TURİZM SOSYOLOJİSİ

Kuşaklar değişebilir, nesiller farklı yaklaşımlar geliştirebilir fakat turizm insan ilişkilerinin dinamik yapısını her zaman korumak zorundadır. Bu nedenle de yaşanılan bölgelerin korunmasına gösterilen özen gibi gidilen bölgelere de özenle yaklaşmamız gerekmektedir. İnsanlar arası etkileşim turizmin temel taşlarından biridir.

Turizm, günümüzde yalnızca ekonomik olarak görülen bir alan değil; toplumsal yapıyı, kültürel değerleri ve sosyal ilişkileri derinden etkileyen bir alan haline gelmiştir. Belki de turizm, ekonomik tarafından daha fazla sosyolojik tarafı ile öne çıkmaktadır. Turizm sosyolojisini de bireyler, gruplar ve toplumlar üzerindeki etkiler olarak sosyolojinin alt dalı şeklinde ifade edebiliriz. Sanayileşme, kentleşme ve ulaşım imkanlarının gelişmesine paralel olarak artan gelir düzeyi de insanların seyahat sıklığını artırmıştır. Ekonomik hacmi ile birlikte sosyal ve kültürel açılarından dolayı da ülkelerin turizm yaklaşımı da her geçen gün önem kazanmaktadır. Yeni yerler görme motivasyonu başta olmak üzere pek çok aktivite turizm sebebi sayılabilmektedir.

Özünde insan hareketliliği ve yer değiştirme olması nedeniyle turizmin sosyolojik boyutunu da değerlendirmek önemlidir. En küçük turizm faaliyetinden tutun da en büyük turizm faaliyetlerine kadar hemen hepsinin insanlar üzerinde ayrı bir etkisi bulunmaktadır. Ülkelerin sınırları içinde vatandaşları tarafından yapılan seyahatler iç turizm olarak adlandırılırken, ülkeler arası yapılan seyahatler dış turizm olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda insanların öncelikle kendine yakın bölgelere seyahat etmesi ile başlayan turizm hareketliliği, gün geçtikçe sınırları aşan boyuta ulaşmaktadır. Çoğu zaman tercihler doğrultusunda yapılan bu seyahatler, somut ve kültürel değerlere tanık olmayı sağladığı gibi farklı insanlar tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Bu yönüyle de turizmin sosyolojik olarak bir köprü kurma görevi bulunmaktadır. Coğrafi olarak bölgelerin taşıdığı özelliklerin değişiklik göstermesi gibi, insanların davranış ve yaklaşımları da yaşadıkları bölgelere göre farklılık gösterebilmektedir. Örneğin ülkemizi ele aldığımızda, sosyolojik olarak en çok misafirperverliğimiz ile yabancı turistlerin aklında kalırız. Misafirperverliğimiz, yardımseverliğimiz ve sıcakkanlı davranışlarımız yabancı turistlerin memnuniyetini artıran ve onların ülkemize olan seyahatlerini tekrarlamalarını sağlayan tarafımızdır. Ya da ülkemizde bulunan herhangi bir şehre gittiğimizde bile orada yaşayan insanların sıcakkanlı yaklaşımlarını hissedebilmekteyiz. Bu yaklaşımımız ülkemiz adına çok büyük anlam taşımaktadır. Çünkü turizmde alternatif pek çok çeşit ortaya çıkmasına rağmen, insan ilişkilerinin önemi hiçbir zaman değişmeyecektir. Kuşaklar değişebilir, nesiller farklı yaklaşımlar geliştirebilir fakat turizm insan ilişkilerinin dinamik yapısını her zaman korumak zorundadır. Bu nedenle de yaşanılan bölgelerin korunmasına gösterilen özen gibi gidilen bölgelere de özenle yaklaşmamız gerekmektedir. İnsanlar arası etkileşim turizmin temel taşlarından biridir. Turist olan bireye yaklaşımın pozitif olması gerektiği gibi turist davranışlarının da pozitif ve yapıcı olması gerekmektedir. Turizm sosyolojisi genel bir kavramı içermesinin dışında iki yönlü davranışları temsil etmektedir.

Gerçekleştirdiğimiz turizm kapsamındaki seyahatler ya da bizim bulunduğumuz yere gerçekleştirilen seyahatlerin hepsinde sosyolojik olarak da sorumluluğumuz bulunmaktadır. Boş zaman, eğlence, kültür, dinlenme gibi nedenlerle yaptığımız seyahatler ya da tatiller bizim sosyolojik olarak öğrenmemizi sağladığı gibi davranışlarımıza göre tanınmamıza da yol açmaktadır. Bu nedenle iki farklı açıdan turizm sosyolojisini değerlendirmek gerekmektedir.