YEŞİL DÖNÜŞÜMDE ROBOTLARIN GELECEĞİ

"Yeşil dönüşüm yalnızca karbon meselesi değil; insan kaynağının daha sağlıklı, daha güvenli ve daha uzun süre çalışabileceği bir üretim düzeni kurmak da bu dönüşümün parçası. İlginç olan şu ki endüstriyel robotların enerji tüketimini karşılaştırmaya yarayan ortak ölçüm standartları dahi henüz yeni şekilleniyor. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun aktardığı üzere 2026 yılında robotların enerji tüketiminin ve verimliliğinin ortak bir sistemle ölçülmesine yönelik uluslararası standardizasyon çalışmaları başlatıldı. Üstelik artık robotu yalnız başına değerlendirmek de mümkün değil; görüntü işleme, bulut sistemleri ve yapay zekâ modelleri giderek robotik altyapının ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor"

 

Yeşil dönüşüm konuşulurken gözümüz çoğu zaman enerji santrallerine, elektrikli araçlara, karbon salımına ya da yenilenebilir kaynaklara çevriliyor. Oysa fabrikanın içinde sessizce büyüyen başka bir dönüşüm daha var: robotlar. Uluslararası Robotik Federasyonu’na göre 2025 yılı sonunda dünya genelindeki fabrikalarda çalışan endüstriyel robot sayısı 5 milyona ulaştı.¹ Bu rakam tek başına bile sanayinin hangi yöne gittiğini anlatmaya yetiyor. Fakat burada asıl mesele daha fazla robot kullanmak değil; o robotların ne kadar akıllı ne kadar tutumlu ve ne kadar uzun ömürlü çalıştığıdır. Çünkü dijitalleşmenin kendisi de bedelsiz değil. Robotların üretiminde kullanılan metaller, elektronik parçalar, bataryalar, veri işleme altyapıları ve sürekli artan hesaplama ihtiyacı ciddi bir enerji ve kaynak talebi yaratıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2026–2030 döneminde dünya elektrik talebinin yılda ortalama yüzde 3,6 artmasını bekliyor; bu artışta sanayinin elektrifikasyonu kadar veri merkezleri ve yapay zekâ altyapılarının büyümesi de etkili olacak.² OECD’nin “ikiz dönüşüm” olarak tarif ettiği dijital ve yeşil dönüşüm ilişkisi de tam olarak bu çelişkiye işaret ediyor: teknoloji bir yandan kaynak kullanımını azaltabilirken, diğer yandan kendi karbon ve malzeme yükünü yaratabiliyor.³ ⁴ Dolayısıyla bir fabrikanın robotlaşması, o fabrikanın kendiliğinden yeşil hâle geldiği anlamına gelmiyor. Şirketler için daha doğru soru artık “Kaç robotumuz var?” değil, “Bu robotlar ürettikleri değer karşılığında ne kadar enerji ve kaynak harcıyor?” olmalı. Harvard Business Review’da da vurgulandığı gibi sürdürülebilirlik, mevcut iş modeline birkaç çevre hedefi eklemekten ibaret değil; iş yapma biçiminin kendisini yeniden düşünmeyi gerektiriyor.⁵ Robotik dünyasında son yıllarda öne çıkan “Sustainability Robotics” yaklaşımı da aynı noktadan hareket ediyor: Robotların yalnızca çevre sorunlarını çözmek için kullanılması yetmez; robotun kendisi de daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü, tamir edilebilir ve yeniden kullanılabilir bir sistem olarak tasarlanmalıdır.⁶ Kısacası yeşil dönüşümün robotik cephesinde mesele daha fazla makine kurmak değil, daha az kaynakla daha fazla değer üretmektir.

Benim de çalışma alanlarımdan biri olan insan–robot etkileşimi, bu tartışmayı çok daha somut hâle getiriyor. Uzun yıllar otomasyon denildiğinde akla insanın üretim hattından mümkün olduğunca çıkarılması geldi. Bugün ise sanayi başka bir noktaya doğru ilerliyor. MIT’den Ben Armstrong ve Julie Shah’ın da dikkat çektiği üzere, insan emeğini tamamen ortadan kaldırmaya çalışan otomasyon her zaman en esnek ya da en verimli çözüm değil; bazı işlerde en iyi netice, insanın muhakemesi ile robotun hız ve hassasiyetinin birlikte kullanılmasıyla ortaya çıkıyor.⁷ Harvard Business Review’da yayımlanan insan–makine iş birliği çalışmalarında da benzer bir fikir öne çıkıyor: makinenin asıl değeri insanı bütünüyle ikame etmesinde değil, insanın yapabildiğini tamamlamasında yatıyor.⁸ Bunu en açık biçimde rehabilitasyon robotiklerinde görüyoruz. Bir dış iskelet ya da rehabilitasyon robotu düşünün. Eski yaklaşımda cihaz, önceden belirlenmiş bir hareketi kullanıcıya yaptırırdı. Yeni nesil sistemler ise kaslardan alınan elektromiyografi (sEMG) sinyallerini, eklem torkunu, hareket sensörlerini ve temas kuvvetlerini birlikte değerlendirerek kişinin ne yapmak istediğini anlamaya çalışıyor.⁹ Hedef, robota sürekli tam güç kullandırmak değil; kullanıcının gerçekten ihtiyaç duyduğu anda, ihtiyaç duyduğu kadar yardım sağlamak. Nature’da yayımlanan bir çalışma, dış iskeletlerin insanın biyolojik eklem momentlerini tahmin ederek farklı hareketlerde kişiye göre destek sağlayabildiğini gösteriyor.¹⁰ Benzer biçimde, giyilebilir yardımcı teknolojiler üzerine yapılan güncel çalışmalar da çoklu sensör kullanımı ve “human-in-the-loop” kontrol anlayışını geleceğin temel yönlerinden biri olarak gösteriyor.¹¹ Bunun yeşil dönüşüm açısından basit ama önemli bir karşılığı var: Bir robotun yapabileceği her şeyi sürekli yapması gerekmiyor. İnsan yükün büyük bölümünü kendi başına taşıyabiliyorsa robotun geri kalan kısmı desteklemesi yeterli olabilir; bir üretim robotu aynı işi daha kısa bir güzergâhla yapabiliyorsa gereksiz hareket üretmesine gerek yoktur. Nitekim endüstriyel robotların enerji tüketiminin yük, hareket yolu, tork ve kontrol stratejisine bağlı olarak ciddi biçimde değişebildiğini gösteren çalışmalar bulunuyor.¹² ¹³ Firma düzeyindeki araştırmalar da robot kullanımının, doğru teknoloji ve elektrifikasyon yatırımlarıyla birlikte düşünüldüğünde enerji yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor.¹⁴ Bu nedenle insan–robot etkileşimini yalnızca güvenlik veya ergonomi başlığı altında görmek artık yetersiz kalıyor. Mesele giderek daha fazla şu soruya dönüşüyor: İnsan ile robot aynı işi daha az enerjiyle, daha az yıpranmayla ve daha yüksek faydayla nasıl birlikte yapabilir?

Bu değişimin şirketlerin robot yatırımına bakışını da değiştirmesi gerekiyor. Bugün bir robot satın alınırken çoğunlukla ilk yatırım maliyetine, üretim hızına, işçilikten sağlanacak tasarrufa ve yatırımın kaç yılda geri döneceğine bakılıyor. Bunlar elbette önemli; fakat bundan sonra tek başına yeterli olmayacak. Yönetim kurullarının önüne gelen bir robot yatırımı dosyasında görev başına enerji tüketimi, ekipmanın ömrü, bakım maliyeti, parça değiştirilebilirliği, yeniden kullanılabilirliği, elektronik atık miktarı ve kullanılan yapay zekânın hesaplama maliyeti de yer almalı. Robotun çalışan üzerindeki fizikî yükü azaltıp azaltmadığı da aynı derecede önemli. Çünkü yeşil dönüşüm yalnızca karbon meselesi değil; insan kaynağının daha sağlıklı, daha güvenli ve daha uzun süre çalışabileceği bir üretim düzeni kurmak da bu dönüşümün parçası. İlginç olan şu ki endüstriyel robotların enerji tüketimini karşılaştırmaya yarayan ortak ölçüm standartları dahi henüz yeni şekilleniyor. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun aktardığı üzere 2026 yılında robotların enerji tüketiminin ve verimliliğinin ortak bir sistemle ölçülmesine yönelik uluslararası standardizasyon çalışmaları başlatıldı.¹⁵ Üstelik artık robotu yalnız başına değerlendirmek de mümkün değil; görüntü işleme, bulut sistemleri ve yapay zekâ modelleri giderek robotik altyapının ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor. Stanford’un AI Index raporu yapay zekânın artan hesaplama ve enerji ihtiyacını açık biçimde ortaya koyarken,¹⁶ Harvard Business Review da şirketlerin yapay zekânın enerji ve su ayak izini ayrıca takip etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.¹⁷ Bu yüzden geleceğin akıllı fabrikasını, her köşesinde robot çalışan bir yer olarak düşünmemek gerekir. Asıl akıllı fabrika, hangi robotun ne zaman çalışması gerektiğini, ne kadar güç kullanacağını ve hangi işi insanla paylaşmasının daha doğru olduğunu bilen fabrikadır. Robotların geleceği insanı üretimin dışına itmekte değil; insanın tecrübesini ve karar verme kabiliyetini makinenin hassasiyetiyle birleştirmekte yatıyor. Belki de bütün meseleyi en sade biçimde şöyle söylemek mümkün: Geleceğin iyi robotu, her şeyi yapabilen değil; neyi yapmasına gerek olmadığını da anlayabilen robottur.

