Döngüsel Ekonomi ve Dijitalleşme

Karbon ayak izi, kişinin, kurumun, ürünün veya endüstriyel bir tesisin doğaya saldığı sera gazı miktarıdır. Bir başka deyişle karbon ayak izi, bir ürünün yaşam döngüsü boyunca veya bir eylemin doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu sera gazı emisyonlarının karbondioksit eşdeğer ölçüsüdür. Kısacası insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki negatif etkilerinin karbon salınımı cinsinden ölçülmesidir. En başlıcası karbondioksit (CO2) olan sera gazları (Greenhouse Gas-GHG), atmosfer tabakasında ısıyı emen ve yeniden yayan ve böylece atmosferi olması gerekenden daha sıcak tutan gazlardır. Yaygın olarak atmosferdeki su buharı, karbondioksit, metan (CH4), diazot monoksit (N2O), hidroflorür karbon (HFCs), perfloro karbon (PFCs), sülfür hekzaflorid (SF6), azot triflorür (NF3) gazlarıdır. Mars gezegenin atmosferi yaklaşık olarak %96 oranında CO2 gazından oluşurken, Dünya’da bu oran yalnızca %0.03’tür. Bu da Marsta neden yaşam yok sorusunun en temel yanıtıdır.

Çevre kirliliği, iklim değişikliği, çölleşme, ormansızlaşma, su kıtlığı ve küresel ısınmayla mücadele kapsamında Dünyada Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), Paris Antlaşması, Kyoto Protokolü gibi çeşitli çalışma ve sözleşmeler devreye alınmıştır. Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) da tam bu noktada AB ülkelerinin hazırladığı ve geleceğe daha temiz, yaşanabilir ve iyi bir dünya bırakmak adına atılan bir adımdır. AYM’de kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki temel hedef belirlenmiştir. Bu hedefler 2030 yılına kadar sera gazı azaltımlarını 1990 yılına kıyasla %55 oranında azaltmak ve 2050 yılına kadar net sera gazı emisyonlarının sıfıra indirilmesi olarak belirlenmiştir.

AYM çerçevesinde vergi mekanizması düzenlemesi de yapılarak Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKD) mekanizması AB tüzüğü olarak açıklanmıştır. İlgili tüzük enerji yoğun 5 sektörün (demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik) ithalatını hedefleyerek bu sektörlerin karbon emisyonunun düşürülmesine yönelik düzenleme ve fiyatlandırma amacıyla kurulmuştur. SKD 1 Ocak 2023 ile başlayarak 3 yıllık geçiş dönemini kapsamaktadır. 1 Ocak 2026 itibarıyla da tam uygulamaya geçmesi planlanmıştır. Bu geçiş dönemi boyunca ilgili sektörlerin SKD beyannamesi vermesi gerekmektedir. Bu beyanname AB’ye ithal edilen ürünler için doğrudan sera gazı emisyonlarının hesabını kapsayacaktır. 2020 yılı itibari ile Türkiye, AB ile 69 milyar dolar ile %41.3 oranında ihracat hacmine sahiptir. Bu doğrultuda SKD mekanizmasından etkileneceği aşikardır. Türkiye de karbon ayak izinin bileşenlerine baktığımızda elektrik üretimi, imalat sanayii, ithal ürünler, ulaştırma, konut ve hizmetler başı çekiyor. Dolayısı ile Türkiye’de olası ihracat kayıplarının önlenmesi için Türkiye ihracat pazarının dekarbonizasyon sürecine girmesi gerekmektedir. Buna göre Avrupa Birliği pazarına yapılan ihracatta yalnızca çimento sektörü için 170 milyon Euro maliyet (ton başına ekstra emisyon vergisi) oluşturacağı ön görülmüştür. Benzer şekilde elektrik, otomotiv, demir-çelik, makine, tekstil ve tarım sektörlerinde ihracat için karbon vergisi ödenmesi gerekecek. Türkiye’nin AB ile iş birliğine devam edebilmesi için mutabakat tarafından oluşturulan standartlara uyum sağlaması gerekmektedir.

