Her icat gibi YZ de bilinmeyenleriyle geldi. Gelecekteki etkileri konusunda hâlâ çok fazla bilinmez bulunuyor. Ancak “çarşambanın gelişi perşembeden bellidir” atasözünü hatırlatan birçok gelişme de yaşanıyor.
İşin gidişatı, YZ alanında yaşanan gelişmelerin nereye evrileceğini oldukça net biçimde gösteriyor.
YZ, ABD merkezli olarak ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı. Tıpkı web’in, internetin, sosyal medyanın ve dijital TV platformlarının ABD’den çıkışı gibi… Son üç yıldır ABD menşeili dominant YZ markaları dünyayı adeta kasıp kavuruyor. ABD kaynaklı haberlerde ise yapay zekânın çoğunlukla yalnızca olumlu yönleri anlatılıyor. Dünyanın geri kalanına ise adeta “Zehir altın kadehte sunulur” metaforu yaşatılıyor.
YZ bir yandan insan beynini köreltirken, diğer yandan ABD savaş sektöründe karar verici konuma yükselmesinin altyapısını hazırlıyor.
Çin geri kalır mı? Her şeyin ucuzunu ve ETİK DIŞI OLANINI üretebilen Çin, “en ucuz yapay zekâyı ben üretirim” diyerek sahnedeki yerini aldı. Çin, “Daha iyi YZ’yi daha ucuza yaparım” iddiasında.
Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ına hâkim olan bu iki ülke, kendi aralarında da büyük bir teknolojik savaş yürütüyor. Dertleri insanlık değil; amaçları küresel pazarda hâkim güç olmak.
Her iki ülke de yapay zekâya yönelik kapsayıcı ve bağlayıcı bir mevzuat ortaya koymuş değil. Bu tehlikelere karşı uluslararası ölçekte öne çıkan tek kapsamlı düzenleme ise Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’dır (EU AI Act).
Ancak bu yasanın da küresel teknoloji şirketleri karşısında ne kadar etkili yaptırım gücüne sahip olacağı henüz belirsiz. AB, ABD menşeili küresel firmalara yönelik her ceza soruşturmasında Washington’dan karşılıklı yaptırım ve ekonomik baskı tehditleriyle karşılaşıyor. ABD yönetimi, eski nesil emperyal bir güç refleksiyle gümrük vergileri ve ekonomik yaptırımları tehdit unsuru olarak kullanıyor.
YZ sektörüne hâkim markalar arasında OpenAI, Anthropic, DeepSeek, xAI Grok, Google/Alphabet Gemini, Amazon Olympus, Baidu Research, Alibaba ve IBM Watson yer alıyor.
Yazının girişinde belirttiğim “çarşambanın gelişi perşembeden bellidir” atasözünü, Pentagon ile ABD’li YZ şirketleri arasındaki ilişkiler açık biçimde ortaya koyuyor.
Şubat 2026’da ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile bazı ABD’li yapay zekâ şirketleri arasındaki ilişkiler medyaya yansımıştı. En dikkat çekici gelişmelerden biri Anthropic ile yaşanan krizdi.
Bunun detayına geçmeden önce, Pentagon’un teknolojiyi, özellikle de yapay zekâyı nasıl entegre ettiğine dair bazı bilgileri aktaralım. (Kaynaklar: Euronews, The Guardian, Reuters ve Anadolu Ajansı)
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), orduyu yapay zekâ odaklı bir savaş gücüne dönüştürmek amacıyla dünyanın en büyük teknoloji ve YZ şirketleriyle kritik anlaşmalar imzaladı.
Pentagon’un en yüksek güvenlik seviyesine sahip gizli askerî ağlarında (Impact Level 6 ve 7) kullanılmak üzere anlaşma yaptığı şirketler şunlardır:
Pentagon’la kriz yaşayan ve liste dışı kalan şirket: Anthropic
Claude modelinin geliştiricisi Anthropic, Pentagon’un yapay zekâyı tamamen otonom silah sistemlerinde veya geniş çaplı iç gözetim faaliyetlerinde kullanmasına karşı çıktığı için anlaşma listesinde yer almadı.
Hatta Pentagon’un, şirketi ulusal güvenlik açısından “tedarik zinciri riski” olarak tanımladığı ve diğer askerî yüklenicilerin Anthropic ile ticari ilişki kurmasını yasakladığı iddia edildi.
