk ekonomisinin itici gücü olan KOBİ'ler için de geliştirilmektedir. Türk Telekom ve diğer operatörler "Özel 5G Ağ" çözümleri geliştirmektedir. Bu, bir KOBİ'nin fabrika içinde özel, güvenli, düşük gecikmeli bir 5G ağı oluşturmasına olanak tanır. Fiber altyapıyı çekmenin zor veya pahalı olduğu OSB'lerdeki fabrikalar için harika bir olanak sağlıyor.

 

Türkiye olarak, 5G'yi bir lüks olarak görmekten vazgeçip, KOBİ'lerden sanayimizin belkemiği olan en büyük holdinglere kadar uzanan bir yolda bir varlık meselesi olarak görmeye başlamamız lazım. İlk olarak, 5G'nin sanayi için ne anlama geldiğine bakmak önemlidir. 4G, sosyal medya tarama hızını bize verdi. 5G ise, bir fabrika için bir sinir sistemi sunuyor. Üç temel koşul bunu mümkün kılıyor:

Yüksek Hız: Sadece bir filmin indirilme hızını ilgilendirmiyor, aynı zamanda büyük dosyaların anında aktarımını da kapsıyor.

Düşük Gecikme Süresi: Sunucular ve makineden makineye iletişimi (yüksek hassasiyetli bir robot kolu hayal edin) doğrudan kontrol etmek için gerekli olan 1 ms'den azdır.

Yüksek Bağlantı Yoğunluğu: Bir kilometrekare içinde milyarlarca cihazın bir internet için aynı anda bağlanabileceği anlamına gelir.

Yukarıda bahsedilen üç özellik, Akıllı Fabrika ya da Sanayi 4.0 vizyonunu objektif, ölçülebilir ve kârlı bir gerçeklik haline getirir. Önde gelen bazı firmalarımız, şu anda sadece Türkiye'de yayılmakta olan ancak dünya ile doğrudan rekabet edebilecek 5G'nin endüstriyel uygulamaları ve çözümleri ile meşgul.

Arçelik de Türk sanayi sektöründe dijital dönüşümün standart taşıyıcılarından biridir. Özellikle beyaz eşya üretiminde, üretim hattındaki en küçük kesinti ve sapmanın ciddi para kaybı anlamına gelebileceği göz önüne alındığında, 5G ve düşük gecikme süreleri son derece kritik bir rol oynamaktadır. Geleneksel Wi-Fi ağlarının bir kullanıcının süt köpürtücüsünde kesintilere veya gecikmelere neden olabileceğini hepimiz biliyoruz, ancak hem özerk bir taşıma aracı hem de parçaları depolarda dolaştıran bir robotik kol tamamen 5G üzerinden çalışıyorsa, birbirleriyle ve merkezi kontrol sistemleriyle milisaniyeler içinde; neredeyse eşzamanlı robotlar hakkında bir bale gösterisi izliyormuş gibi haberleşebilirler. Bir istasyonun işini tamamlayan bireysel bir ulaşım aracı, bir sonraki işe hemen başlar ve rotasını diğer araçlarla çelişmeden değiştirir. Bu sadece hız açısından değil, aynı zamanda neredeyse kesintisiz çalışma süreleri ve yüzde yüz verimlilikle operasyonel etkililik açısından da geçerlidir.

Bu bağlamda, Bursa'daki Bosch Fren Sistemleri fabrikasında, 5G tabanlı Artırılmış Gerçeklik uygulamaları bakım konusunda öncü bir atılım. 5G'nin yüksek bant genişlikleri sayesinde, bakım teknisyenleri, karmaşık bir makinenin iç kısmına projeksiyonla bakım talimatlarını, bir şemayı veya hatta canlı video desteğini görme imkânı bulmaktadır. Bu avantaj, bakım süresini asgariye indirir ve hataları önemli ölçüde azaltır.

Otomotiv sektöründe dijital dönüşümün en aktif alanlarından biri, bu teknolojiyi benimseme açısından en hızlı hareket eden sektörlerden biridir. Ford Otosan'ın Kocaeli'ndeki dev tesisleri tüm bu konular için canlı laboratuvarlardır. Burada, 5G'nin bağlantı yoğunluğu ve düşük gecikme süresinin birleşimi, araçlar ve robotlar için özerklik temeli oluşturur. 5G radyo teknolojisi, fabrikada hareket eden otonom araçlara birbirleriyle sürekli iletişim kurmalarında yardımcı olur. Ve aniden bir engelle karşılaştıklarında, sadece bin milisaniye birbiri arasında sinyal vererek hemen rotayı değiştirebilir. Bu sadece verimlilikte bir atılım değil, aynı zamanda iş güvenliği için de bir atılımdır. Akıllı cihazların insan işçilerle aynı ortamda bulunması, olağanüstü bir koordinasyonla kazaları önleyebilir. Üretilen kamyon ve minibüslerin son kalite kontrol turunda 5G'ye bağlı yüksek çözünürlüklü kameralar, çıplak gözle fark edilemeyecek kusurları tarayabilir. Bu veriler, geçti/kaldı kararını saniyeler içinde verebilecek bulut tabanlı bir yapay zekâ sistemine anında iletilir.

