Var olan sabit, mobil ve veri iletişim teknolojileri temel geliştirme şekilleri değişmeden önümüzdeki 10 ila 20 yıl arasında çok daha yoğun olarak kullanılmaya devam edeceklerdir. Bu süreçte teknolojinin devinimi açısında değinilmesi ve üzerinde durulması gereken konular;
2000li yılların başında trend olan “Yakınsama” modelleri ticari kaygılardan dolayı pek ilerlemese de, bu konsept şebeke içi konularda çok hızlı yayılmaya başladı. İlk olarak “Hardware same, software defined” tanımı ile baz istasyonlarının üzerindeki yazılım değiştirilerek 2G, 3G, WİMAX gibi teknolojileri aynı şase içinde farklı kartlarda tutma ve yakınsak servisleri aktifleştirme gibi şebekeler girdi. Şimdilerde bu konsept yukarıda sıraladığım şebeke tanımlarını göz önüne aldığımızda, şebeke katmanları içinde herhangi bir ekipman üzerine yüklenen yazılım ile farklı cihaz gibi farklı hizmetler verebiliyor, kendini şebekeye tanıtıyor, şebeke yapısında dinamik değişikler yaplabiliyor hale gelmektedir.
Buradan hareketle; şebekenin katmanlarına göre geliştirilecek tek tip ekipman üzerine yüklenen yazılım ile yakınsak servislerin hepsini verebilir hale geleceklerdir. Erişim şebekesindeyse, her türlü geniş genişband ve darband iletişim için hem fiziksel hem yazılımsal arayüzleri sağlayabilecek hale geleceklerdir. Ve aynı şekilde fiberoptik veya mikrodalga radyolink sistemleri de gene aynı şekilde hem fiziksel hem yazılımsal arayüzleri sağlayarak üzerine yüklenen yazılama göre farklılık gösterecektir. Ayrıca şebekelerin ana bölümü veya Kor (Core) bölümü olarak anılan birimler hem ses hem verinin işlendiği, değiştiği ve hatta tüm bu hizmetlerin, yakınsamaların ayrı ayrı uygulama olarak bulunduğu bölümlerde bunlardan nasibini almaktadır. Bu bölümler daha çok karar destek komuta merkezleri gibi daha fazla makina ve akıllı cihaz ile donatılır hale gelmektedir.
Bir de erişim yani son kullanıcıya dokunan nokta veya hizmet noktasından geriye doğru gelişen durumlara göre olması gereken altyapılar için domino etkisi nasıl yayılıyor onu anlatmak istiyorum. Hizmet noktasında fiziksel ve yazılımsal arayüz çeşitliği (Genişband-darband, kablolu-kablosuz) artmıştır. Kullanıcı şekli (İnsan-makina) artmıştır. Hizmet noktası sayısı neredeyse artık logaritmik olarak artmaktadır. Doğal sonucu Kor şebekeye doğru çok daha fazla ve hızlı kapasiteli iletim sistemleri. Yani Fiber optik ve mikrodalga şebeke demektir. Teknoloji fiber malzemeden oluşup içinden bir ışık huzmesinin iletilmesi olarak tanımlana bilir. Fakat bir tel fiber kılının üzerinden şu anda 80-120 farklı dalga boyunda ışık iletilebilmekte ve her bir dalga boyu yüzlerce Gigabit’ler seviyesinde veri taşıyabilmektedir. Keza mikrodalga teknolojiside gene aynı şekilde farklı frekanslarda onlarca Gigabit sevilerine ulaşan veri taşıyabilmektedir. En son nokta Kor bölüm. Tüm bu kapasite işlensin, ulaşsın, değerli bilgiye dönüşsün amacıyla şebekenin kalbi olan Kor bölüme gelir. Bu kadar fazla artan etkisi bu bölümde artık Çarpan etkisine dönerek çok daha fazla ve kuvvetli sinyal işleyici, yönlendirici, bilgi depolayıcı gibi ihtiyaçları ortaya çıkarmaktadır. Uç noktalarda Gb’ler seviyesinde başlayan domino etkisi çığ modellemesi ile Kor şebekeye geldiğinde kodlamalar, algoritmalar ve bir sürü farklı yazılımsal sisteler çalışmak zorunda kalacak. Üzerlerinde depolayıp, işleyip, ulaştırıp, yönlendirip sonlandırıp ve bunların hepsini güvenliklerini sağlayacak şekilde olmasını sağlayarak kesintisiz yapacak / yönetecek Kor şebekeler olmak zorunda.
İşte burada esas soru şu:
Gerçek teknoloji nedir?
Görüldüğü üzere, bilişimin her modelinde, her katmanında kapasite artıyor, Sayı artıyor. Peki tüm bunlarında içinde olmazsa olmaz ve tıpkı ekipman ihtiyacı gibi ekipman başına miktarı artan ve gerçek katma değeri olan nedir?
İŞLEMCİ.
Aklınıza gelebilecek veya gelmeyecek her türlü akıllı akılsız cihazın (sadece bilişimde değil tüm dikey sektörlerde) tam da göbeğinde oturan malzeme. Kapasite artıkça modellemesi değişiyor, olmadı sayısı artıyor. Üzerinde çalışan algoritmalar gelişiyor. Çok ama çok önemli iki getirisi var;
Eğer var olan yarı iletken teknolojisinde ölümcül bir geliştirme/icat yapabilirseniz; işte o zaman dünyanın tüm bilişim ve dikey sektör bileşenleri için karar verici olursunuz.
İşlemci ekipmanlar/şebekeler için en önemli devre elemanı olarak yer alırken, katma değeri bu kadar yüksek olmayan, ama miktar olarak logaritmik çarpan etkisine sahip diğer malzemede SENSÖR’lerdir. Bu iki nokta arasında olan her türlü malzeme, sistem aktarma organları olarak yer alırken KOR TEKNOLOJİ sınıfında yer alamamaktadırlar.
Son olarak, karar vermemiz gereken durumu şöyle sorabilirim;
Eğer gerçekten bu konuya yatırım yapılacaksa, teknoloji trenine karar verici, oyun değiştirici olarak binilmek isteniyorsa, neyimiz var neyimiz yok yatırmamız gereken konu İŞLEMCİ ve SENSÖR teknolojisidir. Tüm bunlar yapılırken, çalışılırken ve geliştirilirken gerçekten araştırmacı kimliği olan insanlar bulunmalıdır. Mühendislerle beraber hatta onların yaptığı çalışmaların önünde doğru kaynak “Temel bilimler Fizik Matematik” kökenli Akademik seviyesi yüksek kişiler baz alınmalıdır. AR-GE; ARAŞTIRMA ayağına yatırım yapmadığımız sürece değil trene binmek seyrinde bile zorlanırız.