Pentagon ile Google, OpenAI ve Microsoft gibi dev şirketler arasında yapılan anlaşmalarda “yasal her türlü operasyonel kullanım” maddesi yer alıyor.
Bu kapsamda:
a) Otonom silah ve hedef seçimi yasağı: Yapay zekâ sistemlerinin insan denetimi olmadan kendi başına hedef seçmesi veya ölümcül karar vermesi resmî olarak yasaklandı. Nihai kararın bir insan tarafından verilmesi gerektiği belirtiliyor.
b) Kitlesel kamu gözetlemesi yasağı: Şirketler, geliştirdikleri büyük dil modellerinin ABD içinde toplu sivil gözetim amacıyla kullanılmaması şartını sözleşmelere ekletti. Fakat dikkat çekici nokta şudur: Bu sınırlama yalnızca ABD sınırları içini kapsamaktadır. Bu da, başka ülkelerdeki kullanıcıların gözetlenmesinin teorik olarak önünün açık olduğu anlamına gelebilir.
c) Tedarik zinciri ve güvenlik filtresi: Pentagon, askerî sınırlamalara veya ulusal güvenlik kriterlerine tam uyum göstermeyen şirketleri “tedarik zinciri riski” ilan ederek kara listeye alabiliyor.
Pentagon ile Anthropic arasındaki kriz, yapay zekânın askerî operasyonlarda sınırlandırılması ve güvenlik protokolleri konusunda yaşandı. Şirketin Claude modelinin ordu tarafından sınırsız biçimde kullanılmasına karşı çıkması, taraflar arasındaki iplerin kopmasına yol açtı.
1. Kitlesel kamu gözetlemesi ve vatandaşların izlenmesi
Anthropic’in şartı: Şirket, geliştirdiği modellerin ABD vatandaşlarını veya sivilleri kitlesel biçimde gözetlemek amacıyla kullanılmamasını talep etti.
Pentagon’un yanıtı: Savunma Bakanlığı ve ulusal güvenlik kurumları, veri analitiği yeteneklerinin ulusal savunma açısından kritik olduğunu savunarak sisteme tam ve sınırsız erişim talebinde bulundu.
2. Tam otonom ve ölümcül silah sistemleri
Anthropic’in şartı: YZ’nin insan denetimi olmaksızın çalışan tam otonom silah sistemlerinde kullanılmasına kesin yasak getirilmesi istendi.
Pentagon’un yanıtı: Pentagon, özel şirketlerin savaş stratejilerine yön vermesini kabul edilemez buldu. OpenAI gibi rakiplerin kabul ettiği “yasal olan her türlü askerî kullanım” standardının Anthropic tarafından da benimsenmesini istedi.
Buradaki ifade son derece dikkat çekicidir:
“Yasal olan her türlü askerî kullanım.”
Peki hangi yasa? Hangi ülkenin hukuku?
İsrail’in Gazze’de kullandığı YZ destekli sistemler “yasal” mıydı?
ABD’nin İran’daki operasyonlarında kullanılan teknolojiler hangi sınırlar içinde değerlendirildi?
Pentagon’un talepleri, insanlığın geleceği için çok tehlikeli isteklerden oluşuyor. İnsanlık için büyük faydalar sağlayabilecek bir teknolojinin yanlış ellerde nelere yol açabileceği tarihte defalarca görülmüştür. Japonya’ya atom bombası atılması bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Yine başrolde eski emperyal güç ABD bulunuyor.
Çin ise kapalı bir kutu. Yeni nesil emperyal güç adaylarından biri olarak, kapalı yapısı nedeniyle daha da büyük soru işaretleri taşıyor. Çin’in YZ teknolojilerinin ne tür riskler içerdiğini tam olarak bilmiyoruz. Ancak Çin menşeili birçok teknolojinin özellikle ABD ve Batı ülkelerinde yasaklanması, bize önemli ipuçları veriyor.
Çin teknolojilerine en sert muhalefeti yapan ülke yine ABD’dir.
Çünkü bu teknolojileri geliştiren ve risklerini en iyi bilen ülkelerden biri de ABD’nin kendisidir.
“Dervişin fikri neyse zikri de odur.”
Dünyanın geri kalanına düşen görev ise kendi kadehini kendisinin hazırlamasıdır. ABD veya Çin tarafından uzatılan içine teknoloji doldurulmuş “altın kadehi” sorgulamadan peşinen kabul etmemektir.