5G çözümleri sadece kurumsal şirketler için değil, Türk ekonomisinin itici gücü olan KOBİ'ler için de geliştirilmektedir. Türk Telekom ve diğer operatörler "Özel 5G Ağ" çözümleri geliştirmektedir. Bu, bir KOBİ'nin fabrika içinde özel, güvenli, düşük gecikmeli bir 5G ağı oluşturmasına olanak tanır. Fiber altyapıyı çekmenin zor veya pahalı olduğu OSB'lerdeki fabrikalar için harika bir olanak sağlıyor. Örneğin, Bursa'da bir tekstil makinesi üreticisi, geliştirdiği akıllı makine satışlarıyla birlikte müşterilerine hizmet ve bakım modeli sunmak istediğinde, bu makinelere bağlı yüzlerce sensör, özel 5G ağı üzerinden sürekli olarak veri iletir. Bu bilgi, üretici tarafından işletilen bir bulut sisteminde işlenir ve böylece herhangi bir makine arızalanmadan önce bir bakım uyarısı sağlar. Üstelik, makinelerin en iyi çalışma parametreleri yapay zekâ sayesinde uzaktan adapte edilebilir. Bu, aynı zamanda KOBİ'ler için küresel piyasada bir gelir modeli ve rekabetçilikte bir yenilik anlamına gelir.

Türkiye'nin bu yarışta geride kalmayacağının müjdecisi olan bu tür yüreklendirici örneklerle, aşılması gereken engelleri göz ardı etmeyelim. Endüstriyel mucizeler yaratmak için 5G’de spektrum dağılımı çok önemlidir. Düşük gecikme süreleriyle endüstriyel kullanım için gerekli frekans bantlarının açık olması ve lisansın netleştirilmesi gerekir. Şu anda, nasıl atanacaklarına dair şüpheler, ardından bunlar için ödeme yapmak, görünen ana engellerden biri gibi. Bir başka önemli husus, ekipman ve yazılımın yerli temini ve geliştirilmesidir. Küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalar, yerel ve ulusal 5G teknolojilerinin ne kadar önemli olduğunu bize tekrar hatırlatıyor. Güçlü sanayi örgütleriyle iş birliği, yerli geliştirilen 5G baz istasyonlarını, endüstriyel modemleri ve ULAK benzeri proje yazılımlarını desteklemek ve saha testlerine geçirmek için motive edilmelidir. Aksi takdirde, dış bağımlılık, sadece para açısından değil, aynı zamanda güvenlik ve esneklik açısından da birçok riski göze alabilir.

İş gücü değişimi, en çok düşünülmesi gereken bir başka alandır. Veri mühendisliği, siber-fiziksel sistem uzmanı ve ağ güvenlik analisti gibi yeni kariyerler yakında 5G ile fabrikalarımıza girecek. Aktif işçilerin kendilerini bu yeni düzene uyarlaması için mesleki eğitim müfredatlarının güncellenmesine ve üniversite-iş dünyası ilişkilerine önem verilmelidir, genç nesil de bu tür alanlarda çalışmaya odaklanacaktır. Bu değişim, sadece teknik değil, aynı zamanda sosyolojiktir ve çalışanların sürece dahil olmaları için dirençli tutumlarını önlemek adına net bir iletişim ve eğitim politikası gereklidir. Tehdit unsuru bu işin en hassas yönüdür. Her şeyin bağlı olduğu ağ, aynı zamanda siber saldırılar için daha büyük ve daha cezbedici bir hedeftir. Bir fabrikanın üretim hatlarına, tedarik zinciri verilerine veya fikri mülkiyetine yönelik bir hack saldırısının yaratabileceği olası maddi ve itibar zararlarını göz önüne aldığımızda, 5G ağ güvenliği tasarımı başlangıçtan itibaren entegre edilmelidir. Bu aşamada yerli siber güvenlik çözümlerinin bağımsız geliştirilmesi de oldukça önemlidir.

Tüm bu sorunların üstesinden gelinemez sorunlar değil aksine, Türkiye'nin teknolojide sıçrama yapması için bir fırsat olarak görüldüğünde çözülebilir. Devlet destekleri, vergi indirimleri ve Ar-Ge yatırımları bu sürece yardımcı olabilir. Ayrıca üniversiteler, araştırma enstitüleri ve özel sektörün böyle bir hedefe yönelik senkronize çabaları, kaynakların fikirlerle eşlenmesi için çok önemlidir. Özellikle KOBİ'ler için bu dönüşüme yeterince yanıt verebilmek adına danışmanlık hizmetleri ve finansman modellerinin geliştirilmesi, Türk sanayisinde genel bir geçişi kolaylaştıracaktır. Bu engeller aşıldığında, Türkiye sadece dijital dönüşüm ürün ve hizmetleri tedarikçisi olarak pazar lideri değil, bölgesel ve küresel bir merkez olabilir. İstanbul, İzmit, Bursa ve İzmir'deki sanayi havzalarının 5G endüstriyel yenilik merkezlerine dönüşmesi, daha yüksek bir verimliliğe yol açacak ve yüksek katma değerli istihdam ve ihracatın kapılarını açacaktır.