BİLİŞİMDE İHRACAT DESTEKLERİ LABİRENTİ

Ekonomiyi büyütmek için ihracata büyük önem veriliyor. Bilişim ihracatı ise, iyimser bakılırsa en büyük potansiyele sahip: dünya ticaret hacminde sektörün payı %12 civarındayken,

Ülke ihracatındaki payı %1 civarında.

Bu yazıda Bilgi ve İletişim Teknolojileri diye bilinen sektörden, yazılımı da içerecek şekilde “Bilişim” olarak bahsedeceğim. Ticaret Bakanlığınca, Bilişim ihracatı mal ihracatı değil, hizmet ihracatı olarak ele alınıyor.

Ticaret Bakanlığı, ihracat için önemli destekler veriyor. Bakan Ruhsar Pekcan’ın geçen hafta TİM Delegelerine yaptığı açıklamaya göre, son senede 3.7 Milyar USD bütçelenen desteklerin sadece 1.7 Milyar USD kısmı kullanılmış.

Ticaret Bakanlığının verdiği, TİM ve İhracatçı Birliklerinin yönettiği bu desteklerin, özellikle bilişim sektöründe az kullanılmasının nedeni ya bilinmiyor ya da karışık ve göz korkutucu olmaları. Aslında bu çok değerli destekleri efektif kullanmak, Theseus’un Minotaur’u yenip labirentten çıkması kadar zor. Prenses Ariadne’nin sihirli ipliğini vermek mümkün olmasa da kurumlar ve genelgelerle ilgili tarihçeleri de ekleyerek daha anlaşılır şekilde anlatmaya çalışayım.

Bilişimin de dahil olduğu Hizmet sektörlerine verilen desteklerle ilgili en temel problem, mal ticaretine yönelik geleneksel desteklerin hizmet ticaretinde uygulanmaması; bu sektörlere özel desteklerin de yeterince ayrışık sunulmaması. Mesela, Ticaret Bakanlığının hazırladığı Kolay Destek sitesinde (https://kolaydestek.gov.tr) çok anlaşılır biçimde anlatılan destekler hizmet sektörüne uygulanmıyor; bu konuda uyarı da olmadığı için, bu destekleri kullanıp sonra ödeme aşamasında reddedilebilirsiniz.

İhracatçı desteklerinin yakın tarihi Ekonomi Bakanlığının 2011/1 numaralı Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Destekleri ile ilgili genelgesine dayanıyor. Ancak bu genelge geleneksel mal ihracatını destekleyecek şekilde kurgulanmış.

Hizmet sektörüne özel destekler için ise, önce 2012/4, sonra da 2015/8 sayılı Döviz kazandırıcı Hizmet Ticareti Destekleri genelgesi yayımlanıyor. 2011/1 ile karşılaştırıldığında çoğu destek aynı, ancak hizmet sektörüne özel birkaç destek olmakla birlikte, 2011/1’deki bazı destekler hizmet sektörüne verilmiyor.

Benzer şekilde, 2006/4 numaralı Markalaşma ve Turquality Destekleri ile ilgili genelge de mal ihracatına uygun kurgulanmışken, hizmet sektörüne yönelik olarak 2015/9 numaralı Döviz Kazandırıcı Hizmet Sektörleri Markalaşma Destekleri ile ilgili genelge çıkarılıyor.

Bu destekleri alabilmek için İhracatçı Birliklerine üye olmak gerekiyor. İhracatçı Birlikleri de kuruluşundan beri mal ihracatı üzerine kurgulanmış, varlığını ve gelirlerini gümrükleme işlemleri sırasında kesilen aidatlarla sürdürüyorlar. Gümrüklemeyi temel almayan hizmet sektörlerinin ihracatçılar birliği, gelir modeli yaratılamadığı için uzun zaman kurulamadı; 2014 yılında Elektrik ve Elektronik İhracatçılar Birliği (TET) altına yetki ve sorumluluğu olmayan bir “evlatlık” olarak konumlandı, bilişim de dahil hizmet sektörü firmalarının oldukça düşük aidatla TET’e üye olarak desteklerden faydalanmaları mümkün oldu.

2018’de bu genelgelerle desteklenen harcamaların incelenmesi sorumluluğu İhracatçı Birliklerine verildi. Yine aynı sene, Ekonomi Bakanlığı yeniden yapılandırılarak ismi Ticaret Bakanlığı olarak değiştirildi.

