TÜRKİYE’DE 5G GODOT’YA DÖNÜŞÜRKEN UFUKTA 6G BELİRDİ

Yıllar önce “5G gelir mi gelmez mi, ne zaman gelir” diye konuşurken ve 2020’de gelebileceğini konuşurken gerçekten de 2020 yılında 5G geldi ve 100’den fazla ülke 5G’ye geçerken birçoğu da 5G’ye geçiş planlamalarını yaparken, biz hala 5G ile ilgili biraz da boş bir şekilde konuşmaya devam ediyoruz. Uçtan uca bir çözüm çıkaralım dövizimiz içerde kalsın diyoruz ama bu işin söylendiği yazıldığı kadar kolay olmadığının henüz farkına varmış değiliz. 4G ile ilgili ULAK diye bir projemiz var, o da uçtan uca bir çözüm değil, çözümün bir kısmı, neredeyse 9 yıl oldu başlayalı, SSM tarafından finanse ediliyor, henüz teknik olarak olgunluğa erişmiş değil, ticari olarak ise konuşmak bile anlamsız, fakat bu çok normal, böylesine büyük projeler akşamdan sabaha oluşamazlar. Normal olmayan bizim bu tür projeleri olağandan daha hızlı bir şekilde gerçekleştirebileceğimize ilişkin insanlardaki özgüven patlaması. Son dönem sosyal medya starlarında bu durumu görüyoruz ama teknolojinin içindeki zeki, akıllı, yetenekli mühendislerin projelere bu şekilde yaklaşmaları insanın kafasında bazı soru işaretleri oluşturuyor. Bu tür projeler yapılamaz projeler değil elbette, yeterli bilgi, tecrübe ve en önemlisi insan ve finansman kaynağı varsa yapılabilir, üstelik 5G projelerinin çok büyük bir kısmı da yazılım ki bu işleri biraz daha kolaylaştırıyor. Ama tabii her projeyi gerçekleştirmenin makul bir zamanı vardır, bunu da proje risklerini dikkate alarak biraz da yanılma payı ile tahmin etmek zor değildir.

Bilindiği gibi 5G teknolojilerini geliştirmede Çin’in Huawei şirketi rakiplerinden daha ileri gitti ve teknolojik hakimiyeti ele geçirdi. Amerika’da bu durum karşısında Çinli şirketlere karşı bilinen nedenleri öne sürerek ticari bir savaş başlattı. Amerika ile birlikte hareket eden bazı ülkeler de bu savaşa katıldı. Bu savaş Çinli şirketleri kısa vadede tabii ki etkiledi ama uzun vadede zaten böyle çekişmelerin olabileceği risklerini de önceden düşünmüş olacaklar ki aldıkları tedbirleri hızlıca uygulamaya koydular. Bunun yanında 5G trenini kaçırmış olan Amerikalı şirketler ise bundan sonraki “G”de inisiyatifi ele almak veya en azından yarışa dahil olmak için çalışmalara başladılar. “The Alliance for Telecommunications Industry Solutions (ATIS)” Telekom Sektörü için Çözüm Topluluğu olarak adlandırabileceğimiz kurum tarafından, “Next G Alliance” yani “Bir Sonraki G Topluluğu” adı altında Kuzey Amerika ülkelerinin 6G’de teknolojik liderliğin ele geçirmesi ve daha sonraki mobil teknolojilere de dayanak oluşması amacı ile araştırma, geliştirme, cihaz üretimi, 6G standartlarını belirleme ve pazarları bu teknolojilere hazırlama amacı ile kurucu üye olarak AT&T, Bell Canada, Ciena, Ericsson, Facebook, InterDigital, JMA Wireless, Microsoft, Nokia, Qualcomm Technologies Inc., Samsung, TELUS, Telnyx, T-Mobile, UScellular and Verizon şirketlerinin olduğu bir topluluk kuruldu ve daha sonra 100’den fazla batı dünyasından şirket de bu topluluğa katıldı. Böylece batılı şirketler, 5G’de teknolojik olarak Çinli şirketlere kaptırdıkları üstünlüğü 6G’de geri almak için birlikte çalışacaklar.

