İSTANBUL’DA RADYO YAYINCILIĞI MUCİZESİ

1992’de birkaç adet direkle başlayan Büyük ve Küçük Çamlıca tepelerindeki verici sayıları, o tarihlerde yeni yeni kurulmaya başlayan özel TV ve Radyo sayılarına paralel artarak günümüzde 36 adete kadar ulaştı.

Bu durum dünyanın sayılı megapollerinde rastlanmayacak bir görüntü kirliliği oluşturdu.

Büyük Çamlıca Tepesi’nde kurulu radyo televizyon kulelerinden toplam 108 adet ulusal/yerel radyo ile 16 adet ulusal/bölgesel TV yayın yapıyor.

Bir ilde bir emisyon noktasından yayın yapan bu sayıda TV ve Radyo yayıncısının olduğu bir başka ülke bulunmamaktadır.

Aslında direk sayısının bu kadar artmasının arkasındaki nedenlerden birisi bu kadar sayıdaki TV ve radyo vericisini tek bir direkte birleştirecek sistemlerin henüz o tarihlerde olmayışıydı. Diğer neden ise radyo vericilerinin arasındaki frekans boşluklarıydı. ITU standartlarında bu boşluk en az 300 Khz olması istenirken İstanbul’daki radyo vericilerinde bu aralık 200 Khz’e kadara inmişti. Tabiidir ki bu kadar sayıdaki radyo vericisi ancak bu kadar az boşluk olursa yayın yapabilecekti.

Elbette bunun olumsuzlukları yıllarca radyolar arasında intermodülasyonların üremesi ve/veya interfrensların meydana gelmesi ile neticeleniyordu. Bunlara ilave olarak bir diğer olumsuzlukta bazı radyolar dinlenebilirliği arttırmak için modülasyonlarını 75 Khz üzerine çıkarılması da üstüne tuz biber ekiyordu.

Asıl ilginç olan ise bu kadar sayıdaki radyo vericisini bir emisyondan iletmek gerçekten bir mucize oluyordu. Yurt dışından gelen yayıncılar bunu duyunca hayretlerinin gizleyemiyorlardı. Bu durum sanki 108 kişinin yan yana kıpırdamadan durması gibi bir şeydi. Bunca radyo bunu başarılı bir konsensüsle gümümüze kadar başarmıştı ve halen başarmaktadır.

Tek direkten ve bir emisyon noktasından tüm radyo ve TV yayınlarını (vericilerini) toplamak elbette rasyonel bir yöntem, ancak endişeler, bu kadar sayıdaki radyo vericisini bir direkte birleştirmek ve yüksek güçleri ana feederlerden ve anten gruplarından iletmenin zor olacağı tahmin edilmektedir.

Yayıncı sayıları azaltılmadan mevcut yayınları tek direkten sorunsuz iletmek tüm yayıncıların isteğidir. Özetle yayıncılar sayı azaltılmadan ve 5.125 m2 olan İstanbul’a yaptıkları yayının ayni şekilde yeni direkten de yapılarak dinleyicilerine ulaşmayı beklemektedir.

Radyo yayınlarının yüksek oranda mobil olarak araçlarda dinlenmesi nedeniyle analog radyo vericilerinin bir süre daha yayınlarına devam edeceği öngörülmektedir.

Analog olarak vericilerden iletilen radyo yayınlarının diğer başka seçenekleri de gündeme gelmeye başlamıştır. Bu konuda özellikle Avrupa’da sayısal karasal radyo yayınları uzun süredir devam etmesine rağmen ülkemizde bu girişim TRT dışında bugüne kadar olmamıştır.

Bu konuda birden çok teknik ve standart nedeniyle tercih edilecek iletim tekniği ile ilgili seçim henüz netleşmemiştir. Buna ilave, dinleyicilerde olmayan alıcılarda bir başka problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Sayısal karasal radyo verici alt yapısı kurulsa bile yayınların dinleyicilere ulaşma problemi de bir süre gündemde olacaktır.

Peki, bahse konu sorunlara yayıncılar olarak nasıl çözümler üretmeliyiz? Farklı görüş ve çözümler olmakla birlikte regülasyon kurumu RTÜK’ün bu konuda netleşen görüşlerinin olduğunu duymaktayız.

Diğer yandan zaten çok olan radyo yayıncı sayısı, seçilecek olan sayısal teknik ve standart bu sayıyı çok daha arttıracağı için radyo kuruluşları arasındaki ekonomik dengeyi nasıl etkileyeceği ayrıca düşünülmelidir.