DİPNOTLAR:

¹ International Federation of Robotics (2026), Five Million Robots Now Operate in Factories Globally – World Robotics 2026.

² International Energy Agency (2026), Electricity 2026, Paris: IEA.

³ OECD (2024), OECD Digital Economy Outlook 2024, Volume 2: Digital Technologies and the Environment, OECD Publishing.

⁴ Calvino, F., Dechezleprêtre, A. & Haerle, D. (2025), “How Can the Digital Transformation Affect the Net-Zero Transition? A Conceptual Framework for the ‘Twin’ Transition”, OECD Science, Technology and Industry Working Papers, No. 2025/17.

⁵ Visnjic, I., Monteiro, F. & Tushman, M. L. (2025), “Sustainability as a Business-Model Transformation”, Harvard Business Review, May–June 2025.

⁶ Song, S., Mazzolai, B. & Kovač, M. (2026), “A Manifesto for Sustainability Robotics”, Nature Machine Intelligence, 8, 1038–1044.

⁷ Armstrong, B. & Shah, J. (2023), “A Smarter Strategy for Using Robots”, Harvard Business Review, March–April 2023.

⁸ Wilson, H. J. & Daugherty, P. R. (2022), “Robots Need Us More Than We Need Them”, Harvard Business Review, March–April 2022.

⁹ Park, K. et al. (2025), “Using Biopotential and Bio-Impedance for Intuitive Human–Robot Interaction”, Nature Reviews Electrical Engineering, 2, 555–571.

¹⁰ Molinaro, D. D. et al. (2024), “Task-Agnostic Exoskeleton Control via Biological Joint Moment Estimation”, Nature, 635, 337–344.

¹¹ Gao, S. et al. (2025), “Wearable Technologies for Assisted Mobility in the Real World”, Nature Communications, 16, 10988.

¹² Wang, Z., Li, X., Jiang, P., Wang, X. V. & Yuan, H. (2025), “Energy Consumption Modeling Based on Operation Mechanisms of Industrial Robots”, Robotics and Computer-Integrated Manufacturing, 94, 102971.

¹³ Jiang, P., Zheng, J., Wang, Z., Qin, Y. & Li, X. (2025), “Industrial Robot Energy Consumption Model Identification: A Coupling Model-Driven and Data-Driven Paradigm”, Expert Systems with Applications, 262, 125604.

¹⁴ Lin, B. & Xu, C. (2024), “The Effects of Industrial Robots on Firm Energy Intensity: From the Perspective of Technological Innovation and Electrification”, Technological Forecasting and Social Change, 203, 123373.

¹⁵ International Federation of Robotics (2026), “ABB Robotics Leads Global Effort to Standardize Measurement of Industrial Robots’ Energy Consumption”.

¹⁶ Stanford Institute for Human-Centered Artificial Intelligence (2025), Artificial Intelligence Index Report 2025, Stanford University.

¹⁷ Shim, C. (2024), “How Companies Can Mitigate AI’s Growing Environmental Footprint”, Harvard Business Review, 4 July 2024.