YENİ MEDYA VE KUŞAK ÇATIŞMASI

Yeni medya ve kuşak çatışması pandeminin etkisiyle daha hissedilir olmaya başladı. Televizyon ve radyo yayınlarında her geçen gün yeni yayınlar, yeni ve ilginç platformlar kuruluyor. İnternet ve internet temelli yayın platformları bu yarışta ilginç içerikleri ve neredeyse sınırsız yayın imkanlarıyla izleyici ile buluşmaya devam ediyor.

Her geçen gün artan uydu yayınları bu yayınlarının niteliklerini de tartışmalı hale getirdi. İnterneti bir tarafa bırakırsak, izleyiciye erişmek TÜRKSAT kapasite kullanımı, stüdyo imkanlarının çoğalması ve ekonomik hale gelmesiyle daha da kolaylaşmıştır. İnternet üzerinden iletilen çok sayıdaki yerli ve yabancı siteler, blogger, youtube, Twitch gibi platformları da ilave edersek yayıncılık alanındaki arzın tahmin edilenden çok olduğu görülecektir.

Tüm yayınların devam edebilmesi için kazançlarının olması, yeterli saniye reklam gelirinin olması bir şarttır. Toplam reklam yayın süresindeki artışın beklentiyi karşılamaması sektörü ya da gerçek yayıncıları kıskaca almaya başladığını görebilmekteyiz. Bu şartların sürdürülebilir olması sanıyoruz günümüz şartlarında pek mümkün olamayacak gibi duruyor. İnternet üzerinden yayınların her geçen gün artması ve toplam reklam gelirine ortak olmaya başlaması bu kıskacın daha da derinleştireceğini gösteriyor. Uydu üzerinden yayın yapan klasik yayıncıları yakın gelecekte sıkıntılı günler bekleyecektir.

Bu gelişmeleri daha da zorlaştıracak bir diğer gelişme ise kuşaklar arası farklı görüş ve davranış biçimlerinin pandemi sürecinde daha da artması olarak gösterilebilir. İnternet ve benzeri platformları takip eden klasik yayın izleyicisi, izleme davranışlarını eskiden olduğu gibi devam ettiriyor. Ancak bu süreç yavaşta olsa çevre etkileri ve erişim sorunlarının giderilmesiyle internet yayınlarına olan ilgi gençler dışındaki izleyicilerin de ilgisi çekmeye başladı. Şimdi bütün izleyiciler sanıyoruz ki bir süre sonra bu alışkanlıklarından vaz geçmeyecektir.

İnteraktivite, paylaşım, izleme süreçlerine katılım, görüş ve yorum yapabilme gibi imkanlara kavuşması izleyiciye daha da cazip gelecektir. Yeni ve dinamik internet platformları izleyiciyi önceleyen onların katılımını sağlayan (Twitch) yayınlara başladı. Evet yeni dönemdeki yayın türü bu. İzleyicilerin görüş ve yorumları ekranın bir köşesinden yazılı olarak akmaya başladı. Bu yayıncılıkta yeni bir dönemi başlatacak. İçerikleri filtre etmek ve yönetmek ise bu sistemin en zor tarafı olacak.

Ayrıca izleyicinin reklam sürelerinin uzunluğuna yönelik itirazlarına da bir çare bulunması gerekiyor. Bu durum gerçek bir sorun olarak yayıncıların önünde durmaktadır. Ya süreler makul seviye ye getirilecek ya da yurtdışında örneklerini gördüğümüz gibi daha zeki, talep gören, görsel sanat değeri olan reklamların dizi kalitesindeki gibi üretilmesi gündeme gelecektir.

İleriye yönelik teknik projeksiyon yapmak artık çok zor değil. Görünen o ki yakın gelecekte farklı mecralardaki yayınlar sadeleşecektir. Uydu yayıncılığı bir süre daha devam edecektir ancak etkisi yavaş yavaş azalacaktır. Buna karşın etkileşimli ve net ölçülebilen özellikleri olan internet ve türevlerinin yıldızı parlayacaktır.

Aslında yayıncılıktaki süreçlerin nasıl ve nereye evrileceğini kestirmek çokta zor değil. Bunun için internet mecrasını esaslı analiz etmek geleceği görmemiz için yeterli olabilir.

Tematik yayınların özellikle haberlerin yeni dönemdeki öneminden bahsediyoruz. Ancak bunların tamamının haber sitelerinde, Twitter ve diğer sosyal mecralardan anında, detayları ve yorumlarıyla görülebilmektedir. Yani haber ve diğer içeriklere olan talep, TV yayını ile olmasa da izleyiciye anında iletilebilmektedir.

Özellikle genç kuşakların bu alandaki talep ve yönelimleri yayıncılar için de yol gösterici olabilir. Ele avuca sığmayan genç kuşakların taleplerini yayıncılar dikkate almalıdır. İzleyici, masaya koyulan yemekler yerine kendisinin sipariş ettiklerini daha çok talep eder olacaktır. Bunu tek yolu çoklu ve kaliteli içerik üretmekten, kaliteli çözünürlük, zevkle izleyeceği reklamlar olabilir. Özetle internet yayıncılığı tüm yayıncılık kurallarını altüst etmeye başladı. Yayıncıların işi her geçen gün zorlaşacak gibi duruyor.

Yayıncılar için diğer bir olumsuzluk ise hukukidir. Yani, üretilen içeriklerin onay alınmadan diğer medya mecralarından özellikle yurtdışı kaynaklı internet platformlarından iletilmesi ve gelir elde edilmesidir. Bu konuda tüm yayıncıların bu tür sitelerle mücadele etmesi ve telif takibi yapması teknik ve idari olarak neredeyse imkânsız hale gelmiştir.

Benzer endişe ve sorunlar uzun süredir radyo yayınlarında da kendisini hissettiriyor. Aslında, radyo alanındaki yayıncı sayısının fazlalığı, çeşitlilik, uydu ve karasal yayınlarının yanı sıra internetin eklenmesiyle sektörü zorlamaya başlamıştır.

Mobil internet kullanımının artması, Wi-Fi çözümlerin kolay ve erişebilir olması, yakın gelecekte 5G ile birlikte internet hızlarının inanılamayacak ölçüde artması, alçak yörünge uydularının binlerce sayıya yükselecek olması, internet yayıncılığını tahmin edilenden daha çok etkileyecektir. Bu durum belki de klasik yayıncılığın sonunu bile getirebilir. Ya da belirli standartları ve talepleri sağlayamayan yayıncıların sektörden çekilmesiyle sonuçlanır. Veya biraz daha iddialı olursak, yayıncılar rekabeti azaltabilmek için reklamsız içerik sunmak, interaktif katılıma öncelik vermek ve hatta zor olsa da izleyiciye imkân sağlamak için internet giderlerini desteklemek gibi yasaların izin verdiği ölçüde türlü çözümleri oluşturabilecektir. Kısaca, yakın gelecekte her türlü yayıncılık alanı, hayli renkli ve eğlenceli gelişmelere sahne olacak gibi durmaktadır.