Şüphesiz zaman hep aynı hızla akıyor. Ancak bir zaman dilimine sığdırılan yeniliklerin hiperbolik artışı bütün taşları yerinden oynatıyor. Dengeler değişiyor, daha kitabın bir sayfasını okuyamadan sonraki bölümler gözlerimizin önünden uçup gidiyor. Düzenli, sabırlı maratonun her bir yüz metresini doludizgin koşmak bile değişime ayak uydurmakta zorlanacağımızın bir işareti. Avuçlarımız içinde kayıp giden suyu seyrederek başarılı olma şansımız ise imkânsız.
Heba olan dikkatimize mi? Zayi olan enerjimize mi? Yoksa yitip giden kıymetli zamana mı yanmalıyız? Alınan kararları yeniden değerlendirmek için kesintili ilerleme ise sadece vakit kaybı. Kaldı ki duruşların faydadan çok zarara sebep olacağı da biliniyor.
Dolayısıyla değişimi güncel olarak izlemenin, ardından kusursuzca uygulamanın güçlüğü, aşılması gereken yüksek engel olarak önümüzde duruyor. Sistemin yeniden tasarlanmasını planlıyor, bıkkınlık ve tedirginlik yayılmadan, çetin bir görevi üstleniyor olmalıyız.
Sürdürülebilir değişimi tüketmek, bir başka deyişle keşfetmek ve harekete geçmek için, devamlılık geçiştirilemez. Yenilikleri icat edenlerden, yapısal mimarileri kurgulayanlardan eşi benzeri görülmemiş kaynaklar esirgenmiyor. Sonuç olarak icatçılar ile kullanıcılar temelinde, derbent genişliyor ve derinleşiyor. Bu gelişmeye teknolojik olarak layık görülen “sayısal uçurum” terimi samimi bir anlatımdır. Bitiş çizgisi bulunmayan maratonu önde koşanlar ile izciler arasında ki mesafe artmaya devam ediyor. Aslında demet görünümünde olan yarışmacıların piste dağılmasını ve saçılmasını yadırgamamalıyız.
Nasıl? Nereye kadar?
Harikalar yaratmanın, ön koşulu, uz görü ve geleceğin kestirimi olarak tanımlanıyor. Bilimsel ve sosyal araştırmalar çerçevesinde, öncelikle hayallerin sınırlarını kısıtlayan koyu renkli perdelerin aralanması gerekiyor. Sonrasında dikkat ve ısrar düzensiz güzergâhta yolculuğu kolaylaştırıyor. Belirlenmiş hedeflere varmayı, olacağına bırakmak, hareket eden parçaları, boşa dönen çarklara dönüştürüyor. Asılın küreklere veya “tam yol ileri” komutu seyir için neden yeterli olmuyor? Ayrıntılı hesaplama ve kanıtlama talebi ile yeniliklere yaklaşım sabırları zorlayabiliyor. İşte bu aşamada cesaretli iştahlı yatırımcılar, fikirlerin üzerinde yüzecekleri havuzların su musluklarını açmalıdır.
Konumuzun özüne dönecek olursak;
Öncüleri, ufku gören, risk alan, karmaşık hedefler doğrultusunda, stratejik yol haritasını çizen, ekibini motive ederek onlara rehberlik eden ön saflarda yürüyerek sürdürülebilir başarıyı inşa edenler, olarak tanımlayabiliriz.
Öncüler yaşadıkları ikilemi nasıl yönetirler? Hangi yönetsel araçları kullanırlar?
Yönetsel bağlamda ikilem (paradoks) mantıksal olarak birbirini dışlayan iki haklı hedefin veya durumun aynı anda geçerli olması ve bu zıtlıkların süreklilik göstermesidir. Seçim yapmayı gerektiren bir süreçten farklı olarak, ikilem her iki karşıt ucu da eşzamanlı olarak yönetmeyi ve dengelemeyi zorunlu kılar.
