200. SAYI: HAFIZA, SORUMLULUK VE GELECEK

Bazı sayılar vardır; yalnızca bir rakamı ifade etmez. Aynı zamanda bir hafızayı, bir emeği, bir mücadeleyi ve uzun bir yolculuğu temsil eder. ICT MEDIA’nın 200. sayısı da bizim için tam olarak böyle bir anlam taşıyor.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, yalnızca bir derginin yayın hayatını değil; Türkiye’nin telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri alanındaki son çeyrek asrını da görüyoruz. Telekomünikasyon Kurumu’nun kurulduğu yıllardan bugüne kadar sektörün geçirdiği dönüşümlere, değişen teknolojilere, kurumlara, düzenlemelere ve politikalara yakından tanıklık ettik. Bu yolculuk, 2000’li yılların başında, o günkü adıyla Telekomünikasyon Mühendisleri Derneği’nin (Türk Mühendisleri Derneği) öncülüğünde yayımlanan Telekom Dünyası Dergisi ile başladı. O gün atılan küçük bir adım, yıllar içinde büyüyerek bugün ICT MEDIA markasına dönüştü.

Aslında bugün kutladığımız şey yalnızca 200. sayı değil; 300 sayıyı aşan bir sektörel hafızanın devamlılığıdır. Sektörel yayıncılık yalnızca haber aktarmaktan ibaret değildir. Bazen bir sektörün hafızası, bazen ortak aklı, bazen de vicdanı olmak zorundadır. Biz de yıllar boyunca bunu yapmaya çalıştık.

Sektörün gelişimine katkı sunan her adımı destekledik. Eksikleri, yanlışları ve ihmalleri ise sorumluluk bilinciyle eleştirdik. Hiçbir zaman hamasetin değil; aklın, emeğin ve üretimin yanında durduk. Zaman zaman bunun bedelleri de oldu. Devlet kurumları içinde etkili olmaya çalışan FETÖ yapılanmasının baskılarına maruz kaldık. Ancak kalemimizi hiçbir zaman teslim etmedik. Çünkü biliyorduk ki bağımsız düşünce ve özgür eleştiri olmadan güçlü kurumlar inşa edilemez.

Bugün Türkiye’nin teknoloji ekosistemine baktığımızda, teknoparklardan girişimcilik merkezlerine, haberleşme altyapılarından dijital dönüşüm projelerine kadar pek çok başarının arkasında büyük bir emek görüyoruz. Bütün bu başarıların temelinde çoğu zaman gözden kaçan bir kavram yatıyor: liyakat. Türk Dil Kurumu, liyakati “bir göreve uygunluk ve yeterlilik” olarak tanımlıyor. Oysa liyakat bundan çok daha fazlasıdır. Liyakat; bilgi, tecrübe, ehliyet, adalet duygusu ve sorumluluk bilincidir. Bir ülkenin kalkınması, kurumlarının gücüyle; kurumlarının gücü ise doğru insanların doğru görevlere getirilmesiyle mümkündür. Telekomünikasyon sektörünün ilk yıllarına tanıklık edenler çok iyi bilir: Düzenleyici kurumların sektöre yön verdiği, vizyon ortaya koyduğu ve gelişimin önünü açtığı dönemler, aynı zamanda liyakatin kurumsal yapıya hâkim olduğu dönemlerdi.

Türkiye Yüzyılı hedeflerinden söz ettiğimiz bugünlerde, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey budur: güçlü kurumlar, güçlü kadrolar ve ortak bir gelecek tasavvuru. İki yüz sayıdır değişen teknolojilere, değişen kurumlara ve değişen dünyaya tanıklık ediyoruz. Ancak değişmeyen bir ilkemiz var: Bu ülkenin geleceğine inanmak.

Tam da bu satırları yazarken, tarihimizin en önemli zaferlerinin yaşandığı Ağustos ayını karşılıyoruz. Malazgirt’ten Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne uzanan bu büyük miras, bize güçlü devletlerin yalnızca askerî başarılarla değil; sağlam kurumlarla, ortak akılla ve ehil kadrolarla ayakta kaldığını bir kez daha hatırlatıyor.

Çünkü biliyoruz ki kurumları yaşatan teknoloji değil, hafızadır. Hafızayı geleceğe taşıyan ise liyakattir. Ve biz, iki yüz sayıdır bu hafızaya tanıklık etmeye, onu kayıt altına almaya ve geleceğe taşımaya devam ediyoruz.

Son yıllarda Türkiye’de finansal teknolojiler (fintek/fintech) sektörü hızla büyüdü. Ancak bu hızlı gelişim, yasa dışı sanal bahis siteleri için de cazip bir zemin oluşturdu. Dijital cüzdanlar, alternatif ödeme sistemleri ve kripto transferleri, illegal bahis platformlarına para aktarımı için sıkça istismar ediliyor. Ağustos sayımızda bu konuyu masaya yatırdık. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, dergimize verdiği özel röportajda, güçlü bankacılık altyapısı ve genç nüfusun etkisiyle büyüyen fintek ekosisteminin suç örgütleri tarafından da istismar edildiğine dikkat çekti. Çiftçi, “Suç örgütleri artık bıçakla değil algoritmalarla soyuyor, biz de aynı alanda karşılık veriyoruz” dedi.

Yeni sayımızda ayrıca, tasarımlarını “Longevity by Design” anlayışıyla hayata geçiren İçmimar ve Sağlıklı Yaşam Alanları Tasarımcısı Sabina Malikova ile de konuştuk. “Açık Açık” programına konuk olan Malikova, koruyucu sağlık mimarisi, yapay zekâ entegrasyonu ve geleceğin akıllı evleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Birbirinden değerli içerikleriyle sektörün nabzını tutmaya devam eden dergimizin Ağustos sayısını ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.