BULUT BAĞIMLILIĞI

Venezuela, İngiltere Merkez Bankasında bulunan yaklaşık 2 milyar dolarlık altınının yarısını bir süredir sattırmak istiyordu ve İngiltere Merkez Bankası bunu yapmayınca, MB’yi mahkemeye verdi. Fakat İngiliz Yüksek Mahkemesi geçtiğimiz ay verdiği kararla 1 milyar dolarlık altının satılmamasına hükmetti. Venezuela’nın altın rezervini yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede kullanmak istemesi, diğer yanda Mahkemenin İngiltere’nin Nicolas Maduro'yu Venezuela Devlet Başkanı olarak tanımaması gerekçesiyle bu kararı vermesi olayın diğer ayrıntıları… Farklı şartlarda ve farklı sebeplerle de olsa, 1914’te Osmanlı Devleti tarafından paraları ödenmiş olmasına rağmen İngilizler tarafından teslim edilmeyen gemilerimiz de bize, koşullara göre güç sahiplerinin nasıl davrandıklarının bir başka örneğini hatırlatıyor… Bu örneklerden yola çıkarak, bulut kullanıcılarının bir gün nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kalabileceğini kurgulamaya çalışacağız…Venezuela altınlarını birden fazla ülkeye dağıtsaydı yine kilitlenir miydi veya Osmanlı gemi siparişlerini ittifak olmayan -ki Fransızlar da aynı şekilde siparişlere el koymuştur- farklı güçlere verseydi, bu haydutlukların bedeli yine bu kadar ağır olur muydu?

Trump sonrası dünyasının “Ağ Tarafsızlığına” odaklandığı bir ortamda bulut teknolojisi tarafında da ciddi riskler oluşmaya başlamıştır. Günümüzde hemen hemen her modern teknoloji şirketi, depolama ve bilgi işlem hizmetlerini kısmen veya tamamen bulut teknolojisinden yararlanarak dış kaynaklardan sağlamaya çalışmaktadır. Bu teknoloji ile şirketler fiziksel donanıma yatırım yapmaktan kaçınarak daha verimli çalışabilmektedirler. Devasa elektrik jeneratörleri, yakıt tankları, akü orduları, sürekli büyüyen hesaplama ve depolama kapasiteleri ile 2 milyon metrekarelik iklim kontrollü bu tesislere sahip olanlar ise dünyadaki sadece birkaç şirkettir ve bu şirketlerin (dünyadaki üç büyük bulut sağlayıcısı Amazon, Google ve Microsoft'tur) günün birinde kendilerine bağımlı hale gelen müşterilerine tek taraflı politikalar uygulamaları durumunda onları denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır. Şüphesiz tek bir bulut servis sağlayıcısına bağımlı olmanın riski sadece uygulanabilecek yaptırımlar neticesinde olmayabilir. Şalterin inmesine sebep olan bir terörist hareket, bir salgın veya bir doğal felaket de olabilir. Birden fazla bulut sağlayıcıdan hizmet alarak bir gün başa gelebilecek risklerden kaçınmak mümkün gibi görünse de, burada da karşımıza bulut tarafsızlığı (başka bir yazının konusu olmaya adaydır) çıkıyor ki bulut servis sağlayıcılar arasında riski dağıtmanın hem maliyetli hem de teknik olarak kolay olmayacağı ve altınları başka ülkelere dağıtmaktan veya gemi siparişlerini çeşitlendirmekten daha karmaşık olacağı aşikardır.

Yurtdışındaki bulut sağlayıcılardan birine bağımlı olmak bahsettiğimiz riskler sebebiyle hizmet devamlılığını önemli ölçüde etkileyebileceğinden, şirketlerimizin risk planlarını gözden geçirmeleri gereklidir. Türkiye’nin gelecekte yurtdışı bulut hizmet sağlayıcı şirketlerinden hizmet alan yerel şirketlerinin düşeceği risklere karşın; başta fiber optik altyapının geliştirilmesi ve yurtiçi İnternet Değişim Noktalarının (IDN) kurulması olmak üzere, yerel verilerin yurtiçinde barındırılabileceği uygun fiyatlarla bulut hizmetleri sunacak veri merkezlerinin kurulabilmesi önündeki engelleri kaldırması elzem niteliktedir. Bu zaten bilinmeyen bir tespit değildir, fakat firmalarımızın yurtdışına olan bağımlılıklarını azalacak olması sebebiyle ayrıca önemsenmelidir. Yaptırımlar/ambargolar dünyasında yaşıyoruz ve ister teknoloji takip eden KOBİ olun, ister uluslararası oyun şirketi olun, risklerinizi ulusal ve küresel boyutta dağıtmayıp tek tabanca giderseniz bir sebeple gelecekte sıkıntıya düşebilirsiniz.