Yapay zekâ sadece yeni bir teknoloji değil; iş gücünün DNA’sını değiştiren bir kırılma. Türkiye, bu dönüşümü bir tehdit olarak değil; doğru yönlendirildiğinde büyük bir fırsat olarak görebilir. Ama bunun için toplumun ve kurumların aynı soruyu cesurca sorması gerekiyor: “Biz hâlâ eski mesleklerin düzenine mi inanıyoruz, yoksa yeni dünyanın kurallarına hazır mıyız?”
"Dijital Emek" Krizi Kapıda mı?
Sessiz Bir Devrimin İçindeyiz
Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insan sabah aynı rutine uyanıyor:
Servis minibüsleri yollarda, plazaların ışıkları yanıyor, ofis bilgisayarları açılıyor.
Ama bu rutinin altından sessiz bir değişim akıyor.
Birçok mesleğin, “henüz adı bile konulmamış” algoritmalar tarafından yavaşça devralındığı bir çağdayız.
Banka çağrı merkezlerinde artık gerçek insan yerine yapay zekâ yanıt veriyor.
Bir muhasebecinin yaptığı işin önemli bir kısmını RPA botları hallediyor.
Yeni mezun sosyal medya uzmanları, iş ilanlarında kendilerini “yetersiz” bulan yapay zekâ araçlarıyla yarışıyor.
Ve aynı anda yepyeni meslekler doğuyor:
TikTok SEO uzmanı, varlık filtresi tasarımcısı, dijital karakter yöneticisi, Threads büyüme stratejisti…
Dünyanın her yerinde bir işgücü dönüşümü yaşanıyor; ama Türkiye, bu dönüşüme en hazırlıksız ülkelerden biri olmaya doğru gidiyor.
Kaybolan Meslekler: İlk Dalga Sessizce Geldi
– Çağrı merkezi çalışanları
2021’de Türkiye’de 120 bin kişilik bir sektör olan çağrı merkezleri, 2025 itibarıyla “AI first” modele geçmeye başladı.
Bugün ilk görüşmenin %60’ı yapay zekâ tarafından yapılıyor.
– Rutin muhasebe işleri
E-fatura + RPA otomasyonları, junior muhasebeci ihtiyacını dramatik şekilde düşürdü.
Artık asistan muhasebecilerin işleri, tek tuşla çalışan otomatik denetim sistemlerine kayıyor.
– Metin yazarları / içerik üreticileri
Markalar 6 ayda ChatGPT ve Gemini tabanlı içerik üreten sistemlere geçti.
Birçok ajans, 3 kişilik içerik ekibini 1 kişiye düşürdü.
– IT helpdesk
Sistem artık arızayı kullanıcıdan önce tespit ediyor ve kendi kendine çözüyor.
Helpdesk birimlerinde çalışanların büyük bölümü “izleyici” pozisyonuna kaydı.
Bunların hiçbiri “gelecek senaryo” değil; şu anda yaşanıyor.
Yeni Doğan Meslekler: Dijital Dünyanın “İsimsiz Kahramanları”
Bugün İŞKUR’da bile kodu olmayan işler var:
– TikTok SEO Uzmanı
Algoritmanın neyi sevdiğini çözüp videoları trend’e sokuyor.
– Varlık (Asset) Filtresi Tasarımcısı
Instagram ve TikTok için AR filtre tasarlayan yeni bir mikro sektör.
– Dijital Karakter Yöneticisi
Markalar için yapay zekâ "influencer" karakterlerini yöneten uzmanlar.
– AI Prompt Mühendisi
Bir kampanyayı sadece “yazdığı promptlarla” hazırlayan yeni meslek.
– Threads / Reels Stratejisti
Sadece Instagram değil, platformlara özgü büyüme stratejisi üreten uzmanlar.
Bu işler 3 yıl önce yoktu.
3 yıl sonra hangileri olacak, bilinmiyor.
Türkiye İşgücü Bu Değişime Hazır mı?
Kısa yanıt: Hayır.
Türkiye’nin en büyük eksikleri:
Bu nedenle Türkiye, dijital emek krizine açık bir ülke.
En Risk Altındaki Meslek Grupları
1) Rutin masa başı işleri
– Sekreterlik
– Veri giriş operatörlüğü
– Fatura kontrol
– Raporlama asistanlığı
2) Basit teknik işler
– Helpdesk
– Basit kodlama
– Network izleme
3) Düşük yaratıcılık gerektiren medya işleri
– Standart metin yazarlığı
– Basit video montaj
– Stok içerik üretimi
Bu işler algortimaların hedefinde.
“Dijital Emek” Krizi Ne Demek?
Dijital emek krizi, şu anda yaşanan durumu tanımlayan yeni bir kavram:
İnsanlar işsiz kalmıyor; ama yaptıkları işin değeri düşüyor.
Bir şirket 3 içerik uzmanı yerine 1 uzman + 1 yapay zekâ sistemiyle çalışabiliyor.
Bu da ücreti düşürüyor, iş tanımını belirsizleştiriyor ve kariyer güvenliğini yok ediyor.
Bu kriz, özellikle orta sınıfın geleceğini tehdit ediyor.
Türkiye Geç Kalırsa Ne Olur?
Gecikirse:
Hızlı davranırsa:
Gelecek Meslekleri Beklemiyor – Şimdiki Zamanı Yeniden Yazıyor
Yapay zekâ sadece yeni bir teknoloji değil; iş gücünün DNA’sını değiştiren bir kırılma.
Türkiye, bu dönüşümü bir tehdit olarak değil; doğru yönlendirildiğinde büyük bir fırsat olarak görebilir.
Ama bunun için toplumun ve kurumların aynı soruyu cesurca sorması gerekiyor:
“Biz hâlâ eski mesleklerin düzenine mi inanıyoruz, yoksa yeni dünyanın kurallarına hazır mıyız?”