6G beklentileri normal olarak 5G beklentilerinden daha ilerde olmalı yani genişband hızları en az 100 Gigabit olmalı, uçtan uca gecikmeler 0,1 milisaniye veya altında olmalı, kilometrekareye düşecek bağlantı sayısı 10 milyon, toplamda ise trilyon bağlantı desteklenmeli gibi. Fakat 6G’de bu standart beklentilerin yanında network elementlerinin tamamen yapay zeka kontrolünde olmaları, tamamen dağıtık bir yapıda olmaları, siber güvenilirlikleri yüzde 100 olması, blockchain teknolojisinin kullanımı, doğal afetlerde veya özel durumlarda kesinlikle kesinti veya sıkışıklık yaşanmaması, mümkün olduğu kadar çok tam güvenli açık kaynak kullanımı ve yeni uygulamaların çok hızlı ve kolay bir şekilde yapılabilmesi ve kaynakların dışarıya sorunsuz açılmasını sağlayacak bir API sisteminin olması gibi biraz daha yapısal isterler de öne çıkıyor böylece 6G üreticilerinin teknolojik standartlar yanında yapısal olarak da insanlığa mal edilmesinin önünü açacak standartların uygulanması mümkün olacak. 6G sistemlerinin gerçek zamanlı hologramları, uçan taksiler dahil tüm otonom araçların ve internete bağlanabilecek ve insan vücudu ve beyin verilerini doğru bir şekilde iletebilecek, yeni yeni çıkacak uygulamaların talep edecekleri gereksinimleri de karşılayacak, yüksek hız, düşük gecikme ve en önemlisi de her türlü şartta yüzde 100 gerçek zamanlı çalışma garantisini sağlayabilecek şekilde tasarlanması gerekecek.

Bu arada Avrupa cephesinde de 6G konusunda bazı çalışmalar var. Avrupa Birliği Horizon 2020 kapsamında Nokia’nın liderliğini yaptığı ve Ericsson, Orange, Intel, Siemens, TIM ile Telefonica’nın ve birkaç üniversitenin katıldığı Hexa-x adında bir 6G projesini destekleme kararı aldı.

Çin tarafı da 6G konusunda boş durmuyor. 6G iletişiminde kullanacakları dalgaları test etmek için uzaya bir uydu gönderdiler. Huawei, Kanada’da bir 6G araştırma merkezi kuruyor. Kanada hükümeti buna net olarak henüz onay vermedi ama yaratacağı istihdam ve yapılacak 200 milyon dolarlık yatırım Kanada hükümetinin kararı eyalet hükümetine bırakmasına yol açtı. ZTE ise China Unicom Hong Kong şirketi ile ortak 6G teknolojileri geliştirmek için bir çalışma başlattı.

6G’de çok yüksek frekanslı terahertz dalgalarının kullanılması düşünülüyor. Bu durum da baz istasyonu kavramını yeniden değerlendirmek anlamına geliyor. Ayrıca dalgaların gücünün de çok düşük olacağı düşünülürse su buharından veya bir kâğıt parçasından bile nasıl geçeceği çözülmesi gereken konular arasında olacak. Ayrıca 6G’de mobil el cihazları yani telefon kullanımının gerekli olup olmayacağı da tartışma konusu, çünkü organik veya inorganik tüm canlılar veya cansız yapılar 6G sistemleri ile bağlantı halinde olacağı düşünülüyor, bu durumda ekstra bir cihazın elde veya cepte taşınması gerekli olmayabilir. Ayrıca tüm 6G cihazların aldıkları sinyali iletme yeteneğinin de olması düşünülüyor yani her cihaz mini bir baz istasyonu gibi çalışacak, bu da tabii olarak bazı sağlık, gizlilik konularının gündeme getirecek.

6G sisteminin ticari olarak hayata geçmesinin 2028-2030 yıllarında olacağı düşünülüyor. Bütün bunlar ışığında, Avrupa’nın en büyük telekom şirketleri bile bir araya gelip proje yaparken bizde düşman kardeşler gibi çalışmalarını aynı konularda fakat ayrı ayrı sürdüren yapıların da artık daha esnek olmaları ve birlikte çalışabilmek için şartları zorlamaları için yeterli zaman var diye düşünüyorum.