Sizler için iki görsel hazırladım; Çizimlerin;
Sol bölgede liderlerin, kuruluşları, dayanıklı yapılar olarak tasarlamalarının anahtar sözcükleri sıralanmakta. Sağ bölgeyi ise paydaşlar ile olan kapalı/açık, soluk/berrak iletişim kapsamakta. Elbette haritalanmış tablo gece/gündüz seviyesinde sayısal temsil içermemekte. Daha yumuşak, geçirgen mimarilerin başlangıç/erişim noktalarına işaret etmektedir.
Birinci görselde daha geleneksel (AQ - Adaptability Quotient) yeniliklere uyum sıkıntısı yaşayan kuruluşlar resmedilmektedir. Düzenlemelerin etkin olduğu, bilginin paylaşılmasının çekinceleri yer almakta. Resimde düzenlemelerin ve yasal çerçevenin daha etkin ve duyarlı olması yer alıyor. Tek yönlü yürütülen halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim felsefesi…
İkinci görsele, yönetsel saydamlığın, kuruluşa kazandırması beklenen, verimlilik ve etkinlik yansıtılıyor. Düzenlemelerin daha esnek, değerlerin kıymetlendirildiği görüntü çizimde bulunuyor. Çepeçevre etkileşim olanaklarının kullanıldığı sosyal medya ve çoklu iletişim…
Resim1 ile Resim2 farkı eğilimleri, esnekliği ve kuruluşun nerede, nasıl konumlandırılmasının tercihini açıklıyor. Bir köşede gizlilik, bilginin korunması, diğer köşede ölçeklendirerek paylaşımın teşvik edilmesi nasıl planlanmalı? İletişimin kaçınılmaz bulunduğu, bağlantıların sürekli bilgilendirilmesi için ortam seçenekleri? Paydaşların çapraz erişiminin kuvvetlendirilmesi?
Dolayısıyla İkilem;
Yenilikçilik ve değişmek ihtiyacı ile istikrarı korumak, mevcut düzeni sürdürmek, arasındaki gerilimdir. Çalışma ile özel yaşamın dengelenmesidir. Sabit gelir ile başarı ödülünün düzgün oranlanmasıdır. Uyarıları dikkate almaktır, dinlemektir. Çeşitliliği, kuruluş kültür zenginliğini anlayışla karşılamak, ortamı sürekli geliştirmektir.
Sıradüzen ile yerinden yönetim, yetkilendirme ve kararların uçlara aktarımı arasındaki farktır. Bilginin paylaşılmasında ki ağırlığın hesaplanmasıdır.
Kuruluşun ortak hedefleri ile bireylerin kendi kimlikleri ve özerklikleri arasındaki çatışmadır. Amaç ve varış noktasının herkes için hizalanması, takım olmanın bilincine varılmasıdır. Yetkinlikler ötesinde, ince yeteneklerin geliştirilmesinde öğrenim imkânlarıdır.
Çoklu görevler, sınırlı kaynaklar ve değişen sorumluluklar nedeniyle çalışanlara yönelik iletişimde tutarsızlıktır. Aidiyet ve mutluluk üçgeni içine sıkışıp kalmaktır.
Yüz seksen derece aykırı yaklaşımı kabullenip akıl erdirmek, yönetmeyi kanıksamak, kurum için biricik modeli benimsemek ikilem liderliğidir. Bütünsel kavramı sezmek, dengeli yöntemleri hayata geçirmek liderin saygınlığı ve inandırıcısıdır. Öte yandan öncülük, sabitlenmek ve çakılı kalmanın yanı sıra, kuruluşu bilinmezliğe sürüklemenin, arasındaki mesafede doğru konumu dinamik olarak belirlemektir.
Sosyal düzenlemelerin ölçeğinin yukarıda bahsedilen çerçeve boyutunda ele alınması gerekiyor. Aynı anda hem frene hem de gaza basmak gibi düşünüldüğünde ilerlemenin öyküsü daha az frenle yazılacaktır.
İkilemin üstesinden gelecek en etkili araç duygularınıza ve hisselerinize olan özgüvendir.
Esen kalın, İcrayı San’at Eyle