Mevcut emisyonların belirlenebilmesi için karbon ayak izi hesaplama yöntem ve kapsamlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Hep dediğimiz gibi ölçemediğimizi, yönetemeyiz. AB tarafından ülkelere sağlanması öngörülen fon desteği için ön koşul karbon ayak izinin belgelendirilmesine dayanmaktadır. Karbon ayak izinin ölçülmesi ve yönetilmesinde genellikle Uluslararası Standardizasyonları içeren International Organization Standardization (ISO) esas alınmaktadır. Bunun için ortaya konan standartlara da bakacak olursak;

• ISO 5001: Enerji yönetim sistemi

ISO 14064-1: 2018 Sera Gazı Emisyonlarının ve Uzaklaştırılmalarının Kuruluş Seviyesinde Hesaplanmasına ve Rapor Edilmesine Dair Kılavuz ve Özellikler Standardı

• ISO 14064-2: 2019 Sera Gazı Emisyon Azaltmalarının veya Uzaklaştırma İyileştirmelerinin Proje Seviyesinde Hesaplanmasına, İzlenmesine ve Rapor Edilmesine Dair Kılavuz ve Özellikler Standardı

• ISO 14064-3: 2019 Sera Gazı Beyanlarının Doğrulanmasına Dair Kılavuz ve Özellikler Standardı

• ISO 14065: 2013 Sera Gazı Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonlarına Dair Kılavuz ve Özellikler Standardı

• ISO 14066: 2011 Sera Gazı Baş Doğrulayıcıları ve Doğrulama Ekibi Yeterliliklerine Dair Kılavuz ve Özellikler

Standardı

• ISO 14067: 2018 Ürünlerin Karbon Ayak İzi Ölçülmesine Dair Kılavuz ve Özellikler Standardı

Ülkemizde 5 Ocak 2020 tarihinde yayınlanan “Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik”e göre, kamu binaları, ticari ve hizmet binaları, elektrik üretim tesisleri, organize sanayi bölgeleri ile endüstriyel işletmeler en geç 2023 yılı sonuna kadar TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemini kurmak ve belgelendirmek zorundadırlar. Bununla beraber Ülkemizde Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 7 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

10 Şubat 2021 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen Döngüsel Ekonomi Eylem Planı kararı Avrupa Yeşil Mutabakat yapısını oluşturan en önemli kararlardan biridir. Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ürünü yaşam döngüsü boyunca ele almakta, ürün tasarımını, döngüsel ekonomi süreçlerinin desteklenmesini, sürdürülebilir tüketimin güçlendirilmesini ve kullanılan kaynakların mümkün olan en uzun zaman dilimi süresince AB ekonomisi içinde kalmasını amaçlamaktadır. AB için kaynakların mümkün olduğunca döngüde kalmasını sağlamanın, israfı en aza indirmenin ve etkin kaynak yönetiminin ötesinde rekabet ve kalkınma gibi politikalara yön verme gücüne sahip bir ekonomik modeldir. Türkiye’de de bu amaçla Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın adı önce Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmiş ve ardından Bakanlığa bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) kurulmuştur. Ajansın misyonu “Sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kamuoyunda duyarlılık ve farkındalık oluşturarak, çevrenin ve yeşil alanların korunması ve iyileştirilmesine; ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulması, işletilmesi, izlenmesi ve denetimine; kaynak verimliliğinin artırılarak ülke ekonomisinin desteklenmesine yönelik faaliyetleri düşük karbon yoğunluğu ile gerçekleştirmek şeklinde” belirlenmiştir. Türkiye Çevre Ajansının yürüteceği faaliyetlerin zamanında ve gerektiği şekilde yerine getirilmesi dahil teşkilat yapısı ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslar 15 Nisan 2021 tarihli ve 31455 sayılı resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Çevre Ajansının Teşkilatı Ve Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Ajans kurulduğu andan itibaren çalışmalarına özellikle Depozito yönetim sistemi konusunda başlamış ve söz konusu sistemin kurulumu için Depozito Bilgi Yönetim Sisteminin (DBYS) kurulması ve işletilmesi konusunda Damga Matbaası Genel Müdürlüğü ile iş birliği protokolü imzalanmıştır. TÜÇA’nın yakında Depozitolu ürünlerin toplanması (Depozito otomatları ..vb) ile ilgili standartları belirleyerek atık toplama ihalesi yapması beklenmektedir.

