SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA DIJITAL DÖNÜŞÜM KÜLTÜRÜ

Toplumları bir arada tutan en önemli değerler nelerdir diye sorsak sanırım hepimiz çok farklı cevaplar veririz. Ancak ortak bir noktada buluşuruz: Güven, iletişim, aidiyet ve düşünme biçimi… Çünkü bir toplumu toplum yapan yalnızca bireylerin bir arada yaşaması değil; aynı zamanda ortak değerler üretebilmesi, ortak kültür geliştirebilmesi ve birlikte düşünme refleksi oluşturabilmesidir.

Ne yazık ki içinde bulunduğumuz çağda dünya artık yalnızca teknolojik bir dönüşüm yaşamıyor. Çok daha derin, çok daha kritik bir kırılmanın içinden geçiyoruz. Bu kırılmanın adı; dijital kültür dönüşümüdür. Çünkü bugün değişen sadece cihazlar değil… İnsan davranışları değişiyor. İletişim biçimleri değişiyor. Düşünme refleksleri değişiyor. Hatta hakikat algısı bile yeniden şekilleniyor. Dolayısıyla bütün bu dönüşümün merkezinde sosyal medya var.

Bir zamanlar teknoloji insan hayatını kolaylaştıran bir araçtı. Bugün ise insan davranışını yönlendiren devasa bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Artık insanlar sosyal medyayı kullanmıyor; çoğu zaman sosyal medyanın insanları yönlendirdiğini veya yönettiğini görüyoruz.

Fark etmemiz gereken konu şu olsa gerek… dijital platformlar yalnızca içerik sunmuyor. Aynı zamanda öfkeyi büyütüyor, dikkati parçalayarak düşünmeyi zayıflatıyor ve toplumsal refleksleri algoritmalar üzerinden yeniden şekillendiriyor. Sanırım insanlık tarihinin hiçbir döneminde bireyin zihni bu kadar yoğun bir veri bombardımanı altında kalmamıştır

İddialı bir cümle olur mu bilmiyorum ama, Bugün artık bilgi çağında değiliz, tam olarak bir enformasyon kaosunun içindeyiz desek yeridir.

Gelişen haberleşme teknolojileri hız üzerine olması normal. Bu endüstriler için ve iş dünyası için son derece önemli ama; sosyal yaşantımızda ki karşılığı ise hızlı tüketim, hızlı tepki, hızlı gündem, hızlı unutma… Ancak hız arttıkça derinlik kayboluyor. İnsanlar daha fazla konuşuyor ama daha az düşünüyor. Daha fazla paylaşım yapıyor sonuçta, az anlam üretiyor. Dijital kalabalık büyürken zihinsel yalnızlık da aynı ölçüde artıyor.

Daha da önemlisi; algoritmalar artık yalnızca içerikleri değil, toplum psikolojisini de yönetiyor. Neye öfkeleneceğimiz, neyi önemseyeceğimiz, kimi görünür kılacağımız büyük ölçüde dijital sistemler tarafından belirleniyor. Bu durum yalnızca bireysel farkındalığı değil, demokratik kültürü ve toplumsal dengeyi de tehdit eder hale geliyor.

Uzun süredir ICT MEDIA olarak özellikle algoritmaların oluşturduğu görünmez risklere dikkat çekmeye çalışıyoruz. Çünkü bugün yaşadığımız tablo tesadüf değil. Bu; kontrolsüz dijitalleşmenin doğal sonucudur. Eğer teknoloji yalnızca tüketim üreten bir yapıya dönüşürse; düşünen toplumlar değil, yönlendirilen toplum olmamız kaçınılmazdır. İşte tam da bu yüzden dijital dönüşüm meselesine yalnızca altyapı, hız veya teknoloji yatırımı olarak bakamayız. Asıl mesele; insanı koruyan bir dijital kültür inşa edip edemeyeceğimizdir.

Önümüzdeki dönemde ülkeler yalnızca ekonomik güçleriyle değil; dijital bilinç seviyeleriyle de yarışacak. Çünkü geleceğin en güçlü toplumları, teknolojiyi üretenlerden çok teknolojinin insan üzerindeki etkisini yönetebilen toplumlar olduğunu biz görür müyüz bilmiyorum ama bunun emareleri görünüyor. İşte tam da bu nedenle dijital çağda en büyük ihtiyaç; insanı merkeze alan yeni bir dijital dönüşüm kültürü inşa edebilmektir

Bugün çocuklarımızı ekranlarla büyütüyoruz. Cihazları bakıcı gibi kullanıyoruz. Yani çocuklarımızı en baştan algoritmaların insafına terk edip yeni neslin davranış kodlarını şekillendirmesine destek oluyor sonra da şikayet ediyoruz. Eğer bu süreci doğru yönetemezsek gelecekte teknolojiye sahip olan ama düşünsel bağımsızlığını kaybetmiş toplum ortaya çıkacak. Bu nedenle artık şu soruyu sormamız gerekiyor; Dijital dönüşüm insanı güçlendiren bir medeniyet inşasına mı dönüşecek, yoksa insanı algoritmaların yönettiği yeni bir düzene mi teslim edeceğiz? Gelinen nokta artık sadece teknoloji değil, esas meselemiz; insanımızı koruyabilmektir.

Kurban Bayramının ülkemiz ve tüm insanlık için barış, huzur ve güzellikler getirmesini diliyor bayramınızı tebrik ediyoruz…

Bu sayıda, ayın konusu dosyasında son aylarda yeniden gündeme gelen sosyal medyada yaş sınırı, kimlik doğrulama ve denetim uygulamalarını ele aldık. İçişleri Bakanlığı bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları aktarırken, Adalet Bakanlığı ise sosyal medyada yaş sınırı ve kimlik doğrulama konusunda çıkarılması planlanan kanun hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. Sektör temsilcileri ise denetimde başlayacak yeni dönemi değerlendirdi. Ayrıca, Esports EDUTECH Kurucusu Dr. Yasin Nuri Çakır ile kapsamlı ve bilgilendirici bir röportaj gerçekleştirdik. Sektörün nabzını tutan dergimizin bu yeni sayısının da ilgiyle okunacağına inanıyoruz.