"ÇITIR" CEO SENDROMU

Ankara’da yaşayanlar bilir. Ankara’nın gündemi her zaman yoğun. Siyaset, bu yoğunluğun odağını oluşturuyor ama şu kış aylarında ICT sektörü de yoğun. Birbiri ardına memleketin dört bucağında toplantılar düzenleniyor. Bizler de oradan oraya koşuşturuyoruz neler konuşuluyor, sizlere aktarabilelim diye. Bu toplantılarda hani herkes birbirine kartvizitini veriyor ya, son dem gittiğimiz bütün toplantılarda bir şey iyiden iyiye dikkatimizi çekmeye başladı, kimin kartvizitini elimize alsak, isminin altında “CEO” yazıyor. Genç, dinamik ve bir o kadar da girişken insanlarımız “CEO” (Chief Executive Officer) olmuşlar.

Bilirsiniz, CEO, yönetim kurulundan aldığı hedefi gerçekleştirmek için strateji oluşturup uygulayan; şirketi yönetirken yarınlarını da planlayan ve yönetim kuruluna hesap veren kişi. Bir bakıma CEO, yöneticilerin yöneticisi. Ortalık CEO’dan geçilmiyor diye düşünürken, ICT sektörü genç girişimcilerin gözdesi olması hasebiyle doğal olarak CEO’su da bol oluyor. İyi de CEO olmak bu kadar kolay mı? Herkes kartvizitine “CEO” yazınca hemen o mertebeye erişmiş mi oluyor? CEO olmanın bir kuralı, kaidesi var mı? Dünyada artık deneyimli yöneticilerden daha fazla yararlanma yönünde bir eğilim varken, pek çok şirket yaşını başını almış 60+ yaşlarda CEO’larla çalışmaya devam ederken, emekli CEO ve genel müdürler yeniden iş başı yaparken “Ak saçlı” CEO’lara talep artarken, bizde genç CEO’lar neden bu kadar çoğunlukta?

Araştırmalara bakılırsa, dünyada CEO ve genel müdür yaş ortalamalarında bir artış var. Amerika’nın en önemli 100 şirketinde yapılan araştırmaya göre, 60 yaş ve üstünde çalışan CEO’ların oranı 2002 yılında yüzde 28 iken, bugün belki de bu oran 50’lere yaklaştı. Yöneticiler yaşlandıkça, değerlenen kıymetli şarap gibi olmuşlar. Bu talebi tetikleyen unsurların en başında, genç yöneticilerin milyon dolarlık şirketleri yönetme konusundaki tecrübesizlikleri sayılıyor. Hasılı özellikle ICT sektöründe faaliyet gösteren şirketleri “Çıtır CEO Sendromu” sarmış durumda. İnternet teknolojileri hayatın tamamını kontrol etmeye başlayınca şirketlerin tepe yöneticilerinin de gençlerden oluşması doğal bir sonuç gibi görünüyor.

Ama şurası var ki; emeklilik yaşının 60’ları aştığı Türkiye’de bu genç yöneticiler acaba hayatları boyunca hangi şirketlerde CEO olarak iş yaşamlarını sürdürebilecekler? Şöyle bir hafızanızı yoklayın sevgili okurlarımız; sayısını bilemeyeceğiz ama memlekette ne CEO’lar gördük değil mi? Her şeye rağmen elini eteğini sektörden çekip, memleketimizin cennet köşelerinde emekliliğin tadını çıkaran CEO dostlarımız, hadi mailinizi açın da bu sorunu nasıl çözeceğiz birkaç satır da olsa fikrinizi yazın bize. Belki de benim şu naçizane önerime eleştiri getirirsiniz.

Amerika’daki pek çok şirketin deneyimli yöneticilerinin görev süresini uzatmak ve onlardan daha fazla yararlanmak için “anti-aging”e yöneldikleri aktarılıyor. General Motors’tan başlayarak daha pek çok şirketin bunu yaptığını işitiyoruz. Bizim benimsediğimiz ise daha yeni bir yöntem: Artık büyük şirketlerin tümü mentist kullanıyor. İşler tersine dönmüş, eğitimli, konuya hâkim gençler mentist olarak iş başı yapıyor ve meslekte körleşme ihtimaline karşı bu deneyimli CEO’lar mentistler tarafından zinde tutuluyor. Hemen “olmaz” demeyin. “Çoluk çocuk”tan CEO yapıyorsun oluyor da aklı başındaki yöneticilere “mentist” takviyesi mi olmuyor? Mentistiniz “Müdür bey kahvem sade olsun” deme nezaketsizliğinde bulunmuyorsa, tecrübeyle inovatif gençliği harmanlamak istiyorsanız bu yeni yöntemi denemek yararlı olabilir.