Döngüsel ekonomi için dijitalleşme kullanıldığında döngüsel ekonomiye geçişin çok daha hızlı olacağı aşikardır. Bu çerçevede büyük veri, blok zincir, yapay zekâ ve 3D yazıcıları gibi dijital çözümler sıklıkla kullanılmaktadır. Örneğin geçenlerde Microsoft Gezegen Bilgisayarı tanıttı dünyanın dört bir yanından petabyte'larca çevresel veri kümelerine erişimi, analizi sağlayan bir platform. Musluk sularının içilebilir olması ve özellikle plastik su ambalajlarının azaltılması veya doğana çözünebilir olması. Geri kalan plastik, alüminyum ve cam içecek ambalajlarında da depozito sistemine geçilmesi önemli. Buna benzer olarak dijital eşyalarda da aynı yaklaşımı sergilemek gerekiyor. Dijital atık nedenleri arasında ürünün onarılamaması, pillerin yenilenememesi, yazılımların güncellenememesi, aletlerde kullanılan materyallerin geri kazanılamaması gibi faktörler bulunakta. Avrupa bu çerçevede apple telefonlara bile tamir hakkı getirdi ve cihazların eski yazılım sürümlerin güncellenebilmesi üzerinde çalışmakta. Cep telefonu ve benzer eşyaların şarj aletlerinin ortak hale getirilmesine yönelik yasal düzenlemeleri yaptılar. Özellikle bilişim ve iletişim ürünlerinin güvenli bir biçimde yeniden kullanımına yönelik önlemlerin alınması ve yeniden kullanım piyasasında faaliyet gösterecek oyuncuların söz konusu ürünlere erişiminin sağlanması, enerji verimliliği, dayanıklılık, onarılabilir olması, sürümü yükseltilebilir olması, bakım, yeniden kullanım ve geri dönüştürülebilir olması, yazıcılarda kartuş gibi tüketim sarf malzemelerin doldurularak yeniden kullanılması döngüsel ekonomi için önem arz etmektedir. Dijital atık konusunda da depozitoda olduğu gibi ülke olarak yasal düzenlemeler yapmamız gerekiyor.

Döngüsel ekonomi ve dolayısı ile Avrupa yeşil mutabakatı Türkiye için bir risk olduğu kadar, aynı zamanda bir fırsat. Bu yeni ekonomi modelinde dijitalleşme çok önemli bir çarpan etkisi yapmakta. Ortak veri havuzlarının oluşturulması, anonimleştirilerek kamu verilerinin kullanımının mümkün hale getirilmesi, ürünlerde dijital etiket gibi dijital enstrümanların kullanımının desteklenmesi sureti ile değer zincirinde veri ve bilgi paylaşımının sağlanması, manuel işlemlerin ve kâğıt üzerinde yapılan işlemlerin dijitale kaydırılması yani aslında bizim yıllardır söylediğimiz dijital dönüşüm döngüsel ekonomi modelinde de çok önemli.

Avrupa önümüzdeki 10 yıl içerisinde, döngüsel ekonomi modeline uygun sürdürülebilir yatırımların desteklenmesi için en az 1 trilyon Euro finansman sağlayacak. Önümüzde girişimcilerimiz, sanayicilerimiz ve bilişimcilerimiz için önemli bir fırsat var. Büyük oranda ihracat yaptığımız Avrupa Birliğine hem ihracatımızı artırmak hem de sürdürülebilir bir kalkınma modeline geçmek istiyorsak söz konusu düzenlemeleri süratle yapmak ve dijital yatırımlarımızı artırmak zorundayız.

Ancak konu hakkında yapılacak mevzuat düzenlemeleri sektör ve paydaşlarla yeteri kadar tartışılmalı ve süreç bilgilerine dijital ortam da herkes için erişim imkânı olmalıdır. İnteraktif bir şekilde vatandaşlar ve iş dünyasının yasal düzenlemelere (özellikle çevre gibi her kesimi ilgilendiren bu konularda) ilişkin görüşlerini mevzuat son şeklini almadan iletebilmesi gerekmektedir.

Son Söz: Peşinde olduğunuz şey kalkınmaysa ve büyümeyse; ülke olarak, bürokratlar olarak ve siyasiler olarak kendimize karşı dürüst olalım ve bizi rahatsız etseler bile katkıda bulunacak değerli şeyleri olan insanlardan geri bildirim almayı unutmayalım.

Kaynaklar

Yeşil Mutabakat Eylem Planı, (2021), Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/MUTABAKAT%20YE%C5%9E%C4%B0L.pdf

TÜSİAD, (2021), Avrupa Yeşil Mutabakatı Döngüsel Ekonomi Eylem Planı Türk İş Dünyasına Neler Getirecek? https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/10790-avrupa-yesil-mutabakati-dongusel-ekonomi-eylem-plani-turk-is-dunyasina-neler-getirecek

TÜSİAD (2020), Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi, https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/10633-ekonomik-gostergeler-merceginden-yeni-i-klim-rejimi-raporu

Ersoy Mirici, M. & Berberoğlu, S. (2022). Türkiye Perspektifinde Yeşil Mutabakat ve Karbon Ayak İzi: Tehdit Mi? Fırsat Mı? . Doğal Afetler ve Çevre Dergisi , 8 (1) , 156-164 . DOI: 10.21324/dacd.982396