İnsanlar; mahalle, okul, iş yeri, afet, ulaşım, sağlık, çevre, kira, gıda ve enerji gibi konularda dinamik dijital ağlara katılarak görüş ve önerilerini sunabilmelidir. Vatandaş; mahallesinde, şehrinde hatta ülkesinde bir sorun gördüğünde talep oluşturabilmeli, öneri sunabilmeli, aynı sorunu yaşayanlarla fikir paylaşarak organize olabilmelidir. Her şeyden önemlisi, ilgili kamu kurumunun verdiği yanıtı görebilmelidir.
Nerede kalmıştık? Dijital demokraside.
Yerel yönetimlerde bu yönde bazı uygulamalar mevcut. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin açık veri portalları; ulaşım, çevre, trafik, bütçe, altyapı ve kent hizmetlerine ilişkin verilerin bir kısmını erişime açıyor. Sadece verileri erişime açmakla kalmayıp vatandaşın talep ve isteklerini de bu dijital platformlar üzerinden topluyorlar. Fakat söz konusu dijital sistemlerin çoğu, karşılanmayan hizmet talepleri ve memnuniyet ölçümü düzeyinde kalıyor.
Başta TMMOB olmak üzere bazı STK’lar bu konuda ön çalışmalar yapmaya devam ediyorlar
Vatandaş önerilerinin dikkate alınıp alınmadığı, ne tür bir teknik değerlendirmeden geçtiği, dikkate değer bulunmuşsa hangi bütçe kalemine bağlandığı, kabul veya ret gerekçeleri ve hangi denetim sürecine açıldığı çoğu zaman yeterince şeffaf değil.
Oysa bu ve benzeri platformlarda aktif vatandaşlık ağları tam da bu aşamada devreye girmelidir. İnsanlar; mahalle, okul, iş yeri, afet, ulaşım, sağlık, çevre, kira, gıda ve enerji gibi konularda dinamik dijital ağlara katılarak görüş ve önerilerini sunabilmelidir. Vatandaş; mahallesinde, şehrinde hatta ülkesinde bir sorun gördüğünde talep oluşturabilmeli, öneri sunabilmeli, aynı sorunu yaşayanlarla fikir paylaşarak organize olabilmelidir. Her şeyden önemlisi, ilgili kamu kurumunun verdiği yanıtı görebilmelidir.
Örneğin bir mahallede kreş yoksa bu durum yalnızca birkaç velinin dile getirdiği bir talep olarak kalmamalı, harita üzerinde görülebilmelidir. Kaç kişinin etkilendiği, hangi kurumun sorumlu olduğu, bütçenin bulunup bulunmadığı, benzer taleplerin nerelerde açıldığı ve çözüm süresi herkesçe anlaşılabilir olmalıdır.
Bu tür uygulamalar, özellikle yerel yönetimlerin hizmet kalitesine büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca yerel yöneticilerin halktan kopmadan süreçlerden haberdar olması, katılımı teşvik etmesi, gelen talepleri inceleyerek planlama yapması vatandaş memnuniyeti açısından son derece önemlidir.
Günümüzde CİMER aracılığıyla bazı kurumlara ulaşılarak sorunlar iletilebiliyor; ancak bu sistem yetersiz kalmaktadır. Örneğin bir kişinin ya da grubun talep ve şikâyet konuları diğer vatandaşlar tarafından görülememektedir. İlgili kurumdan gelen cevabın —kişisel bir veri içermediği sürece— kamuoyu tarafından bilinmesinde yarar vardır. Böylece vatandaşlar ek yapabilir, itiraz edebilir ya da kamu kurumunun bir işi neden yapmadığını öğrenerek sonucu açıkça görebilir. Bu süreçler belediyelerden bakanlıklara, Sayıştay’dan Meclis’e kadar yerel ve merkezi tüm devlet kurumlarını kapsayabilir.
Ülkemizin dijital altyapısı güçlü ancak eldeki veriyi demokratik katılıma dönüştürme becerisi maalesef yetersizdir. OECD raporlarında Türkiye’de açık veri, katılım ve şeffaflık hedeflerinin stratejik belgelerde yer almasına karşın, bunun kamu kurumlarının geneline yayılmış bir katılım kültürüne dönüşmediği belirtilmektedir. Kamu danışma platformları yetersizdir. Tüm kamu sektörünü bağlayan güçlü bir veri stratejisine, veri yönetişimi kültürüne ve kamusal veri sahipliği mimarisine olan ihtiyaç devam etmektedir.
Not: Geçen ay geçirdiğim bir kaza nedeniyle aylık yazımı kaleme alamadım. Bağışlamanızı rica eder, saygılar sunarım.