Büyük metropoller dahil olmak üzere dünyada bir merkezden İstanbul’da olduğu gibi 100’ün üzerinde radyo yayını yapılmamaktadır. Bunun teknik ve ekonomik sonuçları da olmaktadır.

Bu kadar çok sayıda radyonun birbiriyle rekabet halinde olması tüm dengeleri değiştirmektedir. Yerel ve daha küçük ölçekli radyolar yayınlarını devam ettirmekte güçlük yaşamaktadırlar.

Diğer bir zorluk ise Türkiye’de sayısal karasal radyo yayına geçilmesi durumunda verici altyapısının finansmanı ve işletme giderleri de gündeme gelecektir.

Yapılmakta olan Küçük Çamlıca TV ve Radyo Seyir Kulesi’ndeki benzer modelleme diğer şehirlerde de uygulandığında radyo kuruluşlarının işi daha kolaylaşmış olacaktır.

Ulaştırma bakanlığının ilgili birimleri sayısal karasal radyo yayınları için benzer iş modelini uyguladığında kamu yayıncılığı da yapan TV ve radyo kuruluşları da rahat bir nefes alabilecektir.

Radyo dinleyici tercihleri:

Radyo dinleyicisi, yayınları az sayıdaki taşınabilir ya da sabit klasik analog radyo alıcıları ile dinlerken, diğer dinleyiciler ise araçlarındaki analog alıcılardan trafikte geçirdiği süre içinde tercih etmektedir.

Diğer yandan ve hayli büyük orandaki genç kuşak dinleyici ise akıllı ve taşınabilir cihazlar ile ya direkt ya da internet üzerindeki radyo platformlarından yurt içi ve dışı sayısız radyo istasyonlarını dinlemeyi tercih etmektedir.

Akıllı cihazlar üzerinden yayınları takip eden kullanıcı, 200 khz ara ile dizilmiş radyo vericilerinin ilettiği yaklaşık 100 civarındaki sınırlı sayıdaki radyo yayınını vericilerden dinleme yerine internet erişim ve fiyatlarının sürekli düşmesi ve ekonomik hale gelmesiyle bir süre sonra tek tercihleri olacaktır.

Teknik gelişmelere baktığımızda özellikle akıllı cihazlarla yapılan dinlemenin her geçen gün arttığı, taşınabilir mobil dinlemenin süratle yükseldiğini görmekteyiz. Bu konfora alışan dinleyici artık bundan vaz geçmeyecektir.

Araştırma verileri de bunu doğrular niteliktedir.

Dünyada TV ve radyo izleme oranının %85 yükseldiği, içerik izleme kişi başı 250 saat arttığı, sabit TV izlemenin %14 azaldığı, ev dışı içerik izlemenin %27 attığı, ülkemizde ise yetişkin insanların %98 cep telefonu kullandığı, bunların %77 akıllı telefon kullandığı, Nüfusun %67 sini oluşturan 54,3 milyon internet kullanıcısı ve 51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı olduğunu göstermektedir.

Sistemin getireceği İnternet üzerinden yapılan dinlemenin diğer bir faydası da ölçümlemenin daha net ve anında olacağını da gözden kaçırmamız gerekecektir.

Ölçümlemenin hızlı, net ve sürekli olması hem izleyiciyi hem reklam vereni hem de yayıncıyı yakından ilgilendirmektedir. Görünen o ki GSM üzerinden (mobilite) ve kablo ve wifi ağlar üzerinden iletilen TV ve radyo yayınlarına olan talepte hızla çoğalmaktadır.

Kısa sürede ise 5G‘nin aktif olmasıyla bunun sağlayacağı hız ve seçeneklerin artması akıllı cihazlar üzerinden dinleme ve izlemenin tercih edilir olacaktır. Benzer uygulamalarını ve sonuçlarını Avrupa ülkelerinde uzun bir süredir görmeye başladık.

Sonuç olarak dünyada teknolojik imkanların artmasıyla karasal yayınların git gide azalmakta olduğu günümüzde, halihazırda Büyük Çamlıca tepesindeki 35 adet, Küçük Çamlıca da ise daha az olmakla birlikte ortalama 100 m uzunluğunda çok sayıdaki Radyo ve Televizyon kulesinin olumsuz estetik görüntüsü ve çevreye olan etkileri nedeniyle kaldırılması isabetli olacaktır.