2018 yılında torba kanunlar arasında, hizmete yönelik ihracatçı birliklerinin kurulabilmesi için bir istisna getirilerek, firmaların cirosu üzerinden yıllık aidatla (asgari brüt ücretin 1 ile 5 misli arasında) gelir modeli yaratıldı ve 2018 Mayıs ayında Hizmet İhracatçılar Birliği (HİB) kuruldu. Bilişim dışında sağlık, eğitim, kültür, lojistik, taşımacılık gibi 20’ye yakın sektörü temsil eden bu yeni birlik, TET gibi İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birliği’ne (İMMİB) bağlı.

Buraya kadar yeterince kafanız karışmadıysa, olası “biz İstanbul’da değiliz, maden ya da metalle ilgimiz yok, İMMİB ile ne ilgimiz var?” sorusuna cevap olarak, İhracatçılar Birliği içindeki yapının bilişimi ilgilendiren kısmını anlatayım: İhracatçı Birlikleri, birden fazla birliğe ortak bürokrasi ve sekretarya hizmeti veren Genel Sekreterliklerle bağlantılılar. Bu sekreterliklerin isimleri biraz tarihi, biraz da sanki kasten kafa karışıklığı yaratmak amacıyla bütün içgüdülerle çelişiyor. İMMİB aslında bir birlik değil, TET, HİB dahil toplam 7 birliğe hizmet veren bir Genel Sekreterlik. Adındaki “Metal" ve “Madencilik” de yaptıkları işle alakalı değil, diğer sekreterliklerden farklılık yaratmak için üstlerine yapışmış. İsmin sonundaki İB yerine GS konulsa işlevsel farkı ön plana çıkardı.

Sonuç olarak, İMMİB, bir İhracatçılar Birliği değil, bir Genel Sekreterlik; İstanbul firmalarıyla sınırlı değil, bütün ülkeye hizmet ediyor, Metal ve Madenle de ilgisi yok. Yani ismindeki hiçbir harf doğru değil. Böyle bir kuruma kayıt olmak gerekliliği, devletle iş yapmaya oldukça kuşkucu yaklaşan yeni nesil girişimci bilişim firmaları için kafkaesk bir algı yaratıyor.

Hizmet sektörüne verilen destekleri kullanabilmiş firmalar, bir süredir değerlendirme ve ödeme sürecinin uzunluğunu fark etmişlerdir. Bunun nedenlerinin başında, yukarıda yazdığım gibi, bu sürecin sorumluluğunun ihracatçılar birliklerine geçiş sancıları var. Hizmet sektörüne özel olarak da birliğin kuruluşunun bu geçiş sürecine denk gelmiş olması ve birliğin bütçesinin gelir modelinden dolayı diğer birliklere göre düşük olması zorlukları artırdı.

Geçen bir yılda devir teslim ve öğrenme sürecinin aşılması, İMMİB’in gerek bütçe gerekse personel olarak HİB’e "pozitif ayrımcılık” yapması ile bu zorluklar önemli ölçüde aşıldı. Elektronik imza ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) kullanımı üzerine kurulu sistem bürokrasiye düzen vermiş olsa da en küçük destek belgesi için şirketin en yetkili yöneticisinin yarım saatini harcaması gerekiyor. Bu yıl sonunda devreye girmesi beklenen blokzincir temelli Akıllı İhracat Platformu ve Destek Yönetim Platformu, umarım bu süreçleri daha da kolaylaştıracaktır.

Tabii bu süreçler, firmaların destek almaya hak kazanması adımına kadarını kapsıyor. Daha sonra ödemelerin yapılması, devlet bütçesinin yeterlilik ve önceliğiyle ilintili.

Şimdilik, bilişim sektörü HİB altında 10 Komiteden birisi olarak temsil ediliyor. İleriye dönük olarak, öncelikle hizmet sektörüne özgü bir genel sekreterlik, sonrasında bilişim için bir İhracatçılar Birliği kurulması hedeflenmeli, ancak en büyük engel gelirler. Bunun için gelir modeli değişmeli, yeni kurulan firmalar 1 sene ücretsiz misafir üye olabilmeli, firma sayısı artmalı, ama en ideali, bilişim ihracatının artmasıyla firmaların daha yüksek aidatlar verebilmesi gerekiyor.

Hem Hizmet İhracatçılar Birliği’nin yapısı hem de 2015/8 ve 2015/9 Genelgeleri ile verilen destekler hakkında özet bilgiler http://www.hib.org.tr/Dosya/HIBSunum.pdf adresinde bulunabilir.