Türkiye’de son yıllarda giderek büyüyen “dezenformasyon” tartışmaları, bu kez gençlik eksenli geniş kapsamlı bir zirvede masaya yatırıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 20 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen “Dezenformasyonla Mücadele Ulusal Gençlik Zirvesi 2026”, yalnızca medya dünyasının değil; siyaset, akademi, dijital iletişim ve kamu yönetiminin de dikkatini aynı salonda buluşturdu.
Programın merkezinde ise dijital çağın görünmeyen savaşı vardı: bilgi savaşı.
Zirvede yapılan konuşmalar, artık klasik medya çağının çok ötesinde bir döneme girildiğini ortaya koydu. Yapay zekâ destekli manipülasyonlar, deepfake teknolojileri, algoritmik yönlendirmeler ve psikolojik operasyonlar; yalnızca iletişim meselesi olarak değil, toplumsal güvenliği etkileyen yeni nesil tehditler olarak değerlendirildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, yaptığı kapsamlı konuşmada dijital çağın ortaya çıkardığı kırılmalara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Başkanlık olarak düzenlediğimiz Dezenformasyonla Mücadele Ulusal Gençlik Zirvesi’nde; dijital çağın ortaya çıkardığı yeni tehditleri, dezenformasyonun toplumsal etkilerini ve gençlerimizin bu süreçte üstleneceği kritik rolü kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Dezenformasyon artık yalnızca yanlış bilgi meselesi değildir. Dijital çağda bilgi; toplumların psikolojisini, siyasal süreçleri, ekonomik dengeleri ve toplumsal ilişkileri etkileyen stratejik bir güç unsuruna dönüşmüştür.
Yapay zekâ destekli sahte içerikler, deepfake teknolojileri, manipülatif görseller ve algoritmik yönlendirmeler; hakikat ile kurgu arasındaki sınırları giderek belirsiz hale getirmektedir.
Dijital okuryazarlık artık yalnızca teknoloji kullanabilmek değil; bilgiyi doğrulama, kaynağı sorgulama, psikolojik manipülasyonu fark etme ve eleştirel düşünme becerisine sahip olabilmektir.
Türkiye olarak bizler de geçmişten bugüne birçok sistematik dezenformasyon saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Gezi olaylarından 15 Temmuz hain darbe girişimine, doğal afetlerden uluslararası krizlere kadar pek çok süreçte bilgi manipülasyonunun toplumsal etkilerini yakından tecrübe ettik.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz; doğru bilgiyi hızlı ve etkin biçimde kamuoyuyla paylaşmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, hakikat ve güven temelli bir dijital iletişim ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışmalarına kararlılıkla devam edecektir.
Bu vesileyle Dezenformasyonla Mücadele Ulusal Gençlik Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyor; programımızı teşrif eden Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak başta olmak üzere tüm misafirlerimize, katkı sunan tüm katılımcılarımıza ve kıymetli gençlerimize teşekkür ediyorum.”
Duran’ın konuşmasındaki en dikkat çekici vurgu ise “bilginin artık stratejik güç unsuru” haline geldiği yönündeki tespiti oldu. Bu ifade, zirvenin temel yaklaşımını da özetledi: Günümüz dünyasında savaşlar yalnızca sahada değil, ekranlarda ve algoritmaların içinde de yürütülüyor.
Zirvenin ana sorusu: “Hakikati kim koruyacak?”
Programın açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumun başlığı, zirvenin ruhunu doğrudan ortaya koyuyordu:
“Hakikati Kim, Nasıl Koruyacak?”
Konuşmayı yapan SETA Genel Koordinatörü Prof.Dr.Nebi Miş, dijital çağın yalnızca bilgi üretimini değil, hakikatin tanımını da dönüştürdüğüne dikkat çekti.
Zirvenin ilk panelinde ise gazeteciliğin sahadaki kırılganlığı ve doğrulama mücadelesi ele alındı.
“Hakikat ve Haber: Gazetecilikte Saha Deneyimi” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanı Kasım İleri üstlendi.
Panelde; Cemal Coşkun, Mustafa Kartoğlu, Mücahid Eker ve Nazlı Çelik konuşmacı olarak yer aldı.
Konuşmalarda özellikle kriz dönemlerinde sosyal medyada yayılan kontrolsüz içeriklerin toplum psikolojisini nasıl etkilediği, habercilikte hız baskısının doğrulama süreçlerini nasıl zorladığı ve sahte içeriklerin geleneksel medyayı bile nasıl kuşattığı üzerinde duruldu.
Yeni savaş alanı: Dijital medya
Zirvenin ikinci bölümünde odak noktası dijital medya oldu.
“Dijital Medyada Dezenformasyon ve Yeni Nesil İçerik Ekosistemi” başlıklı oturumda sosyal medya algoritmaları, genç kullanıcı davranışları ve yapay zekâ destekli içerik manipülasyonları değerlendirildi.
Oturumun moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörü Aslan Değirmenci yürüttü.
Panelde; Doğukan Gezer, Ömer Faruk Görçin, Hamza Özdemir ve Yasin Tekşen yer aldı.
Özellikle “teyit mekanizmalarının” geleceği, gençlerin haber tüketim alışkanlıkları ve yapay zekâ ile üretilen içeriklerin kamuoyunu yönlendirme potansiyeli panelin ana eksenini oluşturdu.
Türkiye’nin dijital refleksi
Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir ise Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı bilgi operasyonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özellikle afet dönemleri, uluslararası krizler ve terör saldırıları sırasında sosyal medya üzerinden yayılan manipülatif içeriklerin toplumsal panik üretme kapasitesine dikkat çekildi.
Zirvenin satır arası: Yeni neslin zihni hedefte
Ankara’daki zirve, yalnızca bir medya etkinliği olmanın ötesinde; devletin dijital güvenlik, toplumsal psikoloji ve bilgi yönetimi konularına artık daha stratejik yaklaştığını gösteren önemli bir tablo ortaya koydu.
Çünkü bugün mesele yalnızca “yanlış bilgi” değil.
Mesele; gerçeğin hızla aşındığı, algının hakikatin önüne geçtiği ve dijital platformların toplumların zihinsel iklimini yeniden şekillendirdiği yeni bir çağda, genç kuşakların hangi bilgiye nasıl inanacağı meselesi.
Ve görünen o ki Türkiye, önümüzdeki dönemde dezenformasyonla mücadeleyi yalnızca teknik değil; kültürel, psikolojik ve stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele almaya hazırlanıyor.