ULUSAL T1 – BÖLGESEL T2 -YEREL T3

TELEVİZYON YAYINLARI:

T1 / T2 / T3 önce 3894, daha sonra 6112 Sayılı RTÜK Kanunu’nda yer alan televizyon yayıncılarını tanımlayan bir sınıflandırma.

Son 5 yıl içinde yayın formatları standart defination yayından (SD) high defination’a (HD) evrildi. Ancak, karasal vericilerin analog olması ve sayısal karasal yayına (DVB-T2) geçilememesi nedeniyle karasalda HD yayınlar tam olarak iletilemedi. Bunun neticesinde izleyiciler yüksek çözünürlüklü HD yayınları uydu veya uydu platformlarından izlemeyi tercih etti.

Yayınların HD formata geçmesi ve mpeg4 codeclerinin kullanılmasıyla daha az kapasiteden daha çok veri yollamak mümkün oldu. Yayıncıların kullandıkları ve işletme giderlerinin içinde büyük paya sahip olan uydu giderleri de azaldı. SD yayınlarda mpeg2 codec’ine ihtiyaç duyuluyor. HD’ye göre kapasite ihtiyacını azaltan bu durum ekonomik gerekçelerle uydudan yayın yapamayan yayıncıların ilgisini çekti ve HD formata çevirerek yayınlarını sürdürdüler.

Elbette bu geçişi hızlandıran başka faktör de var. Bunlar arasında en önemlisi TÜRKSAT’ın yayıncılara sağladığı Teleport hizmetidir. Bu hizmetle bölgesel ve yerel yayıncılara uydudan yayın imkânı sağlandı.

Yazı başlığına dönersek… Son yıllarda görülen teknik gelişmeler sayesinde ulusal, bölgesel ve yerel yayıncılar arasındaki sınıflandırmanın sona erdiğini söyleyebiliriz. Bir yerel televizyon ile ulusal televizyon arasında neredeyse fark kalmadı. Aradaki tek fark içerik ve yayın kalitesi haline geldi. Bu durum ise sektöre rekabet olarak yansıdı. Görünen o ki ilerleyen günlerde sektördeki rekabet daha da artacak.

Yayıncılıkta rekabet hem teknik hem de içerik kalitesiyle yakından bağlantılı. Teknik rekabet bundan böyle 4K olarak gündeme gelecektir. Büyük ulusal kanallar şimdiden hazırlıklarına hız verdi. Teknik kalitenin değişimi ise bölgesel ve yerel kanallarda SD’den HD’ye geçiş olarak kendini gösterdi. SD’den HD’ye ve nihayet 4K formatına geçmek elbette yatırım gerektiriyor. Ancak bu kolayca aşılabilecek bir sorun değil. Yeni teknolojiler teknik alanda maliyetlerin düşmesini sağladı, cihaz ve ekipman alımlarını kolaylaştırdı. Geriye içeriklerin niteliği kaldı. Ülkemiz yayıncılarının içerik üretmedeki başarısı elbette yadsınamaz.

Bu imkanlar her 3 sınıfta yer alan TV kuruluşlarının da başarısını arttıracak gibi dursa da sonuçlar maalesef beklendiği gibi olmuyor. Hala majör kanallar izlenme sıralarının üst basamaklarında yer alıyor. Bunun temel sebebinin içerik seçimleri olduğunu söyleyebiliriz. İlave olarak marka oluşturmanın da etkisi yadsınamaz. Son olarak yayınların güçlü platformlarda yer almasının da bu başarı da büyük payları bulunuyor.

Yayıncılıkta teknik ve içeriğin etkili olmasına rağmen her TV kanalı maalesef aynı başarıyı yakalayamıyor. Klasik televizyon yayıncılığına ilgi +50 izleyici grubunda eskiden olduğu gibi devam etse de yeni kuşakların geleneksel yayıncılığa pek itibar etmediğini görüyoruz. Gençler katılımcı olamadıkları her ortamı süratle terk ediyor. Bu ise yakın gelecekte televizyon yayıncılarının karşısına büyük bir sorun olarak çıkacaktır.

