"32 yıldır iğne ile kuyu kazmak deyimde bahsedildiği gibi ilerleme oldukça yavaş bir yolculuk içinde görülüyor. Aslında ilerleme ifadesi daha yalın anlatımla gerilemeyi yavaşlatmak olarak değiştirmelidir. Böylece bilmecenin çözümüne katkısının yüksek olacağı kolayca saptanabilecektir. Diğer taraftan umursamak aşamasının çoktan aşıldığı görüşü yaygındır. Artık kaygılanmak ve telaşlanmak boyutunda konu ele alınmalıdır. Dolayısıyla COP31 gündemi artık somut ölçeklenebilir bir uygulama haritası içermesi beklenmektedir."
Birleşmiş Milletler İklim Konferansı, COP31, 9-20 Kasım 2026 Antalya’da yukarıdaki başlık altında gerçekleştirilecek.
Bilim insanları, Güneş Sistemimiz dışında yaşam olduğu tahmin edilen öte gezegenin, Kırmızı Cüce yıldız Proxima Centauri etrafında dönmekte olan Proxima Centauri b olduğunu belirtiyorlar. Güneşinden uzaklığı yaşanabilir bölge dâhilinde “Goldilocks Zone” bulunan gezegen dünyamızdan sadece 4,24 ışık yılı mesafede yer almakta. Suyun sıvı olarak kalabildiği dengeli alan ne çok soğuk ne de çok sıcak bir iklim sunmaktadır.
Centaurus Takımyıldız içinde 2016 yılında tespit edilmiştir. Bir yüzünün sürekli güneşe dönük olması nedeniyle doğa için yaşanabilirlik şartları umut verici değildir. Ancak gökyüzü gözlemcileri tarafından 4,24 yıl önceki geçmişini izlenmeye ve bioimzaların aranmasına devam edilmektedir.
Zorlama bir varsayımdan hareketle, Proxima b öte gezegene yelken açtığımızı düşünürsek… Böylesi devasa boşlukta hedefe, geleneksek kimyasal roketlerle örneğin Voyager1 uzay aracı benzeri bir gemiyle, 70 bin yıl sürecek bir yolculuk sonrasında ancak varabilecektir. Evet, şaşkınlık yaratacak bu bulgu güncel teknolojinin, hızın ancak 50,000Km/h seviyesine erişmesine olanak sağlaması nedenine dayanıyor.
Ayrıca uzay aracıyla birlikte taşınacak olan yakıtın ağırlığı ve yeterliliği de mühendislerin çözmesi gereken maddelerin başında geliyor. Açıkçası bu harikulade sessiz dünyadan çıkış mümkün değil. Dolayısıyla, insanlığa bütün nimetlerini koşulsuz sunan gezegenimizde, çok, çok uzun bir süre boyunca barınmak durumundayız.
Kaldı ki, Göbeli Tepe’nin gökyüzü yıldızları ile hizalanan sütunları da başka yaşam arayışımızın bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Unutulmaması gereken bir diğer gerçek de, son 500 milyon yıl boyunca yaşlı evimizin 5 kitlesel yok oluş ile karşılaşmış olmasıdır. Tamamının doğal sebeplere dayanmasını yadırgamamak zorundayız. Şimdi ise biyoloji uzmanları 6. Yok oluşun insan kaynaklı olmasını ve sürecinin hız ölçeğinin duraksamadan yükselişini tartışıyorlar. Yaşam alanı “habitat” yıkımı ve tahribatı gözlerimizin önünde film şeridi gibi akıyor. Anlık kirlilik kara, deniz ve hava sahasında acımasız etkisini aksatmadan süreğenleştiriyor.
Kurumsal sürdürebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramları önce kaleme alınmış ve kavramlar ayrıntılı tartışılmıştı. Aynı konular, yeniden yapılanma ve dönüşüm süreçlerin tasarımında, etkinlik ve verimlilik planlamasında öncelikle ele alınmaktadır.
Peki, şimdi özdeş anlamların eğilimi, aksi yönde aşağı hareket olarak düşünülürse nasıl bir sahne ile karşılaşılacak? Ta Paris 2015 COP21 tarafların müzakerelerinde dikkat çekilen hedeflerden oldukça uzakta değil miyiz? 1995 yılında ilk kez Berlin’de “COP1” bir araya gelinerek yapısal konularda mutabakat sağlanmadı mı?
32 yıldır iğne ile kuyu kazmak deyimde bahsedildiği gibi ilerleme oldukça yavaş bir yolculuk içinde görülüyor. Aslında ilerleme ifadesi daha yalın anlatımla gerilemeyi yavaşlatmak olarak değiştirmelidir. Böylece bilmecenin çözümüne katkısının yüksek olacağı kolayca saptanabilecektir.
Diğer taraftan umursamak aşamasının çoktan aşıldığı görüşü yaygındır. Artık kaygılanmak ve telaşlanmak boyutunda konu ele alınmalıdır. Dolayısıyla COP31 gündemi artık somut ölçeklenebilir bir uygulama haritası içermesi beklenmektedir. Antalya konferansında hedefler üzerinde durulması yerine verilmiş sözlerin hayata geçirme takviminin, müzakereleri amaçlanmaktadır.
