“Teknolojiye yatırım yapan kazanıyor.” İş dünyasının kocaman kocaman guru’larını dinlerken bu cümleler ağızlardan çıkıverdiğinde akabinde ve detayında neler söyleyecekler diye bekliyoruz. Bekliyorsunuz ve bekliyoruz ki acaba insan bu teknolojinin neresinde ve ne kadar önem arz ediyor. Teknolojiye yatırım yapan kazanır tabiki… Bu yazımızda sizleri rakamların arasında gezindirmeyeceğiz, söyleyeceklerimizi sağa sola eğip bükmeden deyivereceğiz.
İnsanların birer ikişer yapmaya çalıştığı işleri teknoloji yardımıyla otomotize etmek iş süreçlerini kısaltıyor, ürün çıkışını hızlandırıyor, bu da paranın sıcak yüzünü daha hızlı hissettiriyor. İşte bu yüzden yapay zeka konusunu tartışıp duruyoruz. Çünkü yapay zeka ile uzun vadede insanların yaptığı bir takım işler el değmeden yapılabilir hale gelecek. Bir bakıma, tekrarlayan işleri daha öncekileri aklında tutabilen yapay zekayla görmek bütün akış şemalarında “hız” olarak ortaya çıkacak.
Peki empati gerektiren işler değişecek mi? Duyguları anlamak, empati kurabilmek, kısacası yapay zekada insanı yücelten o muhteşem tavrı, “naifliği” görebilmek mümkün olabilecek mi? Farkındayız, biraz “Zeki Müren de bizi görecek mi?” repliği gibi oldu. Henüz bu soruların yanıtlarını bilmiyoruz ama yaratıcının insanlara bahşettiği lütufları makinalardan beklemek biraz beyhude bekleyiş olabilir.
Yapay zeka uygulamalarının tümüyle insan faktörünün yerini alabileceğini düşünenler olabilir. Böyle düşününler elbette var gücüyle teknolojiye yatırım yapsınlar, yapsınlar ki daha çok kazansınlar. Bizi bu satırlara yazmaya iten esas unsur, her ne yaparsak yapalım, insan faktörünü unutmamamız gerektiği hissiyatı. Hani yurdum insanları olarak hep genç nüfusumuzla övünürüz ya, şapkamız 6 kenarlı değilse, önümüze koyup azıcık düşünelim. Bu genç nüfus ne yapar, neyle meşguldür, işin altına ne kadar omuz koyar bu soruların yanıtlarını da ayrıca düşünmek gerekir. Yapay zeka, Endüstri 4.0 vesaire derken acaba insana yatırımı, yani DOĞAL ZEKA’ya yatırımı ihmal mi ediyoruz?
Elbette ki teknoloji toplumlar tarafından bir tehdit değil, bir yardımcı olarak algılanmalı. Almanya 4.0’ın önderliğini üstlenirken, Japonya insan faktörünü göz ardı etmeden “Toplum 5.0” felsefesini vizyona sundu. “Toplum 5.0”, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli şekilde sağlandığı süper akıllı toplum modelini sunuyor. Alt başlıklarına baktığımızda, sanal dünya ile gerçek dünya birlikte işlesin, Nesnelerin İnterneti’nde toplumların çıkarları önde olsun önerileri var. Özetinde, robotlar insanları mağdur etmesin, toplumların sorunlarının çözümüne yardım etsin önermesi getiriliyor.
Uluslararası Robot Federasyonu’na göre dünya robot pazarının lideri Çin, Tayvan, Güney Kore ve Hindistan. Türk sanayisi ise henüz 3.0 düzeyini aşabilmiş değil. Endüstride teknolojik üstünlüğü yakalamanın tek yolu ise genç nüfusunuzu bu işe kanalize etmek. Robot pazarının lideri olamıyorsun bari genç nüfusunu ıskalamadan İnsan 5.0’ı yakala!