Televizyonlar gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sadece reklam gelirleriyle finanse ediliyor. Reklam pazarı bütün sektörü doyuracak büyüklükte değil. Bu ise yayıncılar için ciddi bir sorun. Son yıllarda televizyon reklamları aynı kalırken televizyonların gelirleri sadece %1 arttı. İnternet mecralarındaki artış ise genç kuşaklar nedeniyle %17’ye yükseldi. Bu oranların önümüzdeki yıllarda internet mecraları lehine katlanarak yükseleceği öngörülebilir.

Küresel salgın insanları evlerine kapadı. Bu da televizyon ve internet yayınlarına talebin artmasını sağladı. Sektör şimdilik bir miktar nefes alabildi. Hayat normale döndüğünde sektörü zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz. Bunun nedenlerinden biri de sektördeki yayıncı sayısındaki fazlalık. TÜRKSAT uydularından yayın yapan TV sayısı neredeyse 400’den fazla. İnternet üzerinden yayın yapan ve daha çok genç kuşakların itibar ettiği kanalları da buna ilave edersek sayı daha da yükselecektir. Sektörde bu kadar çok kanalın ne kadar sürdürülebilir olacağını şimdilik kestirmek hayli güç.

Televizyon sektöründe tüm bunlar yaşanırken radyo sektörünü ise daha zor günler bekliyor. Türkiye’deki radyo sayısı oldukça fazla. Gebze, Yalova Büyükçekmece emisyonları hariç tutulduğunda sadece İstanbul megapolüne yayın yapan kanal sayısı 100’den fazla. Türkiye genelinde bu sayı 700’ü aşıyor.

Radyo yayıncılığında teknik donanım, altyapı, transmisyon giderleri TV ile mukayese edildiğinde hayli düşük, bu ise sektörü daha cazip hale getiriyor. Karasal yayınların hala analog olarak devam etmesi ve FM frekans bandında taşınabilecek yayın sayısının sınırlı olması sektör için şimdilik bir avantaj. Ancak radyo yayıncılığı da internet üzerinden gelişmeye devam ediyor. Sanal alemde yayın yapan neredeyse sınırsız sayıda radyo olduğunu görüyoruz. Bu ise sektör için olumsuz bir durum. Çünkü radyo sektörü de reklamlar sayesinde ayakta durabiliyor. Radyo sayısının çokluğu, rekabetin büyüklüğünü gösteriyor. Çok sayıda radyonun kendi aralarındaki rekabet nedeniyle nefes almaları her geçen gün zorlaşacak.

Televizyonda olduğu gibi radyoda da yayın kalitesi ve içerik önemli. Yayın kalitesi şimdilik stereo bir adım ötesi quadro, dahası şimdilik yok. Rekabet için geriye sadece içerik ve karasal verici sayısı ile network kalitesi kalıyor. Radyoda da televizyonda olduğu gibi izleyicinin taleplerini konsolide edebilen esnek yayınlar daha fazla öne çıkabilecek.

Aslında radyo sektörünün şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Yıllar önce görüşülen ve o günlerde gündeme gelen sayısal karasal radyo yayıncılığı başlamış olsaydı, 88-108 Mhz bandında taşınabilen radyo yayın sayısının kat be kat üstünde yayıncı sektörde yerini alacaktı. Bu durum sınırlı reklam payına sahip radyo sektörüne nasıl bir etki yapardı bilinmez?

Tabii sayısal karasal yayınların kalitesinden bahsetmeye gerek yok. Metropollerde mevcut analog ve standart dışı 200 Khz aralıklarla yayın yapan radyo yayınlarından daha iyi olacaktır. Klasik yayın yapan televizyon ve radyo sektörünü gelecekte zor günlerin beklediğini söylemeliyiz.