2035 Öngörüleri:
Kısaca daha önceden öngörülen somut küresel başlıklara göz atacak olursak:
Neden 2035 Yılı Seçildi? BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki bu hedefler, ülkelerin 2030 ara hedefleri ile küresel ölçekteki nihai 2050 ve 2053 "Net Sıfır Salınım" görüşleri arasında vazgeçilemez bir köprü görevi görmesi için 2035 yılı belirlenmiştir.
1 - Temiz Enerji Dönüşümü: Küresel elektrifikasyon oranını %35 seviyesine çıkarmak.
2 - Kentsel Dirençlilik: Şehirlerdeki enerji yoğunluğunu %25 oranında azaltmak.
3 - Döngüsel Ekonomi: Küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az %15 seviyesine ulaştırmak.
10 Öncelikli Eylem Alanı (Gündem Maddeleri):
Zirve boyunca odaklanılacak tematik eylem planı 10 maddede toplanmıştır:
1 - Sıfır Atık ve Metan Azaltımı: Kaynak verimliliğinin artırılması ve atıklardan kaynaklanan metan salınımının düşürülmesi.
2 - Temiz Enerji Geçişi: Enerji arz güvenliğini riske atmadan yenilenebilir enerjinin payının artırılması ve elektrifikasyonun hızlandırılması.
3 - Yeşil Sanayileşme: Özellikle karbon salınımını azaltmanın zor olduğu ağır sanayi sektörlerinde düşük karbonlu üretime geçiş.
4 - İklim Dirençli Kentler: Sıcak hava dalgaları ve seller gibi afetlere karşı şehir altyapılarının ve binaların dayanıklı hale getirilmesi.
5 - Gıda Güvenliği ve Su: İklim-su-gıda bağı gözetilerek kuraklığa dayanıklı tarım modellerinin teşvik edilmesi.
6 - Okyanuslar ve Denizler: Kıyı ekosistemlerinin korunması ve "Mavi Ekonomi" yatırımları.
7 - İklim Eylemi Uygulama Mekanizması (CIB): Ülkelerin taahhütlerini finanse edilebilir projelere dönüştürecek bir havuz mekanizması oluşturulması. Planların somut yatırımlara dönüşmesi için çaba harcanması.
8 - Gençlik ve Eğitim: Yeni nesillere yeşil beceriler kazandırılması ve iklim okuryazarlığının yaygınlaştırılması.
9 - Dirençli Sağlık Sistemleri: İklim krizinin halk sağlığı üzerindeki etkileriyle mücadele edecek altyapının güçlendirilmesi.
10 - Rio Sinerjisi: Çeşitli BM çevre sözleşmeleri (biyoçeşitlilik, çölleşme vb.) arasındaki iletişim ve eş güdümün güçlendirilmesi.
Anlaşılan sıkıntı, sorunların farkında olan bir topluluğun, karşılaşılan düğümü nasıl açacağı meselesidir. Bir yandan ivmelenerek devam etmekte olan aşırı iklim değişikliği, diğer yandan durgunlaşmaya ayrılacak kaynakların devasa boyutu.
Netice olarak ülkelerarası rekabetçiliğin köklü ölçütte tatbik ediliyor olması kaynak planlamasını zorlaştırmaktadır. Hakkaniyetli bir yaklaşım ve oransal sorumluluk yürütme esaslarının daha kolay kabulüne imkân sağlayacaktır.
Gelin hedeflere erişmenin bedeline hızlıca değinelim.
2035 yılına kadar küresel iklim ve dönüşüm hedeflerine ulaşabilmek için ihtiyaç duyulan toplam bütçe yıllık en az 1,3 trilyon dolar (Yeni Kolektif Niceliksel Hedef - NCQG) olarak belirlenmiş. Güncel analizlere göre ise dünyadaki tüm yeşil dönüşüm, uyum ve altyapı ihtiyaçları göz önüne alındığında gerçek finansman ihtiyacı yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olacağı tahmini çarpıcıdır. Maliyetin çekirdek kısmını (yılda 300 milyar $) zengin ülkelerin kamu bütçeleri vasıtasıyla karşılanması savunulmaktadır. Temin edilecek kaynağın kaldıraç olarak kullanılması ve küresel bankalar ve özel yatırımcılar üzerinden toplam miktarın her yıl 1,3 trilyon doların üzerine çıkarılmasının değerlendirmesi umulmaktadır.
Centauri b seyahatinin şimdilik imkânsız sayılması, 6. yok oluşun ise radarda belirdiği ortamda, yakın gelecekte felaket endişelerini arttırdığı gerçektir. Yeşil, mavi ve temiz bir gezegende barış içinde var olmamızın devamını getirmek zorundayız.
COP31 katılımcılarının çalışmaları ve sağduyulu kararları doğrultusunda çok nazik ve mühim eylem planlarının dalga dalga devreye alınması dileklerimle.
İcrayı San’at Eyle
Kısa Kıyaslama: Küresel savunma (askeri) harcamalar yaklaşık 2,9 trilyon dolar (tam olarak 2 trilyon 887 milyar dolar) seviyesine ulaşarak tarihi bir rekor kırmıştır. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan verilere göre, dünyadaki askeri harcamalar art arda 11 yıldır kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmektedir.