Projemizi Türkiye Bilişim Derneği’ne (TBD) anlattığımda, “Çok başarılı bir proje gerçekleştirmişsiniz, sizi bu yıl kamu projeleri yarışmasına dâhil edelim” teklifinde bulundular. Projeyi anlatan dosyayı TBD’ye teslim ettim. İnceleme sonucunda, kurumlar arası bilişim ödülüne layık görüldüğümüz bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı’nın ilgili birimi başta olmak üzere bazı kamu yöneticilerine, Tunalı Hilmi’deki bir otelde konferans verdirmiştik. Ancak ihaleyi daha sonra başka bir firma almıştı. Buna rağmen e-Devlet uygulamalarının Türkiye’de çok hızlı geliştiğini gördük. Belki Türk halkı bir şeyi keşfetme ve bulma noktasında temkinli davranıyor olabilir; ancak teknolojiyi kullanma konusunda dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığımızı düşünüyorum.
Bu nedenlerle bir an önce e-Devlet uygulamalarına geçmemiz gerektiğine karar verdim. Yöneticilerimizin bir kısmı yaşça ileriydi ve bu konularda muhafazakâr bir tutum sergiliyorlardı; e-posta üzerinden yazışmaları bile doğru bulmuyorlardı. Yönetim, eski yöntemi sürdürme konusunda ısrarcı olsa da sonunda ikna etmeyi başardık. Bu süreçte Tarım Bakanlığı’nda evrak biriminde çalışan bir teknik personelin önemli katkısı oldu. Kendisi, bizim gönderdiğimiz yazışmaları geri çevirerek bunları yeniden bakanlık içi dağıtıma sokmayacağını belirten resmi bir yazı gönderdi.
Bunun üzerine kendisini TZOB’a davet ettik ve kendi süreçlerini anlattı. Ayrıca bu alanda hizmet veren özel firmalarla birlikte Türksat yetkililerini de e-Devlet işleyişi hakkında sunum yapmaları için çağırdık. Ardından Türksat üzerinden e-Devlet uygulamasına geçtik. PTT’nin yazışmalar için geliştirdiği uygulamaya da entegre olduk ve kısa sürede sistemi kullanmaya başladık.
Ancak önümüzde bir engel daha vardı: En yoğun yazışmaları yaptığımız bağlı odalar. Bu odalardan da PTT’nin geliştirdiği sisteme uyum sağlamalarını talep ettik. Başlangıçta ayak direyen yöneticiler oldu; kimini ikna yoluyla, kimini ise zorunlu olarak sisteme entegre ettik. Bir–iki ay içinde kolayca adapte oldular ve son derece memnun kaldılar. Sistem oturduktan, kâğıt ve yazışma maliyeti olmayan, hızlı ve uyarıcı bir yapıya geçildikten sonra biz de rahatladık. Bu süreçte, sistemin kullanımına ilişkin olarak hem TZOB merkez personeline hem de odalara dönüşümlü biçimde beş kez eğitim verdik.
Bu arada projeyi Türkiye Bilişim Derneği’ne (TBD) anlattığımda, “Çok başarılı bir proje gerçekleştirmişsiniz, sizi bu yıl kamu projeleri yarışmasına dâhil edelim” teklifinde bulundular. Projeyi anlatan dosyayı TBD’ye teslim ettim. İnceleme sonucunda, kurumlar arası bilişim ödülüne layık görüldüğümüz bildirildi. Yöneticimize durumu aktarıp ödül töreninin yapılacağı BTK salonuna davet ettiğimde ise bana, “Ben gitmem, idaremize de duyurmasan iyi olur; ayrıca bu tür işlere girmesen daha iyi olur” tavsiyesinde bulundu. Şaşırmamak elde değildi.
Buna rağmen BTK’daki ödül törenine katıldık ve proje başarı plaketimizi aldık.
BTK’dan Ödül töreni ve proje başarı plaketimizi aldık.
Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gelen bir başka talep ise, bakanlığın bizim verilerimize erişim izni verilmesi yönündeydi. Erişim sağladık; ancak test amacıyla yalnızca 10 çiftçinin verisini çekmekle yetindiler, bunun ötesinde bir işlem yapılmadı.
Biz sisteme o kadar adapte olduk ki, artık yöneticilerimizi yeniliklere alıştırmak ve yeni uygulamalara geçmek çok daha kolay hâle geldi. Planladığımız bir diğer uygulama ise, çiftçilerimizin ÇKS belgesi almak için odalara gitmesine gerek kalmadan e-Devlet üzerinden bu belgeleri oluşturabilmesiydi. Bu amaçla, Çankaya’daki eski Cumhurbaşkanlığı Köşkü kampüsünde yer alan e-Devlet birimini birkaç kez ziyaret ettik. Bir ziyaretimizde, birlikte çalışacağımız Türksat ekibi ve Tarım Bakanlığı’nda bu uygulamalardan sorumlu bir teknik personel de yer aldı.
Elbette tüm çiftçilerimizin e-Devlet erişimi ya da bilgisayar kullanma becerisi yoktu. Fakat en azından yüzde 10’luk bir kesimi bu sisteme adapte edebileceğimizi düşündük. Nitekim odaların yüzde 90’ı bir yıl içinde e-Devlet’i kullanmaya başladı. Kullanamayanların en büyük gerekçesi, bu işi bilen genç ve dinamik personelin ekonomik nedenlerle ayrılması ve dönemin bakanının, “ÇKS belgesini odalardan almanıza gerek yok, il/ilçe tarım müdürlükleri size kolaylık gösterecek” açıklamasıydı.
Bu açıklama bizi doğrudan etkiledi. Çiftçi ÇKS belgesi alırken yıllık aidatını da ödemek zorundaydı. Bakanlık, teşvikler için bu belgenin TZOB’dan alınması şartını kaldırınca bazı beldelerdeki odalarımız zor durumda kaldı. Neyse ki bakan değişti ve bu uygulamanın il/ilçe tarım müdürlüklerine getirdiği iş yükü fark edildi. Sonraki adımları bir sonraki yazıda paylaşacağım.