TURAN vizyonu yalnızca sözle, hamasetle veya duygusal yaklaşımlarla vücut bulacak bir hayal değildir. Gerçeklikle ve bilimsel yöntemlerle eyleme geçmeyi gerektirir. Doğru planlanmış, sürdürülebilir temelleri olan, insan odaklı ve somut adımlara ihtiyaç vardır. Bu sürecin ilk adımı gerçek bir ekonomik birliktir; ekonomik birliğin anahtarı ise "bilişimde birlik"tir.
Kırk atlılar, dokuz boylular…
Bir nehir gibi akan Türk boyları, Kızılelma’larına doğru hızla ilerliyorlardı.
"Nerede Türk varsa, nerede Türk dili,
Kızılelma orasıdır, ey veli!
Türk’ün yurdu ne Anadolu’dur ne Türkistan;
Yurt onlara büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!"
"Dilde, fikirde, işte birlik" ilkesine çağımızın olmazsa olmazını ekliyoruz: "BİLİŞİMDE BİRLİK"
Turancılık; dünyadaki tüm Türk boylarının ve topluluklarının kültürel, ekonomik ve nihayetinde siyasi bir çatı altında birleşmesini savunan bir ülkü ve milliyetçilik ideolojisidir; yani "KIZILELMA"dır.
Bu kavramı siyasi bir söylem ya da doküman mantığıyla kullanmıyorum. Bu yazıda amacım bir siyasi görüşü ya da ırkı savunmak veya tanıtmak değildir. Temel gayem, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi vizyonu olan "Türkiye Yüzyılı" anlayışına katkı sunmaktır.
Bu yazıyı kaleme alma sebebimi şu verilerle açıklamak isterim:
Küresel Ticaretin Kalbi Olmaya Aday: "Orta Koridor"
"TÜRKİSTAN" coğrafyası, Çin ile Avrupa arasındaki küresel ticaretin en güvenli ve en hızlı rotası olan Orta Koridor'un (Trans-Hazar Taşımacılık Güzergahı) tam üzerinde yer almaktadır.
Enerji ve Stratejik Ham Madde Gücü
Bu hattın en büyük ekonomik gücü, yer altı zenginlikleri ve dünyayı besleyen stratejik kaynaklarıdır:
Bu rakamlar "Kızılelma"nın potansiyel gücünü gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla konu, siyaset üstü ve ideolojilerin ötesinde bir nitelik taşımaktadır.
Buraya kadar yazılanlar işin temel felsefesidir. Mete Han (M.Ö. 200) ile tarih sahnesine çıkan Kızılelma felsefesi -Ötüken’i terk etmeme ve özü koruma anlayışı- yaklaşık 2000 yıllık bilinen Türk tarihinde çeşitli evrimlerden geçerek, İsmail Gaspıralı’nın 150 yıl önce ortaya koyduğu "Dilde, fikirde, işte birlik" teziyle bugünkü halini almıştır. 2000 yıllık bu ülküde hiç değişmeyen temel unsur; "özü kaybetmeme ve boyları birleştiren tek bir irade" fikridir.
Tarihsel Kızılelma ülküsünün 21. yüzyılda neden daha kritik hale geldiği bu istatistiki verilerle açıkça görülmektedir. Kanaatimce bu veriler, "Türkiye Yüzyılı" fikrinin oluşmasında önemli birer mihenk taşıdır.
Peki Bu Ülkü Nasıl Hayata Geçecek?
Dünya siyaset konjonktürü, diğer devletlerin Türk toplumlarına karşı tarihten gelen ön yargıları ve güç siyaseti bu ülküyü hep engellemeye çalışmıştır. İki bin yıl önce uygulanan parçala-böl-yönet modeli, bugün de farklı şekillerde işletilmek istenmektedir. Türkler ne zaman birlik olmuşsa büyük medeniyetler kurmuş; ne zaman basiretleri bağlanmışsa büyük zorluklar yaşamıştır. Türk tarihi bu örneklerle doludur.
21. yüzyılın dili bilişimdir. Bu nedenle Gaspıralı’nın vizyoner sözüne bilişimi de eklemek gerekir: "Dilde, fikirde, işte ve BİLİŞİMDE birlik."
TURAN vizyonu yalnızca sözle, hamasetle veya duygusal yaklaşımlarla vücut bulacak bir hayal değildir. Gerçeklikle ve bilimsel yöntemlerle eyleme geçmeyi gerektirir. Doğru planlanmış, sürdürülebilir temelleri olan, insan odaklı ve somut adımlara ihtiyaç vardır. Bu sürecin ilk adımı gerçek bir ekonomik birliktir; ekonomik birliğin anahtarı ise "bilişimde birlik"tir.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) kurulması, bu birlik adına atılmış en stratejik adımdır. Bu teşkilat sayesinde "Kızılelma" vizyonu somut bir zemine oturmaktadır.
Bu vizyonun somutlaşacağı en önemli platformlardan biri, 29 Ekim 2026'da Ankara'da düzenlenecek olan Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet Başkanları Zirvesi olacaktır. Cumhuriyet Bayramı’nda gerçekleşecek zirvede TDT Dönem Başkanlığı Azerbaycan'dan Türkiye'ye devredilirken, Türk dünyasının dijital entegrasyon sürecine yön verecek kararların alınması beklenmektedir. Ekonomik bütünleşmenin hızlandırılması, dijital ekonomi ortaklığının güçlendirilmesi, yapay zekâ ile dijital kalkınma alanında ortak projelerin yürütülmesi, ulaştırma ve bölgesel güvenlikte teknoloji odaklı iş birliğinin geliştirilmesi zirvenin öne çıkan başlıklarını oluşturmaktadır. Geçtiğimiz mayıs ayında Kazakistan'ın Türkistan şehrinde düzenlenen Gayriresmî Zirve'de ortaya konulan "Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma" vizyonunun da Ankara'da somut adımlarla desteklenmesi beklenmektedir.
Alınan kararların takibi için TDT bünyesinde geniş yetki ve sorumluluğa sahip bir "Eylem Takip ve Yönlendirme Komitesi" kurulması faydalı olacaktır. Bilişimde birlik için, bilişimin ana omurgasını oluşturan alanlarda "yürütme komiteleri" tesis edilmeli ve her birinin başına ülkelerin icracı bakanları atanmalıdır. Bu komitelerde kurumsal hafızayı sağlayacak sürekli bürokratlar da mutlaka yer almalıdır.
Ayrıca TDT teşkilat yapısının revize edilmesi yararlı olacaktır. Siyasi Kararlar Komitesi’nin yanı sıra "icracı teknik komisyonların" yer aldığı bir yapılanma, teşkilatı daha çevik hale getirecektir. Avrupa Birliği modeline benzer şekilde; Dış İlişkiler, Eğitim, İşgücü, Nüfus ve Göç, Ekonomik İlişkiler ile Bilişim Ekosistemi gibi alanlarda başkanlıklar kurulabilir.
Bu başkanlıkların etkin karar alma ve icra yetkisine sahip olması kritik önem taşımaktadır. İcranın yalnızca üye ülkelerin iç süreçlerine bırakılmaması TDT’ye, küresel gelişmelere hızlı ve doğru aksiyon alma yeteneği kazandıracak ve onu daha etkili bir uluslararası teşkilat haline getirecektir.
Dijital çağın olanakları en üst düzeyde kullanılarak Türk devletleri arasındaki ekonomik ve sosyolojik farklılıklar asgari düzeye indirilmelidir. Siyasi liderlerin zirvelerde aldığı birleştirici kararların hayata geçmesi, ülkelerin bürokratik yapılarından dolayı bazen zaman almakta ya da aksayabilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti; bilişim altyapısı, savunma sanayisi, haberleşme teknolojileri, e-devlet birikimi ve yetişmiş insan gücüyle bu sürece liderlik edebilecek donanıma sahiptir.
Türkiye, alınan kararların hayata geçirilmesinde adeta bir orkestra şefi gibi davranabilir; çünkü Türk Devlet teşkilatımız son derece donanımlı ve bilgili bürokratlara sahiptir. Yeter ki bu işi dert edinelim. Yapılacak iş kolay değil, oldukça zor; bu yüzden dertlenmeden başarı gelmiyor.
TDT Zirvesi İçin Bir Öneri: "Kızılelma Ödülleri"
Yazımı TDT Zirvesi’ne yönelik bir öneriyle tamamlamak istiyorum: Her yıl verilecek "KIZILELMA ÖDÜLLERİ" ihdas edilmesini önermekteyim. TDT üye devletlerinde yaşayan bürokratlara, bilim insanlarına ve sanatçılara Türk birliğine sundukları katkılardan dolayı "Yılın Bilim İnsanı", "Yılın Bürokratı" ve "Yılın Sanatçısı" kategorilerinde Kızılelma Ödülleri verilmesi, bu ülküyü canlı tutacak ve toplumda güçlü bir farkındalık oluşturacaktır. TDT üye devletlerinin televizyon kanallarında gerçekleştirilecek halk oylamalarıyla ödül sahiplerinin belirlenmesi, organizasyonun kapsayıcılığını artıracaktır.
İlk ödüllerin, bu yıl 29 Ekim’de Türkiye’de gerçekleştirilecek Devlet Başkanları Zirvesi’nde takdim edilmesi son derece anlamlı bir adım olacaktır.
Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin!
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Kaynaklar: